<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İsmet Macit arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/ismet-macit/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/ismet-macit/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 14:32:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>İsmet Macit arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/ismet-macit/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TARİH ŞAHİT OLSUN: ADALETİN YANINDAYIZ</title>
		<link>https://hizmetten.com/tarih-sahit-olsun-adaletin-yanindayiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 14:18:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=49126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı tarihler, takvimde bir gün olmaktan çıkar, vicdanın omuzlarına yüklenmiş bir emanete dönüşür. Bu yıl 24 Haziran, sadece bir tarihe değil, insanlığın ortak vicdanında açılmış derin bir yaraya dokunuyor. Çünkü&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/tarih-sahit-olsun-adaletin-yanindayiz/">TARİH ŞAHİT OLSUN: ADALETİN YANINDAYIZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="s3"><span class="s4">Bazı tarihler, takvimde bir gün olmaktan çıkar, vicdanın omuzlarına yüklenmiş bir emanete dönüşür.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bu yıl 24 Haziran, sadece bir tarihe değil, insanlığın ortak vicdanında açılmış derin bir yaraya dokunuyor. Çünkü Stra</span><span class="s4">z</span><span class="s4">b</span><span class="s4">ur</span><span class="s4">g’da yükselecek sesler, dünyanın farklı köşelerinde adalet arayan milyonların sessiz beklentileriyle buluşuyor. Bu buluşma, herhangi bir topluluğun değil; hakkın güç karşısında ezilmemesi gerektiğine inanan insanların buluşmasıdır. Zira adalet, sınırları aşan en büyük ortak değerdir. Bir yerde hukuk yara aldığında, başka bir yerde vicdan kanar. Bu yüzden Stra</span><span class="s4">zbur</span><span class="s4">g’da atılacak her adım, yalnızca bugünün mağduriyetlerini değil, insanlığın yarınlarını da koruma iradesinin sembolü olacaktır.</span> <span class="s4">Tarih</span><span class="s4">, meydanları dolduran kalabalıkları değil; hangi değer uğruna bir araya geldiklerini hatırlar.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">24 Haziran’da Strazburg’da atılacak her adım, yalnızca bir yürüyüşün parçası olmayacaktır. O adımlar, insanlık tarihinin en eski ve en asil mücadelesine; hak ile güç, adalet ile zulüm arasındaki mücadeleye verilmiş sessiz fakat sarsılmaz bir cevap olacaktır.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Çünkü bizim hikâyemizi farklı kılan yalnızca maruz kaldığımız acılar değildir. Asıl önemli olan, o acılar karşısında nasıl bir duruş sergilediğimizdir.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-49131" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/06/P8KThmRHIG4NXHXm78E5Az-img-1_1782224963000_na1fn_aGFiZXJfZ29yc2VsaV8x-700x394.webp" alt="" width="700" height="394" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/06/P8KThmRHIG4NXHXm78E5Az-img-1_1782224963000_na1fn_aGFiZXJfZ29yc2VsaV8x-700x394.webp 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/06/P8KThmRHIG4NXHXm78E5Az-img-1_1782224963000_na1fn_aGFiZXJfZ29yc2VsaV8x-1200x675.webp 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/06/P8KThmRHIG4NXHXm78E5Az-img-1_1782224963000_na1fn_aGFiZXJfZ29yc2VsaV8x-768x432.webp 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/06/P8KThmRHIG4NXHXm78E5Az-img-1_1782224963000_na1fn_aGFiZXJfZ29yc2VsaV8x-1536x864.webp 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/06/P8KThmRHIG4NXHXm78E5Az-img-1_1782224963000_na1fn_aGFiZXJfZ29yc2VsaV8x-2048x1152.webp 2048w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/06/P8KThmRHIG4NXHXm78E5Az-img-1_1782224963000_na1fn_aGFiZXJfZ29yc2VsaV8x-1920x1080.webp 1920w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/06/P8KThmRHIG4NXHXm78E5Az-img-1_1782224963000_na1fn_aGFiZXJfZ29yc2VsaV8x-1170x658.webp 1170w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/06/P8KThmRHIG4NXHXm78E5Az-img-1_1782224963000_na1fn_aGFiZXJfZ29yc2VsaV8x-585x329.webp 585w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p class="s3"><span class="s4">Baskıya uğradık ama baskıcı olmadık.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Haksızlığa uğradık ama haksızlık yapmadık.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Hukuksuzluk gördük ama hukuktan vazgeçmedik.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">İşte Strazburg’da bulunmamızın sebebi budur.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Çünkü adalet yalnızca mağdurların talebi değildir; bütün insanlığın ortak emanetidir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Strazburg’da atılacak her adım, adaletin unutulmuş hafızasına düşülen bir not olacaktır. Zira bazen hakikat, onun için yürüyen insanların ayak seslerinde yankılanır.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Tarih boyunca dünyayı değiştirenler, zulme benzeyenler değil; zulme rağmen insan kalabilenler olmuştur. Gandhi bir avuç tuzla imparatorluklara meydan okudu. Martin Luther King bir hayalle milyonların vicdanını uyandırdı. Mandela sabrı direnişe dönüştürdü. Bediüzzaman sürgünleri hakikatin kürsüsü hâline getirdi.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Ve onların hepsinden önce Kerbelâ yollarında yürüyen Hz. Hüseyin vardı.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">O, bir şehirden başka bir şehre gitmiyordu. O, hakikatten taviz vermeyenlerin yolunu açıyordu. Sayıca güçlü olana değil, haklı olana sadık kalmanın ne demek olduğunu öğretiyordu. Bize gösterdi ki bazen en büyük mücadele saldırmak değil; doğru yerde dimdik durabilmektir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bugün Strazburg’da bulunmak da budur.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bir öfke yürüyüşü değil.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bir rövanş arayışı değil.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bir intikam çağrısı hiç değil.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bu yürüyüş; vicdanın yanında saf tutmaktır.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">İnsan onurunun yanında saf tutmaktır.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Evrensel hukukun yanında saf tutmaktır.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bir annenin duasını, bir çocuğun hasretini, bir babanın özlemini ve susturulmak istenen binlerce insanın sesini insanlığın ortak vicdanına taşımaktır.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Çünkü bazı yürüyüşler yalnızca yolları aşmaz; zamanın kalbine yazılır.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Ve yıllar sonra insanlar attığımız adımların sayısını hatırlamayacaklar. Fakat şunu hatırlayacaklar:</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bir grup insan vardı.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Zulüm gördüler ama zulmün dilini konuşmadılar.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Haksızlığa uğradılar ama adaletten vazgeçmediler.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Susturulmak istendiler ama seslerini insanlığın ortak vicdanında duyurmaya devam ettiler.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">İşte bu yüzden Strazburg’da bulunmalıyız.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Çünkü bazen bir meydanda bulunmak, bir çağın vicdanına şahitlik etmektir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Çünkü bazen susmak, zulmün gürültüsüne karışmak; yürümek ise hakikatin yanında saf tutmaktır.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Ve çünkü Kerbelâ, sadece geçmişte yaşanmış bir acı değil; her çağda adaletin, vicdanın ve insan onurunun imtihanıdır.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bugün Strazburg yollarında atılacak her adım, asırlar önce Kerbelâ’dan yükselen o sessiz çağrıya verilmiş bir cevap olacaktır.</span></p>
<p class="s5"><strong><span class="s4"> İSMET MACİT</span></strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/tarih-sahit-olsun-adaletin-yanindayiz/">TARİH ŞAHİT OLSUN: ADALETİN YANINDAYIZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BU SEVDA SAHİPSİZ KALMAMIŞ!</title>
		<link>https://hizmetten.com/bu-sevda-sahipsiz-kalmamis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 18:33:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=49032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sadece başarılı bir programın ardından söylenmiş nezaket cümlelerinden ibaret bir teşekkür değil; aylarca emek verenlerin alın terine, gecelerini gündüzlerine katanların fedakârlığına, görünmeden yük taşıyanların sessiz kahramanlığına duyulan derin bir minnettarlığın&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bu-sevda-sahipsiz-kalmamis/">BU SEVDA SAHİPSİZ KALMAMIŞ!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sadece başarılı bir programın ardından söylenmiş nezaket cümlelerinden ibaret bir teşekkür değil; aylarca emek verenlerin alın terine, gecelerini gündüzlerine katanların fedakârlığına, görünmeden yük taşıyanların sessiz kahramanlığına duyulan derin bir minnettarlığın ifadesidir.</p>
<p>Bu salonda oturan insanlar yalnızca bir program izlemiyorlar.</p>
<p>Kimi yıllar önce doğup büyüdüğü toprakları geride bırakmış bir muhacir… Kimi kapısını, gönlünü ve sofrasını açmış bir ensar… Kimi Anadolu’nun bir kasabasından kopup gelmiş, kimi Avrupa’nın bir şehrinde kök salmış. Fakat hepsinin kalbinde aynı sızı, aynı dua, aynı sevda var.</p>
<p>Şimdi sahnede çocuklar yürüyor.</p>
<p>Bir çocuk bir şiir okuyor, bir diğeri bir şarkı söylüyor, bir başkası kendi kültürünü tanıtıyor. Fakat salondaki insanların gözlerinde görünen şey yalnızca çocuklar değil. Onlar, yıllar önce gözyaşlarıyla toprağa bıraktıkları tohumların filiz verdiğini görüyorlar.</p>
<p>Bu yüzden hem gülümsüyorlar hem ağlıyorlar.</p>
<p>Çünkü insan bazen en büyük sevincini en derin hüznünün içinden yaşar.</p>
<p>Alkışlarken kaybettiklerini hatırlıyorlar.<br />
Sevinirken geride bıraktıkları şehirleri düşünüyorlar.<br />
Çocukların sahnedeki neşesine bakarken zindanlarda geçen yılları, ayrılıkları, sürgün yollarını, yarım kalan vedaları hatırlıyorlar.</p>
<p>Ama bütün bunlara rağmen içlerinde buruk bir mağlubiyet değil, vakur bir umut var.</p>
<p>Çünkü sahnedeki her çocuk, zulmün yıkamadığı bir duanın cevabı gibi duruyor.</p>
<p>Her alkış, “Biz hâlâ buradayız.” diyor.</p>
<p>Her tebessüm, “İyilik hâlâ yaşıyor.” diye fısıldıyor.</p>
<p>Ve belki de bu yüzden bu salonu dolduran binlerce insanın gözyaşları aynı anda hem hasretin hem şükrün gözyaşı oluyor.</p>
<p>Muhacir de ağlıyor.<br />
Ensar da ağlıyor.</p>
<p>Ama ikisinin gözyaşında da aynı mana saklı:</p>
<p>Bir gün yollara düşenlerin emanet ettiği sevda sahipsiz kalmamış…</p>
<p>Çileyle sulanan fidanlar büyümüş…</p>
<p><strong>Yorum : İsmet Macit</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bu-sevda-sahipsiz-kalmamis/">BU SEVDA SAHİPSİZ KALMAMIŞ!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NEBEVÎ MODELİN GÜNÜMÜZE YANSIMALARI: STUTTGART SEMPOZYUMU</title>
		<link>https://hizmetten.com/nebevi-modelin-gunumuze-yansimalari-stuttgart-sempozyumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 19:23:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=48550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hocaefendi  eserlerinde Asr-ı Saadet’te yaşanan hadiseleri şöyle yorumlar: “Bu hadiseler ilk bakışta kendi zamanı içinde sınırlı gibi görünür; oysa her biri, zamanın ötesine uzanan ince işaretler taşır. O gün yaşanan&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nebevi-modelin-gunumuze-yansimalari-stuttgart-sempozyumu/">NEBEVÎ MODELİN GÜNÜMÜZE YANSIMALARI: STUTTGART SEMPOZYUMU</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hocaefendi  eserlerinde Asr-ı Saadet’te yaşanan hadiseleri şöyle yorumlar: <strong><em>“Bu hadiseler ilk bakışta kendi zamanı içinde sınırlı gibi görünür; oysa her biri, zamanın ötesine uzanan ince işaretler taşır. O gün yaşanan her olayda, kıyamete kadar karşılaşılacak büyük meselelerin izleri saklıdır. Adeta her hadise, kendisinden sonra gelecek zamanlara bırakılmış bir çözüm yolu, bir istikamet işareti gibidir. O dönemin şartlarını ve insanının seviyesini dikkate alarak bu işaretleri okuyabilenler ise, kendi çağlarının karanlıklarını aydınlatacak cevaplara ulaşabilirler…”</em></strong></p>
<p>İşte bu bakış açısı, Asr-ı Saadet’teki hadiselerin yalnızca tarihsel birer hatıra değil, her çağda yeniden hissedilebilen ve yaşanabilen bir hakikat ve bir pusula olduğunu gösteriyor; Stuttgart’taki o buluşmada hissedilen derin atmosfer de sanki bu zamansız hakikatin bugüne yansıyan bir tezahürü gibiydi.</p>
<p>Kapıdan içeri adım atan herkes, daha ilk anda alışıldık bir toplantıya değil, daha derin bir buluşmaya geldiğini hissediyordu. Salonda tarif edilmesi zor bir sükûnet, konuşmaların arasında dolaşan bir içtenlik ve bütün bu görünmeyen unsurları bir arada tutan güçlü bir maneviyat vardı. İnsanlar konuşuyordu ama sesler yükselmiyordu; herkes, farkında olmadan aynı saygı çizgisinde buluşuyordu. Sanki orada yalnızca insanlar değil, bir iklim ağırlanıyordu: Efendimiz’in (sav) hayatından süzülen, incelikle taşınmış bir ruh hâli…</p>
<p>Bu program sıradan bir etkinlik değildi, adı konulmuş bir davetti: <strong>Efendimiz (sav) Sempozyumu.</strong> Bir anlatma çabası kadar, bir hatırlama; bir hatırlama kadar da bir kendine dönme gayreti.</p>
<p>On iki genç, dört mentör eşliğinde, yaklaşık altı ay boyunca bu yükü omuzladı. Ama aslında bu sürenin arkasında bir yıl süren daha geniş bir hazırlık, bir inşa süreci vardı. Bu hazırlık, sadece metinlerin hazırlanması, kaynakların taranması değildi. İnsan, Efendimizi (sav) anlatmaya niyet ettiğinde, fark etmeden kendi içini de gözden geçirmeye başlar. Bu yüzden yapılan çalışma, bilgiyle sınırlı kalmadı; düşünceyle, duygu ile ve yer yer iç hesaplaşmalarla, murakebe hisleriyle derinleşti.</p>
<p>Bu çabanın arkasında, gençlerin motivasyonunda Üstad’ın o tanıdık çağrısının izini görmek mümkündü: <strong><em>“Eğer istersen gel… Asr-ı Saadet’e, Ceziretü’l-Arab’a gideriz. Hayalen olsun onu vazife başında görüp ziyaret ederiz”</em></strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-48552" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.55-700x525.jpeg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.55-700x525.jpeg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.55-1200x900.jpeg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.55-768x576.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.55-1536x1152.jpeg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.55-1920x1440.jpeg 1920w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.55-1170x878.jpeg 1170w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.55-585x439.jpeg 585w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.55.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Bu davet, gençleri sadece tarihî bir bilgiye değil, bir zamanın ruhuna yöneltti. Onlar da bu çağrıya cevap verirken, kuru bir anlatının sınırlarını aşmaya çalıştılar. Bir metni aktarmaktan çok, bir hayatı anlamaya; bir dönemi tarif etmekten çok, o dönemin taşıdığı anlamı bugüne taşımaya yöneldiler, siyer felsefesini kavrayıp Hocaefendi’den öğrendikleri şekliyle O’nın açık bıraktığı uçlardan günümüz meselelerine çözümler sunmaya gayret ettiler.</p>
<p>Sempozyumun temel yaklaşımı da bu çizgide şekillendi: <strong><em>“Hz. Peygamber’in (sav) hayatını ve sünnetini, günümüz dünyasının meseleleriyle birlikte düşünmek… Onu geçmişte bırakılmış bir örnek olarak değil, bugünün sorularına cevap verebilecek canlı bir rehber olarak ele almak…”</em></strong></p>
<p>Bu çerçevede ele alınan ilk konu “Peygamberi Adalet ve Eşitlik Anlayışı” oldu. Ancak burada anlatılan adalet, kuru bir hukuk düzeni değil; insanın insana bakışındaki denge, hakkı teslim ederken kalbin taşıdığı sorumluluktu. Adalet, bir sistemden çok bir vicdan meselesi olarak ele alındı.</p>
<p>Ardından “Efendimiz (sav)’in Hayatında Sebeplere Riayet” konusu geldi. Tevekkül ile tedbir arasındaki o hassas denge, hayatın en somut örnekleri üzerinden ortaya kondu. İnsan, kaderine inanırken, sebepleri ihmal etmeme sorumluluğunu da taşımak zorundaydı.</p>
<p>“Peygamber Efendimizin Modeline Göre Günümüzde İş Ahlakı” başlığında ise modern dünyanın en çok yıpranan alanlarından biri ele alındı. Kazancın sadece sonuçla değil, süreçle; sadece başarıyla değil, dürüstlükle ölçülmesi gerektiği vurgulandı.</p>
<p>“Kriz Zamanlarında Sabır ve Hikmet” konusu, insanın en kırılgan anlarına ışık tuttu. Sabır, burada edilgen bir bekleyiş değil; dağılmadan ayakta kalabilme gücü, doğruyu kaybetmeden ilerleyebilme iradesi olarak ele alındı.</p>
<p>“Nebevi Rehberlik Perspektifinde Avrupa’da Genç Olmak” başlığı, özellikle içinde bulunulan coğrafyanın gerçekliğine temas etti. Kimlik, aidiyet ve yön arayışı içindeki gençlerin, nebevî rehberlik ile nasıl bir denge kurabilecekleri sorgulandı.</p>
<p>“Hz. Peygamberin Psikososyal İyileştirme ve Denge Yaklaşımı” konusu, insanın iç dünyasına açılan bir kapıydı. Kırılmış bir ruhun nasıl onarılabileceği, yalnızlaşmış bir bireyin nasıl yeniden denge bulabileceği, peygamberî örnekler üzerinden değerlendirildi.</p>
<p>Eğitim başlığı altında “Eğitimde Peygamberi Metot” ele alındı. Burada eğitim, bilgi aktarmaktan ibaret bir süreç olarak değil; insanın insana temas ettiği, karakterin şekillendiği bir inşa süreci olarak ortaya kondu.</p>
<p>“Peygamber Efendimiz’in (sav) Çocuk Eğitimindeki Metot ve İlkeleri” ise bu inşanın en hassas alanına odaklandı. Çocuğa yaklaşımın, geleceğe yaklaşım olduğu; sevgi, sabır ve anlayışın bu sürecin temelini oluşturduğu vurgulandı.</p>
<p>“Ashâb-ı Suffe ve Nebevî Eğitim Modeli” başlığı, tarihten bugüne uzanan bir eğitim örneğini gündeme taşıdı. İmkânların sınırlı olduğu ama ufkun genişlediği bir ortamda yetişen insanların, nasıl kalıcı etkiler bıraktığı üzerinde duruldu.</p>
<p>“Efendimizin Seferleri” konusu, sadece askerî bir tarih anlatımı olarak değil; strateji, liderlik ve ahlaki duruşun birlikte değerlendirildiği bir çerçevede ele alındı. Bu seferler, insanın kendi sınırlarını aşma mücadelesinin de bir yansıması olarak okundu.</p>
<p>“Bir Arada Yaşamanın Peygamberi Modeli: Medine Vesikası” başlığında ise Medine toplumu örneği üzerinden, farklılıkların bir çatışma unsuru değil, bir arada yaşamanın zenginliği olarak nasıl değerlendirilebileceği ortaya kondu. <img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-48553" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.54-1-700x449.jpeg" alt="" width="700" height="449" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.54-1-700x449.jpeg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.54-1-768x493.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.54-1-585x375.jpeg 585w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-28-at-18.01.54-1.jpeg 1125w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Son olarak “Peygamberimizin Barış Diplomasisi: Hudeybiye’den Günümüze” konusu ele alındı. Hudeybiye, yüzeyde bir geri adım gibi görünse de, derinlikte uzun vadeli bir kazanımın kapısını aralayan bir örnek olarak değerlendirildi.</p>
<p>Sempozyum boyunca dikkat çeken en önemli husus, gençlerin konularına olan hâkimiyetleri kadar, bu konuları içselleştirmiş olmalarıydı. Zaman zaman seslerin titremesi, cümlelerin yarım kalması, gözyaşlarının konuşulanların önüne geçmesi, bu sürecin sadece akademik bir çalışma olmadığını açıkça gösteriyordu. Bu, aynı zamanda bir bağ kurma, bir yakınlaşma, bir etkilenme süreciydi.</p>
<p>Bu noktada Hocaefendi’nin işaret ettiği “reçete” anlayışı, programın görünmeyen omurgasını oluşturuyordu. İnsan, sorunlarına çözüm ararken çoğu zaman uzaklara yönelir. Oysa en temel kaynak, çoğu zaman göz ardı edilir. Hz. Peygamber’in (sav) hayatı, bu anlamda bir eczane gibidir; her derdin karşılığı orada, ama insan çoğu zaman o raflara bakmayı ihmal eder. Nitekim Hocaefendi bu hakikati şu sözleriyle ifade eder: “Bütün bunlar ile sürekli gel-gitler yaşayacağız; o duygular bizi hırpalarken, hemen beri tarafta bu türlü reçeteleri elimize alarak Cenâb-ı Risâlet-penâhînin eczanesine müracaat ederek, Yâ Rasûlallah! Benim böyle bir derdim var; efendim, bunun reçetesi nedir? falan diyeceğiz. O da belki diyecek ki: Sen benim Siyer’imi okumadın mı?!.”</p>
<p>Bu yüzden dile getirilen “sen benim Siyer’imi okumadın mı?” ifadesi, bir serzenişten çok bir yönlendirme olarak anlam kazanmaktadır. Bu, insanı yeniden kaynağa, yeniden başlangıca çağıran bir sorudur; modern zamanların dağınıklığı içinde unutulan o asli istikameti yeniden hatırlatan, kalbi ve zihni aynı merkeze toplayan bir davettir.</p>
<p>Stuttgart’ta gerçekleştirilen bu Efendimiz (sav) Sempozyumu, sadece bilgi aktarılan bir program olmadı. Bu çalışma, gençlerin geçmiş ile bugün arasında bir köprü kurma çabası olarak ortaya çıktı. İçinde hem düşünceyi hem duyguyu taşıyan bu süreç, katılımcılar üzerinde kalıcı bir etki bıraktı.</p>
<p>Ve belki de en önemlisi şuydu:<br />
O gün orada, sadece bir Peygamber (sav) anlatılmadı.<br />
Bir hayat, yeniden anlaşılmaya çalışıldı.</p>
<p><strong>Yorum : İsmet Macit</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nebevi-modelin-gunumuze-yansimalari-stuttgart-sempozyumu/">NEBEVÎ MODELİN GÜNÜMÜZE YANSIMALARI: STUTTGART SEMPOZYUMU</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalpleri Tek Kalp Gibi Atıyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/bunlari-yenemezsiniz-kalpleri-tek-kalp-gibi-atiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Mar 2024 22:16:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[2 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[İJA Destek]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Destek Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=36362</guid>

					<description><![CDATA[<p>Urve ibni Mesud, müşrikler adına Hudeybiye gelip Efendimiz (sav) ile görüştükten sonra Mekke’ye dönüp onları uyararak şunları söyledi: “Bana kalırsa bununla ve cemaati ile uğraşmayın. Ben çok topluluklar tanıdım. Birbirlerini&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bunlari-yenemezsiniz-kalpleri-tek-kalp-gibi-atiyor/">Kalpleri Tek Kalp Gibi Atıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Urve ibni Mesud, müşrikler adına Hudeybiye gelip Efendimiz (sav) ile görüştükten sonra Mekke’ye dönüp onları uyararak şunları söyledi: “<em>Bana kalırsa bununla ve cemaati ile uğraşmayın. Ben çok topluluklar tanıdım. Birbirlerini bu kadar seven ve liderlerine bu kadar tutkun ikinci bir topluluk görmedim. Bunların kalbi tek kalp gibi atıyor…</em>”</p>
<p>2 Mart akşamı IJA, Almanya’nın Frankfurt şehrinde “<strong>Birlikte Güçlüyüz</strong>” sloganı ile &#8216;Medyaya Destek Programı&#8217; düzenledi. Seçilen salon, salona gelen misafirlerin oluşturduğu atmosfer görülmeye değerdi. Kapalı devre olmasına rağmen YouTube yayınına ilgi de benzer programların çok üzerindeydi.</p>
<p>Kadim zamanlarda Zaman Gazetesi ve dergiler kampanyasındaki o heyecan aşk şevk okunuyordu misafirlerin yüzlerinde. Bu his sadece geçmişe özlem değil geleceğe boy veren sürgünlerin, iyiliğin organizatörlerine verdiği moral ve motivasyondu.</p>
<p>“<em><strong>Bir dane-i hakikat bir harman yalanı yakar</strong></em>…” darb-ı mesel olmuş çok özlü bir sözdür. Peki hakikatin bir danesi her biri harman büyüklüğündeki yalanları nasıl yıkacak..?</p>
<p>Hakikatin medya kanalı ile dile getirilmesiyle. İşte bu zaviyeden zulmün kulelerinden atılan iftiraları, kötülüğün inlerinde üretilen yalanların anlatılması insan haklarına bakan yönüyle sosyal bir ibadettir.</p>
<p>Sayıları yüzbinleri bulan masumlara atılan terör iftirasına karşı tüm dünyaya, “<em>biz terörist değiliz</em>” çığlığımızı ancak medya ile duyurabiliriz. İyiliği organize edip kötülükle mücadele adına yola çıkanların dili medyadır.</p>
<p>Program kıt imkanlarla gazetecilik yaparak hakikatleri dile getiren medya mensuplarına da ciddi bir moral oldu.</p>
<p>Bugün TV’yi kapatmak için geldiklerinde Tarık Toros “<em><strong>B</strong><strong>u yayın devam edecek söyleyeceklerimiz bitmedi</strong></em>” diye haykırmıştı. Devam ettiği hatta çeşitlenerek ve çoğalarak temadi ettiğine şahit oldu iyiliğin temsilcileri.</p>
<p>Sosyal medyanın zulümlerin azaltılması, mazlumun sesi soluğu olması, adaletin yeniden inşası adına ne kadar önemli olduğu örnekleri ile anlatıldı.</p>
<p>Bu programla güzel insanların mücadelesinin bitmediği, işkencelerin, boykotların, tehcirlerin, sürgünlerin, el koymaların, işgallerin iyiliği organize edenleri yıldırmayacağı idrak edildi.</p>
<p><em><strong>Kalpler tek kalp gibi</strong> </em>attığı sürece yaralandığımız yerden sürgün vereceğiz inşallah.  Program bu açıdan ümitlerimize can suyu oldu.</p>
<p>Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum!…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/author/ismetmacit/">YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bunlari-yenemezsiniz-kalpleri-tek-kalp-gibi-atiyor/">Kalpleri Tek Kalp Gibi Atıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet terörü</title>
		<link>https://hizmetten.com/devlet-teroru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2023 09:03:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet terörü]]></category>
		<category><![CDATA[Gülen hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=30533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ülkede adalet olmayınca krallar büyük soyguncu çetesine dönüşür.” Romalı felsefeci St Augustine (MS 354) Türkiye’de bir hapishanede çıkan isyanda çete kurmak ve yönetmekten ceza almış olan hükümlü şöyle bağırıyordu:&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/devlet-teroru/">Devlet terörü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Bir ülkede adalet olmayınca krallar büyük soyguncu çetesine dönüşür.” Romalı felsefeci St Augustine (MS 354)</em></strong></p>
<p>Türkiye’de bir hapishanede çıkan isyanda çete kurmak ve yönetmekten ceza almış olan hükümlü şöyle bağırıyordu: “Devlet bana adam öldürttü…” Daha sonra konu ile ilgili yazılan yazılarda devlet yetkililerinin bu yapı ile ilgili görüşmeleri medyaya yansıdı. Bu açıklama herkesin bildiği sır idi. Devlet (yetkilileri) hukukun işlemediği, anayasanın fiilen ilga edildiği dönemlerde; gerek emrindeki organlar gerekse de paramiliter güçlerle ortaklaşa ülkede terör estirirler. Bu durum genellikle otoriter ve diktatoryal rejimlerde ortaya çıkar.</p>
<p>Esasen devlet ile terör hiçbir zaman yan yana gelmeyecek iki kelimedir. Ne var ki devleti yöneten ya da yönetim nöbetini devralan siyasi partiler ve onun toplumsal uzantıları iktidarlarını sürdürmek maksadıyla rutin (hukuk) dışına çıkarak ellerindeki devlet gücünü muhaliflerini bertaraf etmede kullanırlar. Tarih bunun misalleriyle doludur.</p>
<p>Bu noktada devlet terörünün tanımı şu şekilde yapılabilir: Devletin, muhafaza etmekle yükümlü olduğu vatandaşına karşı resmi güvenlik güçleri ya da paramiliter yapılar vasıtasıyla şiddet uygulaması ya da şiddet tehdidi oluşturmasıdır. Devleti ve organlarını bir terör örgütü gibi yöneten idarecilerin en çok sığındığı zahiri sebep “devletin birliği, bütünlüğü ve istikbalidir.” Böyle kaotik bir ortamda fertlerin ya da sosyal gurupların bir değeri yoktur. Suça bulaşmış idareciler bu suçlarını perdelemek için önce bir topluluğu ya da ırkı terör suçlusu ilan edip onlara karşı mücadele ettiklerini söylerler. Ve bu hususta onları amaçlarına ulaştıracak her yol mubah (!) hale gelir. Yargıyı, askeriyeyi, polis gücünü bu hususta istihdam edip kanunları yok sayarak terörle mücadele bahanesiyle tam bir terör ortamı oluştururlar…</p>
<p>Hasılı devletin elindeki kolluk kuvvetleri ve yargı gibi organlar ülkede asayişi sağlamakla vazifeli iken iktidardakiler koltuklarını kaybetmemek için bu güçleri bir çete gibi yönetirler. Halk ise ‘hikmet-i hükümet’ (devlet yapıyorsa vardır bir hikmeti) diyerek sessizlikleriyle bu suçlara ortak olurlar.</p>
<p>Devlet terörü kavramının şekillenmesi ve tanımı Fransız ihtilalinden sonra olmuştur tespiti yapılabilir. Bastille zindanlarındaki isyanla başlayan Fransız İhtilali ve yayınlanan Haklar beyannamesiyle özellikle bireysel haklar güvence altına alınıyor ve birçok evrensel prensip benimseniyordu. Berat-ı zimmet, keyfi emir veren bu emri yerine getirenlerin cezalandırılacağı, hiç kimsenin yasalarda belirlenmeyen suçlar dışında cezalandırılmayacağı…</p>
<p>İhtilal ’in liderlerinden Maximilien Robespierre, 29 Eylül 1791’de, İhtilal’in sona erdiğini ilan etti. Artık gerek Fransa’da gerekse Fransa dışında halkların egemenliği rüzgarı esecek, demokrasi ve hukukun üstünlüğü iklimi oluşacaktı ancak öyle olmadı. İhtilal sonrası ülkede tam bir devlet terörü fırtınası esti.<br />
Fransız ihtilali Liberté, égalité, fraternité; (Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik) sloganı ile yola çıkmış olsa da ihtilali gerçekleştirenler tarafından bir devlet terörüne dönüştürülerek adeta zıddıyla anılır hale geldi. Kardeşlik sloganı ile yola çıkıp özgürlüğü hedefleyen ve bunu eşiklik ilkesiyle yapmaya niyetlenen ihtilalciler icat ettikleri giyotinle anılır oldular. Tarih bir taraftan bu devrimcileri sınıfsal farklılıkları ortadan kaldırma adına canlarını ortaya koyan mücadeleciler olarak, diğer taraftan aynı isimlerin devrime karşı çıkan her sınıftan insanın idam etmesini yazmıştır. İşte Fransız İhtilali böyle bir tenakuz dünyasında çalkalanıp durmuş; devrimin yerleşmesi adına devlet terörünü meşru gören anlayışıyla binlerce masum insanın ölümüne sebep olmuştur. Devlet asayişi sağlayıp temel hak ve özgürlükleri koruma altına alması gerekirken elindeki organlar ve devlet dışı sosyal guruplar vasıtasıyla ülkede tam bir terör ortamı oluşturdu..<br />
İhtilalden sonraki gelişmeler tam bir trajediye dönüştü. Bir tarafta tüm dünyaya örnek olacak bir temel hak ve özgürlükler mücadelesi, diğer tarafta ihtilalin edinimlerini muhafaza etmek için ortaya çıkan ‘devlet terörü’. Jakobenler ihtilal sonrası öyle bir oluşturdukları kaotik ortam ve estirdikleri terör İhtilali gölgede bıraktı.<br />
1793-94 yıllarını kapsayan bu “devlet terörü” döneminde şiddet had safhaya çıktı. Gücü elinde bulunduran Kamu Güvenliği Komitesi,  kurulan mahkemelerde siyasi muhalifleri ağır şekilde cezalandırmaya başladı. Cumhuriyet’e karşı işledikleri suçlar nedeniyle hapse atılan 500 bin kişiden, 1.200’ü kadın olmak üzere, yaklaşık 16 bin ila 17 bini giyotinle infaz edildi. 20bini ise daha yargılanma imkânı elde edemeden hayatını kaybetti.</p>
<p>Terör kelimesi daha çok devlet dışı aktörlerin ve unsurların yasa dışı faaliyetlerle güvenliği tehdit eden eylemleri için kullanılmıştır. Buna rağmen dünyanın hemen hemen her bölgesinde devletler tarafından uygulanan terörizmin, devlet dışı aktörlerin uyguladığı terörizmden daha ölümcül ve yıkıcı olduğu görülmektedir. Devletlerin uyguladığı terörizm, sahip oldukları silah, ekipman, istihbarat bilgisi ve personel sayısı bakımından göreceli üstün ve devlet dışı aktörler ile kıyaslanamayacak seviyededir.</p>
<p>Terör tanımının devlet için değil devleti yönetenler için kullanılması gerektiğini öne sürenler olmuştur. Genel bir tanım olarak terörizm, fiziksel etkilerden ziyade psikolojik etkileri olan bir şiddet biçimidir. Amacı yıkım değil, korku ve kaos ortamı oluşturup hukuku askıya almaktır. Terör yöntemleri devlet(i yönetenler) tarafından kullanılabildiği gibi bu devletlere karşı savaşan gruplar tarafından da kullanılabilir. Bu noktada terör kavramı burada sadece ‘devlet dışı aktörler’ için kullanılmalıdır; Devlet terörü terimini, korku ve dehşet ortamı oluşturmaya yönelik devlet aktörleri ve yöneticilerinin eylemi için tamamlayıcı bir terim olabilir.</p>
<p>Devlet terörünün diğer terör eylemlerine nazaran tespitinin ve kovuşturmasının zor olmasının temel nedenlerinden birisinin devletin yaptığı terör eylemlerini duyur(a)mayışıdır. Terör gurupları hedeflerine yürürken yaptıkları eylemleri kamuoyunun dikkatini çekmede kullanırlar. Yani eylemleri bir tanıtım aracına dönüşür. Devlet eliyle gerçekleştirilen terör eylemlerinde böyle bir tanıtım ve “üstlenme” imkansızdır. Bu eylemlerin devlet organları vasıtasıyla yapıl(a)mamasının sebebi de aynı saiktir. Zira devletler uluslararası baskı ve meşruiyetlerinin sorgulanacağından endişe ederler.</p>
<p>Devlet terörizminin temel hususiyetleri şu şekilde sıralanabilir:</p>
<p><em>Devlet terörizmi sistematiktir,</em><br />
<em>Şiddet ve şiddet tehdidi içermektedir,</em><br />
<em>Politiktir,</em><br />
<em>Devlet temsilcileri ya da devletin kaynakları ile çalışan yandaşlar tarafından uygulanmaktadır,</em><br />
<em>Korku yaratmak amaçlanmaktadır,</em><br />
<em>Mağdurdan daha geniş bir gruba mesaj iletmek için amaçlanmıştır,</em><br />
<em>Söz konusu mağdur kitle silah veya örgütlenme yapısı içinde değildir.</em></p>
<p>Uygulamada devlet ve devlet dışı aktörlerin aslında aynı stratejileri kullandıkları (kaçırma, infaz, işkence, bombalama vb.) ve politik bir amaç için harekete geçtikleri görülmektedir. Özünde devlet ve devlet dışı aktörler terörizmi araçsal olarak özdeş şekillerde ve benzer nedenlerle kullanmaktadır.</p>
<p>Türkiye’de 15 Temmuz sözde darbesinden sonra ülke içerisinde 30, ülke dışından ise 100’e yakın insan kaçırıldı. Bunun yanında tutuklulardan ya da kaçırılan insanlardan birçoğu insanlık dışı muameleye maruz kaldı. İşkence altında ve hapishanelerde ölenler oldu. Devlet yetkilileri ya da organları vasıtasıyla işlenen bu suçlar tam da terör suçudur. Devleti yöneten siyasi klik ve yandaşları beslendikleri devlet imkanlarının ellerinden gitmemesi için ülkede terör estirdiler estirmeye devam ediyorlar. Suça ya da suçlara bulaştığı tespit edilen yandaşlar ivedilikle bir havuz kanalına çıkıp bayrak önünde vatan millet edebiyatı yapıyorlar. Adeta cürümlerini bayrakla perdeleyip ırkçı söylemlerle halka unutturuyorlar.</p>
<p>Oluşturulan böyle terör ortamında muktedirlerin ilk yaptığı iş adalet mekanizmasının felce uğratılmasıdır. Devlet terörüne maruz kalan mazlumların tek çaresi artık uluslararası kamuoyudur. Günün şartları içinde bu teröre dur diyecek bir ses yükselmemiş ve ulusların çıkarları insanlığın üzerinde görüldüğünden devlet terörü ile gerektiği gibi mücadele edilmemiştir. Buna misal olarak AİHM’nin yapılan başvurularda ‘iç hukuk yollarını tüketin’ diyerek meseleyi ötelemesi verilebilir. Evet dünya alem biliyor ki Türkiye’de hukukun içi boşaltılmış ve mahkemeler iktidar partisinin şubesi gibi çalışır hale gelmiştir. Böylece ülkede hukuk kalmamıştır ki iç hukuk yolları tüketilmiş olsun.</p>
<p>Sözde darbe bahanesiyle bir milyona yakın insan soruşturma geçirmiş, 100 bine yakın insan zindanlara yollanmıştır. Bu rakamın yarıya yakınının kadın ve çocuklardan oluştuğu düşünülecek olursa ülkede nasıl bir devlet terörü estirildiği daha iyi anlaşılır.</p>
<p>Başka bir yazının konusu olmakla birlikte &#8220;<strong>devlet terörünün panzehrinin halkların ve mağdurların demokrasi ve hukuk platformlarında bir araya gelerek ortak acıların izalesi için omuz omuza vermeleridir</strong>&#8221; tespiti yapılabilir. Toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği parlamenter sistem, etnik ayırıma tabi kılınmadan ülke için bir arada çalışacak insanların birlikte gayreti devlet (yöneticilerinin) terörünü sona erdirecektir.</p>
<p>Demokrasiden geriye dönüşün olmadığının bilinciyle temel hak ve özgürlüklerin garantiye alındığı, hukukun üstünlüğün yaşandığı ‘insan’ merkezli bir devlet yönetim anlayışının kurulması dilek ve temennilerimizle…</p>
<p><strong>Çağlayan Dergisinin Ocak-2023 sayısından alınmıştır</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/devlet-teroru/">Devlet terörü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nasipsiz Şehirlerin Nasibi</title>
		<link>https://hizmetten.com/nasipsiz-sehirlerin-nasibi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 23:15:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Medine]]></category>
		<category><![CDATA[Nasipsiz Şehirlerin Nasibi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=30334</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hicretin mahzun yolcuları yola çıkışlarının 13. gününde Medine’nin kapısı olan Kuba kasabasına geldiler. Medine, Efendimiz’i (sav) ve arkadaşlarını “Taleal- bedru aleynâ” sıcaklığıyla bağrına bastı. O (sav), büyük dayıları, dedesi Abdülmuttalib’in&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nasipsiz-sehirlerin-nasibi/">Nasipsiz Şehirlerin Nasibi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hicretin mahzun yolcuları yola çıkışlarının 13. gününde Medine’nin kapısı olan Kuba kasabasına geldiler. Medine, Efendimiz’i (sav) ve arkadaşlarını “Taleal- bedru aleynâ” sıcaklığıyla bağrına bastı. O (sav), büyük dayıları, dedesi Abdülmuttalib’in anası Selma hatunun sülalesi olan Neccaroğullarından Kulsüm bin Hidm’in bahçesine inmişti. On dört gece burada kaldılar. Geceleri Hz Külsüm bin Hidm’in (ra) evinde kalan Allah Rasulü (sav) gündüzleri “Bekarlar Evi” denilen Sa’d İbn-i Heysem’in (ra) evine geçip Medine’de yapılacak işlerin stratejilerini burada konuşup karara bağladılar.</p>
<p>Efendimiz’i (sav) Kuba kasabasında ziyaret eden Hz. Abdullah bin Selam (ra) O’ndan (sav) duyduğum ilk sözler şunlardı diyerek ziyaretinden bahseder:</p>
<p><strong><em>“Ey İnsanlar!</em></strong></p>
<p><strong><em>Selamı aranızda yaygınlaştırın…</em></strong></p>
<p><strong><em>Sofranız herkese açık olsun, çokça ikram edin…</em></strong></p>
<p><strong><em>Sıla-ı rahimde de kusur etmeyin…</em></strong></p>
<p><strong><em>Bir de insanlar uykuda iken</em></strong></p>
<p><strong><em>gecelerin karanlığını namazla delin…</em></strong></p>
<p><strong><em>Böylece selametle Cennet’e girin!”</em></strong></p>
<p><em> </em>Efendiler Efendisi (sav) hicretten sonraki ilk tavsiyesinde ihlas ve uhuvvet üzerinde durmuş ve sahabesinin Allah (cc) ve kardeşleri ile irtibatlarını sağlam tutmalarını istemişti. Ve devamında kardeşliğe daha sıkı bir vurgu yaparak şöyle buyurmuştu:</p>
<p><strong><em>“Nefsim yed-i kudretinde olan zâta yemin ederim ki, imân etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de imân etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın!”</em></strong></p>
<p><strong>HİCRET YURDUNA DUA</strong></p>
<p>Mekke’nin sıcak ikliminden Mekke’ye nazaran yayla iklimine sahip olan Medine&#8217;ye hicret eden sahabeler, doğdukları, büyüdükleri ve islamla şereflendikleri beldeyi, (Mekke’yi) çok özlemişlerdi. Hatta bu hususta Hz. Bilal (ra) Mekke’ye özlemini anlatan şiirler yazmıştı. Daha serin olan Medine’de hastalanan ve veba illeti ile boğuşan sahabiler için Efendimiz (sav) dua etmiştir.</p>
<p>Hz. Aişe (ra) bu vakayı şöyle nakleder:</p>
<p>“Resulüllah (sav) Medine’ye geldiği vakit Ebu Bekir ve Bilal (ra) hastalandılar. Ben yanlarına gittim: “Ey babacığım, dedim. Kendini nasıl hissediyorsun? Ey Bilal sen nasılsın?” diye sordum. Hz. Ebu Bekir Hummaya yakalanınca: “Her insana ‘sabahın hayırlı olsun’ denmiştir. Halbuki ölüm ona ayakkabısının bağından daha yakındır” derdi. Hz. Bilal’de (ra) humma nöbetinden çıkınca sesini yükseltir ve (Mekke’ye hasretini ifade eden şu beyitleri) terennüm ederdi: “Bilmem ki! Mekke vadisinde etrafımı izhir (Mekke’de yetişen bir ot) ve celil (Medine’de yetişen bir ot) otları sarmış olarak bir gece daha geçirebilecek miyim?</p>
<p>Hz. Aişe der ki: Ben gidip, bunlardaki Mekke hasretini Resulullah’a (sav) haber verdim. O, şöyle dua buyurdu: <strong><em>“Allah’ım bize Medine’yi sevdir. Tıpkı Mekke’yi sevdirdiğin gibi, hatta fazlasıyla! Allah’ım onun havasını sıhhatli kıl. Onun müddünü, sâ’ını hakkımızda mübarek eyle. Onun hummasını al, Cufe’ye koy!” </em></strong></p>
<p>Efendimiz’in (sav) yeni memleketleri Medine için ettiği dualar toplansa belki bir kitap oluşur. İşte o dualardan bir tanesi: <strong><em>“Allah&#8217;ım! Şüphe yok ki İbrahim (as) Senin kulun, halîlin ve peygamberindi. Ben de Senin kulun ve peygamberinim!</em></strong></p>
<p><strong><em>O sana Mekke için dua etmişti. Ben de, Sana Medine için dua ediyor; onun Mekke için yaptığı duasında Senden dilediğinin bir mislini, bir kat daha fazlasıyla Medine için Senden diliyorum”</em></strong></p>
<p>Şimdi sünnet olan o duanın tam zamanı.</p>
<p>Biz de Efendimiz gibi diyelim<em>: “RABBİM doğduğumuz, büyüdüğümüz, hizmet ettiğimiz beldelerden bizleri dünyanın dört bir tarafına hicret ettirdin. Hz İbrahim’in (as) Mekke için, Efendimiz’in (sav) Medine için yaptığı dualar hürmetine Hicret beldelerimizi bize sevdir, maddi manevi hastalıkları uzaklaştır&#8230; Buralarda da SEN’i razı edecek hizmetler yapmaya bizleri muvaffak eyle&#8230; Amin’’</em></p>
<p><strong>Ne mutlu sevgiyi kendine rehber yapıp yürüyenlere!</strong></p>
<p><strong>Ne mutlu yeryüzünü sevgi ile mayalamak için yola çıkanlara…</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Ne mutlu hicret beldelerini sevip dua edenlere…</strong></p>
<p><a href="https://youtu.be/xP_R4pXcaAs"><strong> </strong><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nasipsiz-sehirlerin-nasibi/">Nasipsiz Şehirlerin Nasibi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üzülme Mekke’ye Döneceksin</title>
		<link>https://hizmetten.com/uzulme-mekkeye-doneceksin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 12:16:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Üzülme Mekke’ye Döneceksin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=30046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şerefli İslam dininin doğduğu Mekke şehrinin Mina Vadi’si ile kucaklaştığı, şeytan taşlama alanına yakın küçük bir vadiden bahseder siyer yazarları&#8230; Akabe&#8230; İslam tarihinde çok ciddi öneme haiz olan Akabe Biatları’nın&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/uzulme-mekkeye-doneceksin/">Üzülme Mekke’ye Döneceksin</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şerefli İslam dininin doğduğu Mekke şehrinin Mina Vadi’si ile kucaklaştığı, şeytan taşlama alanına yakın küçük bir vadiden bahseder siyer yazarları&#8230; Akabe&#8230;</p>
<p>İslam tarihinde çok ciddi öneme haiz olan Akabe Biatları’nın yapıldığı, kayalardan müteşekkil kuytu&#8230;</p>
<p>Akabe biatları, insanlığın kaderini değiştirecek Hicret hamlesinin ilk adımlarıydı.</p>
<p>Medineliler Allah Rasulü’nü (sav) Mekke’nin küfür kokan zifiri karanlığından Medine’nin nur iklimine davet ettiler. Canlarını, mallarını, ailelerini nasıl koruyorlarsa Allah Resulü’nü de (sav) öyle korumaya söz verdiler.</p>
<p>Ve Medinelilerin kutsal sevinci: “Medine’ye Hicret edeceksin”</p>
<p>Kainatı nura gark edecek insani değerler manzumesi dinin ilk müntesipleri Mekke’nin zulüm atmosferinden Medine’ye hicret edeceklerini ve bunun ne manaya geldiğini anlayan Şeytan Mekke’nin tüm mahallelerinde duyulacak şekilde bir çığlık kopardı. Şöyle diyordu: <em>Ey hacılar, ey Mekkeliler, yetişin! Müzemmen (sövülmüş manasına gelen hakaret amaçlı Efendimize takılan isim) insanları kandırdı, sizinle savaşmak için sözleştiler. Uyanın!” </em></p>
<p>Mina vadisinde Efendimiz’e (sav) bir müjde verildi: “Şeytanı yeneceksin”</p>
<p>Allah Rasülü’ne (sav) Hicret için ilahi izin geldiği anlarda  müşriklerden müteşekkil yüz kişilik bir şebeke Allah Rasulün’ü nasıl öldüreceklerini ve davasını nasıl bitireceklerini konuşmak üzere Dar-ün Nedve’de toplanmışlardı. Aldıkları karara göre Efendimizin (sav) evini muhasara edip sabah olunca yatağında her kabileden seçtikleri bir müfreze ile katledeceklerdi.</p>
<p>“&#8230; Şöyle demişti Ebû Cehil: “Her kabileden birer silahlı genç bulalım. Gençlerin hepsi ona bir anda saldırsınlar. Hep birlikte vurup öldürsünler. Böylece ondan kurtulalım, rahata kavuşalım! Delikan- lılar bu şekilde yapınca, onun kanı bütün kabilelere dağılmış olur! Abdümenaf Oğulları ise bütün kabilelerle savaşmaya güç yetiremez ve diyet almaya razı olurlar. Biz de Abdümenaf Oğulları’na onun diyetini öderiz!”</p>
<p>Dedikleri gibi de yaptılar ve Efendimiz’in (sav) evini muhasara ettiler. Kuşatmanın devam ettiği sırada seçilen delikanlılar, evin kısa duvarlarından damına çıkıp oradan içeriye inmeye kalkıştıkları zaman, içeriden bir kadın çığlık kopardı. Bunun üzerine cellat delikanlılar birbirlerine: “Vallahi amcalarımızın kızlarının üzerlerine duvardan indiğimiz Araplara söylenir, rezil oluruz, sövülürüz, hürmet örtümüzü yırtmış oluruz!” dediler. Kadınlara ve çocuklara ilişmediler.</p>
<p>Efendimiz (sav) yatağına Hz Ali’yi (ra) yatırıp müşriklerin yüzüne bir avuç toprak atıp “Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler” (Yasin-9) ayetini okuyarak evinden ayrıldı. Göremediler&#8230;<br />
<em>Ayetler inşirah veriyordu: “Daima muhafaza edileceksin”</em></p>
<p>Akabe biatlarından bir yıl kadar sonra Allah Rasulü (sav) çok sevdiği Mekke’den gözyaşları içinde ayrıldı.</p>
<p><em>Ama Allah (cc) Nebi’sini teselli etti: “Üzülme Mekke’ye döneceksin”</em></p>
<p>Allah (cc) Habibini (sav) peşine düşen azılı müşriklerden Sevr sultanlığında bir güvercin ve örümcek ağı ile korudu. Allah (cc) büyüklüğünü küçük/zayıf şeylerden büyük neticeler çıkararak gösterdi.</p>
<p><em>Mesaj netti: “Küfür ateşini söndüreceksin”</em></p>
<p>Derken yolları Kudeyt’e uğradı. Ümmü Mabed’ten süt istediler. Size ikram edecek sütümüz ve sağmal koyunumuz kalmadı cevabı alınca, kısır bir koyundan süt sağdı Allah Rasulü (sav)</p>
<p><em>Mana açıktı: “Tepeden tırnağa bereketsin”</em></p>
<p>Allah Rasulü’nün (sav) başına konan ödüle aldanan Süraka tam yetiştim derken atının ayakları kumlara gömüldü. Her çıkış denemesinde çöl kumları onu bırakmadı.</p>
<p><em>Çöl Efendimiz (sav) için dile geldi: “Emin ellerdesin” </em></p>
<p>Sonra Medine’nin kapısı Kuba kasabasına geldiler. Ondört gece burada kaldılar. Medine’de yapılacak işlerin stratejilerini konuştu ashabıyla. O zaman Medine’nin adı Yesrib’ti. Yesrip “güzel olmayan, ayıplanmış, kötülenmiş yer” manasına geliyordu.</p>
<p><em>Şehir gözyaşı döktü: “Yesrib’i Medine-i münevvere edeceksin”</em></p>
<p>Küba’da geçirilen ondört geceden sonra Medine’ye yola çıktı Allah Rasülü (sav). Devesinin yularını tutup “Ne olur Yâ Rasülallah bize misafir ol” davetlerini; “devemi bırakın o vazifeli, gideceği yer ona bildirildi” diyerek reddetti. Devesi Sehl ve Süheyl isimli iki yetimin hurma harmanı olarak kullanılan arazisiyle, Hz Ebu Eyyüb el Ensarî’nin (ra) evinin arasında durdu. Burası Hicret’in son durağı idi.</p>
<p>Akabe’de başlayan Hicret Ebu Eyyüb’ün (ra) evinin önünde son buldu.</p>
<p><em><strong>Ve Medine dil olup haykırdı: “Nâm-i celilinle yeryüzünü nura gark edeceksin”</strong></em></p>
<p><a href="https://youtu.be/bBjY8VlFUxY"><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/uzulme-mekkeye-doneceksin/">Üzülme Mekke’ye Döneceksin</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ey Allah Düşmanı! Senin de Hakkından Geleceğim!</title>
		<link>https://hizmetten.com/ey-allah-dusmani-senin-de-hakkindan-gelecegim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2023 23:37:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Ey Allah Düşmanı! Senin de Hakkından Geleceğim!]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29893</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nübüvvetin 10. Yılı “Hüzün Yılı” olarak anılır. Efendimize (sav) ve ashabına uygulanan boykot bitmiş Müslümanlar Şı’b’dan çıktıktan hemen sonra Ebu Talip ve Hz. Hatice (ra) aynı yıl içinde vefat etmişlerdi.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ey-allah-dusmani-senin-de-hakkindan-gelecegim/">Ey Allah Düşmanı! Senin de Hakkından Geleceğim!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nübüvvetin 10. Yılı “Hüzün Yılı” olarak anılır. Efendimize (sav) ve ashabına uygulanan boykot bitmiş Müslümanlar Şı’b’dan çıktıktan hemen sonra Ebu Talip ve Hz. Hatice (ra) aynı yıl içinde vefat etmişlerdi.</p>
<p>Yaşadığı toplum içinde tüm varlığı ile Efendimizi (sav) destekleyen Ebu Talib ile evinde ona (sav) dava arkadaşı olan biricik eşi Hz. Hatice’nin (ra) vefatı Efendimize (sav) çok ağır gelmişti</p>
<p>Anne tarafından akrabalarının yaşadığı Taif’e bir destek bulabilir miyim ümidiyle gitmiş oradan da belki hayatının en çetin günlerini geçirerek geriye dönmüştü. Taif’e zulmü duyurma ve durdurma adına destek amaçlı gitmiş; yaralı yüreği ve kanayan bedeniyle şehirden ayrılmıştı.</p>
<p>Mekke’ye ancak bir müşrikin (Mutim bin Adiy) himayesinde girmiş hatta o gece Mutim’in evinde gecelemişti.</p>
<p>Adeta her taraftan ümit kesilmiş vaziyette idi. Din, değiştirici ve dönüştürücü etkisini tiranların baskısından dolayı gösteremiyor, bir tohum gibi düştüğü yerde şehrin granitlerini kırıp rüşeyme dönüşemiyordu.</p>
<p>Ebu Talib’in ölümüyle müşrikler işkence ve saldırılarını artırdıkça artırmış adeta Mekke’yi Efendimize (sav) dar etmişlerdi.</p>
<p>Mekke’de dinini anlatma fırsatı bulamayan Efendimiz (sav) Arap kabilelerini ziyaret ederek kendisine destek vermelerini istedi. Gerek yaşadıkları yerlere giderek gerekse de Zu&#8217;lmecaz, Ukaz ve Mecenne gibi panayırlara giderek kendisine destek vermelerini istedi. Neredeyse tamamından beklediği desteği bulamadı. Ama asla ümidini yitirmedi ye’se düşmedi hak ve hakikati anlatmaktan vazgeçmedi.</p>
<p>Müşriku’l Ezdi diyor ki:<br />
“Babamla hac yaptığım sene bir kısım insanların toplanıp bir adama işkence ettiklerini gördüm. İnsanlardan kimi O’nun yüzüne tükürüyor kimi başına toprak saçıyor kimisi de sövüp sayıyordu. Babama kim bu işkenceye maruz kalan zat diye sordum. O da “atalarının dinini terk eden la ilahe illallah diyen kurtulur diyen Muhammed’dir (sav)” dedi. Bu işkenceler gün boyu devam etti. Daha sonra bir kız çocuğu elinde su dolu bir kapla geldi, ağlıyordu. Allah Resulü (sav) bu kaptan içti, elini yüzünü yıkadı. “Kızcağızım; Baban hakkında tuzağa düşürülüp öldürülecek, zillete uğrayacak diye korkma. Allah babanı ve davasını zayi etmeyecek.”</p>
<p>Etmedi de…</p>
<p>İslamın 11. yılında Mina vadisinde bir kayanın gölgesine çadırını kurmuş olan altı kişilik Medineli bir grubu ziyaret etti Allah Rasulü (sav)… Hac ve ticaret için gelmişlerdi. Dertli Nebî (sav) anlattıkça onlar daha da sokuldular bu huzur iklimine ve sonraki asırların Ensar diye tanıyacakları bu Medine’nin ilkleri orada müslüman oldular!</p>
<p>Hz İsmail’in (as) teslimiyet dersi verdiği yerde Medine’nin yiğitleri de sadakat imtihanı vererek ayrıldılar ertesi yıl aynı yerde aynı zamanda buluşmak üzere. Bu ise kaderin çok tatlı ve içli bir cilvesiydi.</p>
<p>Söz verdikleri gibi de geldiler! Bu sefer dallarında tomurcuklar açmıştı. 12 kişiydiler ve biat ettiler Allah Rasulüne (sav).. Ve <strong><em>“birini ver bize gölgende yetiştirdiğin bize dinimizi öğretsin”</em></strong> dediler. O (sav) Hz Mus’ab’ı çoktan kınalamıştı. Ve tarih ilk öğretmeni Mus’ab diye kaydedecekti.</p>
<p>Hz Mus’ab öyle güzel hizmet etti ki birinci Akabe biatında tomurcuğa duran dallarda rengarenk güller açtı. Ertesi sene 72 hediye ile geldi Mekke’ye. Bağlılık yemini ettiler küfür vadilerini inletecek yürekten sesleriyle…</p>
<p>Tesis edilen bu kardeşliğin ne manaya geldiğini bilen, Mina vadisine belki de karargah kurmuş şeytan çığlık çığlığa Mekke sokaklarında dolaşmış ve;   <strong><em>“Ey hacılar, ey Mekkeliler, yetişin! Müzemmen (sövülmüş= hakaret amaçlı Efendimize (sav) takılan isim) insanları kandırdı, sizinle savaşmak için sözleştiler. Uyanın!”</em></strong><em>  </em>diyerek uzun ve keskin bir çığlık halinde tekrar tekrar haykırmıştı. Efendimiz (sav) ona cevap vermiş ve<em>: <strong>“Ey Allah düşmanı! Senin de hakkından geleceğim!”</strong>  </em>buyurmuştu… Efendiler Efendisi (sav) müminlerin yüreklerini kardeşlik mayası ile mayalamış ve buradan hasıl olan kuvvetle şeytan ve avenelerini alt etmişti.</p>
<p>Şeytanın çığlık atmasının nedeni kurulan <strong><em>kardeşlikti. </em></strong>Ensar Muhacir kardeşliği; Mina vadisinde anne karnına düşer gibi düşecek, hicretle dünyaya gelecek, Medine’de serilip serpilince yeryüzünü nura gark edecekti.</p>
<p>Hicretin temelleri bu bu biatlarla atıldı. Medine bir baht gibi kaderine düşen bu tarihi fırsatı kaçırmadı. Ve yüzyıllara örnek bir hizmet performansı ortaya koyarak Ensar olmakla şereflendiler.</p>
<p><strong>Yüzyıllar sonra Mekke tiranlarının bu asırdaki temsilcileri şeytandan el almışçasına benzer zulümleri yapıyorlar.</strong> İyiliğin temsilcileri dünyanın dört bir yanına saçıldılar ve yeni bir Muhacir-Ensar kardeşlik destanı yazıyorlar. Evet insanlık adına çileli günler de olsa kim bilir şeytanlar ve aveneleri hangi vadilerde çığlık çığlığadır.</p>
<p><a href="https://youtu.be/CDqeJ5UG49c"><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ey-allah-dusmani-senin-de-hakkindan-gelecegim/">Ey Allah Düşmanı! Senin de Hakkından Geleceğim!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlığı Yaşatan İyilik Kahramanları…</title>
		<link>https://hizmetten.com/insanligi-yasatan-iyilik-kahramanlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2023 11:37:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlığı Yaşatan İyilik Kahramanları]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29691</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mahlukata özellikle insana duyduğumuz &#8220;sevgi&#8221; ölçüsünde Allah&#8217;ın sevgili bir kulu oluruz. Fudayl ibn-i İyaz&#8217;ın yanında şu adam çok takva yaşıyor denilince, &#8220;bırakın bunları&#8221; dedi. &#8220;Çaresizlerin, yalnızların, yetimlerin yanında mı? Onlara&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/insanligi-yasatan-iyilik-kahramanlari/">İnsanlığı Yaşatan İyilik Kahramanları…</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mahlukata özellikle insana duyduğumuz &#8220;sevgi&#8221; ölçüsünde Allah&#8217;ın sevgili bir kulu oluruz.</p>
<p>Fudayl ibn-i İyaz&#8217;ın yanında şu adam çok takva yaşıyor denilince, &#8220;bırakın bunları&#8221; dedi. &#8220;Çaresizlerin, yalnızların, yetimlerin yanında mı? Onlara bakın&#8221; diye sordu.</p>
<p>Deprem bölgesinden yürekleri yakan haberler geliyor. Enkaz altında sağ kalanların çığlıkları yakınlarını kaybetmiş olanları ağıtlarına karışıyor. Şu günler insanı ve insanlığı yaşatma adına gayret edilen günler. Kâinatın İftihar Tablosu ihtiyaç sahibi kim olursa olsun derhal imdadına koşar ve dakika fevt etmeden o derdi gidermeden rahat etmezdi.</p>
<p>Cerîr bin Abdullah (ra)  anlatıyor:</p>
<p>“Bir gün erken vakitlerde Efendimiz’in (sav) huzûrunda idik. O esnâda Mudar Kabîlesi’nden, kılıçlarını kuşanmış, perişan bir topluluk çıkageldi. Gelenlerin üzerinde kaplan derisine benzeyen, alaca çizgili, basit bir aba vardı. Bu abayı delerek başlarından geçirmişlerdi. Fakat yoksulluktan, neredeyse çıplak vaziyetteydiler.Onları bu derece fakir görünce Allah Rasûlü’nün üzüntüden yüzünün rengi değişti. Hemen evine girdi. Sonra da çıkıp Bilâl’e ezan okumasını emretti, o da okudu. Sonra Bilâl kāmet getirdi ve Efendimiz namaz kıldırdı. Akabinde bir hutbe îrâd ederek önce şu âyet-i kerîmeyi okudu:</p>
<p>«Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan zevcesini var eden ve ikisinden pek çok kadın ve erkek meydana getiren Rabbinize hürmetsizlikten sakının!.. Şüphesiz ki Allah, hepinizi görüp gözetmektedir.» (en-Nisâ, 1)</p>
<p>Sonra da şu âyet-i kerîmeyi okudu:</p>
<p>«Ey îmân edenler! Allah’tan korkun, herkes yarın için ne hazırladığına baksın!..» (el-Haşr, 18)</p>
<p>Daha sonra:</p>
<p>«–Her bir fert, altınından, gümüşünden, elbisesinden, bir ölçek bile olsa buğdayından, hurmasından sadaka versin. Hattâ yarım hurma bile olsa sadaka versin!» buyurdu.</p>
<p>Rasûlullâh’ın üzüntüden yüzünün sararması, ashâba o kadar tesir etti ki Ensâr’dan bir adam, ağırlığından dolayı neredeyse kaldırmaktan âciz kaldığı, hattâ kaldıramadığı bir torba getirdi. Ahâlî birbiri peşine sökün edip, sadaka vermek için sıraya girmişti. Sonunda yiyecek ve giyecekten iki yığın oluştuğunu gördüm. Baktım ki Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in yüzü gülüyor, sanki altın gibi parlıyordu…” (Müslim, Zekât, 69)</p>
<p>Allah Resulü (sav) nasıl ki muhtaç Mudarlılar’ı görünce üzüldü; yardım edilince yüzü güldü&#8230;</p>
<p>Siyer kitapları Mekke’de hicretin 7. Senesinde semavi bir musibet olan kuraklık ve kıtlıktan bahsederler. Bu yokluk ve sıkıntı günlerinde Mekke o kadar sıkıntı içinde kalmıştı ki açlıktan yokluktan insanlar ölüyordu. Haber Efendimiz’e (sav) ulaşınca adeta çırpınıyor ne yapabiliriz diye. Ve Mekke’ye yardım gönderilesine karar veriliyor. Düşmanlıklar unutuluyor. Savaş baltaları gömülüyor, çeken de çektiren de insanlık ortak paydasında buluşup insanlığa değer katıyorlar.</p>
<p>Efendimiz (sav), Mekke halkına dağıtması için hazırlanan erzakı Ebû Süfyân’a teslim etmiş, onun vasıtasıyla bu yardımların dağıtılmasını sağlamıştır. Ebû Süfyân bile bu durum karşısında hayretini gizleyemeyip <em>“Allah, kardeşimin oğlunu hayırla mükâfatlandırsın. Çünkü o, akrabalık hakkını gözetti.”</em> demekten kendini alamamıştır.</p>
<p>Rahmet taşıyıcısı Nebi’nin (sav) şefkat mayası ile mayalanan medeniyetin temsilcileri yüzyıllardır insanlığı ayakta tutmuşlardır.</p>
<p><strong><em>Konya Ovası&#8217;ndaki ücra bir kasabada bir eve misafir olan Saffet Solak hocanın anlattıkları vicdan medeniyetinin temel taşlarıdır adeta.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hoca eski bir evde misafirdir, yorgundur, uykusuzdur.</em></strong></p>
<p><strong><em>Göz kapakları ikide bir kapanınca sorar:</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8221; Hacı anne sizin buralarda kaçta yatılır?&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8221; Oğlum! Biz tren geçince yatarız&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8220;İyi de bir yakınınız mı gelecek?&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8221; Hayır&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8221; O vakit niye trenin gelişini bekliyorsunuz?&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em>Yıllar geçse de Hoca, o nur yüzlü Anadolu anasının cevabını hiç unutamaz.</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8220;Oğlum, sen de görüyorsun ki evimiz kasabanın biraz dışındadır, hava soğuk gece trenden inen yolculardan yolunu şaşıran biri olursa yanan bir ışığa ihtiyacı olur. Onun için biz her gece tren geçinceye kadar evimizin ışığını açık tutalım ki kapımızı çalmaya cesareti olsun!</em></strong></p>
<p>Evet bu günler gönül ışıklarımızı açacağımız, yaralarımızı birlikte saracağımız günler. Şimdi hep birlikte gayret ederek, iyiliği organize ederek mazlum ve mağdura sahip çıkıp Efendimiz’in (sav) yüzünü güldüreceğimiz günler…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/insanligi-yasatan-iyilik-kahramanlari/">İnsanlığı Yaşatan İyilik Kahramanları…</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miraç’tan İner Gibi Gel Bekliyoruz Yıllardır</title>
		<link>https://hizmetten.com/miractan-iner-gibi-gel-bekliyoruz-yillardir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2023 02:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç’tan İner Gibi Gel Bekliyoruz Yıllardır]]></category>
		<category><![CDATA[Necm Suresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çilenin katmerlendiği yıllar… Başına deve işkembeleri konuluyor (en küçüğü 40 kilo ağırlığında), gittiği yollara dikenler saçılıyor taşlanıyor, en yakınları hunharca şehit ediliyor ve boykotlara maruz kalıyor. Arkadaşları açlıktan ve yokluktan&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/miractan-iner-gibi-gel-bekliyoruz-yillardir/">Miraç’tan İner Gibi Gel Bekliyoruz Yıllardır</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Çilenin katmerlendiği yıllar…</em></p>
<p>Başına deve işkembeleri konuluyor (en küçüğü 40 kilo ağırlığında), gittiği yollara dikenler saçılıyor taşlanıyor, en yakınları hunharca şehit ediliyor ve boykotlara maruz kalıyor. Arkadaşları açlıktan ve yokluktan vefat ediyor&#8230;</p>
<p>Taif’te taşlanıyor, Mekke’ye ancak bir müşrikin himayesinde girebiliyor. Âdeta ”her taraftan ümit kesik bir vaziyette&#8230;”</p>
<p><em>Taif’te içli bir ağıtla Rabbine yalvarıyor:</em></p>
<p><strong>&#8220;Allah’ım! </strong></p>
<p><strong>Kuvvetimin tükendiğini Sana arz ediyorum. </strong></p>
<p><strong>Gücümün azaldığını, </strong></p>
<p><strong>İnsanların gözünde küçük düştüğümü Sana şikayet ediyorum. </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ey Merhametlilerin En Merhametlisi! </strong></p>
<p><strong>Sensin ezilmişlerin Rabbi! </strong></p>
<p><strong>Sensin benim Rabbim! </strong></p>
<p><strong>Beni kimlerin eline bıraktın? </strong></p>
<p><strong>Bana gaddarlık yapan yabancıların eline mi? </strong></p>
<p><strong>Yoksa, davamı ipotek edecek bir düşmana mı? </strong></p>
<p>Naz makamının zirvesini temsil eden Nebi’nin duasıyla adeta göklere merdiven dayanıyor, semanın kapıları ardına kadar açılıyor, kaldırım taşları yıldızlar lambaları güneşler olan nurdan bir cadde açılıyor mahzun Nebi’nin önünde… Yolculuk gökler ötesine hatta ötelerin de ötesine idi…</p>
<p>Rabbi “bana gel&#8230;” diyor, kimse yoksa Ben varım dercesine… Ve mucizelerle dolu İsra ve Miraç’ı yaşıyor. Bu sırlı yolculuğun ilk durağı yeryüzünün merkezi Mekke idi ve Kur’an bundan şöyle bahseder:</p>
<p><em>&#8220;Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haramdan alıp, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.&#8221;</em> <em>(İsrâ, 17/1)</em></p>
<p>Yolculuğun ilk durağı kutlu belde Kudüs’ün kalbi Mescid-i Aksâ’dır. Ama asıl yolculuk bundan sonra başlar. Akılların idrak edemeyeceği bir keyfiyette Rabbi ile görüşür ve ümmetine hediyelerle döner. Bu kutsal yolculuğu Allah (cc) Kutsal Kitabı’nda anlatarak gelecek itirazları vahiyle bertaraf eder:</p>
<p><em>&#8220;O ancak kendisine vahyolunanı söyler. Onu muazzam kuvvetlere, üstün bir akıl ve dirayete sahip Cebrail öğretti ki, kendisine gerçek suretiyle görünmüştür. O, ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hattâ daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah&#8217;ın kuluna vahyetti. Onun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi onun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki, onu bir kere daha hakikî suretinde, Sidretü&#8217;l-müntehâda gördü ki, onun yanında Me&#8217;vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre&#8217;yi Allah&#8217;ın nuru kaplamıştı. Göz ne şaştı ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.&#8221; (Necm, 53/4-18)</em></p>
<p>Ve…</p>
<p>Cennetteki makamını görüyor, Cemalullah şerefiyle şerefyâb oluyor nebiler resullerle bu sır dolu yolculukta görüşüyor.</p>
<p>Kendisine melekler eşlik ediyor ama o yine de kavminin, ümmetinin arasına dönüyor, Rabbini anlatmaya devam ediyor. İnsanları adeta Rabbine taşıma adına çırpınıyor bu yolda bin bir işkence ve çileye maruz kalıyor.</p>
<p>Hocaefendi Allah Rasulü’nün (sav) Miraç’tan dönüşünü öyle güzel ifade eder ki:</p>
<p><em>“&#8230;Bilal-i Habeşîleri, Sümeyye’leri, Yâsir’leri, Ammâr’ları kumun üstüne yatıran, kayaları onların üzerine koyan insanlar var… Dünya, O’nun için Cehennem. Fakat “Olsun!” diyor. O gördüğü şeyleri gördürmek, duyduğu şeyleri duyurmak, tattığı şeyleri tattırmak için Miraç’tan ayrılıyor, geliyor insanlığın içine; o Cehennem-zebûn hayatın içine geliyor.</em></p>
<p><em>Bir Hak dostu diyor ki: “O, öyle pâyeleri ihraz etti ki, Allah’a yemin ederim, ben o noktaya ulaşsaydım, vallâhi, billâhi, tallâhi geriye dönmezdim!” Allah Rasûlü, çile yurduna neden dönüyor? Akın akın Cehennem seline kapılmış, o akıntıya kapılmış, Cehennem’e dökülen insanlar dökülmesin diye, ciddî bir şefkat hissi ile dünyaya dönüyor&#8230;”</em></p>
<p>İnsanlara ahiret pasaportu verme adına çırpınıyor! Allah O’nun çilesini israf etmiyor. Toprağa düşen göz damlaları birer sahabe olarak netice veriyor. Kendisine ve arkadaşlarına zulmedenler bu şefkat güneşi karşısında eriyor, fırtına diniyor, kış yerini bahara bırakıyor ve tüm yaşadıklarını unuturcasına en azılı düşmanlarını bile affediyor.</p>
<p><strong>Zor ve ifritten günler yaşasak da hiçbir kış sonsuza kadar sürmemiş. Hiçbir karanlık temadi etmemiştir.</strong></p>
<p>Bahar çiçeklerinin rengarenk bir dünyayı dokuyacağı günler yakındır inşallah&#8230;</p>
<p>Yusuf’un (as) kokusunun ötelerden duyulacağı, gözyaşlarıyla birbirlerinin omuzlarını ıslatacakları sevinçten günler&#8230;</p>
<p>Sırf hizmet ettiği için bunca zulmedilen mazlumların hayatları, çektikleri ne kadar benziyor O’nun (sav) ve arkadaşlarının çektiklerine…</p>
<p>O halde şu çileli günlerde O’nun (sav) ümmetine bıraktığı sünnete daha bir sıkı sarılacaklar. Ve yine <strong>O’nun (sav) dediği gibi “hangisine sevineceğimiz” günleri hep birlikte idrak edecekler.</strong></p>
<p><em>Rabbim Miraç hürmetine dünyanın başındaki bela ve musibetleri bertaraf etsin. Miraç hediyesi kılınan namazlar hürmetine mazlum ve mağdurlara yardım etsin, zindandakileri beyaz kanatlı güvercinler gibi salıversin!</em></p>
<p><a href="https://youtu.be/YBoCJEmZdQA"><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/miractan-iner-gibi-gel-bekliyoruz-yillardir/">Miraç’tan İner Gibi Gel Bekliyoruz Yıllardır</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
