Değişik güzel şeylerin arefesinde bulunuyoruz. Ama unutmayın, yine de oruç gibi bir sıkıntısı vardır arefenin… Yani o eltâfın, güzel şeylerin dalga dalga gelmesinden evvel bir kısım sıkıntılar da vardır. Fakat inşaallah şafaklar söker ve söken şafakları güneşler tulûlarıyla taçlandırırlar. Ümit ediyoruz. Baştan dendiği gibi, Allah bir kapı bend ederse, bin kapı eyler küşâd (açar.) Bin kapı küşâd edecekse, o bin kapının, milletimize, insanlık âlemine ve hizmetimize açılması için biz de o mevzuda bir şeyler (kavlî, fiilî ve hâlî dualar) yapalım!..
Kaiserslautern Belediye Başkanı Beate Kimmel iftarda konuştu: Farklı kültürden insanları görmekten mutluyum
Almanya’nın Renanya-Palatina eyaleti Kaiserslautern şehrinde ABZ Akademisches Bildungszentrum ve Impuls e.V tarafından iftar programı gerçekleştirildi.
İftar programına Kaiserslautern Belediye Başkanı Beate Kimmel, belediye meclis üyeleri, Protestan Kilise Papazı Kıra Seel Prot, Mölschbach Evangelisch Kilisesi Papazı Jutta Recht ile Türk ve Alman vatandaşlarının katılımıyla gerçekleştirildi. Program Impuls Interkulturellesnetzwerk e.V Başkanı Serap Duru ve ABZ Akademisches Bildungszentrum Başkanı Muhammed Kaya’nın konuşmasıyla başladı.
Kaiserslautern Belediye Başkanı Beate Kimmel konuşmasında, “Bugünkü iftar etkinliğine çok farklı geçmişlerden ve dinlerden çok sayıda insanın gelmesi beni memnun etti. ” dedi. Başkan Kimmel ayrıca ‘tüm farklılıklara rağmen bizler her şeyden önce insanız’ diyerek konuşmasında hoşgörüye değindi.

Programda ayrıca İmam Esed Mavinehir ve Papaz Jutta Rech kendi inançlarında oruç ibadetinin öneminden bahsetti. Konuşmacıların ardından Semazen gösterisi yapıldı. ABZ Eğitim Derneği başkanı Kaya’nın ezan okumasıyla oruçlar açıldı. İftar yemeğinden sonra kahve ve çay ikramıyla misafirler samimi bir sohbet ortamı oluşturdu. Belediye Başkanı Kimel, ABZ Akademisches Bildungszentrum ve Impuls dernek yetkililerine bu güzel organizasyon için teşekkür etti.

“Ramadangjest” projesi Norveç toplumunun farklı kesimlerini buluşturdu
Farklı kültürler arasında diyalogu geliştirmek ve pekiştirmek amacıyla, Norveç Hizmet Hareketi faaliyetleri kapsamında geçtiğimiz yıllarda Ramazan ayına özel başlatılan Ramadangjest (Ramazan Misafiri) projesi, bu yıl da çok sıcak buluşmalara vesile oldu. Ramazan ayı süresince, Müslümanları iftara almak isteyenlerle Müslümanların iftar sofrasına misafir olmak isteyenleri bir araya getiren proje kapsamında, daha önce yaşanmamış buluşmalar gerçekleşti. Projenin ramadangjest.no internet sitesinden yapılan başvurular sonrasında Norveç’in farklı şehirlerinden birçok kilise, iftar yemeğinde Müslümanlara ev sahipliği yaptı. Ayrıca yine Müslümanların oruç ibadetini ve iftarı merak eden Norveçliler, Müslümanların evlerinde iftar sofrasına misafir oldular. Ramadangjestin son konuklarından birisi de Oslo Büyükşehir Belediye Başkanı Marianne Borgen oldu.
İlk defa bir iftar sofrasına misafir olduğunu ifade eden Belediye Başkanı Marianne Borgen, kendisi için çok heyecan verici bir tecrübe olduğunu anlattı. Çok güzel insanlarla çok güzel bir ortamda biraraya geldiğini anlatan Borgen, “Bu deneyimi herkes yaşamalı” dedi.

ŞEMSİNUR ÖZDEMİR
“Cennet böyle bir yer olmalı..” dedim. Bu hava, bu atmosfer, bu ruh iklimi tıpkı cennet gibi.. öyle bir ferahlık, huzur duygusu..
Londra’da bir parkta, ulu ağaçların altında, yemyeşil çayırların ortasındaydık.. Kimi ayakta duran, kimi oturan, mütemadiyen gülümseyen, birbirine sarılıp bayramlarını tebrik eden bir kalabalığın arasında durmuş sohbet ediyorduk bir arkadaşımla. Aslında bizim de henüz ikinci görüşmemizdi bu, ama sanki yıllardır tanışıyormuş gibi yakın hissediyorduk. Bir an durup ortamın muhteşemliğine, samimiyetine ve mutluluğuna dikkat kesilince, ebedi cennet yamaçlarında Peygamber Efendimiz (sas)’in etrafında dostlarla buluşmanın da insanı böylesine mutlu edeceğini, cennetin de böyle bir yer olacağını hayal ediyordum.
Ramazan bayramının 1. günüydü ve sabahın erken vakitlerinde bayram namazıyla başlamıştık güne. Londra Mevlana Rumi Camisi’nde birer saat arayla üç ayrı cemaat bayram namazı kılacaktı. Biz sabahtan ailece 2. cemaate katıldık. Farklı milletlerden, farklı renklerde mü’min kadınlar, erkekler ve çocuklarla beraber tekbirlerle, dualarla bayram namazını eda ettik. Namazdan sonra imamın cemaate etrafındakilerle bayramlaşmalarını tavsiye etmesi ayrı bir heyecan yaşattı herkese. Birkaç aydır pandemi kısıtlamalarının da kalkması sebebiyle yakın temas konusunda insanlar daha rahat hareket ediyor. Fakat yine de tedbirli olmak için mesafeli duranlar da var. Böyle bir ortamda, kimiyle sarılarak, kimiyle sadece elini sıkarak veya gözlerimizdeki muhabbetle bayramlaştık. “Eid Mubarak” ortak dilimizdi.
Bayram kahvaltısı için buluştuğumuz arkadaşlarımızla geçen muhabbet dolu saatlerin ardından öğleden sonra asıl heyecanla beklediğimiz bayramlaşma vakti geldi. Kuzey Londra’da yaşayan hizmet gönüllülerinin buluşup görüşmesi, bayramlaşması için orta noktada bir parkta toplanma kararı verilmişti. Kimi ‘ensar’, kimi ‘muhacir’.. Kimi geleli 3-5 yıl olmuş, kimi daha oturum bekleyen yeni muhacirler.. Kimi ailece, kimi eş ve evlat özlemiyle dolu.. Her birimizin ayrı bir yol hikayesi, kayıp ve hasret listesi var.. Her birimiz yaralı, gönlü kırık, mahzun..
Fakat değil mi ki bayramdır.. Ve bayram nerede, hangi şartlarda olursa olsun bütün mü’min kalplere gelir. Ve bayramın hakkı kutlanmaktır.. İster cezaevinde dört duvar arasında olsun, ister gaybubet evlerinde, ister mülteci kamplarında.. Bayram umuttur, sevinçtir; gelecek güzel günlerin hayali, Hakiki Dost ile buluşacağımız cennet yamaçlarının provasıdır..

Bilhassa çocuklar için bayram, yıllar sonra mutlulukla anlatılacak en güzel hatıraların toplandığı günler olmalıdır. Zaten parkta buluşmanın bir sebebi de çocuklarımızdı. Bebeğinden ergenine varıncaya kadar irili ufaklı onlarca çocuğun bayram neşesi etrafa yayılıyordu. Yeşil çayırlarda doyasıya koşturup oynadılar, oyuncakların tadını çıkardılar, parkın içindeki gölcükte su kuşlarıyla tanıştılar. Günün sonunda dağıttığımız, içinde balon, çikolata ve bir miktar bayram harçlığı bulunan özel hediye keseleri de onları çok memnun etti. Sıraya girip hediyelerini alırken bayramlık kıyafetlerinin içinde öylesine kibar, öylesine terbiyeliydiler ki, keseleri uzatırken her birine tek tek “hayırlı bayramlar” dedim. Teşekkür ederek, hayırlı bayramlar dileyerek aldılar hediyelerini. Gülümsedik karşılıklı ama ümit tomurcuğu o yavruların gözlerinde saklı bir hüzün mü vardı, bana mı öyle geldi bilmiyorum. Üstad Bediüzzaman’ın “Cihan harbini gören çocuk dahi olsa ihtiyardır” dediği gibi, onlar da bu ülkeye gelene kadar kim bilir ne badireler atlatmış ne acılara şahit olmuş, yaşlarının üzerinde korkular yaşamış ve belki de çocuk olamadan büyüyüvermişlerdi. En çok da onlar için ‘bayram’ yapmaya, onların yüzünü güldürmeye çalışıyorduk.
Bayram günü çimenlere örtülerini serip oturmuş muhabbet eden, birbirine çay, tatlı ikram eden dostları izlerken, bir taraftan da gözlerimin önüne o meş’um 15 Temmuz 2016 hadiseleri sonrası kendi ülkemde yaşadığım yalnızlık günleri geliyordu. Büyük şairimiz Mehmet Akif’in “Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hilkat kesilmiş lâl..” diyerek tarif ettiği döneme benzeyen o karanlık günler.. Maddi, manevi sıkıntıların yanında en büyük acı veren şeylerden biri hizmet arkadaşlarımdan, dostlarımdan uzak kalmak, haber alamamaktı. Aile ve akraba çevresinde bile çok sınırlı görüşebildiğimiz o dönemde, halden anlayan aşina bir kalp bulmak, ortak derdi taşıyan bir gönülle karşılaşmak ilaç gibi geliyordu. Bilhassa yurtdışına çıkabilmiş, bütün zorluklarına rağmen yeni ve özgür bir hayata yelken açmış arkadaşlarla haberleşmek, selamlaşmak, onların yeni coğrafyalarda hayata yeniden başladıklarını görmek bir nebze de olsa teselli ediyordu beni. Aynı dili konuştuğun, dertleştiğin, aynı gayeye baş koyduğun dostların olmadığı bir yerin ne kadar güzel de olsa, memleket de olsa cehennemden bir farkı olmadığını bizzat tecrübe etmiştim.
Bu yüzden, bugün bana cennetten bir manzaraya şahitlik ediyormuşum gibi geliyordu. Ve yine bu yüzden, halen zulmün, hukuksuzlukların, iftiraların devam ettiği ülkemizde aklımız ve kalbimiz. Geride kalan ailelerimiz ve dostlarımızla telefonla görüşüp hasret gidermeye, bayramlaşmaya çalışıyoruz. Ve en kalbî dualarımızı gönderiyoruz her daim.
Rabbimiz, bizleri burada böylece bir araya getirdiğin gibi cennet bahçelerinde de beraber eyle. Bizlere muhacirliğin, özgürlüğün hakkını vererek rızan istikametinde yaşamayı ve gelecek nesilleri yetiştirmeyi nasip eyle.
Rabbimiz, dünyanın her neresinde olursa olsun, sıkıntıda, darda, zorda olan bütün masumları felaha çıkar. Hz. Yusuf (as) misali zindanlarda çile dolduran bütün masumları, mağdurları hürriyete, ailelerine, sevdiklerine kavuştur. Bizlere rızanı kazanmanın sevinciyle hakiki bayramlar yaşamayı nasip eyle. Amin.
Bir çocuk tarafından yazılmış “İsveç’e hoş geldin, umarım bu hediyeyi seversin.” notu ilk bakışta göze çarpıyor. Yüzlerce hediye paketi, parlak kağıtlara sarılı, üzerlerinde küçük notlar. Kiminde hangi yaşa ve hangi cinsiyete uygun olduğu yazılı, kiminde de güzel çocuksu dilekler. Burası Halmstad Mülteci Kampı.
Çoğunluğu Ukrayna’dan yeni gelenler olmak üzere Afrika’dan, Gürcistan’dan Türkiye’den, Afganistan’dan ve daha nice ülkeden gelmiş çok sayıda mültecinin İsveç’te ilk konaklama yerlerinden biri. Mültecileri yeni geldikleri yabancı ülkede pek çok problem bekler ancak işin bir de çocuk yönü var. Çocukların ne hissettikleri, neler düşündükleri, hayatlarındaki bu çok büyük değişiklikten nasıl etkilendikleri bu telaş içinde pek duyulmaz. Araştırmalar mülteci çocukların en çok geride bıraktığı oyuncaklarını özlediklerini gösteriyor.

Bu ihtiyaçtan yola çıkan bir grup gönüllü, çocuklara oyuncak köprüleri ile ulaşacak bir projeyi hayata geçirdi. İsveç Malmö’de bulunan Malmö Akademisyenler Derneği (Malmö Akademiska Förening – MAF) üyeleri bu yıl dördüncü defa ‘Oyuncak Köprüsü’ kurdu.
Etkinlik kapsamında MAF üyesi çocukların hazırladığı hediyeler, Halmstad mülteci kampındaki çocuklara dağıtıldı. Başta Ukrayna’dan olmak üzere dünyanın değişik bölgelerinden gelip de oyuncaklarının çoğunu geride bırakan çocuklar, yeni oyuncaklarını alırken yüzlerindeki sevinç görülmeye değerdi. Kimi elindeki paketi hemen açıp içindekini annesine göstermek için koşuyor, kimi sıranın kendisine gelmesine beklerken heyecandan yerinde duramıyordu.
Gönüllüler, “Derneğimiz bu sene dördüncü defa oyuncak köprüsü etkinliğini düzenledi. İltica süreçlerinin çocukların ruh dünyalarını çok fazla etkilediğini gözlemledik, bu konuda dernek olarak ne yapabileceğimizi düşündük ve harekete geçtik. Oyuncak köprüsünü bu amaçla geleneksel hale getirdik. Derneğimize üye çocuklar, akranlarına hediyeler aldılar. Paketleyip hangi yaşa ve hangi cinsiyete uygun olduklarını not edip, güzel dilekler, temenniler yazdılar. Üyelerimizden bir grup, oyuncakları kamptaki çocuklara ulaştırdı. Yüzden fazla çocuğa bu hediyeler ulaştırıldı. Gerçekleşen bu etkinlikle hem hediye alan çocuklar sevindirilmiş oldu hem de çocuklarımızın paylaşma ve yardımlaşma duyguları arttı. Çocukların hediye aldıktan sonraki neşeleri de bizim için büyük hediye oluyor. Kendi ülkelerinde oyuncaklarını bırakan mülteci çocuklar yeni oyuncaklarına kavuştu. Hediye çuvallarını kampta boşaltan gönüllüler tekrar Malmö’ye dönerken çuvallarında bu defa bir dolu mutluluk götürüyordu.’’ Dediler.
Sunuculuğunu Barış Cem Kaya ve Emine Özçelik’in yapacağı, Time To Help (TTH) tarafından hazırlanan farklı bir Anneler Günü programı için sizleri ekran başına bekliyoruz. Gelin bu Anneler Günü’nde biricik annelerinize iyilik hediye edin. Yapacağınız iyilik, annenizin defterine hayır ve hasenat olarak akmaya devam etsin. Hediyeniz paha biçilmez olsun.
“Siz de Annenize İyilik Hediye Edin” sloganı ile yapacağımız bu programda Time To Help’in de desteğiyle hediyelerimizin hayat bulması için Afrika’da su kuyuları açılacak, katarak ameliyatları yapılacak, mülteci öğrencilere burslar verilecek. Annemize vereceğimiz hediye Afrika’da bir masumun suya kavuşması, hayata tekrar bakabilmesi ve mağdur çocuklarımıza eğitim olarak geri dönecek.
Sürpriz konukların yer alacağı Barış Cem Kaya ve Emine Özçelik’in sunacağı Anneler Günü programı 5 Mayıs Perşembe günü Avrupa saati 21:00 (TSİ 22:00)’de Hizmetten YouTube ve MC EU ekranlarında canlı yayınlanacak. . Bu hayır gecesinde sizleri de programımıza bekliyoruz.
5 Mayıs 2022 Perşembe
Berlin 20.00
İstanbul 21:00
New York 14:00
ÖZKAN TOSYALI – OSLO
Kadın ve çocuklardan oluşan kalabalık bir Ukraynalı sığınmacı grubu, Norveç Hizmet Hareketi gönüllülerinin davetlisi olarak Oslo’daki bayramlaşma programına katıldılar. Türkiye’deki zulümden kurtulmak için dünyanın dört bir yanında kendilerine kuçak açan ülkelere dağılan Hizmet gönüllülerinin de içinde olduğu Norveç Hizmet Hareketi mensupları bayramlaşma programlarında bir araya geldiler. Norveç’te de kısa adı “dnhb” olan Den Norske Hizmetbevegelsen’in (Norveç Hizmet Hareketi) programlarında onlarca farklı bölgede yüzlerce Hizmet gönüllüsü bayramlaştı.

Norveç’in dört bir yanında farklı milletlerden Müslümanlar kendi kültürlerini yansıtan programlarla Ramazan Bayramı’nı kutladılar. Türkiye’de suçsuz insanlara yönelik başlatılan zulümler nedeniyle Norveç’e sığınan Hizmet Hareketi gönüllüleri de Norveç’in farklı bölgelerinde düzenlenen programlarda birlik beraberlik kardeşlik içerisinde aileleriyle birlikte bayram sevincini yaşadılar. Kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına onlarca farklı bölgede toplu bayramlaşma programlarında bir araya gelen Hizmet gönüllüsü muhacirler, ailelerine ve sevdiklerine olan özlemlerini aynı kaderi paylaştıkları kardeşleriyle giderdiler. Bazıları Norveç’in en kuzeyinden karlar altında gönderdiği mesajla gönülleri ısıtırken, bazıları da en güneyden güneşli bir havada verdi kardeşlik mesajlarını.

Oslo bölgesinde kalabalık bir katılımla düzenlenen bayramlaşma programının çok özel misafirleri vardı. Ülkelerindeki savaştan kaçarak Norveç’e gelen ve farklı bölgelerdeki kamplara yerleştirilen Ukraynalılardan oluşan bir grubu, otobüsle Oslo’daki bayramlaşma programına getiren Norveç Hizmet Hareketi gönüllüleri, burada misafirlerini çiçeklerle karşıladılar. Kadın ve çocuklardan oluşan Ukraynalı grupla onları karşılayan muhacirler arasında duygusal anlar yaşandı. Daha sonra bayramlaşma alanına geçildi ve burada Ukraynalı çocuklarla ev sahibi çocuklar birlikte doyasıya eğlendiler. Birlikte yenilen Türk yemeklerinin yanı sıra, çocuklara ve ebeveynlerine çeşitli hediyeler verildi. Bazı Ukraynalı anne ve çocukları telefonla ülkelerine bağlanarak, Türkiye’den Norveç’e gelen Müslüman sığınmacıların bayram programına konuk olduklarını söyleyerek “Burada her şey yolunda ve güvendeyiz” dediler. Günün ilerleyen saatlerine kadar devam eden programın sonunda, kısa sürede oluşan dostlukların devam etmesi ümidiyle vedalaştılar.

Norveç’in farklı bölgelerinde bir araya gelen Hizmet Hareketi Gönüllüleri, bayramın ikinci gününde de bayramlaşma programlarına devam ettiler.
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin kaldığı Kamp’tan bayram namazı görüntüleri yayınlandı. Herkül Nağme twitter hesabından ‘Arz-ı Hâl ve Bir Yakarış’ başlığıyla verilen görüntüler, ‘Değerli Dostlar, Ramazan Bayramı’nı idrak etmiş olmanın huzur ve neşesini duysak da atmosferimizde yine hüzün, hasret ve gurbet rüzgârları esiyor. Bu iklimden siz kardeşlerimiz için de bazı görüntüler derledik…’ cümleleriyle yayınlandı.
Değerli Dostlar,
Ramazan Bayramı’nı idrak etmiş olmanın huzur ve neşesini duysak da atmosferimizde yine hüzün, hasret ve gurbet rüzgârları esiyor. Bu iklimden siz kardeşlerimiz için de bazı görüntüler derledik… pic.twitter.com/rPMcB8THfw— Herkul (@Herkul_Nagme) May 3, 2022
İsviçre’de, Uluslararası insan hakları örgütlerinden oluşan komisyon tarafından, Çin zulmüne uğrayan Uygurlar’ın sesini dünyaya duyurmak için kariyerini riske atmayı göze almasından dolayı 2022 Cesaret Ödülü verilen Enes Kanter Freedom’a bir ödül de Norveç’ten geldi. Enes Kanter, ABD merkezli İnsan Hakları Vakfı (HRF) ile Norveç merkezli Oslo Özgürlük Forumu tarafından Vaclav Havel Kreatif Muhalefet Ödülü’ne layık görüldü. Kanter ödülünü 25 Mayıs’ta Oslo’da alacak.
Profesyonel basket kariyerini NBA’de sürdüren Enes Kanter Freedom, son yıllarda dünyanın değişik bölgelerinden zulüm görenlerin güçlü sesi oldu. NBA kariyerini riske atmayı göze alıp Çin’in Uygurlar’a uyguladığı soykırımı güçlü şekilde dile getirdi. Takas döneminde Boston Celtics’den, Houston Rockets’e gönderilen Enes Kanter, Rockets’in kendisini serbest bırakmasıyla takımsız kalmıştı. ABD’deki çok sayıda senatör, gazeteci ve spor yorumcusu NBA’nin, Çin’deki pazar payını düşünerek Enes Kanter’i devre dışı bıraktığını ifade etmişti.
Parkelerden zorunlu bir şekilde uzak kalan Enes Kanter Freedom, insan hakları aktivisti olarak öne çıktı. İsviçre merkezli İnsan Hakları ve Demokrasi için Cenevre Zirvesi’nin 2022 Uluslararası Cesaret Ödülü’ne layık görülen Enes Kanter ödülünü geçtiğimiz ay Cenevre’de BM büyükelçilerinin de hazır bulunduğu seçkin bir davetli topluluğu önünde almıştı. Kanter’e ikinci ödül ise ABD merkezli İnsan Hakları Vakfı (HRF) ile Norveç merkezli Oslo Özgürlük Forumu’ndan geldi. Çekler’in ünlü düşünür ve devlet adamı Vaclav Havel adına verilen Vaclav Havel Kreatif Muhalefet Ödülü’nün sahibin Enes Kanter olduğu açıklandı. Kanter ödülünü 25 Mayıs’ta Norveç’in başkenti düzenlenecek törende alacak.
İnitiative Menschen Rechte und Freiheit (IHRF – İnsan Hakları ve Özgürlük Girişimi) gönüllüleri tarafından Marburg’daki Lutheran bölge kilisesinde bir iftar verildi. Kilisenin ev sahipliği yaptığı iftara siyaset, şehir yönetiminin de aralarında bulunduğu 100 davetli katıldı.
Marburg’un iki büyük kilisesinden biri olan Lutheran Kilisesi gönüllerin ve düşüncelerin iyilik, barış ve hoşgörü ile buluşması adına “Birleşen Gönüller” sloganıyla kilisenin içerisinde iftar programı düzenledi.

Programın sunuculuğunu Bad Endbach Belediye SPD meclis üyesi Seher Us yaptı. IHRF Marburg kurucularından ve koordinatörü olan Serdar Güleç, IHRF’nin Türkiye’deki anti demokratik, hukuksuz, adaletsiz, zulmünden kaçıp Almanya’ya ulaşan Türk üyelerinin kurduğu bir inisiyatif olduğunu belirterek, genel olarak insan hakları ihlali yaşamış herkes için kamuoyu çalışmaları ve programları yaptıklarını, kuruluşun misyon ve vizyonundan bahsetti.

Fatih Elmaoğlu’nun gitar dinletisinden sonra Uluslararası İlahiyat mezunu Selim Yavuz, oruç hakkında bir sunum yaptı. Kilisenin rahibi Ulrich Biskamp ise Hristiyanlık’ta orucu anlatırken kendi çocukluğundaki orucu hatırladığını ifade etti. İftar saatinin gelmesiyle okunan ezanla oruçlar açıldı. Etkinlikte iftar menüsünün yanında tatlılar, kahve ve çay ikramıyla samimi bir ortam oluştu. Program ney ve gitar dinletileri ile davam etti.