Yazarlar

Kâinatın yaratılışı | A.Râsim Emiroğlu

Bidâyette(İlk başlangıçta) hiç bir şey yoktu. Evrende yoktu, kâinatta yoktu ve içindeki varlıklarda yoktu.
Sadece ve sadece Allah(cc) vardı.
Bu durum Peygamberimizin diliyle şu şekilde ifade edilmektedir;
“Varlık yaratılmamıştı ve Allah’tan başka hiçbir şey yoktu.” (bk. Buhârî, Megâzî, 67)

Peki o zaman Allah (cc) nerede idi?
Bu soruyu sahabelerden Ebu Rezin(ra) Peygamberimize (sav) sordu:

“Ya Rasulallah! Allah yerleri ve gökleri yaratmadan önce nerede idi?”
Peygamberimiz (sav) cevap verdi:
“Allah vardı, varlık yoktu. O gizlilik ve bilinmezlik içinde idi. Henüz arşı da su üzerinde değildi. Sonra arşını su üzerinde yarattı.” (1)

Allah ilk önce neyi yarattı? sorusunun cevabını da Efendimizden dinleyelim;

Hz. Cabir anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü! Anam-babam sana feda olsun, Allah’ın her şeyden önce ilk yarattığı şeyi bana söyler misiniz?” diye sordum. Şöyle buyurdu:

“Ey Cabir! Her şeyden önce Allah’ın ilk yarattığı şey senin peygamberinin nurudur. O nur, Allah’ın kudretiyle onun dilediği yerlerde dolaşıp duruyordu. O vakit daha hiçbir şey yoktu. Ne Levh ne kalem ne cennet ne ateş / cehennem vardı. Ne melek, ne gök  ne yer ne güneş ne ay ne cin ve ne de insan vardı.”

“Allah mahlukları yaratmak istediği vakit, bu nuru dört parçaya ayırdı. Birinci parçasından kalemi, ikinci parçasından Levh’i (Levh-i Mahfuz), üçüncü parçasından Arş’ı yarattı. Dördüncü parçayı ayrıca dört parçaya böldü: Birinci parçadan Hamele-i Arşı (Arşın taşıyıcılarını), ikinci parçadan Kürsi’yi, üçüncü parçadan diğer melekleri yarattı. Dördüncü kısmı tekrar dört parçaya böldü: Birinci parçadan gökleri, ikinci parçadan yerleri, üçüncü parçadan cennet ve cehennemi yarattı. Sonra dördüncü parçayı yine dörde böldü: Birinci parçadan müminlerin basiret nurunu / iman şuurunu, ikinci parçadan -marifetullahtan ibaret olan- kalplerinin nurunu, üçüncü parçadan tevhitten ibaret olan ünsiyet nurunu (La ilahe illallah Muhammedu’rresulüllah nurunu) yarattı.”(2)

Yine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadisi kudsîde :
“ALLAH : (Peygamberimize hitaben) ‘Seni KENDİ NUR’umdan, diğer şeyleri de SENİN NUR’undan yarattım.’ buyurmuşlardır” (3)

Pırlanta müellifin bu konudaki görüşü ise şöyledir;
“Bütün varlığın özü-esası da yine NUR’dur. Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde “Allah’ın ilk yarattığı şey (yani yokluğun bağrına atılan ilk varlık tohumu), benim nurumdur.”
buyurarak bir müteşabih hakikati dikkatlerimize takdim buyurur.
“Güneş’te; Cenâb-ı Hakk’ın “Nûru’n-Nûr”, “Münevviru’n-Nûr”, “Musavviru’n-Nûr”, “Hâliku’n-Nûr”, “Mukaddiru’n-Nûr”,
“Müdebbiru’n-Nûr”.. gibi isimlerinin madde âlemindeki bir cilvesidir.”(4)

Alleme Elmalılı Hamdi Yazır’ın yorumu ise şu şekildedir;
“Yüce Allah başlangıçta ezelî takdir ile kıyamete kadar olacak şeylerin projesini yazan ruhanî ilk unsuru yaratmıştır. Buna ‘Akl-ı Evvel’ ve ‘Nûr-u Muhammedî’ denilmiştir. Sonra madde yaratılmış ve buna ‘Cevher’ denilmiştir. Sonra su buharı gibi mâyî ve gaz karışımı maddeden gök cisimleri yaratılmış, sonra buna hareket verilerek sıvı halde hareket-i devriyesi ile küreye benzer olduğu için ‘Nûn’ denilmiştir.”

Nûr kelimesi sözlüklerde şu şekilde açıklanmıştır;

En-Nûr, Allah’ın 99 isminden (Esma-ül Hüsna) birisidir ve “Alemleri nurlandıran,aydınlatan dilediğine nûr veren” anlamlarına gelmektedir. Nûr ismi Kur’an-ı Kerim’de geçen bir isimdir. Anlamını biraz daha açarsak;
Nûr; Nurlandıran, nurun kaynağı, âlemleri nurlandıran, simalara, zihinlere ve gönüllere nur yağdıran, kulunun iç âlemini nurlandırarak onu hidâyete kavuşturan, hakkı, doğruyu görmesini sağlayan demektir.(5)

Kur’an-ı Kerim’in yaratılış ile ilgili diğer bir ayeti;
-Andolsun ki (biz), gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (evrede,süreçte) yarattık…
(Kaf Suresi:38)
Bu ayet hakkında sorulan bir soruyu Pırlanta müellifi şu şekilde izah ediyor:
“Bu gün tabirini günümüzdeki 24 saatlik gün ile karıştırmamak lazımdır. zamanımızı gösteren saat de esas itibarıyla zamanımız gibi izafidir. “Bir gün, şu kadar saattir.” diyerek hakkında herhangi bir şey söyleyemeyiz. Öyleyse -Allahu a’lem- Allah Teâlâ, küre-i arz ve Güneş Sistemi’ni, onların tâbi bulunduğu zaman ölçüsü ve zaman prensipleri içinde dört günde yaratmıştır. Gökleri, göklerin tâbi bulunduğu zaman prensibi ve zaman ölçüleri içinde iki günde yaratmıştır. Ama bu öylesine iki gündür ki, küre-i arzın milyar defa milyarlarca günü ona nispeten bir saniye sayılır.
Sonuç olarak Cenâb-ı Hak kâinatı ânî ve def’î yaratmamış, altı ilâhî günde yaratmıştır denebilir.(6)

Yüce Allah, zatının tanınmasını ve bilinmesini istedi. Bütün isim ve sıfatlarını tecelli ettiren kâinatı ve içindeki varlıkları yarattı.
“Ben gizli bir hazine idim, bilinmek ve tanınmak istedim mahlûkatı yarattım.” (Acluni, II, 132) ifadeside bunu açıkca beyan eder.
Allah kendisini gizlemiş ve eserlerini ortaya çıkarmıştır. Çünkü eser ustasını daha iyi tanıtır.
Yaratılış serüveni belirli bir periyodu takip ederek belirli zamanda gerçekleşmiştir.
Yer yüzünün yaratılış sıralaması ise şöyledir;
Müslim de geçen hadise göre; “Allah (tarafından önce) toprak, sonra dağlar, sonra ağaçlar, sonra mekruhlar (şerler veya madenler), sonra nur, sonra hayvanlar, sonra da Hz. Âdem (as) yaratılmıştır” (7)

Kâinat ve içindekiler devamlı hareket halindedir.Aynı zamanda Kâinat devamlı genişlemekte, sürekli yenilerek yaratılış işlemi devam etmektedir. Durağanlık yoktur.

Bunu Kur’an-ı Kerim 1400 yıl önce Zâriyat sûresi 47. ayetinde bildirmiştir.
“Göğü de kuvvet(imiz)le binâ ettik; ve şüphe yok ki biz, elbette (devamlı sûrette onu)genişleticileriz.”
Bu ayetin dediğini 1920 yılında
Edwin Hubble isimli astronom yaptığı gözlemle kâinatın genişlediğini ancak tespit etmiştir.
Aynen üzerinde noktalar bulunan balonun şişirilmesi ile noktaların uzaklaştığı gibi. Kâinatta genişlemektedir.(8)

Yaratılan varlıkların içerisinde en değerlisi, en mükemmeli İnsandı.
İnsanların içerisinde peygamberler, peygamber arasında Hz Muhammed (sav) idi.
Yeryüzüne gönderilen ilk insan, ilk peygamber ise Âdem(as)’dır.
Âdem (as) Dünyaya geldiğinde her şey hazırdı. Kendisine indirilen kitap doğrultusunda Allah’ı(cc) tanıtmayı,
O’un hak dinini tebliğ ve irşad ile uğraştı.

Dinin amacı ve hedefi insana yaratıcısını tanıtmak ve sevdirmek, cennete götürecek olan amelleri öğretmek ve yaptırmaktır. Bu da peygamberlerin gösterdiği şekilde iman ve amel ile mümkün olur. Peygamberler ve Onların yolundan giden kutlular cennete adam yetiştiren, cehennem ateşinden insan kurtaran seçkinlerdir.

Yani yüce Allah kâinatı kendisini tanıtmak için yaratmıştır. Yaratılışın gayesi ve amacı yaratıcıyı tanımaktır.
Allah insanı da kendisini iman ile tanıması ve ibadet ile itaat etmesi için yaratmıştır.
İnsana düşen kâinata ve içindekilere ibret nazarıyla bakmak. Tefekkür ederek imanını kuvvetlendirmek,
mahlukatın zikirlerini dilemek, yol gösterici olarak gönderilen peygamberlere uymak ve onlara gelen kitapları okumak,uygulamaktır.

Bu yazımızda Kâinat Yaratılışı üzerinde durmaya çalıştık.
Rabbim nasip ederse bundan sonraki yazılarımızda semavât ve içindekiler ile dünya ve içindekiler üzerinde duracağız.
En sonunda da Kâinatın meyvesi, dünyanın en değerli misafiri olan insanın yaratılışı ve vazifesi üzerinde duracağız.

Hizmetten | A.Rasim Emiroğlu

Dipnotlar:
(1)(Buhari, Megazi, 67, 74, Bed’ul-Halk 1, Tevhid 22; Tirmizi, Menakıb, 3946)
(2) bk. Ahmed, Musned, IV-127; Hâkim, Mustedrak, II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân, XIV-312/6404; el-Leknevî, el-Âsâru’l-Merfû’a, s. 42-3; Kastalanî, Mevahibu’l-Ledunniye: 1/6; Krş. Aclunî, Keşfu’l Hâfa, C.1, 262- 265-266.
(3) bk. Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek, II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Aclûnî, Keşfü’l-Hâfâ I-265/827.
(4)http://hikmet.net/gunesin-ahiretteki-fonksiyon-
(5)https://www.nenedirvikipedi.com/islam/allahin-nur-en-nur-isminin-anlami-15261.html?amp
(6)Kendi-iklimimiz/kainatin-alti-gunde-yaratilmasi
(7)(Müslim, Sıfatu’l-Kıyâme 27, no: 2789)
(8)https://www.bilimseldunya.com/edwin-hubble-1889-1953/

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu