Yazarlar

“İnşallah 100 bin de olur” | RECEP ATICI

Çağlayan, Hizmet Hareketi’nin fikir bayrağı olup hareketin prensiplerini özet olarak takdim eden bir dergidir. Hizmet’in vermek istediği mesaj nedir, hizmet düşüncesi neleri kapsıyor sorularına cevap arayan, aradığı cevapları bu dergide bulabilir.

Malumunuz geçtiğimiz hafta içinde Hocaefendi Çağlayan Dergisi’nin 2023 yılı ocak ayı sayısı için yapılan mizanpaj çalışmasına katıldı. Dergide yayınlanacak yazı ve fotoğraflarla tek tek ilgilenen Hocaefendi’nin görüntüleri Herkulnağme YouTube kanalında yayınlandı. Anladığım kadarıyla Çağlayan dergisinin yöneticileri de oradaydı. Hocaefendi derginin tirajı ile ilgili “Ne bekliyoruz” deyince, oradaki arkadaşlardan biri geçen yıl 28 bin idi. Bu sene 35 bin hedefliyoruz deyince Hocaefendi, “İnşallah 100 bin de olur” dedi.

Martin Luther King ismini çoğunuz duymuştur. O, 1963 yılında Washington DC’deki Lincoln Anıtı önünde yüz bin civarında insanın katıldığı mitingde bir konuşma yapar. Yaptığı o konuşmanın ilk cümlesi bugün bile yürekleri titreten, “Bir hayalim var benim”  sözüdür. Bu söz ABD’de ciddi bir yankı bulur. Onun o günkü konuşmasını bir cümleyle özetlemek gerekirse şöyledir: “Allah’ın bütün kulları siyahlar, beyazlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Budistler el ele tutuşacaklar.” Onun bu hayali ABD başkanı Johnson döneminde gerçekleşir.  Onun için filozof Richard Bach, ‘Bir hayalin varsa onu gerçekleştirme gücüne de sahipsindir’ der.

Belki yukarıdaki 100 rakamı bu gün uzak hayal görülebilir. Bazen ilk başta ümitlerimizi şahlandırmak, gaye-i hayallerimizi kamçılamak için söylenen bu tür beyanlar bizlere hayal gibi gelebilir. Hâlbuki insanlığa ümit verme adına çok önceleri söylenmiş nice kristal sözler vardır ki bu gün itibariyle her biri birer gerçek olmuştur. Malumunuz her yıl yapılan (IFCL) Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nde dünyanın her ülkesinden katılan rengârenk öğrenciler, olimpiyatların açılışında Hocaefendi’nin ‘Yeni Bir Dünya’ isimli güftesinin bestesiyle programa başlarlar ve bitirirler. Kulaklarımızda çınlayan o bestenin sözleri şöyledir: “Gördüm nurlu geleceği rüyamda bir gece, Işıklar yağıyordu her tarafa sessizce… Yeni bir dünya kuruyorlardı; harıl harıl… Her taraf gökle yarışır gibi; pırıl pırıl!” Bu şiir, Hocaefendi’nin İzmir Bozyaka’daki okul arsasını bakmaya gideceği günlerin arefesinde gördüğü bir rüya neticesinde yazılmıştır. Rüyada Hocaefendi, bir arazi üzerinde dünyayı kuşatacak bir okul inşaatının başlatıldığını görür. Bu arsa aynı zamanda hizmetin diğer bütün müesseseleri adına toprağa atılan ilk rüşeymdir. O gün itibariyle bu bir rüya, bir hayal ve bir tasavvur olsa da, bu gün gerçeğin ta kendisidir.

Hocaefendi’nin mizanpaj çalışmasında dediği gibi inşallah Çağlayan’ın 100 bin tiraja ulaştığı günleri hep birlikte göreceğiz. Hatırlarsanız, Sızıntı 800 bin tiraja ulaşmıştı. Malumunuz Çağlayan Dergisi’nden önce Sızıntı, Hizmet fikriyatının hülasası idi… Bizler, onun ortaya koyduğu aksiyon ve tefekküre davet eden deruni başyazılarıyla büyüdük. Din ve bilimin buluştuğu makaleleriyle inancımız perçinleşti. Edebiyat ve tasavvuf bölümleriyle fikri yapımız gelişti. Kısaca Hizmet’in vizyonunu ve misyonunu her ay yayınlanan Sızıntı dergisiyle kavradık…

Hocaefendi, 1979’dan 2016’ya kadar 37 yıl boyunca Sızıntı ve kardeş dergilere başyazılar yazdı, Sızıntı yayın görüşmelerinde hazır bulundu. Arandığı en zor zamanlarında bile Sızıntı Dergisi yayın heyetine katıldı, hemen her ay bu yayın görüşmeleri de hiç aksatılmadan yapıldı. Hocaefendi kendisi de hiç ara vermeden başyazıları yazmaya gayret etti. Arandığı dönemde bazen ancak bulabildiği çimento kağıtlarına yazarak da olsa yazılarını aksatmadı. Üzerinde uzun uzun durulması ve düşünülmesi gereken bir hadisedir bu…

Hocaefendi’nin Sızıntı’da yayınlanan başyazıları “Çağ ve Nesil” adını taşıyan dokuz kitaplık bir seride toplandı. Çağlayan dergisinde yayınlanan ilk on beş başyazısı ise bu serinin onuncu kitabı olarak “Hakka Adanmışlar Yolu” adıyla piyasaya çıktı. Hocaefendi, aslında Çağlayan Dergisi’nin aylık yayın görüşmesindeki o kararlı duruşuyla hepimize şu mesajı veriyor: “Hizmet Hareketi’nin, Hizmet fikriyatının bu dönemde bayraktarlığını Çağlayan dergisi yapacak…”

Bizler Bediüzzaman’ın, “Benim vazifem hizmet-i imaniyedir; muvaffak etmek veya etmemek Cenâb-ı Hakkın vazifesidir”  dediği gibi deyip şartların namüsait olmasına bakmaksızın vazifemizin gereği evrensel insani değerler çerçevesinde her yerde Hizmet fikriyatının bu dönem bayraktarlığını yapan Çağlayan dergisini gönüllere duyurmaya gayret etmeliyiz. Hocaefendi’nin verdiği hedefi yakalamaya çalışmalıyız.  Mevsimlerin zorluğu, rüzgârların sert esmesi, dünyanın bizi baskılaması yol ve yöntem değiştirtmemeli. Biz her mevsimin şartlarına göre gerekenleri yapmalı, yol durumuna göre hızımızı ayarlayarak bir maratoncu gibi durmaksızın koşmaya devam etmeliyiz.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu