DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ
فَاذْكُرُوني اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لي وَلَا تَكْفُرُونِ
Öyleyse siz Ben’i zikredin ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.(Bakara, 2/152)
مَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ في بيْتٍ مِنْ بُيُوتِ اللَّهِ تعالى يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ وَيَتَدَارَسُونَهُ بَيْنَهُمْ إّلا نَزَلَتْ عَلَيْهِمُالسَّكِينَةُ، وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ، وَحَفّتْهُمُ الْمَلاَئِكَةُ، وَذَكَرَهُمُ اللَّهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ
Efendimiz (s.a.s) buyurdular ki: “Bir grup, Kitâbullah’ı okuyup ondan ders almak üzere Allah’ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekine iner ve onları Allah’ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemaatte anar.” (Müslim, Zikir 38, Ebû Dâvud, Salât 349)
Hutbemiz “Manevi hayatımız adına kampların önemi” hakkındadır.
Tarih boyunca bütün peygamberler, tefekkür, ibadet ve manevî arınma amacıyla, zaman zaman toplumun gürültüsünden uzaklaşarak bir nevi kamp hayatı yaşamışlardır. Hz. Musa (aleyhisselâm), ilahî vahye hazırlanmak ve Rabbine yakınlaşmak için Tur Dağı’nda kırk gün geçirmiştir.
İnsanlığın İftihar Tablosu Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) ise peygamberlikten önce Mekke’deki Nur Dağı’nda Hira sultanlığında günlerce, bazen bir aydan fazla süreyle tefekkür ve ibadetle meşgul olmuştur. Medine döneminde de her Ramazan on gün itikâfa girerek ümmetine manevî kampın en güzel örneğini göstermiş; erkekleri ve kadınları bu ibadete teşvik etmiştir.
Günümüzün manevî rehberleri de aynı ihtiyaca dikkat çekmişlerdir. Nitekim çağın önemli irşat önderlerinden biri, önce yılda bir veya iki ay, daha sonraki dönemlerde bir ay, hayatının son yıllarında ise genç-ihtiyar, kadın-erkek herkese; senenin en az on gününü ilim, ibadet, tefekkür ve muhasebe ile geçireceği manevî kamplara ayırmasını tavsiye etmiştir.
Aziz Müminler!
İslam’ın istediği hayat, insanlardan kaçmak değil; insanların içinde kalarak Hakk ile beraber olmaktır. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), insanların arasına karışıp onların sıkıntılarına sabreden müminin, toplumdan uzak yaşayan kimseden daha faziletli olduğunu bildirmiştir. Bununla birlikte, insanın manevi dünyasını koruması için zaman zaman asude mekânlarda, huzurlu ortamlarda bulunması da büyük bir ihtiyaçtır. İşte bu noktada kamplar, okuma programları ve manevî buluşmalar önemli bir fırsat sunmaktadır. Bu programlar sadece dinlenme veya vakit geçirme faaliyetleri değildir. Aksine onlar, kalbin ve ruhun yeniden güç kazandığı, insanın kendisiyle yüzleştiği, eksiklerini gördüğü ve Rabbine yöneldiği bereketli zaman dilimleridir.
Bir kampın veya okuma programının değeri, orada geçirilen zamanın verimli kullanılmasıyla ortaya çıkar.
Bu sebeple böyle programlar; Kur’an tilaveti, dua, zikir, ilim, müzakere ve tefekkürle değerlendirilmelidir. Okunan her kitap, yapılan her müzakere ve öğrenilen her hakikat, insanın imanını kuvvetlendirir, ufkunu genişletir ve hizmet şuurunu artırır. Geçmişte gerçekleştirilen nice kamp programlarında gençler ve gönül insanları büyük fedakârlıklar içinde yaşamış, sade imkânlarla günlerini ilim ve ibadetle geçirmişlerdir. Gecelerini Kur’an okuyarak, dualar ederek ve Rabbine yalvararak ihya etmişlerdir. Bu samimiyet ve ihlas sayesinde o mütevazı mekânlar adeta birer maneviyat ocağı hâline gelmiştir.
Bugün her zamankinden daha fazla böyle programlara ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü yaşadığımız çağda gözlerimizi, kulaklarımızı ve gönüllerimizi kirletecek pek çok unsur bulunmaktadır. Sokakta, iş yerinde, medyada ve dijital dünyada insanın maneviyatını zedeleyen sayısız tehlike vardır. İşte kamplar ve okuma programları, bu kirli ortamların etkisini azaltan birer manevî sera vazifesi görmektedir. İnsan kulluğunu yeniden hatırlar ve hayatına yeni bir yön verir. Bu programlarda kitap okumayla beraber nefis muhasebesi yapılmalı, ibadetler artırılmalı ve kardeşlik duyguları güçlendirilmelidir. Boş ve faydasız sözlerden uzak durulmalı; zaman ilim, tefekkür ve zikrullah ile değerlendirilmelidir. Çünkü Allah Teâlâ “Siz Beni anın ki; Ben de sizi anayım.” Buyurmaktadır. Öyleyse fırsat buldukça çocuklarımızı, gençlerimizi ve kendimizi ilim, ibadet ve güzel ahlakın hâkim olduğu kamp ve okuma programlarına yönlendirelim. Peygamber efendimiz “Gerçek mücahit; Allah’a itaat yolunda nefsiyle mücadele eden kimsedir.”buyurarak nefislerimizi ıslah etmeye davet etmiştir. (Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 2) Dolayısıyla bizlerde bu programlarda, ruhlarımızı yenilemeye, imanımızı güçlendirmeye ve Rabbimize yaklaşmaya hususi bir gayret gösterelim.
Hutbemizi “Kamplarda Zaman” makalesinden birkaç paragraf ile bitirelim; Kamp bence, şefkat ve muhabbetin tatlı tatlı esip durduğu bir mübarek bucaktı. Hepimiz orada, bir ruh kovanındaki arılar gibi, bir elimiz çiçeklerde, bir elimiz de peteklerde, çiçek özü ve bal arasıgelip giderdik. Bu duygu ve düşünce, ruhumuzla öyle kaynaşıp bütünleşmişti ki; aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen, ben hâlâ, o günleri bütün kalbimde, bütün canımda, bütün benliğimde dipdiri hissetmekteyim.
Ben, böyle nurlu ve bereketli bir geçmişin, ziyan olacağına inanmak istemiyorum. Zira, o günler, dar bir zaman dilimi içinde geçip gitse de bizim için bütün bir geçmişi gözetleme kuşağı ve bütün bir geleceğin de rüyalarının görüldüğü berzahî haritalar olmuştu.
Şimdi, ruhumdaki her hatırayı karıştırdıkça görüyorum ki; o yumuşak, şefkatli, sihirli, şiirli günler, hâlâ içimde dipdiri ve mevsim tanımadan tomurcuk tomurcuk açılan güller gibi, hiç durmadan solar solmaz hemen yeniden açılıyor, ruhumda en romantik duyguları tutuşturuyor ve zaman zaman hatıraları öyle canlandırıyor ki, kendimi hâlâ o üfül üfül ağaçların altında hissediyor; ağustos böceklerinin sesleriyle, nur soluklu, ışık soluklu talebelerin tesbih, temcid ve ilâhî sadâlarının birbirine karıştığını ve farklı bir koro teşkil ettiğini, içimin derinliklerinde duyuyor ve burkuntu karışımı bir hazla tâliime tebessüm ediyorum.
Eğer ötelere seyahatimizde, herkese birer hatıra götürme fırsatı verilseydi, şüphesiz ben, ilklerinden başlayarak, kampların, o bahar çiçeklerine benzeyen; pırıltılı, tılsımlı, hülyalı, mavi hatıralarını alır götürürdüm.
Cenâb-ı Hak kalplerimizi Kur’an’la diriltsin, ilim ve hikmet yolunda bizleri daim eylesin. Kamp ve okuma programlarını ümmet için birer hayır, bereket ve diriliş vesilesi kılsın.
Kamplarla ilgili sohbetler:
https://youtu.be/kFFiLgQ9IaI?si=5PxceJQ03QilZmBZ (Üns Esintileri Kamplar. Tesbihatlar yapılıyor)
https://youtu.be/guKp0T-TpEU?si=2VnUATldQ0C2dbZKİl (ilk Kamplardan Hatıralar (10 Dak.)
https://youtu.be/oktuNwfFiTE?si=j-ZXgwz9qgaDc4A7 (Hakiki Halvet ve Okuma Programları)
Cuma Hutbesi | Kamplardayız WORD
Cuma Hutbesi | Kamplardayız PDF

