Bazı insanlar vardır; isimleri kalabalıkların dilinde çok dolaşmaz fakat yaptıklarıyla gönüllerde derin izler bırakırlar. Hasan Amca da işte böyle bir insandı. Hizmette önde, gayrette zirvedeydi. Söz konusu ücret ve karşılık olunca en geride duran bir gönül eriydi.
Toplumların manevi dinamizmini ayakta tutan en önemli unsurlardan biri, karşılık beklemeksizin sorumluluk üstlenen ve bu sorumluluğu istikrarlı bir şekilde sürdüren adanmış ruhlu şahsiyetlerdir. Hasan Kılıçarslan, nam-ı diğer Hasan Dede, bu hakikatin yaşayan bir timsali olarak; hizmet ahlâkını hayatının merkezine yerleştirmiş, aksiyon, disiplin ve fedakârlığı şahsında bütünleştirmiş müstesna bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır.
Onun hayatında en dikkat çeken hususlardan biri, hizmetteki öncülüğü ile maddi beklentiler karşısındaki mesafeli duruşu arasındaki dengedir. O, hayırda yarışın güzel bir timsali olmuş, Kur’an hizmetinde gecesini gündüzüne katmış müstesna bir insandı. Bu hali, onun ihlâs temelli bir anlayışa sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu adanmışlığın en somut tezahürlerinden biri, başkentte kurulan bir kolej sürecinde görülmüştür. Mustafa Amca, Arif Hoca ve Mahmut Abi ile birlikte yoklukların içinden bir eğitim yuvası inşa etmeye koyulduklarında, ellerinde neredeyse hiçbir maddi imkân yoktu. Gündüz kalıplardan çıkan eğri çivileri topluyor, gece onları tek tek düzelterek ertesi gün yeniden kullanıma sunuyorlardı. Çivi alacak imkânın dahi bulunmadığı bu süreçte, onların en büyük sermayesi sarsılmaz iradeleri ve eğitime adanmış gönülleriydi.
Aylar ve yıllar süren bu gayret, kapı kapı dolaşıp gönülleri harekete geçiren bir hizmet seferberliğine dönüştü. Nihayetinde, binlerce insanın yetişeceği bir eğitim müessesesi vücut buldu. O müesseseden yetişenler, dünyanın dört bir yanında birer umut ve ışık oldular.
Hasan Amca’nın şahsiyetinde öne çıkan bir diğer husus ise aksiyon ile tefekkür arasındaki dengedir. O, sadece sahada koşan bir gönüllü değil; aynı zamanda okuyan, düşünen ve çözüm üreten bir fikir insanıdır. Tekliflerde bulunur, sorumluluk alır, istişare neticesinde alınan kararlara büyük bir teslimiyetle bağlı kalırdı. Bu yönüyle o, hem istişarenin hakkını veren hem de kardeşliğin hukukunu koruyan nadide şahsiyetlerden biriydi.
Hizmet onun için bir görev değil, bir hayat biçimiydi. Geri durmayı bilmez, yükten kaçmaz; aksine yük arardı. Ve en dikkat çekici tarafı şuydu: Bunca gayretin içinde en küçük bir yorgunluk emaresi göstermezdi. Sanki kalbi, hizmet ettikçe dinlenen bir sırra sahipti.
Onun hayat tarzı aynı zamanda derin bir kanaat ve zühd anlayışını yansıtmaktaydı. Son derece iktisatlı yaşar, israftan titizlikle kaçınır, adeta bir fakir hassasiyetiyle hayatını sürdürürdü. Dünya adına bir iddia taşımayan bu duruş, onun sözlerinden çok yaşayışıyla örnek olmasını sağlamıştır.
Sosyal ilişkilerinde son derece duyarlı bir insandı. Anadolu’nun bir köşesinden üniversite kazanıp gelen bir öğrenciye kalacak yer bulmak için gece gündüz uğraşır; maddi imkânı olmayanlara burs temin etmeye çalışır; taşınma gibi zor zamanlarda ailelerin yanında olurdu. Kimin neye ihtiyacı varsa, yolu bir şekilde ona çıkar; onun varlığı insanlara güven verirdi.
O, yalnızca yardım eden değil; insanın yükünü omuzlayan, onu yalnız bırakmayan bir karaktere sahipti. Aynı zamanda çevresindekileri harekete geçiren, onları motive eden ve birlikte yürümeye sevk eden bir öncüydü. Onun bulunduğu yerde bir canlılık, bir hareket ve derin bir güven hissi oluşurdu.
Hayatı boyunca adeta durmayı bilmeyen bir gayretin temsilcisi oldu. Programlara karşı gösterdiği hassasiyet, dakikliği ve disiplin anlayışıyla örnek teşkil etti. Onun herhangi bir programa geç kaldığına dair bir hatıraya rastlamak neredeyse mümkün değildir.
Pratik zekâsı ve çözüm odaklı yaklaşımı sayesinde karşılaştığı meselelerde hızlı ve etkili adımlar atar, bulunduğu hizmet ortamına ciddi bir verimlilik kazandırırdı.
Hasan Amca denildiğinde akla yalnızca bir isim değil; hizmet, sadakat, vefa, disiplin ve başkası için yaşama ideali gelmektedir. Onu tanıyan herkesin hakkında hüsn-ü şehadette bulunması, geride bıraktığı izlerin ne kadar derin olduğunu göstermektedir. Yüzlerce, binlerce insanın hayatına dokunmuş; fakat bütün bunları büyük bir sessizlik içinde yapmıştır.
92 yıllık ömrünü böylesi bir adanmışlıkla geçiren Hasan Amca, nihayet Hakk’ın rahmetine kavuştu. Ancak geride büyük sözler değil, büyük bir örneklik bıraktı. Onu tanıyanlar için artık bir hatıra değil, bir ölçü hâline geldi.
Onların yokluk içinde attıkları tohumlar, bugün dünyanın dört bir yanında meyve veren bir hizmet ormanına dönüşmüş durumdadır. Atılan tohumların boşa gitmediği, dikilen fidanların mutlaka meyve verdiği hakikati, onun hayatında bütün açıklığıyla müşahede edilmektedir.
Bugün onun ardından söylenebilecek en doğru söz belki de şudur: O, sessiz ama derin akan bir nehir gibiydi. Gürültü yapmadan yol aldı, geçtiği her yeri bereketlendirdi.
“İnsan sevdikleriyle beraberdir” (Buhari, Edeb 96) hadisinin bir tecellisi olarak, onun gibi güzel insanlarla birlikte olmayı niyaz etmek, bu örnek hayatın bizlere bıraktığı en anlamlı dualardan biridir.
Rabbim rahmet eylesin. Mekânı cennet, makamı âli olsun.
