Yazarlar

Hizmet Erleri ne zaman mankurt olur? | Mithat Tayyar

Gençliğimde okuduğum en güzel romanlardan biri ‘Gün olur asra bedel’ di. Kitabın yazarı Cengiz Aytmatov’la, yaşarken görüşemesem de vefatından sonra Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te, mezarının başına gitmiş ve bir Fatiha okumuştum. Cengiz Aytmatov, henüz dokuz yaşındayken, Sovyet Kırgızistan’ında yetkili bir devlet adamı olan babası tutuklanmış ve kurşuna dizilmiş. Daha çocukluğunda hayatın çetin yüzüyle tanışmış. Gençliği ikinci Dünya savaşı esnasında geçmiş. Komünizmin problemlerini iliklerine kadar yaşamış. Kutsalı yok sayan bu rejime karşı, yazdığı romanda insanların, yaşadıkları cehennemi cennete çevirmenin kendi ellerinde olduklarından bahsetmiş. Ama bir şartla; Mankurtlaşmadan. Mankurt kim mi?
Gün olur asra bedel romanında geçen asıl karakter Yedikey, ikinci dünya savaşından beri arkadaşı ve en yakın dostu Kazangap’ın ölümü ve vasiyeti üzerine onu, atalarından miras kaldığına inandığı ve kutsal bildiği Sarı Özek bölgesinde bir mezarlığa gömmek ister. Bu bölgede, efsanelerde adı geçen Nayman Ana türbesi de bulunmaktadır. Nayman anadan şöyle bahsedilir: Juan Juanlar, Sarı Özek bozkırında yaşayan Naymanların topraklarını istilâ ederler. Her tarafı yakıp yıkarlar. Tutsak aldıkları Nayman gençlerini bir yere toplar, önce saçlarının tamamını kazırlar, ardından da kafalarına yeni kesilmiş yaş deve derisinden bir başlık yapar ve onu saçsız kafaya geçirirler. Daha sonra onları bir direğe bağlayarak Güneş altında bekletirler. Güneşin yakıcı sıcağının etkisiyle kurumaya ve daralmaya başlayan deri, esirlere korkunç acılar verir. Başlarını sıktıkça sıkar. Ayrıca çıkan saçlar deve derisine giremediğinden dönüp kurbanın kendi kafa derisine girer böylece tutsaklar hafızalarını kaybeder. Tutsaklar bu işkencenin sonunda ya ölürler ya da mankurtlaşırlar yani belleklerini ve bilinçlerini yitirirler. Juan Juanlar, tutsakların anılarını belleklerinden silmekle, insanlığın bilincini yok etmekle insanlık onurunu ayaklar altına almayı başarmış (?) bir topluluktur. Mankurtlaşan tutsaklar artık efendisinden başkasını tanımazlar. Ne anasını, ne babasını, ne de bir başka şeyi hatırlar. Nayman ana da esir alınan oğlunu kurtarmak ister. Onu koyun otlatırken bulur. Ama nafile. Oğlu onu tanımaz ve attığı okla öldürüverir.
Hizmet erlerine gelince, Üstad Hazretleri: ‘’Gaye-i hayal olmazsa veyahut nisyan veya tenasi edilse; ezhan enelere dönüp etrafında gezerler.’’ Demektedir. Yani insan ne için yaşadığını, gayesini unutur veya farklı sebep ve saiklerle birileri veya dünyalık bazı şeyler tarafından unutturulursa, artık o kişi sadece nefsi için dünya adına yaşamaya başlar demektedir.
Hizmet erlerinin en büyük gayesi Allah’ın rızasını kazanmak, O’nun ismini bütün gönüllere ulaştırmak ve yaşatmak için yaşamaktır. Bunu gerçekleştirmek içinde elinden ne geliyorsa onu yapar. Karşısında bir yangının olduğunun farkındadır ve evladı iyali bütün sevdikleri yangının içinde olduğu için iki eli değil on eli olsa yine bu ateşi söndürmek için kullanır. Yangını söndürmek için ihtiyacı vakti, ha bire birilerini eleştirmek veya boş muhabbetler etrafında harcayıp heba etmez. Bu zaviyeden bakarak bir değerlendirme yapacak olursak, evet Hizmet erleri şu anda ciddi bir cendereden geçmektedir. Kimileri yurt içinde ciddi sıkıntı ve belalarla mücadele ederken kimi de yurt dışında bulundukları yere adapte olmanın mücadelesini vermektedirler. Rahat, insana gayesini unutturduğu gibi bela ve musibetlerde insanın gayesini unutturma adına ciddi bir sebeptir. O bela ve musibetlere karşı Üstadın ifadesiyle:
‘’Bırak biçare feryadı, beladan gel, tevekkül kıl. Zira feryat bela ender, hata-ender beladır, bil. Bela vereni buldunsa, ata-ender, safa-ender beladır, bil…’’ der. Yahut da İbrahim Hakkı gibi:
‘’Gelse celalinden cefa,
Yahut cemalinden vefa,
İkisi de cana sefa,
Kahrın da hoş, lütfun da hoş.’’ Der.

Buradan hareketle Hizmet sevdalıları, bu ifritten zamanlarda ilk önce ‘’Aleyküm enfüseküm-Önce kendinize bakın’’ ayeti gereği, kendinden başlayarak, Rabbiyle irtibatını devamlı tazelemelidir. Hayatının hiçbir anında boşluk bırakmayarak yakın ve uzak hedefli planlamalar yapmalı, özellikle vazifesini emanet edeceği çocuklarının manevi beslenmesine çok dikkat etmelidir. Hizmet erleri bu şekilde hareket etmeye devam ederse Meryem suresi 96. Ayetince ‘’Rahman, iman edip imanları istikametinde sağlam, doğru, yerinde ve ıslaha yönelik işler yapanlar için (gök ve yer ehlinin gönüllerinde) bir sevgi var edecektir.’’
Eğer bu istikamette devam edilmez, Rable irtibatları kavi olmaz, yaşatma ideali bir kenara bırakılırsa ve yukarıda saydığımız düstur ve prensipler hayata geçirilmezse ve sonrasında gayeler unutulup herkes kendi şahsi yaşamına devam ederse bir süre sonra, kendine ve değerlerine karşı yabancılaşma ve Mankurtlaşma dönemi başlayacaktır.

Hizmetten | Mithat Tayyar

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu