Yazarlar

Zulmü Haykıran Sandalyeler | İsmet Macit

İsviçre’nin Cenevre şehrinde Birleşmiş Milletler binasının girişinde Place des Nations meydanında sol bacağı kırık olan dev bir sandalye heykeli vardır.

Hikayesi hayli ilginçtir.

1997 yılında Kanada’da Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Toplantısı’nda “kara mayınlarının” yasaklanmasıyla ilgili bir teklif sunuldu. Mayınlar özellikle sivillere çok ciddi zararlar veriyor ve onları ayaksız bırakıyordu. Yapılan teklif son derece insanîydi ve birçok devlet bu anlaşmayı imzaladı.

Handicap İnternational ve birçok insan hakları derneği anlaşmanın daha fazla devlet tarafından imzalanması için çaba gösterdiler, kampanyalar düzenlediler.

Handicap İnternational, İsviçreli heykeltıraş Daniel Berset’e mayın (savaş) kurbanlarına dikkat çekmek için bir eser ortaya koyması hususunda ricada bulundu.

Berset, 15 Metre yüksekliğinde 5,5 ton ağırlığında sol bacağı parçalanmış dev Sandalye heykelini yaptı. Sandalyenin kırık bacağı mayınların kopardığı ayakları sembolize ediyordu.

Zulmü Haykıran Sandalyeler | İsmet Macit 2

Sandalye bu meydanda sadece 3 ay kalacaktı ama kaldırılmadı. 23 yıldır başta mayından ayağı kopanlar olmak üzere savaş mağdurlarını sembolize etmeye devam ediyor. Sandalye heykeli zamanla meydana konulma gayesinin ötesinde bir mana ifade etmeye başlamıştır.

Hak arayıcıları, insan hakları dernekleri, mazlum ve mağdurlar dünya kamuoyunun ilgisini çekme adına burada sosyal etkinlikler yapmaktadırlar.

Sandalyenin kırık bacağı bugün sadece mayınlardan dolayı ayağını kaybedenleri değil tüm insan hakları ihlallerini, mağduriyetleri, zulme maruz kalanları sembolize ediyor.

Şimdilerde ise başka bir sandalye zulmün sembolü… Beyaz Sandalye…

Romalı felsefeci St Augustine (MS 354) âdeta bugünün zalimlerini anlattığı bir tespiti vardır: “Bir ülkede adalet olmayınca krallar büyük soyguncu çetesine dönüşür.” Anadolu’da bir menfaat şebekesi ve çeteye dönüşen yapı beslendikleri ve yandaşlarına peşkeş çektikleri devlet imkanlarının ellerinden gitmemesi için masum insanlara tarihte eşi görülmedik zulümler yapıyorlar.

Hasta olan komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu bu mazlumlardan biriydi. Kaldığı hapishanenin tecrit odasında beyaz bir sandalyenin üzerinde ölü bulundu. Medyaya yansıyan fotoğraflarda Kabakçıoğlu’nun kaldığı oda hasta bir insanın kalması için son derece elverişsizdi.

Mazlum komiser beyaz bir sandalyenin üzerinde gözlerini âdeta sonsuzluğa dikmiş, boynu arkaya düşmüş şekilde can vermişti.

Mazlumların iniltilerinin adeta ney sesi gibi dinlendiği coğrafyada birilerinin altın varaklı tahtları altlarından alınmasın diye yüzlerce insan ölüme, binlerce insan sürgünlere yollandılar.

Taht âşıkları, makam sevdalıları, para meftunları, yalı düşkünleri, rahatın kurbanları, tepedeki cüceler zindanları masum insanlarla doldurdular.

Beyaz Sandalye, zindana sıcak giren soğuk çıkan… devrin tiranları tarafından katledilen Gökhanlar’a, Halime’lere, Halil İbrahim’lere… ve onlarcasına yapılan zulmün sembolü haline geldi…

Beyaz Sandalye, bundan böyle kendine ait lisanıyla zulmü ve zulümle âbad olanların akıbetini haykıracak…

Beyaz Sandalye, yeryüzüne kötülük imparatorluğunun kurduğu karanlık sistemi anlatacak…

Beyaz Sandalye karanlıktan beslenen yarasa ruhların beyaz kabusu olacak…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu