Yazarlar

‘Zulm ile abâd olanın, âhiri berbad olur.’ | RECEP ATICI

Malumunuz geçtiğimiz hafta Adalet Bakanı Abdülhamit Gül tweetter hesabından yaptığı açıklamada, görevinden ayrıldığını duyurdu ve bu duyuruda; ‘görevden af talebini kabul eden efendisine şükranlarını arz etmeyi’ de ihmal etmedi.

Elindeki iletişim aracı vasıtasıyla iki satır yazı yazıp af talebinde bulunmakla sanki bütün cürümlerinden affedileceğini sanıyor. Bu şekilde bütün sorumluluklarından kurtulacağı zehabına kapılmak, zannediyorum çürümüş bir vicdan sahibi olmayla doğru orantılı olmalı. Zira yaklaşık 1650 günlük görev süresince geride bıraktığı binlerce mağdur, mazlum ve mükedder insanın ahını almış bir insan başka türlü kendini rahatlatması mümkün değildir.

Bu tipler için Üstad Bediüzzaman, Lem’alar isimli eserinde şöyle der: “Tefessüh etmiş (çürümüş) bir vicdan yılan gibi zehirlemekten lezzet alır.” Yaklaşık dört buçuk yıldır görev yapan bu çürümüş vicdan sahibi, zehirlediği mazlumları yok sayarak sanki “Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, gelir de adl-i ilâhi Ömer’den sorar onu!” şeklinde ifade edilen vecizeye muvafık bir adalet dağıtmış gibi hiç yüzü kızarmadan çekip gidiyor.

Ayrıca ‘görevden af talebini kabul ettiği için efendisine şükranda’ bulunan sabık bakan için bizde Gergerlioğlu’nun sorduğu gibi soralım: “Peki seni binlerce hasta mahpus, göz yumduğun adil olmayan yargılama mağdurları affedecek mi?” Görev yaptığın süre zarfında binlerce kişiye yaşattığın hak mağduriyeti, çıplak arama ahlaksızlıkları, cezaevinde yapılmasına müsaade ettiğin darp ve suistimaller, Ankara’nın göbeğinde ölümüne yapılan işkenceler, tabutta tahliye ettiğin mahpuslar senin gibi bir yılanın günü geldiğinde hesabını sormayacağını mı düşünüyorsun?
Mahpus Mustafa Kabakçıoğlu, Nesrin Gençosman, Mevlüt Öztaş, Fatih Terzioğlu, Sabri Kaya, Erdinç Tülay, Halime Gülsu, Gökhan Açıkkollu, Kara Efe Ahmet, Fatma Görmez, Bahadır … gibi hapiste, hastanede ölenlerin, karakollarda can veren mazlum ve mağdurların hesabını vermeden nereye kaçıyorsun? Yedi kat yerin dibine girsen buluruz seni. Burada bulamasak bile mahşerde iki elle değil dört elle senin yakana yapışacağız. Öyle ‘affımı talep ediyorum, şükranlarımı arz ediyorum’ diyerek hiçbir yere gidemezsin. Bedir savaşında Hz. Bilal’in efendisi Ümeyye’yi her yerde arayıp bulduğu gibi seni arayıp bulacağız ve o gün görülmemiş hesaplarla karşına dikileceğiz.

Yunanistan’a iltica etmek için Meriç’te boğulanların, Ege Denizi’ni geçerken eşi Nurdan ile birlikte vefat eden KHK’lı Cumhuriyet savcısı İbrahim Gündüz ve Maden Ailesi gibi daha yüzlerce masumun katili olarak -idam olmadığı için- müebbetle yargılanmadan, hesap vermeden rahat yatağında uyuyamayacaksın. Adaletin değirmeni her ne kadar yavaş dönse de öğüttüğü unu ince ince eler. İşte o gün geldiğinde adalet değirmeninin taşları arasında öğütülürken seninle yüzleşeceğiz. Kolay öleceğini düşünüyorsan hayal görüyor olmalısın. Zulmettiğin mazlumların acılarıyla iki büklüm kıvranırken Azrail’in canını alması için yalvaracaksın.

Dahası Bişkek’ten mafya usulleriyle kaçırttığınız eğitimci Orhan İnandı’nın, Kenya’dan boynuna kement takarak getirdiğiniz Selahaddin Gülen’in, Pakistan’da yıllardır faaliyet gösteren Pak-Türk Okulları halkla ilişkiler müdürü Mesut Kaçmaz ve ailesinin hakkını vermeden “istifa ettim” deyip kaçamazsın. Bunların hiç birini unutmadık.
Sık sık paylaştığın hayvansever pozlarıyla şefkat abidesi gibi görünürken, cezaevindeki bebeklerle ilgili kılını bile kıpırdatmadın. Hapiste büyüyen o çocuklar er-geç bir gün karşına dikilecek ve Tekvir suresi 8. ve 9. ayetlerde geçen “Diri diri gömülen kız çocuğuna hangi suçtan dolaylı öldürüldüğü sorulduğu zaman” tehdidinde olduğu gibi kendilerini hangi suçtan dolayı parmaklıklar arkasında tuttuğunu soracaklar.

Tahmin ediyorum, zamanı geldiğinde bütün bunların yargı önüne çıkacak olması seni deli ediyor olmalı. Bu yüzden hem kendini hem de kulu olduğun efendini korumak için hep birlikte “adaleti siyasetin köpeği” haline getirdiniz. Böylece zalim bir yönetim anlayışına oksijen çadırı olmaya gayret ettiniz. Ancak sen de bilirsin ki her yeri karbondioksit kaplamışsa çadırdaki mevcut oksijen illaki bitecektir. İşte o gün kendisine piyon olduğunuz efendinizle beraber mazlumların ahının çıkardığı zehirde boğulacaksınız. Zira, ‘Zulm ile abâd olanın, âhiri berbad olur.’

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu