<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İbrahim Gözüböyük arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/ibrahim-gozuboyuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/ibrahim-gozuboyuk/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:26:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>İbrahim Gözüböyük arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/ibrahim-gozuboyuk/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gün ağarırken&#8230;&#124; İbrahim Gözüböyük&#8217;ün kaleminden</title>
		<link>https://hizmetten.com/ibrahim-bey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Nov 2019 18:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[gün ağarırken]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Gözüböyük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=5408</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zaman baharı soluklarken biz Mart’ın zemherisinde kırağıya tutulduk.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ibrahim-bey/">Gün ağarırken&#8230;| İbrahim Gözüböyük&#8217;ün kaleminden</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Gün ağarırken&#8230;</h2>
<p>Zaman baharı soluklarken biz Mart’ın zemherisinde kırağıya tutulduk. Tam güneşe teşneydik ki kara bulutların gölgesinde güneşi unuttuk. “Kim olursan ol gel..” diye açtığımız kollarımızda kelepçeler bulduk. Yaşatma hayalleri kurarken ölümle hem dem olduk. Ya Meriç tabutumuz oldu ya da Ege’de boğulduk.</p>
<p>Yok mu bu karanlık gecenin bir sabahı? Yok mu baharın efsunlu mis kokan rayihası? Yok mu inleyen her ahın sükûnete erdiği bir durağı?</p>
<p>Asrın bütün çıldırtıcılığına rağmen “Sabır”dır zamanın en durgun limanı. Eller karıncalanmalı, gözler buğulanmalı, yürekler çağlayanlar gibi coşmalı. Zulme inat daha çok iyi olmalı. Hakk’ın hatırı için hakkı tutup kaldırmalı. Baharı O’nun rızasında aramalı.</p>
<p>O razı olursa, zindanlar medrese olur, sürgünler filize durur. Ölenler ŞEHİT, göçenler muhacir olur. Dualar hamd, zikirler sabır olur. O isterse zemheride güller biter de mevsimler kaybolur. O isterse gurbetler kurbet olur da aşkın demi tutulur. O razı olursa, yeryüzü mescit, gönüller Kâbe olur. Diller lâl olsa da kalpler tercüman olur.. Zaman sükût etse de geçmişin muştusu bugün var olur. Var olur da Nam-ı Celil-i Muhammed’i dillerde beste olur. Bir Rahip kalp senkronunu tutturur da açar ellerini, kaldırır semaya “Girdik reh-i sevdaya, cünûnuz&#8230; Ya Rab senin Rızan için çıktığımız bu yolda bizleri mahcup eyleme!” der. Ve 600 kişilik kilisede 40 dakika Efendimiz’i (sav) anlatır. O (sav), sevene sevmeyene, bilene bilmeyene soluk olur. Her tanıyan hayat bulur. Sahibi Allah değil mi dinin!? O isterse bir Rahip’e söyletir kiliselerde Nam-ı Celil-i Muhammed’inin (sav) adını. O isterse Hz İsa’nın ruhunda buldurur Hz. Musa’yı. O isterse uzaklar yakın olur, hayaller gerçek olur da kaybedersin zamanı. O isterse tekrar yaşarsın Saadet Asrını. O isterse olur en olunmaz şeyler. O severse sevdirir seni, seveceği gönüllere.</p>
<p>Varsın bahtımıza gecenin zifiri karanlığı düşsün. Varsın her günümüz bir önceki günü aratır olsun. Varsın uykular haram, duygular viran olsun. Varsın ufuklara kara bulutlar yuva kursun. Varsın hezeyanlar sıraya dursun. Varsın acılar yüreklerde yuva kursun. Bir yerlerde gün ağarırken&#8230;</p>
<p><strong>İbrahim Gözüböyük | Hizmetten.com</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ibrahim-bey/">Gün ağarırken&#8230;| İbrahim Gözüböyük&#8217;ün kaleminden</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hiç Ölür Mü Melekler? &#124; Ege&#8217;de Hayatını Kaybedenlerin Anısına</title>
		<link>https://hizmetten.com/hic-olur-mu-melekler-egede-hayatini-kaybedenlerin-anisina/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Sep 2019 15:00:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Ege]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Gözüböyük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=4706</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir bebeğin sessiz ölümü duyulur mu İsrafil’in Sûr’u kadar? Mazlumun gözünden akan bir damla yaşta boğulur mu Nuh’un tufanı? Ya zindanda çaresiz bir hıçkırık arzı oynatır mı yerinden? Ya da&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hic-olur-mu-melekler-egede-hayatini-kaybedenlerin-anisina/">Hiç Ölür Mü Melekler? | Ege&#8217;de Hayatını Kaybedenlerin Anısına</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir bebeğin sessiz ölümü duyulur mu İsrafil’in Sûr’u kadar?</p>
<p>Mazlumun gözünden akan bir damla yaşta boğulur mu Nuh’un tufanı?</p>
<p>Ya zindanda çaresiz bir hıçkırık arzı oynatır mı yerinden?</p>
<p>Ya da Yunus’a mı sormalı gecenin karanlığını, dalgaların dağdağasını yoksa şişme bot üzerinde zalimin şerrinden Hakk’ın rahmetine yol arayan sessiz çığlıklara mı?</p>
<p>Peki hiç ölür mü melekler?</p>
<p>Ne kötü zamanın esiri olmuşuz, dünya zindanında mahkum edilmişiz. Her gün ölüyoruz, her gün diri diri. Her an eriyor zaman, ruhumuzu kabz edercesine. Bilmiyorum hangi gözyaşı olacak bardağın son damlası. Hangi dua arzı velveleye getirecek. Kim? Nerede? Ne zaman? Son ızdırabın son “AH”ı olacak.</p>
<p>Şimdi anlıyorum dağların korkaklığını, mevzu cesamet değil cesaretmiş. Şimdi anlıyorum insanın cesaretindeki cehaletini. Bir melek ölüyorsa ölmüştür bütün insanlık. İnsanlık, kendi bedeninin mevtası, kabri ise yalancı dünyası, şimdi yıldızlar oldu Fatiha’sı.</p>
<p>El Medet! El Medet! Tâkâti kalmadı yüreklerin, hapisteki bebeklerin, çocuğuna hasret annelerin, güneşe hasret gecelerin, kuruyan gözlerin, gurbeti vatan edinenlerin. “Yardımın ne zaman Allah’ım?”</p>
<p>El Hakk yakın yardımın. Bu yaşananlar cezası değil hiç bir günahın. Vaadine sığınıp sabrı öğreniyor kulların. Hakk yolunun kaderi, dünün vaadi, bugünün gerçeği, yarının “Hey gidi günleri”. Kürsüde haykırılanlar masal değildi, hayal değildi, gelecek günlerin yaşanmışlıklarıydı. Hapisti, şehadetti dün yaşananlar. Hicretti, gaybubetti dünden hatıralar. Özlemdi, gurbetti iç çekip geriye bakmalar. Var olanı verip yoklukta yaşanılanlar. Hasırı cennet yamacına serip, dünyayı talip olana vermekti sermayeler. Budanmış kollarına rağmen boynunu uzatmaktı sevmeler. Kalkan bir kılıcın altından “ALLAAAAH” deyip haykırmaktı cesaretler.</p>
<p>Bugün yaşadıklarının dünde yaşanmışlıkları varsa korkma!</p>
<p>Firavun öldürmedi mi masum bebekleri?</p>
<p>Yunus gibi denizde, Kehf ashabı gibi mağarada, Yusuf gibi zindanda, İbrahim gibi ateşte, Eyyüb gibi marazda olmak “Yolun Kaderi”. Dün arkadaşlarına vaat ettiği buysa Kutlu Nebi’nin Akabe’de, İbn Erkam’ın evinde.</p>
<p>Kardeşlik payesi ucuz olmasa gerek gelecek günlerde.</p>
<p><em><span style="font-size: 18pt;"><strong>İbrahim Gözüböyük&#8217;ün kaleminden</strong></span></em></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hic-olur-mu-melekler-egede-hayatini-kaybedenlerin-anisina/">Hiç Ölür Mü Melekler? | Ege&#8217;de Hayatını Kaybedenlerin Anısına</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vatan artık gurbet, dünya ise vatan oldu</title>
		<link>https://hizmetten.com/vatan-artik-gurbet-dunya-ise-vatan-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 15:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Gözüböyük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=4478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yollar çıkmaz sokak, Meriç sırat oldu. Geçtim öldüm, düştüm öldüm.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/vatan-artik-gurbet-dunya-ise-vatan-oldu/">Vatan artık gurbet, dünya ise vatan oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong><em>Med Cezir</em></strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşamak için ne kadar çok sebep varsa ölümü arzulamak için de o kadar çok sebep var,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aldığım nefes hayat olurken bedenime, verdiğim her nefeste ruhumu teslim ederim sahibine,  </p>



<p class="wp-block-paragraph">Her bir acı kabz ederken ruhumu, her muştu hayat olur ömrüme. ,  </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ruhsuzlaşan kalbimi defnettim topraktan bedenime,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ya çürüyecek günahımla ya da filizlenecek geleceğime,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıldızlar fener oldu yoluma heyhat ki nefsim perde oldu gözlerime,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yola revan oldum ki ne koşabildim küheylanlar gibi ne de dönebildim geriye,  </p>



<p class="wp-block-paragraph">Olmak ile ölmek sadece bir nefesti bedenimde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Var eden hayallerimdi, bahara özlemim, bülbüllere söylediğim hasret türkülerim,</p>



<p class="wp-block-paragraph">İçinde gençliğim, geleceğim, cennetin yamaçlarına ektiğim mis kokulu çiçeklerim, üzerine gözyaşı çiselediğim,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçmişten izlerim, çile çekmişlerim, sevenlerim, sevilenlerim. Yola gidenlerim, gidip de dönmeyenlerim, gitmeyi, vermeyi, sevmeyi, ölmeyi dert edenlerim,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sevdim de var oldum,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öldüğüm gün hayallerim kabus oldu, baharımı zemheri vurdu, bülbüller sustu da meydan saksağanlarla doldu,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözüm gibi baktığım tomurcuklar ellerimde soldu. Hapishaneler çocuklara yuva, anneler sessizce taş duvarlara konuşur oldu,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya bana zindan, zindanlar gençliğime kabir, kader de gardiyan oldu,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yediğim zehir, içtiğim kezzap oldu. Yıkıldı insanlığın mihenk taşı dostlar düşman, düşmanlar canavar oldu,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siretler surete büründü de anne karnındaki bebeğe kelepçe vuruldu,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Heyhat ne arsız bir yaratıkmış imansız insan, bunların yanında en vahşi hayvan melaike oldu,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vatan artık gurbet, dünya ise vatan oldu,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yollar çıkmaz sokak, Meriç sırat oldu. Geçtim öldüm, düştüm öldüm.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Varsın karanlık gecenin hakkı olsun, ne de olsa geceye Malik gündüzün sahibi var ya,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçmişten gelen bir muştu, muştunun sahibine meftun “ileride gelecek” kardeşler var ya,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben sabrı Eyyüp’ten, sadakati Ebu Bekir’den, cesareti Hamza’dan, vermeyi Osman’dan, sevmeyi Hatice’den, göçmeyi Murad’dan, ölmeyi Mus’ab’dan öğrendim,  </p>



<p class="wp-block-paragraph">Hepsine meftun, gözü yaşlı, sadrı geniş, hiçlikte kâmetleşen, yandıkça filizleşen dertli bir gönül var ya,  Bu bedende bir nefeslik can, gelecekten ümidim, sahibine açılan ellerim, ellerimde avuç avuç duam var ya,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Medresede Yusuf’larım, Meriç’te Yunus’larım, gurbet yolcusu muhacirlerim, ensarlarım var ya.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün yaşananların geçmişte yaşanmışlıkları var ya,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bunu şart koşmuşsa Rahman kurtulmaya. İşte tam da bugün öldüğüm gün ben var oldum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>İbrahim GÖZÜBÖYÜK</em></strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/vatan-artik-gurbet-dunya-ise-vatan-oldu/">Vatan artık gurbet, dünya ise vatan oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıldızlara dokunmak</title>
		<link>https://hizmetten.com/yildizlara-dokunmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Aug 2019 10:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Gözüböyük]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=4225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Onun sesini ilk duyduğumda  90'lı yılların başıydı.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yildizlara-dokunmak/">Yıldızlara dokunmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Onun sesini ilk duyduğumda&nbsp; 90&#8217;lı yılların başıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Henüz on bir yaşındaydım. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Her sohbet-i cananda ona atıfta bulunuluyor
veya ondan bir şeyler aktarılıyordu. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Merakım her geçen gün katlanıyordu.
Kitaplarını okumaya başlamıştım. </p>



<p class="wp-block-paragraph">İlkokulda okuduğum hikaye kitaplarından ne
kadar farklıydı bu kitaptaki yazılar. Nedense hiç biri onlara benzemiyordu…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kitaplar mı değişmiş yoksa ben mi büyümüştüm?
Bu yazılar beni&nbsp; çocukluktan çıkarmış ve
birden büyüdüğümü hissetmiştim. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Altı yıl boyunca devlet yurdunun soğuk
duvarları arasından her fırsatta küçük ama beni farklı bir aleme götüren
Hizmet&#8217;in yurduna gidiyordum. Yere serilen gazete, çay ve bisküvi üçlemesi&#8230;
Yanında birde sohbet-i canan olunca. İşte bu sahne&nbsp; olmadan hayattan artık lezzet alamaz
olmuştum. Yakalandığımızda yiyeceğimiz dayağı hatta yurttan atılmayı göze
alarak izin saatleri dışında devlet yurdundan kaçamaklar yapar, küçük ama
ötelere merdiveni olan bir kapı hüviyetindeki Hizmetin yurdunda soluklanırdım. </p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sömestr
ve yaz tatilinde yapılan kitap okuma programları ile bir kapsülün içine girmiş
astronotlar gibi uzayın derinliklerinde yolculuk eder dünyadan uzaklaşır,
zorunlu inişten sonra dünyaya adapte olmakta hayli zorlanırdım.&nbsp; </p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte yine böyle bir uçuş programının son
akşamında, bulunduğumuz salonda farklı bir hazırlık vardı. VHS video oynatıcı
ve televizyon kurulmuştu. Aslında bu hazırlıklar sair günlerde yapılır ve
kiralanan Van Damme veya Buruce Lee&#8217;nin filimlerini izlerdik. Fakat bu kadar
dünyadan uzaklaşmışken böyle bir film izlemek uzay boşluğunda yönünü ve
yörüngesini kaybeden astronotun bir meteor taşı ile yüz yüze tanışması gibi
birşeydi. Yüzümüzdeki şaşkın ifadeler olaya çözüm ararken yardımcı pilot
merakımızı dindirmiş, özür dilerim, merakımızı zirve yaptırmıştı. Neden mi?
Çünkü uçuşumuza Hocaefendi&#8217;nin kaptanlığında devam edecektik. O güne kadar her
sohbette ismi ile merak uyandıran, kitaplarında kendime bir dünya oluşturduğum
o gizemli kişinin sesini ilk defa duyacak hatta kendisini ilk defa görecektim.
O anki heyecanımı anlatmam mümkün değildi. </p>



<p class="wp-block-paragraph">       Artık tanışmak için uygun bir zaman dilimiydi sanırım. Çünkü Hocaefendi&#8217;nin kitaplarını okurken farklı alemlere seyahat ediyordum ki o an zaten dünyadan oldukça uzaklaşmıştım. Benim için gizemli bir kaptan olan Hocaefendi ile yine farklı bir atmosferde farklı bir mekanda tanışacaktım. Benim için andernalini yüksek bir tecrübe olacaktı. Heyecanla videonun başlamasını bekledik. Hangi vaazdı tam hatırlamıyorum fakat “Peygamber Sevgisi Serisi” vaazlarından birisiydi. Sonra başı öne eğik bir şekilde vaaz için duaya başlayan o sesin sahibini, Hocaefendiyi ilk defa görüyordum. İşte o an bütün benliğimden sıyrılıp sadece seyahatin tadını çıkartıyordum. O an anlamıştım kitaplara yazılamayan o davudi ses, o gözyaşı, o hıçkırıklar ve o heyecan bir tılsım gibi insanı etkisi altına alıyordu. Çünkü Hocaefendi vaaz vermiyordu, o an başka bir yerlerde bir şeyler yaşıyordu.. </p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; O
çok usta bir kaptandı. Çünkü vaazın ilk dakikalarından itibaren cami cemaatini
bu dünyadan almış atmosferin üzerine çıkartmıştı. Vaaz ilerledikçe bast-ı zaman
yaşıyor ve yıldızlararası seyahat ediyorduk. Bu yıldızları kitaplarından
okumuştum. Fakat şimdi sanki o yıldıza dokunacak kadar yaklaşmış, yörüngesine
girmiş, ışığından gözlerim kamaşıyordu. Sonra başka bir yıldız, sonra başka bir
yıldız&#8230; Meğer ne kadar da büyüklermiş, ne kadar da parlaklarmış. Her yıldızı
ziyaret ettiğimizde farklı bir alem açılıyor, farklı bir duygu yoğunluğu
yaşıyordum. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Erkam yıldızına uğruyorduk. İçinde küçük bir
evin bir odası vardı. Fakat yıldız bütün ışık kaynağını bu odadan alıyordu.
İşte o küçük odada ilahi mesajın sıcaklığını hissediyor yeni inen ayetin
kalbimdeki ritmini nasıl değiştirdiğine şahit oluyordum. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra Hamza(r.a) yıldızında duraklıyorduk ki
Hocaefendi ayrı bir duygusallığa bürünüyordu. Aslanları ayağının altına paspas
yapan Hz. Hamza’nın yayını Ebu Cehil’in suratına patlattığı anı anlattığında
bütün korkularıma meydan okuyordum. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Mus&#8217;ab(r.a) yıldızına uğruyor ve dünyayı
elinin tersiyle itip bir eğitim neferi olmayı arzuluyordum sonra da şehit
düştüğünde üzerini örtmek için yapraklar kullanıldığını görünce hicabımdan
yüzüm kızarıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilal(r.a) yıldızına uğrayınca bazen kızgın
kumlar vücudumu yakıyor, üzerime konan taşlar göğüs kafesimin kaburga
kemiklerini çatırdatıyor bazen de Hz. Bilal&#8217;in sesinden ezanın
büyüleyiciliğiyle ruhumu dinlendiriyordum. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra Ömer(r.a) yıldızına uğruyor ve etrafına
heybetiyle korku salan Hz Ömer’in karşısına dikilen bacısı gibi “Allah’a olan
inancım sana olan korkumdan fazla istersen boynumu vur” diyecek kadar kendimi
cesur hissediyordum fakat biraz sonra ise “Kim peygamber öldü derse vallahi
boynunu vururum” diyecek kadar kendini kaybeden Hz. Ömer&#8217;in Efendimiz&#8217;in
yokluğuna tahammülsüzlüğü karşısında meydanlarda mecnun gibi dolaşıyordum. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra Hz. Hatice annemizin evine misafir
oluyor, ikramlarından yiyor, başımı okşamasını bekliyordum. Bütün varlığını
Efendimiz’in ayakları altına seren, kimseler inanmazken Efendimiz’i bir melek
gibi sarıp sarmalayıp “kimse inanmasa da ben Sana inanıyorum” diyen benim
annemdi ne de olsa. Anneler evlatlarının başını okşar, dizinde uyutur, şefkatli
kollarına sarardı. Daha evden çıkmadan o küçük yaştaki dev kamet Hz. Ali
kapıdan içeri giriyor beni alıp Efendimiz&#8217;in yatağına yatıyoruz. Biraz sonra
örtü kaldırılıyor ve elinde mızraklarla caniler başımıza tebelleş oluyorlar.
Bende müthiş bir korku ve telaş fakat Hz. Ali uyumak için yorganı tekrar üstüne
çekecek kadar rahat. Odadan çıkıyorum ve bir deve üzerinde yola revan olup
Habeşistan&#8217;a varıyorum. Beni askerler yakalıyor ve kralın huzuruna
çıkarıyorlar. Avukatlığımı ise Cafer bin Ebi Talip yapıyor. Necaşi hak diyor,
adalet diyor kendi milletinden olmayanlara da insan olmanın gereğini yapıyordu.
</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra Sıddık yıldızında konaklıyoruz. Yıldızın
girişine “O (sas) dediyse doğrudur” levhası karşılıyor bizi. Sonra bir mağaraya
giriyoruz, ayağımda bir acı hissediyorum Hz. Ebu Bekir gibi. Sonra Efendimiz&#8217;in
gözyaşımı silmesini bekliyorum Hz. Ebu Bekir&#8217;in gözyaşını sildiği gibi. Ve daha
nice yıldızlar&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bütün yıldızların etrafında pervane olduğu,
uzaydaki en parlak ve en büyük yıldıza doğru seyrederken, Hocaefendi&#8217;nin nefesi
kesilecek gibi oluyor, göğüs kafesi engel olmasa kalbi yerinden fırlayacak gibi
bazen baygınlıklar geçiriyordu.&nbsp; Aman
Allah&#8217;ım bu nasıl bir sevgiydi böyle. O an bu güne kadar Efendimiz&#8217;i (sas)
hakkıyla tanıyamadığım hakkıyla sevemediğimi hissettim. </p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;“Efendimiz’i (SAS) nasıl sevmeliyim?”
Sorusunun cevabı tam karşımda duruyordu. Kendini kaybedercesine sevmek&#8230;
Hocaefendi, O&#8217;nun (sas) her adını zikrettiğinde yerinden doğruluyor, adını
söylerken dudaklarına bal sürülmüş gibi dudaklarını yalıyordu. Bazen de ciğeri
sökülürcesine ağlıyordu. ”Erkekler Ağlamaz” efsanesi yerle bir olmuştu
zihnimde. Ağlıyorsa bir insan ya derdinden ya da sevdiğindendir. Hocaefendi’yi
izlerken sevmeyi dert edindiğini görüyor hatta hissediyordum. Sevgi anlatılmaz
yaşanır derler ya işte Peygamber sevgisinin nasıl olması gerektiğini canlı
canlı izliyordum. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben hayatımda hiç böyle bir yolculuk yaşamamıştım. Duygu yoğunluğu içerisine girip kalbimin aritmik atışına hiç şahit olmamıştım. Hiç bitmesin dediğim bir yolculuktu.  Fakat bir gerçek vardı ki tekar yeryüzüne dönmek zorundaydık. Vaazın sonuna doğru Hocaefendi dualarla bizi dünyaya bıraktı. Sanki bundan sonra hayatınıza böyle devam edin der gibi. Ağlamaktan kan çanağına dönen gözlerimi açtığımda hemen yanımda daha önce görmediğim Yusuf yüzlü birisi yolculuktan aldığı hazla bana baktı ve tebessüm ederek “hoşgeldin” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak:İbrahim Gözüböyük</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yildizlara-dokunmak/">Yıldızlara dokunmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
