<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Harun Tokak arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/harun-tokak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/harun-tokak/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Oct 2023 21:13:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Harun Tokak arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/harun-tokak/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kitap mı, Yoksa Sosyal Medya mı? &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/kitap-mi-yoksa-sosyal-medya-mi-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2023 02:05:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Medine]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Tokak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28482</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fırsat buldukça Üstadımız Bediüzzaman’ın deyimiyle, “ibret için” uygun bir filim veya dizi bulup izlemeye gayret ediyorum. En son izlediğim dizilerden birinde reytingi düşmüş bir TV kanalının yayın koltuğuna oturtulan bir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kitap-mi-yoksa-sosyal-medya-mi-recep-atici/">Kitap mı, Yoksa Sosyal Medya mı? | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fırsat buldukça Üstadımız Bediüzzaman’ın deyimiyle, “<em>ibret için</em>” uygun bir filim veya dizi bulup izlemeye gayret ediyorum. En son izlediğim dizilerden birinde reytingi düşmüş bir TV kanalının yayın koltuğuna oturtulan bir yönetmen şöyle diyordu: “<em>Artık insanlar eskisi gibi haberleri TV’lerden değil, sosyal medyadan öğrenmeyi tercih ediyor</em>.”</p>
<p>Evet, bugünkü nesillerin artık kitap veya köşe yazısını okumaya tahammülleri yok. Daha çok sosyal medya üzerinden bu susuzluklarını gidermeye çalışıyorlar. Halbuki ister sosyal medya olsun isterse daha farklı görsel yayınlar olsun hiçbiri kitabın veya yazılı metnin yerini tutmaz. Yaşadığımız şu Avrupa ülkelerinde her şeye rağmen hâlâ kitap okuma revaçta. İstenilen keyfiyette olmasa da ben de okuma alışkanlığımı giderme adına henüz mürekkebi kurumamış birkaç kitap sipariş ettim. Bunlar, Harun Tokak Bey’in, “<em>Ben Mekke, Ben Medine ve Ben Kudüs</em>” kitapları.</p>
<p>Harun Hocamın bu güne kadar yazdığı yazılarının hepsini okumuşumdur. Zira onun kaleminde nasıl bir iksir varsa başladığım zaman kendimi alamıyor, sonunu getiriyorum. Bunu sadece ben söylemiyorum, kendisinin “<em>Yoldakiler</em>” kitabına önsöz yazan Yavuz Bülent Bakiler’de aynı şeyi söylüyor. Diyor ki; “<em>Elime aldığım bir kitabın kelimeleri, bana anne sıcaklığı gibi, sevgili yüzü gibi ve memleket türküleri gibi gelmeli… Harun Tokak&#8217;ın, iki kitabı, beni, anlatılmaz bir çekim kuvvetiyle kendisine bağladı. Bağladı da ne demek, ‘Önden Giden Atlılar,’ zaman zaman gözyaşlarımla ıslandı. İkinci kitabı olan ‘Yoldakiler’ ise, bitirinceye kadar elimden düşmedi. Yoldakiler&#8217;de, Önden Giden Atlılar&#8217;da beni adeta bir anafor gibi birdenbire içine çekti</em>.”</p>
<p>Evet, bu kitaplardan “<strong><em>Ben Mekke</em></strong>” adlı eserini okumaya başlayınca ben de Bakiler’in dediği gibi zaman zaman gözyaşlarımı tutamadım ve kitabı elimden bırakamadım. Aslında ismini verdiğim bu üç kitap Efendimiz (s.a.s.)’in ziyaret edilmesini tavsiye buyurduğu üç mescidin bulunduğu beldelerdir. Şöyle ki; Efendimiz (s.a.s.)’den Hz. Ebû Hureyre (r.a.)’in rivayet ettiği: “<em>İbadet için sadece şu üç mescide yolculuk yapılır: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Beytü&#8217;l Makdis</em> (Mescid-i Aksa)&#8230;” (Buhari, Mescidü Mekke; 1, 6).</p>
<p>İşte, bahsini ettiğim bu üç kitap, bu üç mübarek beldeyi anlatıyor. Bu beldelerde hayata geçirilen dini ahkama ve literatüre girmiş kelime ve kavramlar, bu eserlerde birer insan gibi dile getirilmiş ve kavramın içini dolduran hadiseyi anlatıyor. Mesela; <em>Müzdelife, Safa, Merve, Mina</em>… gibi, <em>Hücre-i Saadet, Muhacirler Sütunu, Tevbe Sütunu</em>… gibi benim bile bunca yıl sonra bu kitaptan öğrendiğim kavramlar gür bir sadâ ile bu eserlerde kendilerini anlatıyor. Aslında şimdilerde “<em>Z Kuşağı</em>” adı verilen yeni nesillere veya onları takip eden nesillere bu kitaplar rehberlik amaçlı mutlaka okutulmalı.</p>
<p>Avrupa’da dinin en belirgin şiarlarından olan ezana hasret nesillerimizin bu kitaplarda bahsi geçen kutsal mekanları bilmeleri elbette mümkün değildir. Ayrıca bu üç mukaddes beldede adından bahsedilen bir çok makam ve mevki dinin hükümleri içinde yer almaktadır. Ancak elindeki dijital aletler vasıtasıyla zihinleri darmadağınık durumdaki çocuklarımız dinin hükümleri içinde yer alan bu kavramlara kendi kendilerine ulaşamazlar. İsterseniz evlerimizde; ‘<strong><em>Mina</em></strong>’ deyince, ‘<strong><em>Suffe</em></strong>’ deyince çocuklarımız ne anlıyor bir soralım.</p>
<p>Bazen insan elinin altındaki en yakın kaynağı dahi aramayınca bulamaz. Bulsa da üzerinde tahşidat yapılmayınca bazen kapağına bakar geçer. Halbuki bu üç eser, elimize aldığımız zaman bizi bir anne şefkatiyle kucaklıyor. Bir eskimeyen dost edasıyla karşılıyor. Ebedi saadet yolunda rehberlik eden bir kılavuz gibi yolumuza ışık tutuyor.</p>
<p>Bu yüzden diyorum ki bu eserler, mutlaka rehberlik amaçlı kütüphanelerimizde yerini almalı. Bazen çay sohbetlerinde açıp kitaptan bir bölüm okunabilir. Ama mutlaka okunması için tavsiye edilmeli. Bu kitapların yazarı elbette “Bu kitapları okutsanız veya tavsiye etseniz” diyemez. Bizler, elimizdeki bu mücevherlerin kıymetini takdir etme adına yeni nesillerimize bu eserleri kahve tadında ikram etmeliyiz. Çocuklarımıza yeterince rehberlik yapılamıyor türünden şikâyet etme yerine Necip Fazıl merhumun ifadesiyle <em>“Kim var?”</em> denildiğinde, sağına ve soluna bakmadan <em>“ben varım!” </em>deyip kendi çocuklarımıza bu tür kitapları okutarak rehberlik yapabiliriz. Tabi kendi okumamızı ihmal etmeden.</p>
<p>Evet, toplum olarak genellikle elimizi taşın altına koyma yerine sızlanmayı daha çok seviyoruz. Halbuki “Bu iş benim işim” deyip meselemize sahip çıkmak zorundayız. Elbette her konuda olduğu gibi bu hususta da ümitsiz değilim. Bizim insanımız düştüğü yerden kalkmasını bilir. Bu sefer de “Vira Bismillah” diyerek yeniden silkinip kendine gelecek ve aslına dönecektir Allah’ın izniyle.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kitap-mi-yoksa-sosyal-medya-mi-recep-atici/">Kitap mı, Yoksa Sosyal Medya mı? | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Dünden Bugüne Kutup Yıldızları&#8217; Saat 20:00’de ‘Hizmetten YouTube’ Ekranlarında Başlıyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/dunden-bugune-kutup-yildizlari-saat-2000de-hizmetten-youtube-ekranlarinda-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2022 15:21:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dünden Bugüne Kutup Yıldızları]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Tokak]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hizmetten Youtube kanalında bu akşam yepyeni bir program seyirci ile buluşacak. Sonsuz Nur’un ikliminden günümüze, tazeliğini kaybetmeden, duruşunu bozmadan gelip, yolumuzu aydınlatan ışıklar misali yüce kametleri “Dünden bugüne kutup yıldızları”&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dunden-bugune-kutup-yildizlari-saat-2000de-hizmetten-youtube-ekranlarinda-basliyor/">&#8216;Dünden Bugüne Kutup Yıldızları&#8217; Saat 20:00’de ‘Hizmetten YouTube’ Ekranlarında Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hizmetten Youtube kanalında bu akşam yepyeni bir program seyirci ile buluşacak. Sonsuz Nur’un ikliminden günümüze, tazeliğini kaybetmeden, duruşunu bozmadan gelip, yolumuzu aydınlatan ışıklar misali yüce kametleri “Dünden bugüne kutup yıldızları” programında, İlahiyatçı – Yazar Mehmet Yıldız ve İlahiyatçı – Yazar Harun Tokak sizlerle paylaşacak.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">Bazı renkler vardır solmaz<br />Bazı izler vardır silinmez<br />Bazı değerler vardır ki, asırlar geçse de kıymetten düşmez. </p>
<p>Dünden Bugüne Kutup Yıldızları programıyla Mehmet Yıldız ve Harun Tokak bu akşam AB saati ile 20:00’de Hizmetten YouTube ekranlarında. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2b07.png" alt="⬇" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><a href="https://t.co/dkitbFJaj2">https://t.co/dkitbFJaj2</a> <a href="https://t.co/zLZwFDdT2j">pic.twitter.com/zLZwFDdT2j</a></p>
<p>&mdash; Hizmetten&#8230; (@hizmettenson) <a href="https://twitter.com/hizmettenson/status/1606230679997628416?ref_src=twsrc%5Etfw">December 23, 2022</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p>Almanya saati ile 20:00’da başlayacak programda bu akşam Hz. İsa’nın (AS) doğuş mucizesi ve Peygamber Efendimizi (SAV) nasıl müjdelediği ele alınacak.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_30231"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/AxM4lYrQdO0?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>Dünden Bugüne Kutup Yıldızları her 15 günde bir cuma günleri Hizmetten YouTube ekranlarda olacak.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dunden-bugune-kutup-yildizlari-saat-2000de-hizmetten-youtube-ekranlarinda-basliyor/">&#8216;Dünden Bugüne Kutup Yıldızları&#8217; Saat 20:00’de ‘Hizmetten YouTube’ Ekranlarında Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;ân&#8217;ın mucizesi ve &#8216;Müslüman İsevîler&#8217; &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/kuranin-mucizesi-ve-musluman-iseviler-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 06:49:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Tokak]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[recep atici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dün sabah ekmek taşıma işime giderken sesli köşelerden Harun Tokak Hocamın yazısını dinledim. Harun Hocam her zaman olduğu gibi gene yürekleri hoplatan, gönülleri coşturan, gözlerimizi nemlendiren ve hepsinden öte tarihe&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kuranin-mucizesi-ve-musluman-iseviler-recep-atici/">Kur&#8217;ân&#8217;ın mucizesi ve &#8216;Müslüman İsevîler&#8217; | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dün sabah ekmek taşıma işime giderken sesli köşelerden Harun Tokak Hocamın yazısını dinledim. Harun Hocam her zaman olduğu gibi gene yürekleri hoplatan, gönülleri coşturan, gözlerimizi nemlendiren ve hepsinden öte tarihe not düşen bir yazı kaleme almış. Bu yazısında doğuda (1990’lı yıllar) öğretmenlik yaptığı sırada tanıdığı Yusuf Sinan kardeşimizden bahsetmiş.</p>
<p>Onun sözünü ettiği mahcup ve bir o kadar da centilmen kardeşimizi ben de 2010’lu yıllarda Van’da tanıdım. O, Zaman Gazetesi temsilcisiydi. Ben de Van’ın güzide okullarından birinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniydim.</p>
<p>Harun Hocamın dediği gibi benim de ona, ‘içim ısınmış’ ve birbirimizi çok sevmiştik. Ben, 2013 yılında memleketime tayin istemiştim. Van, onun memleketiydi ve orada hizmet etmeye devam ediyordu. Ta ki Zaman Gazetesi’ne kayyım atanıncaya kadar. Ondan sonra kendisinden haber alamamıştım. Mecburi hicretle Avrupa’ya geldikten sonra kaybettiğimiz eskimeyen Vanlı dostlarla bir araya geldiğimizde onu karşımda görünce hem şaşırmış hem de sevinmiştim.</p>
<p>Onun mecburi hicret yolculuğundan biraz haberdar idim. Ancak Harun Hocamın yazdığı kadarını bilmiyordum. Sinan kardeşim, 15 Temmuz çakma darbesinden hemen sonra Kuzey Irak’a çıkmış. Arkadan eşi ve kızı da gelmişiler. Fakat bir müddet sonra orada da çember daralmaya başlamış. Bu sefer İran üzerinden Gürcistan’a geçmişler. Orada da bazı arkadaşlarımız kaçırılınca Türkiye ile komşu ülkelerde durmak akıllıca bir iş değil diyerek Belarus’a geçmişler.</p>
<p>Oranın da hem güvenli olmayışı hem de iş imkânı bulunmayışından dolayı fazla kalamazlar. Zira oraya kadar ellerinde olan ne varsa tüketmişlerdir. Son olarak Avrupa vizesiyle yola çıkarlar. Hedefledikleri ülke, kendilerini bir kampa yerleştirir.</p>
<p>Beraberlerindeki kızlarını her gittiği ülkede; belki burada daimî kalırız düşüncesiyle okula yazdırırlar. Bu uzun yolculukta kızları Arapça, Kürtçe, Rusça, Gürcüce, Belarus ve Almanca gibi dillerin her birinden azıcık koklamış olur.</p>
<p>Almanya’ya ilk geldiklerinden itibaren altı ay içerisinde sekiz kamp değiştirirler. Adeta göçmen kuşlar gibi bu kamp senin o kamp benim dolaştırılırlar. Kısa zaman aralığında henüz bir yere alışmadan diğerine geçmek onları oldukça yorar. Bu yüzden üçünün de psikolojileri bozulur. Çocukla beraber tek bir odada kalmaları,  tuvaletlerin ve banyoların ortak oluşu ve yemeklerin alıştık damak zevkine uymayışı vs. çok zorlanırlar. Meğer bu zor dedikleri şartlar iyi günleridir. Onu, altıncı ayın sonunda postacının imzalatarak ellerine verdiği zarfı açınca fark ederler. Gelen mektup iltica başvurusu ile ilgilidir ve şöyle yazmaktadır:</p>
<p><em>“İlticanız kabul edilmedi. Geldiğiniz ülkeye geri gönderileceksiniz.”</em></p>
<p>Sinan kardeşim ve ailesi bu kararı okuyunca şok olurlar. Zira yeni bir ülkeye gitmeye ne güçleri ne de imkânları vardır. Ancak karar kesin olunca çar-naçar valizleri hazırlayıp Azrail’i bekler gibi polisleri bekledikleri an bir mucize gerçekleşir. O sıra kapıyı çalan sarışın, orta boylu, ellili yaşlarda üzerinde siyah-beyaz kıyafeti olan bir papazdır. Yüzündeki güven veren tebessümüyle; ‘<strong><em>Ben sizi almaya geldim</em></strong>’ der. Adeta ‘kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş’ vecizesini iliklerine kadar hissederler. İşin aslını ise sonradan öğrenirler.</p>
<p>Meğer onları ilk günden itibaren kardeş kabul eden Şengül Hanım, evinin karşısındaki kilisenin papazına onların durumunu anlatmış. O kilisenin papazı Kiliseler Birliği’ne durumu izah etmiş ve birkaç saat içinde kasabadaki bütün yönetim kurulu üyelerini dolaşarak imzalarını almış.</p>
<p>Sinan kardeşim, hadisenin arka yüzünü öğrenince, “<em>Bir gün bir kilisenin himayesine gireceğimiz hiç aklımıza bile gelmezdi</em>” diyerek hem sevinir hem de hayretten kendini alamaz. Harun hocamın yazdığı bu yazının kalanını Samanyoluhaber sitesinden okumanızı tavsiye ediyorum.</p>
<p>Evet, Kur’an’da bahsi geçen en güzel kıssa sahibi Hz. Yusuf (as) gibi Yusuf Sinan kardeşimiz de hem ismen hem de yaşadıkları itibariyle Hz. Yusuf’a bazı yönleriyle benzemektedir. Ayrıca bu hadise bana Üstad Bediüzzaman’ın &#8220;<em>Zaman ihtiyarladıkça Kur&#8217;ân gençleşiyor</em>&#8221; vecizesini hatırlattı. Zira Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de geçen bir ayet-i kerimede Cenab-ı Hak, şöyle buyuruyor: “<strong><em>Müminlere sevgi bakımından en çok yakınlık duyanların ise “Biz Nasâra&#8217;yız (Hristiyanız)” diyenler olduğunu görürsün..&#8221; </em></strong>(Maide, 5/82) Sinan kardeşimize sahip çıkan Papaz Efendi, Kur’an’ın bu ayetini hal diliyle tasdik eder. İşte bu yönüyle Kur&#8217;ân, zamanın ihtiyarlamasına rağmen her daim genç kalabilen bir kitaptır.</p>
<p>Bu işin bir başka yönü de şu ki, Üstad Bediüzzaman’ın Mektubat isimli eserinde kullandığı &#8216;<strong><em>Müslüman İsevîler&#8217; </em></strong>ifadesi de bu hadisede kendini göstermiştir. O kilisenin görevli papazı insanlık adına yaptığı o güzel davranışıyla Üstadımızın o ifadesini de doğrulamıştır.</p>
<p>Evet, buna benzer dünyanın değişik coğrafyalarında kardeşlerimize sahip çıkarak Kur’an’ın mucize oluşunu ispat eden kim bilir kaç rahip var, kaç papaz vs. var bilemiyoruz. Rabbim sayılarını arttırsın. Harun Hocam yazmasaydı bunu da bilemeyecektik. Keşke eli kalem tutan mahir kişiler bu yaşananların senaryolarını, romanlarını ve edebiyata dair ne varsa yazsalar da gelecek nesillere ibret olarak kalsa!&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kuranin-mucizesi-ve-musluman-iseviler-recep-atici/">Kur&#8217;ân&#8217;ın mucizesi ve &#8216;Müslüman İsevîler&#8217; | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ümmi Validelerimiz ve Biz &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/ummi-validelerimiz-ve-biz-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Aug 2022 07:22:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Aymaz]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Tokak]]></category>
		<category><![CDATA[recep atici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26785</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bundan iki hafta önce Abdullah Aymaz hocamızın annesi vefat etti. Haberi duyar duymaz annesinin ölümüyle ilgili yazılmış bir yazı var mı, diye internette sörf yaptım. Fakat henüz kaleme alınmış bir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ummi-validelerimiz-ve-biz-recep-atici/">Ümmi Validelerimiz ve Biz | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan iki hafta önce Abdullah Aymaz hocamızın annesi vefat etti. Haberi duyar duymaz annesinin ölümüyle ilgili yazılmış bir yazı var mı, diye internette sörf yaptım. Fakat henüz kaleme alınmış bir yazı yoktu. Nihayet bu hafta Harun Tokak hocam Samanyoluhaber sitesindeki köşesinde onun annesiyle ilgili bir yazı kaleme aldı. Yazıyı sesli olarak dinlerken hem hüzünlendim hem de derin bir düşünceye daldım.</p>
<p>Hüzünlenmemin sebebi Aymaz hocamdan başka evladı olmayan Adile annemizin bize göre gurbet olan memlekette bir başına ruhunun ufkuna yürümüş olmasıydı. Dinlediğim o yazıda beni düşünceye sevk eden kısmına gelince onu doğrudan Harun Hocamın kaleminden aktarayım: “<em>(Aymaz hocamız) ders yaparken, konuşurken masum bir bebek gibi kendi safiyetinin ışığından kamaşan gözleri, uzun siyah kirpiklerinin sürekli açılıp kapanışı çok hoşumuza giderdi… O, sürekli etrafına ışık saçan biriydi. Yüzü sanki kafasının içinde ilahi bir ışık varmışçasına nur gibi parlardı. Hala da parlıyor… (Ona) bu ışığın kaynağını sordum. “Anam” dedi… Ben ilkokulu bitirirken annem namaz mevzuunda çok üzerime durdu, beni takibe aldı…”</em></p>
<p>Aymaz hocam, İstanbul dönüşü memlekete beraber döndükleri Harun hocama, annesiyle ilgili şunları da anlatır: “<em>Anam ( o gün annesi hayattadır) güzel rüyalar görür. Bir seferinde bizim mahalleye bir gelin gelecekmiş, onu getirmek için ata biniyor&#8230; Camimizin yanına gelince, namazım geçmesin diye attan inip onu bir direğe bağlıyor. Caminin avlusuna giriyor. Cami lebalep dolu. Erkekler el ve kollarımı sıvalı görmesinler diye cemaat dağılmadan hemen abdestini alıyor. Avlunun kıble tarafındaki sol kapıdan çıkıyor. Bakıyor, çok parlak ve güzel bir bina var. Hazreti Ali imam olmuş, İsa (a.s.) da onun arkasında namaz kılıyor. Bazı tanıdığı ve tanımadığı kimseler de cemaat olmuş. Anam da İmam-ı Ali’ye uyarak namazını kılıyor.”</em></p>
<p>Antrparantez şunu söylemeden geçemeyeceğim. Kur’an’ın ifadesiyle ‘ümmi’ olan bu insanlar, o dönemde nasıl böyle bir mertebeye ulaşmıştır. ‘Cismaniyeti bırakıp nasıl da kalp ve ruhun derce-i hayatına intikal’ edebilmişlerdir. Onların bu halini okuyup dinleyince M. Akif’in deyimiyle, “<em>Yâ Rab, beni evvel getireydin ne olurdu?</em>’’ diyesi geliyor insanın. Acaba o günde insanlar daha kolay mı velayet mertebesine yükselebiliyordu? Günümüzde hem ümmi olup hem de mâna alemine açılabilmiş kaç insan gösterilebilir? Bütün bu soruları çoğaltmak mümkün. Ancak demek istediğim anlaşıldı sanırım. Rabbim bizi affetsin. Bunca okur yazarlığımıza ve ‘eskiden ancak kırk senede ulaşılabilinen mertebeye şimdi kırk günde ulaştıracak eserler elimizde olmasına rağmen’ yerlerde sürünüyoruz.</p>
<p>Aymaz hocam, annesinin gördüğü bu rüyadan sonra aynı günlerde kendisi de bir rüya görür. O sıralar henüz ilkokul son sınıftadır. Rüyada ‘Köy camisine Cebrail (a.s) geldi’ diye minareden tellal gür bir sesle ilan eder. Aymaz hocam, heyecanla camiye koşar ve başında fesi, üzerinde cübbesi olan bir insan suretinde görür Cebrail’i.</p>
<p>Daha sonra 1966 yılında kendisi, Kestanepazarı’nda kalırken bir gün elinde tahta bavulu ile genç bir hoca yani Fethullah Gülen Hocaefendi gelir. Onu görünce ilkokul son sınıfta gördüğü o rüyayı hatırlar. Gelen zatın o anda sadece fesi ve cübbesi yoktur. O zaman anlar ki, ahir zamanda Kur’an üzerinden yeni bir diriliş bu zatın eliyle gerçekleşecektir. Buraya da bir parantez açmak istiyorum. Çünkü bu da ayrı bir feraset ister. Çünkü gördüğü rüya ile gelen zatı birleştirip yeni bir ihya hareketinin bu zatın eliyle olacağını kavramak ancak feraseti gerektirir de ondan.</p>
<p>Şimdi Aymaz hocamın annesiyle başladığımız yazıya bir başka annemizle devam edelim. O da Üstad Bediüzzaman’ın annesi. Üstadımız annesi için şöyle der: &#8220;<em>Seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, fıtratımda, maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş</em>.”</p>
<p>Konumuzla ahlaklı olması bakımında Fethullah Gülen Hocaefendi’nin annesi ile ilgili anekdotu da buraya yazmamız lazım. O da annesi için şunları ifade eder: “Benim ilk Kur&#8217;an hocam validemdir. Kur’an öğretmenin yasak olduğu bir zaman diliminde kendi anlattığına göre bana dört yaşımda Kur&#8217;an okumayı öğretmiş. Bir ay içinde de hatmettiğimi söyler. Ayrıca annem namaza karşı çok ciddi idi. Çok yorgun olduğum bir gün yatsı namazını kılmadan uzanmıştım. Biraz dinlendikten sonra kalkıp namazımı eda edecektim. Annem, benim namaz kılmadan yattığımı fark edince: “<em>Namazını kıl öyle yat, ben de yorgunum seni kaldıramam belki</em>” dedi. Ben de, yorgunluk ve annemin merhametine sığınarak; “<em>Ana çok yorgunum, kalkar kılarım</em>.” dedim. Bunun üzerine Annem; <em>&#8216;Eğer namaz kılmadan yatarsan sabah kalktığımda senin cenazeni göreyim</em>&#8216; dedi.</p>
<p>Şimdi bazı kardeşlerimiz diyebilir ki; bütün bu anlattıklarınızla nereye varmak istiyorsunuz? Aslında niyetim bir yere varmak değil. Ancak bu anlatılanlar gösteriyor ki geleceğimizi emanet edeceğimiz nesilleri yetiştirmede annelerimizin rolü çok büyük. Bugün itibariyle dünyanın farklı coğrafyalarına dağılmış kardeşlerimiz çocuklarını yetiştiremediklerinden dert yanıyorlar. Bir insanın çocuğunun ebedi hayatı için endişe etmesi ve bunun derdini çekmesi elbette takdire şayandır. Ancak çocuklarımızda görmeyi istediğimiz vasıflar konusunda acaba bizler, kendimiz neredeyiz? Gerçekten yazıda bahsi geçen annelerimiz gibi çocuklarımıza rol model olabiliyor muyuz? Yoksa bütün yükü rehberlik yapacak kimselerin omuzuna atarak, “Ben vazifemi yaptım” deyip kenara mı çekiliyoruz? Daha fazla soru sorarak kendimi değil ama sizleri sorgulamış olmayayım. Demem o ki, bizler her birimiz görüldüğü zaman Allah’ı hatırlatıyor muyuz? İşte bütün mesel bundan ibaret&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ummi-validelerimiz-ve-biz-recep-atici/">Ümmi Validelerimiz ve Biz | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Harun Tokak&#8217;tan tarihe not düşen kitap: Işık Süvarileri</title>
		<link>https://hizmetten.com/harun-tokaktan-tarihe-not-dusen-kitap-isik-suvarileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2022 11:43:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Crab Publishing]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Tokak]]></category>
		<category><![CDATA[ışık süvarileri]]></category>
		<category><![CDATA[Önden Giden Atlılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26396</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hizmet Hareketi, 1990’lı yılların başında Demir Perde’nin yıkılmasıyla tarihi bir açılıma öncülük etti. Sovyet esaretinden kurtulan Orta Asya ülkeleri başta olmak üzere soydaşlarımızın yardıma ilk koşan Hizmet gönüllüleri oldu. Türkiye’den&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/harun-tokaktan-tarihe-not-dusen-kitap-isik-suvarileri/">Harun Tokak&#8217;tan tarihe not düşen kitap: Işık Süvarileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hizmet Hareketi, 1990’lı yılların başında Demir Perde’nin yıkılmasıyla tarihi bir açılıma öncülük etti. Sovyet esaretinden kurtulan Orta Asya ülkeleri başta olmak üzere soydaşlarımızın yardıma ilk koşan Hizmet gönüllüleri oldu. Türkiye’den bir valizle yola çıkan Hizmet erleri, Orta Asya, Balkanlar, Afrika ve Uzak Doğu’da bir bir eğitim kurumları açtı. Tarihe geçecek destansı hizmetlere imza atan Anadolu’nun fedakar evlatlarının yaşadıklarını usta kalem Harun Tokak ‘Önden Giden Atlılar’ adını verdiği kitap serisinde yazdı.</p>
<p>İlki 2011 yılında yayınlanan ‘Önden Giden Atlılar’ için takdim yazan Fethullah Gülen Hocaefendi, ‘’Bu kitap, bazen &#8220;örnekleri kendinden&#8221; sözcükleriyle seslendirdiğimiz, bazen &#8220;inanıyoruz&#8221; ifadesiyle anlattığımız rüyaların, hülyaların tahakkuk etmesi için yıllar boyu gelişini intizar ettiğimiz, anadan, serden geçen o gül yüzlü yiğitlerin, adsız kahramanların ve adanmış ruhların dasitani hayatlarından sadece birkaç damla. Bizim şanlı mazimiz içinde her nedense &#8220;tarih yazma&#8221;, &#8220;tarih yapma&#8221; ölçüsünde kaale alınmamıştır. Osmanlı&#8217;nın siyasi, kültürel, askerî hemen her alanda en çaplı tarihini yazanların yabancılar olması tesadüf olmasa gerek. Bu açıdan Harun Tokak Bey&#8217;in Önden Giden Atlılar deyip, Türkiye&#8217;den Sibirya&#8217;ya Moğolistan&#8217;dan Amerika&#8217;ya, Bosna&#8217;dan Kongo&#8217;ya, Kazakistan&#8217;dan Endonezya&#8217;ya, Mısır&#8217;dan Rusya&#8217;ya kadar göç eden bu hicret erlerini ve bu mefkure insanlarını anlatmasının bir boşluğun doldurulmasına hizmet edeceğine inanıyorum.’’ cümlelerine yer verdi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-26397 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isik-Suvarileri-700x488.jpg" alt="" width="700" height="488" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isik-Suvarileri-700x488.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isik-Suvarileri-1200x837.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isik-Suvarileri-768x536.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isik-Suvarileri-1536x1072.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isik-Suvarileri-2048x1429.jpg 2048w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>‘Önden Giden Atlılar’ serisinin 3. kitabı ‘Işık Süvarileri’ adıyla Crab Publishing tarafından yayınlandı. Işık Süvarileri, yürüdüler ne atları vardı ne arabaları ne silahları vardı ne de cephaneleri. Güç kaynakları, sinelerinde her zaman mağmalar gibi köpürüp duran o müthiş iman ve heyecan, ufuklarında insanlığın mutluluğu ve tabii rıza ve rıdvân; bahtları sahabe ve havari bahtına eş, iffet ve ismetleriyle de ruhanilerle kardeş haline geldi ve destansı birer konu, solmayan birer hatıra oldular.</p>
<p>Işık Süvarileri&#8217;ni satın alacağınız link:</p>
<p><a href="https://crabpublishing.com/kitaplarimiz/hikaye/isik-suvarileri/">IŞIK SÜVARİLERİ &#8211; Crab Publishing</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/harun-tokaktan-tarihe-not-dusen-kitap-isik-suvarileri/">Harun Tokak&#8217;tan tarihe not düşen kitap: Işık Süvarileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Harun Tokak: Hocaefendi, asrımızın kutup yıldızıdır</title>
		<link>https://hizmetten.com/harun-tokak-hocaefendi-asrimizin-kutup-yildizidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jun 2022 13:55:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah Gülen Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Tokak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=25995</guid>

					<description><![CDATA[<p>BASRİ DOĞAN &#124; PADERBORN Amsterdam Burgerhart Vakfı’nın organizesi ile Almanya’nın Paderborn şehrinde Hizmet gönüllüleriyle buluşma seminerinde konuşan ilahiyatçı-yazar Harun Tokak Fethullah Gülen Hocaefendi’yi anlattı.  Harun Tokak, Hocaefendi’yi “Asrımızın kutup yıldızı”&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/harun-tokak-hocaefendi-asrimizin-kutup-yildizidir/">Harun Tokak: Hocaefendi, asrımızın kutup yıldızıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BASRİ DOĞAN | PADERBORN</strong></p>
<p>Amsterdam Burgerhart Vakfı’nın organizesi ile Almanya’nın Paderborn şehrinde Hizmet gönüllüleriyle buluşma seminerinde konuşan ilahiyatçı-yazar Harun Tokak Fethullah Gülen Hocaefendi’yi anlattı.  Harun Tokak, Hocaefendi’yi “Asrımızın kutup yıldızı” olarak niteledi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-25997 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Harun-Tokak-700x345.jpg" alt="" width="700" height="345" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Harun-Tokak-700x345.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Harun-Tokak-768x378.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Harun-Tokak.jpg 1175w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Konuşmasında Fethullah Gülen Hocaefendi ile birlikteliklerinden kesitlere yer veren Harun Tokak, “1990 yılında bizi yanına çağırmıştı. Bir yer kiralamış. Burada himmet yapmamız lazım. Bu himmetler ile okul açmalıyız. Bu okula çok ihtiyacımız var. İnanın bu ülkede bu memleketimizde okullar açıldı ise, o gayretler, cesaretler ve o ileriye dönük o umutlar ile oldu. Biz bu insanları nasıl unutabiliriz. Hocaefendi, Anadolu insanın içindeki bir devi uyandırdı. Ve ardından bütün bir Anadolu bir bahara dönüştü. Hizmet; Anadolu’da evleri, yurtları, okulları, üniversiteleri, iş adamları, öğrencileri, öğretmenleri, kadını ve erkeği ile bir medeniyettir. Ahir zamanda bütün insanlık bir taraf doğru gider iken, kollarını makas gibi açarak ‘Durun ey kalabalıklar gittiğiniz yol çıkmaz sokak’ diyen, insanlığa güzelliklere, iyiliğe ve cennete doğru yönlendiren insanlardır kutup yıldızları. Yetmedi, Hocaefendi’nin telkini ve tavsiyesi ile demir perde yıkılır yıkılmaz Asya topraklarına koştular. Oralarda inanın, inanılmaz denilen işleri başardılar. Gencecik öğretmenler, iş adamlarımız el ele verdiler ve koca bir Asya baharını hazırladılar. Kim ne derse desin. Bu muazzam izler kıyamete kadar hiçbir zaman Asya bozkırlarından silinmeyecektir. Oralarda muhteşem bir medeniyet oluşturuldu. Kimse bu medeniyetin izlerini asla Asya bozkırlarından silemeyecektir.”</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-25996 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Padelborn-kamp-700x324.jpg" alt="" width="700" height="324" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Padelborn-kamp-700x324.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Padelborn-kamp-768x356.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Padelborn-kamp.jpg 1024w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Bu tür özverili çalışmaların nasıl hayata geçtiğini somut bilgilerle ortaya koyan ilahiyatçı-yazar Harun Tokak, ‘’Bütün bunlar Kutup Yıldızı’nın yarınlara hep umutla bakması, hiçbir zaman yılgınlık yaşamaması ve umutsuzluğa düşmemesi ile olagelmiştir. Herkesin umudunu kaybettiği bir zamanda Kutup Yıldızı umudunu kaybetmiyor.1992 yılında Hocaefendi, Avrupa ve Amerika’yı dolaşıyor. Ardından Avustralya’ya kadar gidiliyor. Kanada’ya kadar gidiliyor. Türkiye’ye döndüğünde Hocaefendi, Mehmet Ali Şengül hocamıza, Abdullah Aymaz ağabeye ve diğer Hizmetimizin diğer yıldız insanlarına bu defa dünyanın bu ülkelerine gitmelerini istiyor. Bu yıldız insanlar oralara gidiyorlar. Bu defa Hizmet dünyaya yayılıyor.</p>
<h5>İyi ki o yıldızları tanımışız, yolumuzu ve yönümüzü bulmuşuz</h5>
<p>İşte Kutup Yıldızı bu. En karanlık gecelerden, yağmurun bardaktan boşanırcasına yağdığı gecelerden, denizcilerin uçsuz bucaksız okyanusların umutsuzca kaldığı zamanlarda, ya da dağ başlarında uçsuz bucaksız çöllerde yolcuların kervanların yol ve yön bulmadıkları zamanda hep gözlerini oraya gökyüzüne dikerler. O yıldıza çevirirler. Ve yönlerini ona göre bulurlar. İşte Fethullah Gülen Hocaefendi asrımızın Kutup Yıldızı’dır. İyi ki o yıldızları tanımışız. Yolumuzu ve yönümüzü bulmuşuzdur.”</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/harun-tokak-hocaefendi-asrimizin-kutup-yildizidir/">Harun Tokak: Hocaefendi, asrımızın kutup yıldızıdır</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kutsal yolculuğa davet eden kitap: Ben Mekke</title>
		<link>https://hizmetten.com/kutsal-yolculuga-davet-eden-kitap-ben-mekke/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Dec 2021 16:18:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Tokak]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya yayınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=23443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendine has üslubu, edebi anlatımıyla tanıdığımız Harun Tokak’ın son kitabı ‘Ben Mekke’ Süreyya Kitap’tan çıktı. Önden Giden Atlılar, Ben Kudüs gibi kitaplarıyla tanıdığımız Tokak, Ben Mekke kitabıyla okurlarını, satırlar arasında&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kutsal-yolculuga-davet-eden-kitap-ben-mekke/">Kutsal yolculuğa davet eden kitap: Ben Mekke</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kendine has üslubu, edebi anlatımıyla tanıdığımız Harun Tokak’ın son kitabı ‘Ben Mekke’ Süreyya Kitap’tan çıktı. Önden Giden Atlılar, Ben Kudüs gibi kitaplarıyla tanıdığımız Tokak, Ben Mekke kitabıyla okurlarını, satırlar arasında Mekke’ye doğru bir yolculuğa çıkarıyor.</p>
<p>Bu kitap, bir hac ve umre rehberi değil; Mekke ve çevresindeki mübarek yerleri, mekanın dilinden dinleme fırsatı. Bu kitap sayesinde; okurlar kutsal mekanlar neler görmüş, nelere şahit olmuş öğreniyor, Mekke özelinde kısa bir İslam tarihi okuması yapma imkanı elde ediyor. Ben Mekke, nahif sohbetiyle, okurlarını bir çeşit maneviyat yolculuğuna çıkarıyor.</p>
<p>Kutsal topraklar için, “Anlatılmaz, yaşanır.” denir. Tecrübeli yayıncı Emine Eroğlu’nun editörlüğünü yaptığı Ben Mekke kitabı kutsal toprakları daha iyi yaşayabilmek için bir rehber olabilir.</p>
<div style="width: 1170px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-23443-1" width="1170" height="658" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/12/WhatsApp-Video-2021-12-05-at-16.57.15.mp4?_=1" /><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/12/WhatsApp-Video-2021-12-05-at-16.57.15.mp4">https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/12/WhatsApp-Video-2021-12-05-at-16.57.15.mp4</a></video></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>‘’Ben Mekke&#8230;</em><br />
<em>Cennetten sürgün yemiş bir kadın olarak Hazreti Havva ilkin bu topraklara geldi. </em><br />
<em>Hazreti Âdem’le benim bağrımda buluştular, burada dünya toprağına kök saldılar, yeryüzünün ilk yapısı Kâbe’yi burada inşa ettiler. O gün, bu gün kutsalın başkenti oldum.</em></p>
<p><em>Ben Mekke’yim!</em><br />
<em>Benim üzerimde yürüdü sevgili!</em><br />
<em>Onun bastığı yerler rahmet oldu benim için. Yorulunca uzandı, dinlendi benim üzerimde, susayınca sularımdan içti, abdest aldı, mübarek ellerini sürdü bana, kıyama durdu üzerimde, secdede sımsıcak gözyaşları ile ıslattı toprağımı&#8230;</em></p>
<p><em>Üşüdüğünde yorgan, yandığında bulut, takati kesildiğinde umut oldum ona&#8230;</em><br />
<em>Üşüdüğünde yorgan, yandığında bulut, takati kesildiğinde umut oldum ona&#8230;’’</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-23444 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/12/Ben-Mekke-700x517.jpg" alt="" width="700" height="517" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/12/Ben-Mekke-700x517.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/12/Ben-Mekke-768x568.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/12/Ben-Mekke.jpg 1024w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><strong>Ben Mekke</strong></p>
<p><strong>Yazar: Harun Tokak</strong></p>
<p><strong>Editör: Emine Eroğlu</strong></p>
<p><strong>Sayfa: 220</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: Süreyya Kitap</strong></p>
<p><strong>Baskı Tarihi: Eylül 2021</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kutsal-yolculuga-davet-eden-kitap-ben-mekke/">Kutsal yolculuğa davet eden kitap: Ben Mekke</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/12/WhatsApp-Video-2021-12-05-at-16.57.15.mp4" length="50219516" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Şahinlerimiz uçtu &#124; HARUN TOKAK</title>
		<link>https://hizmetten.com/sahinlerimiz-uctu-harun-tokak/</link>
					<comments>https://hizmetten.com/sahinlerimiz-uctu-harun-tokak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Tokak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2021 15:10:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Tokak]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Şahin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=22080</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk kez bir yaz günü bakıyorum ‘mavi rüyalar’ şehri Antalya’ya Kepez Tepesinden . Göklere başını uzatmış Toroslar, uç­suz bucaksız Akdeniz, derinlere doğru uzayıp giden uçsuz bucaksız yemyeşil portakal bahçeleri. Daha&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sahinlerimiz-uctu-harun-tokak/">Şahinlerimiz uçtu | HARUN TOKAK</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk kez bir yaz günü bakıyorum ‘mavi rüyalar’ şehri Antalya’ya Kepez Tepesinden .</p>
<p>Göklere başını uzatmış Toroslar, uç­suz bucaksız Akdeniz, derinlere doğru uzayıp giden uçsuz bucaksız yemyeşil portakal bahçeleri.</p>
<p>Daha ilk anda tatlı bir rüzgâr, içine çektiği portakal çiçekleri­nin kokularını, ılık dudaklarıyla yüzüme üflemeye başlıyor.</p>
<p>Alevli esen rüzgâr, tanıdık kokular taşıyor yüreğime.</p>
<p>Portakal bahçeleri, olanca kokularını üzerine boca ederek de­niz kenarında gezintiye çıkmış taze ve soylu bir güzele çevirmiş şehri.</p>
<p>Islak ve ışıltılı narenciye bahçelerinden gelen meltemler ok­şuyor saçlarımı.</p>
<p>Akdeniz minik dalgacıklarla kımıl kımıl&#8230;</p>
<p>Dağlar, denizler, Yüce Yaratıcı’nın ihtişamını haykırırken, ışıltılı portakal bahçelerindeki ağaçların dallarından diplerine rahmet damlıyor.</p>
<p>Antalya kızıl ışık banyosunda.</p>
<p>Otobüsümüz Kepez’den aşağı sarkınca sanki harareti gittikçe artan bir fırına giriyorum.</p>
<p>Terden sırılsıklam oluyorum.</p>
<p>Otobüs Şarampol caddesindeki Antalya Garajı’nda duruyor.</p>
<p>Otogar cazgırlarının tacizkar çığırtkanlıkları, dondurmacı, limonatacı, bayıltan arabesk nağmeleri arasında kulağımda belli belirsiz bir ezan sesi geliyor.</p>
<p>O ezan sesi, yabancısı olduğum bu sahil şehrinde aşina bir şeyler aradığım o ilk anlarda bana iyi geliyor.</p>
<p>Üstümde, ucuzluğa düşşsün de alayım diye günlerce vitrindeki fiyatını takıb ettiğim kurşuni renkte keten bir takım elbise var.</p>
<p>Bir elimde küçük bir çanta diğer elimde çantamdan daha değerli olan adres yazılı küçük bir kâğıt parçasını sıkı sıkı tutuyorum.</p>
<p>O kâğıt parçasını kaybedersem, ben de kaybolurum.</p>
<p>Yorgunum…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-22083 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin2-1-525x700.jpg" alt="" width="525" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin2-1-525x700.jpg 525w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin2-1-900x1200.jpg 900w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin2-1-768x1024.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin2-1.jpg 960w" sizes="(max-width: 525px) 100vw, 525px" /></p>
<p>Külüstür bir otobüste sigara dumanından, ayak ve yumurta kokusundan, en gıcığıma giden horlama türlerinden beynim pelte gibi.</p>
<p>Peki, beni Kutup Yıldızı’ndan, ana-baba ocağından, işten güçten, daha pek çok gençlik hülyasından vaz geçiren, bu şehre getiren şey nedir?</p>
<p>Neden hiç bilmediğim bu şehirdeyim?</p>
<p>Kendi memleketime tayin isteyemez miydim?</p>
<p>Beynimde bir sürü soru, bir elimde küçük bir çanta, bir elimde adres Ticaret Odası sokağına doğru yürüyorum.</p>
<p>Bir dükkânın tabelasına mıhlanıyor gözlerim</p>
<p>“Libas Konfeksiyon”</p>
<p>Yorgun argın kendimi içeri atıyorum. Sıra sıra dizilmiş takım elbiseler, gömlekler, kravatlar, yazlık tşörtler…</p>
<p>Tezgâhın arkasında duran otuzundaki bir genç, tatlı bir tebessümle; ‘Hoş geldiniz’ diyor.</p>
<p>Portakal çiçekleri kadar hoş bir tebessümle karşılanmak beni rahatlatıyor. Dost bir yerde olmanın huzuru doluyor içime.</p>
<p>“Ben Harun, Harun Tokak” diyorum.</p>
<p>Geleceğinizi biliyordum anlamında yine tatlı bir tebessümle başını hafif öne eğiyor.</p>
<p>“Ben Hasan, Hasan Yılmaz, kısaca “Libas” derler.</p>
<p>Bu güzel şehirde güzel bir insanla karşılattığımı fark diyorum</p>
<p>“Antalya’da güzel günler yaşayacaksın” diyor kalbim.</p>
<p>Kırk yıl önce Antalya’da bana ilk tebessüm eden Hasan Libas’ın birkaç gün önce telefonuma acı bir mesajı düşüyor;</p>
<p>“Hasan Ağabeyi kaybettik”</p>
<p>Hasan Ağabey dediği Hasan Şahin…</p>
<p>Antalya’yı bana sevdiren iki Hasan’dan biri…</p>
<p>Telefonumdaki fotoğrafını buluyorum. Beyaz bulutların arasından gülen bir güneş gibi sevimli bir fotoğraf…</p>
<p>Eşimin yanına gidiyorum, fotoğrafı gösteriyorum, bakıyor bakıyor, “n’oldu” diyor.</p>
<p>“Yok artık’’ diyorum.</p>
<p>Yine sessizce odama geçiyorum ağlamanın tadına varıyorum.</p>
<p>Hasan Şahin, çok güzel bir insandı. Dost canlısıydı. Zarifti, zarafet sahibi idi. Gerçek bir beyefendi idi.</p>
<p>Çok varlıklı bir insandı.</p>
<p>Antalya 100. Yıl Caddesi’nde yüzlerce daireleri vardı. Arsaları, arazileri ile gayr-i menkul zengini bir insandı. Hayattayken bunların hepsini bağışladı. Allah’ın huzuruna tapusuz gitti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-22085 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin4-700x525.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin4-700x525.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin4-1200x900.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin4-768x576.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin4.jpg 1280w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Bu tarihte eşi benzeri az bulunan bir hadisedir.</p>
<p>Babası Ramis Hoca’nın vefatından sonraki günlerin birinde Hocaefendi kardeşlerini, teyzelerini, halalarını, akrabalarını topluyor;  “Ben bir yola girdim ve bu yoldan dönmeyeceğim” diyor. “Yol yakınken siz dönebilirsiniz, bizim böyle bir evladımız, kardeşimiz yok diyebilirsiniz bu yol dikenli dayanmayabilirsiniz ben yoluma siz yolunuza gidebilirsiniz”</p>
<p>Kahraman kardeşler, “Sen bizim kanımızsın canımızsın! Yürü biz de seninle birlikteyiz” diyor.</p>
<p>Kardeşlerden Mesih Gülen “Sadece Hocafendi ile birlikte olmamız yetmez “diyor. “Ahirete tapusuz gideceğimize söz vermemiz lazım. Babam vefatından birkaç gün önce hasta yatağında beni çağırdı.</p>
<p>‘Hocaefendi, cihan çapında bir hizmetin altına girdi, siz de ona yardımcı olunuz, bu gün nasılsanız bir ömür boyu öyle yaşayınız, eğer size birisi bir şeyler verirse sakın elinizi sürmeyiniz, doğrudan verilmesi gereken yere yönlendiriniz” dedi. Sonra da bana, ‘söz ver ahirete tapusuz gideceğine’ dedi. Bende, ‘baba sana söz veriyorum’ dedim. ‘Hayır oğlum! Bana değil Allaha söz ver’ dedi</p>
<p>Ben de, ‘Allah’a söz veriyorum, Ahirete tapusuz gideceğim baba’ dedim.</p>
<p>Kardeşlerin hepsi söz veriyorlar. Hocaefendinin ve hizmetin kredisini kullanarak hepsi varlık sahibi olabilirlerdi. Ama o muazzez kardeşler fakirane yaşamayı tercih ettiler.</p>
<p>Gidenler Ahirete tapusuz gittiler, geride kalanlar da tapusuz yaşıyorlar. Bizlere numune-i imtisal oldular, oluyorlar. Bu yolun töresi budur. Bu töreyi bozanlar bizim rehberimiz olamazlar.</p>
<p>Geçen ay vefat eden Mehmet Ali Hocamız da, “evlatlarım ben size dünya malı adına bir şey bırakamıyorum” dedi ve aramızdan ayrıldı.</p>
<p>Zorla elinden malı-mülkü alınarak şimdilerde tapusuz yaşayan ve Allah’ın huzuruna öyle giden ve gitmek için sırasını bekleyen insanların da elbette Hakk katında yüce değerleri olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Fakat bir insanın kendi hayatında iken ve kendi gönlü ile onca malı mülkü bağışlaması tarihin ender gördüğü hadislerden biridir.</p>
<p>Günümüzde bunun birincisini biliyorduk.</p>
<p>Mevlana diyarının infak kahramanlarından Büyükkoyuncu amca…</p>
<p>Menkul, gayr-i menkul ne kadar malı mülkü varsa hepsini bağışladıktan sonra Hocaefendi’ye, ”Hocam ben bütün malımı mülkümü hizmete bağışladım daha başka ne yapayım” diye soruyor.</p>
<p>Hocaefendi “Böyle bir şeyi daha önce hiç duymamıştım” diyor.</p>
<p>İkincisi de Mavi Gökler ülkesinin infak kahramanlarından Hasan Şahin…</p>
<p>Antalya’nın iki güzel Hasan’ından biri olan Hasan Şahin de çok varlıklı bir insandı. Antalya’nın en değerli yerlerinde apartmanları, arsaları, arazileri vardı. Bütün varını yoğunu adına kurulan bir vakfa hepsini bağışladı. Allah’ın huzuruna tapusuz gitti.</p>
<p>Hizmet’te hiçbir kimsenin kalbini incitmeden giden bu zarif insan bir de onca hastalıklarına rağmen ömrünün sonlarına doğru davası için ülkesini terk etmek zorunda kaldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-22084 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin3-525x700.jpg" alt="" width="525" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin3-525x700.jpg 525w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/09/Hasan-Sahin3.jpg 768w" sizes="(max-width: 525px) 100vw, 525px" /></p>
<p>Ve bir gurbet diyarında önce hanımı Hacı Fatma Teyze sonra da kendisi bir zamanlar nice şehitler verdiğimiz Kosova topraklarına bir tohum gibi düştüler.</p>
<p>Şahinlerimiz birer yıl ara ile arka arkaya uçup gittiler.</p>
<p>Mekânları Firdevs olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sahinlerimiz-uctu-harun-tokak/">Şahinlerimiz uçtu | HARUN TOKAK</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hizmetten.com/sahinlerimiz-uctu-harun-tokak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaktın bizi Hocam! &#124; Harun Tokak</title>
		<link>https://hizmetten.com/yaktin-bizi-hocam-harun-tokak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Harun Tokak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2021 14:00:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[#Samsunluhoca #Şengül #MehmetAliŞengül]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Tokak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=21047</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gurbette bir yaz akşamında elimdeki poşetlerle yürüyorum. Arabalar, hızla geçiyor yanımdan. Kuşlar, kızıl ufuklara doğru kanat çırpıyor. Telefonum çalıyor, ”Mehmet Ali Hocam sizlere ömür.” Elimdeki poşetleri bir taşın üzerine bırakıyorum.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yaktin-bizi-hocam-harun-tokak/">Yaktın bizi Hocam! | Harun Tokak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Gurbette bir yaz akşamında elimdeki poşetlerle yürüyorum. Arabalar, hızla geçiyor yanımdan. Kuşlar, kızıl ufuklara doğru kanat çırpıyor. Telefonum çalıyor, ”Mehmet Ali Hocam sizlere ömür.”</div>
<div></div>
<div>Elimdeki poşetleri bir taşın üzerine bırakıyorum. Kızgın şişler girip çıkıyor yüreğime. Yeni dirilişin destanını yazan Kutup Yıldızının yol arkadaşlarını arıyorum. Herkes mendil tutmaca ağlıyor. Herkesin dudaklarından dökülen aynı söz;</div>
<div>“Yaktın bizi Hocam!”</div>
<div></div>
<div>Arabalar hızla geçiyor yanımdan.</div>
<div></div>
<div>Kuşlar kızıl ufuklara doğru uçuyor.</div>
<div></div>
<div>Yüreğini, bir meşale gibi eline alarak en karanlık gecelerde, kara buza aldırmadan yürüyen insan yok artık.</div>
<div></div>
<div>Ah Hocam yaktın bizi…</div>
<div></div>
<div>Sen ana kubbeyi taşıyan en görkemli sütunlardan biri idin.</div>
<div></div>
<div>Yiğittin, yürekliydin, yürektendin, vefalı idin, hüzün insanı idin, sinen güzeldi, siman güzeldi. Yüzün bir gül bahçesi, gözlerin uçsuz bucaksız bir okyanustu.</div>
<div></div>
<div>“Benim kardeşlerim ahir zamanda gelecekler.” sözüne mazhar bir kardeştin. Günümüzde yaşayan bir sahabe idin. Dünyada ayak basmadığın ülke kalmadı.</div>
<div></div>
<div>Titizdin, temizdin, kokusu gönüllere inşirah salan bir çiçektin. Nizamı, intizamı çok severdin, güzel giyinirdin. Severdin, sevilirdin, sen bir hoca, bir âlimdin ama hepsinden öte bir ağabey, bir kardeştin. Bir ömür boyu her konuşman marifet ve muhabbet temalı idi.</div>
<div>“Aman kardeşlerim! Uhuvvet çok önemli!” derdin. Ateşi gittikçe artan bir fırına dönen meclisler, gönlünden ve gözünden dökülenlerle gül bahçesine dönerdi.</div>
<div></div>
<div>Asildin…</div>
<div></div>
<div>Soylu bir ağacın en görkemli dalıydın.</div>
<div></div>
<div>Ahmet Deden, “Bu benim oğlum memlekete, millete çok faydalı işler yapacak ama ben göremeyeceğim.” derdi.</div>
<div></div>
<div>Deden, dört kardeşini cephelerde bırakmış bir gazi idi. Vücudunda savaşın derin izlerini bir ömür boyu taşıdı. Savaş hatırası olarak parmakları, el ayasına yapışıktı. Devlet gazilik maaşı bağladığında, “Ahiret nimetini dünyada tüketmek istemiyorum.” diye kabul etmemişti.</div>
<div></div>
<div>Vefat edince gazilik maaşını babaannene bağlamak istediler. Bu defada baban karşı çıktı. “Ana, babam almadı sen de alma, devlete yük olmayalım.” dedi.</div>
<div></div>
<div>Babaannen de almadı.</div>
<div></div>
<div>Sen 12 yaşında hafız olunca Ahmet Deden iki kasa lokum aldı. Kucağında lokum kasaları ile koca köyü kapı kapı dolaştı. Köyün ağzını tatlandırdı.</div>
<div></div>
<div>Bir gün köyün hocası Hüseyin Hafız senin elinden tutarak bir kabrin başına götürdü.</div>
<div></div>
<div>Daha çocuktun.</div>
<div></div>
<div>Sana, “Evladım hafız efendi, bu kabirde cenaze yok, dinimiz gömülü.” dedi ve ağladı. “Burada köyün Kur’anları gömülü.”</div>
<div></div>
<div>Sen, o gün söz vermiştin toprakta gömülü dini gönüllerde dirilteceğine.</div>
<div></div>
<div>Denizli’de hafızlık yaparken gizli gizli Muzaffer adında birinin Rislale-i Nur derslerine giderdin.</div>
<div></div>
<div>Bu zat kendini hizmete adamış biri idi.</div>
<div></div>
<div>Sözleri, gönüllere dokunurdu.</div>
<div></div>
<div>Ama sana onun sözlerinden ziyade giydiği elbiseler dokunmuştu.</div>
<div></div>
<div>Pantolonun dizleri yamalı, ceketi hırpani idi.</div>
<div></div>
<div>“Bu kadar güzel sohbet eden birinin üstü başı niye böyle?” diye içinden geçirmiş olmalısın ki ders yaparken birden duygulandı ve “kardeşlerim! Ben bir işe girip çalışsam bu Hizmeti dolaşarak anlatacak kimse yok. Mecburen dolaşıyorum. Çantamdaki kitap ve cevşenleri satarak rızkımı çıkarıyorum. Derslere gelen çok olmuyor. Bazen aç kalıyorum. Ben üç gündür doğru dürüst bir şey yemedim. Çok aç kaldığım bazı günler ya hapishanenin ya da hastanenin çöp tenekelerinden bir şeyler bulup yiyorum.”</div>
<div></div>
<div>Sonraları anladın ki asrımızda sahabe hayatı yaşayan bu zat meğer Erzurum’da Hocafendi’yi de Risale-i Nurlarla tanıştıran Muzaffer Aslan’dı.</div>
<div></div>
<div>Hocafendi de Erzurum’da medresede okurken aynı senin gibi o aslanın, dizleri yamalı pantolonundan, dirsekleri pavzımış ceketinden, namaz kılışından, sözlerinin samimiyetinden, dua edişinden çok etkilenmiş ve;</div>
<div><i>&#8220;Allah&#8217;ım! Bahtına düştüm, beni de bu arkadaşların arasına kat. Onlardan biri olayım. Bu hizmetle bütünleşeyim. Dıştan gelip giden insan olmayayım. Kendimi bu hizmete vakfedeyim.&#8221; </i>demiş.</div>
<div></div>
<div>Bir Aslan, Anadolu’yu aslanlar yatağına dönüştürmüş.</div>
<div></div>
<div>Denizli’de hafızlığını tamamladıktan sonra seni İzmir Kestane Pazarı Kur&#8217;an Kursu&#8217;na gönderdiler.</div>
<div></div>
<div>Kader ağlarını örüyordu. Asrın kutup yıldızının en sadık yol arkadaşı olma yolundaydın.</div>
<div></div>
<div>Yaşar Tunagür Hoca’nın ateşli vaazlar verdiği caminin bülbül sesli müezzini idin.</div>
<div></div>
<div>Mısır’a gidip, Ezher’de okumayı kafana koymuştun. İlme doymak bilmiyordun.</div>
<div></div>
<div>Yaşar Hoca, “Evladım, Hoca sözü dinle ve gitme!” dedi.</div>
<div></div>
<div>Sen de “Hocam sizi dinliyorum ve gitmiyorum.” dedin.</div>
<div></div>
<div>Yaşar Hoca kafasına koymuştu. Seni Hocafendi ile buluşturacak ve ona yardımcı yapacaktı.</div>
<div></div>
<div>Yaşar Hoca İzmir’den gitti.</div>
<div></div>
<div>Bir gün Hocafendi elinde çantası ile Kestanepazarı’na çıkageldi.  Sen herkesten önce koştun ona.</div>
<div></div>
<div>Herkes onu karşı durduğunda sen hep yanında oldun.</div>
<div></div>
<div>Hizmet medeniyetinin maya tutmasında öncü oldun.</div>
<div></div>
<div>İnsanları Hocaefendi’nin etrafında toparladın. Kendini mahviyete, onu nazara verdin.</div>
<div></div>
<div>Hocaefendi senin samimiyetini çok sevdi. Seni kendine havari edindi. Nice kapalı kapılar senin sihirli sözlerinle açıldı. Nice dağlar gibi problemler senin mütevazı ikliminde eridi. Şimdi dağlar gibi problemlerle bırakıp gittin bizi.</div>
<div></div>
<div>Mersinli Yeni Camii’de görev yaparken talebeler için ev kiralamıştın. İçini döşeyecek eşya bulamadın.</div>
<div></div>
<div>“Hocam, iki ev tuttum talebeler için ama eşya yok.” dedin.</div>
<div></div>
<div>“Mehmet Ali Hocam evinde eşya yok mu?” dedi Hocaefendi.</div>
<div></div>
<div>Başınızı eğdiniz, “Var Hocam!” dediniz. Yeni evlenmiştiniz.</div>
<div></div>
<div>Eve gittiniz eşinize, “Hocafendi eşyaları istiyor.” dediniz.</div>
<div></div>
<div>O da “En sevdiklerinizi vermedikçe hakiki iman etmiş olmazsınız.” sırrını bilenlerdendi.</div>
<div></div>
<div>Olgunluk gösterdi.</div>
<div></div>
<div>Eviniz boşaldı. Eşyalar öğrenci evine taşınırken gözünüz, gönlünüz doldu.</div>
<div></div>
<div>Yeni bir dirilişin destanını yazarken çekmediğin çile, görmediğin işkence kalmadı.</div>
<div></div>
<div>1980 darbesinde Bornova Polis karakolunun koridorunda ayakların yalınayak, paçaların ıslak, gözlerin siyah bir bantla bağlı, tek ayak üstünde tutulurken gördüler seni.</div>
<div></div>
<div>Ayakların ustura ile kesilmiş, tuz basılmıştı. Kum torbaları ile böbreklerinize öldüresiye vuruyorlardı.</div>
<div></div>
<div>“Hocafendi nerde?” diye soruyorlardı.</div>
<div></div>
<div>Daracık hücrenin taş duvarına kanla yazılmış “Bilmiyorum.” kelimesinden başka bir şey söyletemediler sana. Allah aşkına kimsin sen, asrımızda yaşamış bir Hubeyb misin yoksa gökten yere düşmüş bir melek misin?</div>
<div></div>
<div>27 yedi gün sonra karakoldan çıktığınızda sekerek gittiniz evlerinize. Eşiniz, çocuklarınız, devletin vahşi yüzünü gördü sizin vücudunuzda. Sen o yaraları bir ömür boyu taşıdın. Ama kimselere bir şey söylemedin. Kimselere anlatamadığın dertlerin vardı, iyileşmeyen yaraların vardı.</div>
<div></div>
<div>Beraat etmenize rağmen çalıştığınız kurum Mehmet Özyurt Hoca ile size, “Sizinle çalışmak istemiyoruz.” diye yazı gönderdi.</div>
<div>Sizinle Anadolu’ya ilk hicret başladı. Siz Samsun’un, Mehmet Özyurt Hoca Diyarbakır’ın, Hacı Muammer Trabzon’un nasibine düştü. Mevlana çağırınca Konya’nın nasibine de Abdullah Aymaz Ağabey düştü. Hiç tereddüt etmeden fecir süvarileri gibi koştunuz. Anadolu’yu yeni dirilişe hazırladınız.</div>
<div></div>
<div>Samsunda Eğribel Pasajı’nın son iki katını öğrenci yurdu olarak kiralamak istiyordun ama bina sahibi kefil istiyordu.</div>
<div>Çok bunalmışım. Ne yapacağını şaşırmıştın. Zaten polis de peşini bırakmıyor, Sefiller’deki Jean Valjean gibi köşe bucak takip ediyordu.</div>
<div></div>
<div>Depolarda yatıyordun.</div>
<div></div>
<div>Kefil olacak kimsede bulamadın. Yalnız yıllarındı.</div>
<div></div>
<div>Gözlerin dolarak bina sahibine, “Bu ülkede köpekler bile para ediyor. Eğer ödeyemez isem götürür Samsun pazarında beni satarsın.” deyip dükkânından çıkıp yürümeye başladın.</div>
<div></div>
<div>Dağları eriten sözlerin adamın taş kalbini de eritmişti.</div>
<div></div>
<div>Vakıf Başkanı Ali Çakıroğlu, hizmete inandıramadığı varlıklı bir işadamını bir bayram günü sizin bulunduğunuz yere getirdi.</div>
<div></div>
<div>Siz bir müfettiş arkadaşınızla birlikte deri tuzluyordunuz. Üstünüz başınız kan revandı.</div>
<div></div>
<div>O sahneyi seyreden iş adamı, “Bana anlatmak istediğinizi şimdi anladım.” dedi.</div>
<div></div>
<div>Mehmet Özyurt Hoca yanarak şehit olmuştu. Diyarbakır Koleji’nin eğitim sezonuna yetişmesi gerekiyordu.</div>
<div></div>
<div>Konuşmacı olarak sizi davet ettiler. Ne de olsa kader arkadaşı idiniz.</div>
<div></div>
<div>Sohbetten önce bir genç yanınıza gelerek, “Hocam dün akşam bir rüya gördüm. Bütün şehit olmuş abiler buradaydı. Mehmet Özyurt Hocam onlara, ‘Akşam burada toplantı olacak, burayı hazır hale getirelim.” diyordu. Yüzleri pırıl pırıldı, hummalı bir şekilde koşturuyorlardı.”</div>
<div></div>
<div>Siz sohbet esnasında bu rüyayı oradakilere gözyaşları ile anlattınız.</div>
<div></div>
<div>Dinleyenler kendinden geçti, bayılanlar oldu. Kalabalıktan bir ses yükseldi o an,</div>
<div><b> </b></div>
<div><b>“Hocam bizi yaktınız.”</b></div>
<div><b> </b></div>
<div>Gurbette bir yaz akşamında elimdeki poşetlerle yürüyorum. Arabalar, hızla geçiyor yanımdan. Kuşlar, kızıl ufuklara doğru kanat çırpıyor. Telefonum çalıyor, ”Mehmet Ali Hocam sizlere ömür.”</div>
<div></div>
<div>Yüreğini bir meşale gibi eline alarak karanlıkların üzerine üzerine yürüyen yiğit Hocam!</div>
<div></div>
<div>Yaşarken kendini, firakınla bizi yaktın.</div>
<div></div>
<div>Makamın Firdevs olsun!</div>
<div></div>
<div><strong>Kaynak: Harun Tokak | Samanyoluhaber</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/yaktin-bizi-hocam-harun-tokak/">Yaktın bizi Hocam! | Harun Tokak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okul Adam ve Okullar &#124; Harun Tokak</title>
		<link>https://hizmetten.com/okul-adam-ve-okullar-harun-tokak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 May 2021 12:00:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Tokak]]></category>
		<category><![CDATA[Kutup Yıldızları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19576</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; 12 Eylül darbesinin doğurduğu sonuçlardan biri hiç şüphesiz Hizmet erlerinin Anadoluya dağılması ve bir diğeri de okullardır. Bediuzzamanın bir asırlık hayalinin gerçek olma zamanı gelmiştir önce 1982 de Bozyaka&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/okul-adam-ve-okullar-harun-tokak/">Okul Adam ve Okullar | Harun Tokak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>12 Eylül darbesinin doğurduğu sonuçlardan biri hiç şüphesiz Hizmet erlerinin Anadoluya dağılması ve bir diğeri de okullardır. Bediuzzamanın bir asırlık hayalinin gerçek olma zamanı gelmiştir önce 1982 de Bozyaka Yurdu koleje dönüştürülüyor.</p>
<p>Aynı yıl İstanbul da Fatih Koleji açılıyor bir sonraki yıl Ankara Samanyolı Koleji ve Bursa Nilüfer koleji&#8230; 1984 Van Serhat Koleji&#8217;nin temeli atılıyor. Demirperde yıkır yıkılmaz Asya topraklarını bir bahar bahçesine dönüştüren okullar kısa sürede Türkiye&#8217;nin içerde ve dışarda yüz akı oluyor.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_55392"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/mYW9ll6bu58?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><strong>Hizmetten</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/okul-adam-ve-okullar-harun-tokak/">Okul Adam ve Okullar | Harun Tokak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
