<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>haram arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/haram/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/haram/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Jun 2025 20:21:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>haram arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/haram/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cuma Hutbesi &#124; Harama Nazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-harama-nazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2025 20:21:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=44486</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ Mümin erkeklere bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini açmaktan ve zinadan korumalarını&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-harama-nazar/">Cuma Hutbesi | Harama Nazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ</strong></p>
<p>Mümin erkeklere <strong>bakışlarını kısmalarını</strong> ve edep yerlerini açmaktan ve zinadan korumalarını söyle. Bu, onlar için en uygun olan davranıştır. Allah yaptıkları her şeyden hakkıyla haberdardır. <strong><em>(Nur Suresi ;30)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;">  <strong>قال تعالى إِنَّ النَّظْرَةَ سَهْمٌ مِنْ سِهَامِ إِبْلِيسَ مَسْمُومٌ، مَنْ تَرَكَهَا من مَخَافَتِي أَبْدَلْتُهُ </strong></p>
<p style="text-align: center;">     <strong>إِيمَانًا يَجِدُ حَلاوَتَهُ فِي قَلْبِهِ</strong></p>
<p>Cenâb-ı Hakk bir Kutsi Hadisi şerifte şöyle buyuruyor; “Nazar (bakış) şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Kim Bana saygısından dolayı harama bakmayı terk ederse, kalbine öyle bir iman neşvesi ve halâveti atarım ki, onun zevkini gönlünün derinliklerinde duyar.”  <strong>(Taberani, 10/173</strong> <strong>Hakim,Müstedrek 4/349 (7945)</strong></p>
<p><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong> Hutbemiz, <strong>Harama bakma ve nazar etme  </strong> hakkında olacaktır.</p>
<p>Nazar kelimesi, Arapçada, düşünmek ve tefekkür etmek anlamının yanı sıra, <strong>&#8220;bir şeyi göz ile tekrar tekrar incelemek&#8221;</strong> manasına da gelmektedir. Harama nazardan maksat da, Allahu Teala&#8217;nın, bakmamızı yasak kıldığı, <strong>insana veya onun mahremiyet alanına giren</strong> şeylere bakmaktır. Dolayısıyla Cenab-ı Allah&#8217;ın bakmamızı yasak ettiği şeylere bakmak, bir manada göz nimetini O&#8217;nun rızasına aykırı yolda kullanmak demektir. Zira gayrimeşru dairedeki her bir zevkin arkasında,<strong> binlerce elem, binlerce keder ve binlerce iç burkuntusu vardır.</strong></p>
<p><strong>Hafıza uzmanları,</strong> günümüzde unutkanlığın ve hafıza zayıflığının artmasını; <strong>televizyon ekranlarının, gazete sayfalarının ve internet sitelerinin,</strong> şehevî duyguları kamçılayan görüntülerle dopdolu olmasına bağlıyorlar.  Onlara göre; bunlarla meşgul olma, kontrolsüz hayaller kurma,  sistemsiz düşünme gibi etkenler, insanlarda unutkanlığa sebep oluyor.</p>
<p><strong>Hak Dostları</strong>, harama bakmanın unutkanlık sebebi olduğu hususunda ısrarla durmuşlardır. İmam <strong>Şafii Hazretleri; bir metni ilk defada değil</strong> <strong>de</strong> ikinci veya üçüncü kerede ezberleme durumunu, hocası Vekî’ bin Cerrâh’a şikayette bulununca, o büyük zat, ona şöyle demiştir: <strong>“İlim, ilâhî bir nurdur; Cenâb-ı Allah,  günahlara dalan kimseye nurunu lutfetmez.”</strong></p>
<p>İmam Gazali’den, İmam Rabbani’ye, ondan da  Üstad Bediüzzaman’a kadar pek çok alim, hafızaya tesir eden amillerden birisinin de <strong>haram şeylere bakma</strong> olduğunu ifade etmişlerdir. Bu tür görüntülere ısrarcı bakışlar, <strong>insanda</strong> çok ciddi ve köklü bir <strong>unutkanlığa yavaş yavaş sebebiyet</strong> verdiği gibi aynı zamanda onun <strong>manevi latifelerini </strong>de öldürmektedirler. Göz harama yöneldiğinde, irade hükümsüz kalmış ve akıl, tamamen nefsin çekim alanına girmiş demektir. Gözü harama kaydıran nefis, <strong>-Allah korusun-</strong> bu haram yolculuk nihayete ulaşmadan teskin olmayacaktır.</p>
<p>Aslında, harama nazar; iradeyle kaçınılabilecek bir tehlikedir. İnsanın ilk anda gözünü kapamaya irade gücü yeter. <strong>Hele</strong> <strong>insan, harama her göz kapamanın kendisine bir vacip işlemiş gibi sevap kazandıracağını düşünürse,</strong> o ilk anda günahtan sıyrılabilir. Fakat, nazarını hemen haramdan çevirmez, kendisini o işe salar ve bir daha, bir daha bakacak olursa, artık geriye dönme ihtimali azalır. Bir düşünür bu hakikati şöyle ifade eder;<strong> “Fena hülyalara yakalanınca ilk fırsatta onlardan kurtulmaya ve hemen o tehlikeli alandan uzaklaşmaya çalış. Yoksa hayallerin seni öyle vadilere sürükler ki, bir daha geriye dönemezsin.”</strong></p>
<p>Hutbemizin başında okuduğumuz ayeti kerimede; “Mümin erkeklere <strong>bakışlarını kısmalarını</strong> ve edep yerlerini açmaktan ve zinadan korumalarını söyle.” Buyruluyor. Ayette, bakışların kısılması, edep yerlerinin korunmasının önünde zikrediliyor. Bunun sebebi <strong>bakışın zinanın postacısı</strong> ve <strong>hayasızlığa götürücü </strong>olmasından ileri geliyor.</p>
<p>Ümmetinin harama <strong>nazar etmemesi </strong>mevzuunda ikazlarda bulunan Rehber-i Ekmel (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ), kadın-erkek herkesin iffete kilitlendiği bir yerde, hem de Hac vakfesini yapıp Arafat’tan döndükleri bir sırada, bineğine  aldığı  amcası Hazreti Abbas’ın oğlu Fazl’ın başını sağa-sola çevirmiş ve böylece etraftaki kadınlara gözünün ilişmemesi için ona yardımcı olmuştur.</p>
<p>Kaç yaşında olursa olsun Fadl&#8217;ın Allah Resulü tarafından engellenmiş olması bizim için <strong>önemIi bir</strong> <strong>noktadır</strong>. Henüz <strong>büluğa yeni ermiş</strong> olan bir erkek çocuğun, karşı cinse bakma konusunda bir nevi irade eğitimine tabi tutulması, pedagojik açıdan dikkat çekici bir durumdur.</p>
<p>Ebu Hüreyre&#8217;den nakledilen şu rivayette de harama nazar ile ilgili farklı bir bakış açısı ve <strong>Nebevi uyarı</strong> görüyoruz:&#8221;</p>
<p>( &#8230; ) Gözün zinası (harama) bakmaktır. Dilin zinası (haram olanı) konuşmaktır. Nefis temenni eder, iştahla arzular; apış arası da bu istekleri ya doğrular veyahut yalanlar. &#8221;</p>
<p><strong>Hazreti Ali der ki:</strong> &#8220;Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) bana şöyle dedi: <strong>Ard arda bakma!.</strong> Birinci bakış senin lehine, ikincisi ise aleyhinedir.&#8221; (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IIV304.)</p>
<p>Bu hadiste Efendimiz, kasıtlı olmadığı için ilk bakışın mesuliyet getirmeyeceğini, ama ikinci defa dönüp bakmak iradi olduğundan, onun günah hanesine yazılacağını vurgulamış; harama götüren yolu ta baştan keserek günahlara geçit vermemek gerektiğine dikkat çekmiştir</p>
<p>Zaruretten dolayı bakmalar ise; şehvetle bakmamak kaydı ile caiz görülmüştür. Göze ansızın ilişen haram manzara olursa gözü hemen başka tarafa çevirmemiz gerektiği de ifade edilmiştir. <strong>(Zuhayli, III/561)</strong></p>
<p><strong>Değerli Müminler!</strong></p>
<p><strong>Salih amellerle</strong> desteklenmeyen ve <strong>tefekkürle</strong> derinleşmeyen <strong>bir imanın</strong>, insanı günahlardan koruması çok zordur. İmanı, vicdanlarına mâl edemeyen ve tabiatlarının bir derinliği hâline getiremeyenler,<strong> birer iffet abidesi </strong>haline gelemezler.<strong> Kâmil Müslüman </strong><strong>olabilmek için,</strong> sadece iman edip dinin bazı kurallarını yerine getirmek yeterli görülmemiştir. İnsanın <strong>iffet, hayâ, edep, zühd, kanaat gibi</strong> faziletlerle donanması, dini açıdan günah sayılan ve aklıselim sahibi insanlarca da kötü kabul edilen, davranışlardan uzak durması gerektiği de vurgulanmıştır. Bu açıdan, <strong>peygamber yolunda yürüyen insanlarında</strong>, peygamberlerin ayrılmaz vasfı olan bu sıfatlara sahip olmaları elzemdir.</p>
<p><strong>O hâlde gelin,</strong> iffetimizle yaşayalım, geçici arzularımızı gömelim, gömmekle de yetinmeyelim, üzerine kayalar koyalım. Dünyayı her şey sananların aldandığı gibi biz de aldanmayalım. Herhangi bir iş veya vazife söz konusu olmadığı sürece, günahların kol gezdiği çarşılardan pazarlardan uzak duralım. İlla dışarı çıkmanız gerekiyorsa, çıkmadan önce, manevi bağışıklık sistemimizi güçlendirici bazı şeyler okuyalım dinleyelim, bir yere giderken elden geldiğince yalnız olmamaya çalışalım ve gönül insanı bir-iki arkadaşla beraber bulunalım. Bütün bu çabalarımıza rağmen, irademiz haricinde kalb ve ruhumuzu kirleten is-pas olmuşsa, ilk fırsatta hemen <strong>namaz, sadaka, oruç ve dua gibi </strong>ibadetlerle ruhumuza bulaşan günahlara kefaret arayalım.</p>
<p><strong>Hutbemizi</strong>, Efendimizin duasını hepimiz adına okuyarak  bitirelim:</p>
<p><strong><em>“Ey Hayy u Kayyum! Rahmetine iltica edip yardımı Senden istiyoruz. Her türlü hâlimizi ıslah eyle ve bizi göz açıp kapayıncaya kadar olsun, nefsimizle baş başa bırakma!”</em></strong> (Hâkim, el-Müstedrek, 1/545)</p>
<p><strong><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/06/HARAMA-NAZAR-HUTBE-27.06.25.docx">Cuma Hutbesi | Harama Nazar</a>   WORD</strong></p>
<p><strong><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/06/HARAMA-NAZAR-HUTBE-27.06.25.pdf">Cuma Hutbesi | Harama Nazar</a>    PDF</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-harama-nazar/">Cuma Hutbesi | Harama Nazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Helal Rızık Konusunda Hassas Mıyız? &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/helal-rizik-konusunda-hassas-miyiz-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2022 22:20:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<category><![CDATA[helal]]></category>
		<category><![CDATA[recep atici]]></category>
		<category><![CDATA[Rızık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu soruyu önce kendi nefsime sordum. Ancak aldığım cevap çok tatmin edici olmadı. Zira, Ruhsati’nin; “Bir vakte erdi ki bizim günümüz, Yiğit belli değil mert belli değil” dediği gibi maalesef&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/helal-rizik-konusunda-hassas-miyiz-recep-atici/">Helal Rızık Konusunda Hassas Mıyız? | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu soruyu önce kendi nefsime sordum. Ancak aldığım cevap çok tatmin edici olmadı. Zira, Ruhsati’nin; <em>“Bir vakte erdi ki bizim günümüz, Yiğit belli değil mert belli değil” </em>dediği gibi maalesef günümüzde neyin ne olduğunu hakkıyla bilmek mümkün değil. Durum bu olunca insan, ister istemez helâl rızık mevzuunda tereddüt yaşıyor. İşin bize bakan yönüne gelince bu işte belki bizim de yeterince hassas olmayışımızın payı var.</p>
<p>Bundan yıllar evvel Ali Ünal Hocamızın, Hocaefendi için yazdığı “<em>Bir Portre Denemesi</em>” isimli kitabının ön sözünde Prof. Dr. Suat Yıldırım Hocamın şöyle bir hatırasını okumuştum. Kendisi, 1974 yılında bilgi ve görgüsünü arttırmak üzere Paris’e gider. Orada İslâmî usullere göre kesilen et bulamayınca hassasiyetinin gereği olarak dört ay kadar bir lokma et yemez. Bu durumu Hocaefendi’ye yazdığı bir mektupta ifade etmiş olmalı ki Hocaefendi ona Almanya’dan tanıdığı birileri vasıtasıyla bir koli sucuk göndertir. Şimdi kendimi Suat Hocam ile kıyasladığımda yeterince hassas olmadığım kanaatini taşıyorum.</p>
<p>Malum olduğu üzere bu süreçte bir çoğumuz dünyanın farklı coğrafyalarına dağıldık. Gittiğimiz ülkelerde helâl kesim et bulmakta oldukça zorlanıyoruz. Hatta Almanya gibi ülkelerde bırakın helâl kesimi hayvanlar önce şoklandıktan sonra kesilmekte. Veterinerler, bu şekilde kesilen hayvanların kanının yeterince akmadığını ifade ediyorlar. Oysa dinin bizden istediği, kesim esnasında mutlaka Allah’ın adının anılması ve kesilen hayvanın kanının akıtılmasıdır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>Şimdi Kur’an ve Sünneti çok iyi bilen İslâm âlimleri, Müslümanlığı tarif ederlerken onun öncelikle helâl ve haramı iyi bilmekten ve ona göre yaşamaktan ibaret olduğunu söylemişlerdir. Bu yüzden Müslümanım diyen herkesin helâl ve haramlar mevzuunda kılı kırk yararcasına bir hayat yaşaması gerekmektedir.</p>
<p>Ayrıca helâl ve haramlara riayet etme, Allah’ın emirlerine riayet etmenin bir ifadesidir. Bu yolda gösterilecek her türlü gayret ise ayrı bir ibadet hükmüne geçecektir. Mesela bir insanın kullandığı bir ilacın prospektifini bakması, marketten aldığı bir gıdanın içeriğini dikkat etmesi, kasaptan aldığı etin İslâmî usullere göre kesilip kesilmediğine sorması ve kazancının tamamının helâl olmasına ehemmiyet vermesi mânen onun terakkisine sebep olacağı gibi; bu konuda iradesinin hakkını vermemesi, dikkatsiz ve laubali davranması da onun manevî hayatını dumura uğratacaktır.</p>
<p>Bu konuyla alakalı olarak Kur’an bize helâl ve temiz<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> rızıklardan yemeyi emretmektedir. Bu açıdan meseleye bakıldığında insanın helâli araştırma istikametinde ortaya koyacağı bir ceht ve gayret doğrudan doğruya Rabbiyle olan irtibatıyla alakalıdır. Bu konuyla alakalı olması yönüyle Ashab-ı Kehf’ten bir örnek vermek istiyorum. Kur’an’la azıcık muarefesi olanlar bilirler. Ashab-ı Kehf, zalim bir iktidarın baskısı altında, hakkı tutup kaldırmak için başkaldırdıkları zaman onlara hayat hakkı tanınmaz. Onlarda bu yüzden bulundukları yeri terk ederek bir mağaraya sığınırlar. Cenab-ı Hak, üç yüz dokuz yıl onları bir mucize eseri orada uyutur. Uyandıklarında iyice acıkmış olduklarını fark ederler ve içlerinden birini çarşıya gönderirken şöyle derler: “<em>Oradan bize bir miktar erzak alıp getirsin. Ancak aldığı şeyin temiz ve helâl olup olmadığına da iyice baksın</em>.” (Kehf, 17/19) Ayrıca gidecek olan kişiye şu tembihatı yaparlar: “<em>Sakın ha! Bizim burada olduğumuzu hissettirecek bir davranışta bulunmasın. Ayrıca çok gizli ve dikkat çekmeyecek şekilde hareket etsin. Eğer yerimizi fark edip bizi ele geçirirlerse, ya taşlayarak öldürürler ya da kendi yol ve inançlarına döndürürler</em>.” (Kehf, 17/19-20)</p>
<p>Şimdi içinde bulundukları durum bu kadar kritik ve bu kadar hassas olmasına rağmen onlar, helâl rızık aramaktan geri durmuyorlar. Cenab-ı Hak Ashab-ı Kehf’in bu durumunu bize bir menkıbe olarak değil bilakis olması gerekenin bu olduğu için bu küçük ayrıntıyı onların diliyle bize anlatıyor. Dolayısıyla bizlere; “<em>Şartlar ne kadar ağır olursa olsun, her hâlükârda helâlından ve temizinden yemeye, içmeye dikkat edin</em>.” demeye getirmektedir.</p>
<p>Bu açıdan daha baştan helâl ve haram ayrımı noktasında çok hassas olunması gerekmektedir. Aslında bazı şeylerin yenilmesi, içilmesi veya kullanılması ayet ya da hadislerle açıkça belirtilmiştir. Bizim muzdarip olduğumuz alan, şüpheli şeylerdir. Dinin bu konudaki hassasiyeti ise şu hadiste şöyle ifade edilmiştir: “<em>Şurası muhakkak ki, helaller ve haramlar apaçık bellidir. Bu ikisi arasında ise insanların çoğunun hükmünü bilmediği şüpheli şeyler vardır. Artık kim bu şüpheli alandan kaçınırsa, dinini de ırzını da temiz tutmuş olur. Kim de şüpheli alana girerse harama girmiş olur</em>.” (Buharî, İman 39) Bu itibarla, insan yiyip içtiği şeylerin dinî bakımdan yasaklanmış veya şüpheli şeyler olmamasına ve onlarda başkalarının hakkının bulunmamasına dikkat etmelidir.</p>
<p>Evet, ayet-i kerimelere, hadis-i şeriflere ve bu konuda hassas olan insanların ikazlarına kulak verdiğimizde açıkça görüyoruz ki, salih birer kul olabilmemiz için mutlaka haramlardan kaçınmalı ve helâllerle iktifa etmeliyiz. Zira, şu kısacık ömür öyle ya da böyle geçiyor. İnanan bir insan, yediğinin, içtiğinin ve kazancının helâl mi yoksa haram mı olduğuna çok dikkat etmeli ve ne yapıp edip helâl rızkını temine çalışmalıdır. Gerekirse, bu uğurda taş kırmalı, liferung yapmalı ya da bulaşık yıkamalı ama mutlaka Cenâb-ı Hakk’ın meşru saydığı bir yolla rızkını sağlamalıdır.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a>  Geniş bilgi için İslam Ansiklopedisi “Hayvan” maddesine bakılabilir.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Helâl ve temiz rızık meselesiyle alakalı “<em>Bakara; 168, Maide; 88, Enfâl; 69, Nahl; 144</em>.” ayetlere bakılabilir.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/helal-rizik-konusunda-hassas-miyiz-recep-atici/">Helal Rızık Konusunda Hassas Mıyız? | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçki satmak, içki satılan yer ve işte çalışmak (2) &#8211; Zaruret Durumu &#124; RASİM HANER</title>
		<link>https://hizmetten.com/icki-satmak-icki-satilan-yer-ve-iste-calismak-2-zaruret-durumu-rasim-haner/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Haner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jul 2022 14:09:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[Rasim Haner]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26624</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ancak bazı durumlar, müslümanları gayrimüslim bir memlekette müslüman olmayanlara bu tür haram şeyleri satmaya ya da yapılan satışa yardım etmeye zorlayabilir. Mesela market işleten bir müslüman, gerek bulunduğu ülkelerin kanunları&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/icki-satmak-icki-satilan-yer-ve-iste-calismak-2-zaruret-durumu-rasim-haner/">İçki satmak, içki satılan yer ve işte çalışmak (2) &#8211; Zaruret Durumu | RASİM HANER</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ancak bazı durumlar, müslümanları gayrimüslim bir memlekette müslüman olmayanlara bu tür haram şeyleri satmaya ya da yapılan satışa yardım etmeye zorlayabilir. Mesela market işleten bir müslüman, gerek bulunduğu ülkelerin kanunları gerekse de piyasa şartları gereği marketinde içki satmak zorunda kalabilir. Yine mesela evlere yemek paketi taşıyan kişiler, farkında olarak veya olmayarak o paketlerde içki ve domuz ürünleri taşımak durumunda kalabilirler. Bu durumda yapılması gereken, bunların mümkün olduğunca bertaraf edilmesi ya da bunlardan uzak durulmasıdır. Zira içkiyi yasaklayan ayetin sonunda Cenab-ı Hak, “Ondan uzak durun” buyurur. Dolayısıyla harama götüren yolların kapatılması, kapatmak mümkün değilse ondan uzak durulması, dinimizin genel prensiplerinden biridir. Ayrıca haramlara karşı helal alternatifler aramak da müslümanların vazifelerindendir. Alternatif çözüm arayışı, bir taraftan hayatın dinin kurallarına göre dizayn edilmesini sağlarken diğer taraftan müminin kalbinde günaha karşı bulunması gereken tavrın canlı kalmasına yardım eder.</p>
<p>Harama giden yolu kapatmak ya da ondan uzak durmak mümkün olmadığında ve alternatif yollar bulunamadığında zaruret ahkâmı ve ruhsatlar devreye girer. Ancak hemen ifade edelim ki, zaruretlerin varlığını tespitte hassas olmak gerekir. <strong>Öncelikle, mahzurlu şeylerin mübah görülmesi yönünde genel bir zaruret ilan etmek dinin prensipleri açısından doğru olmaz</strong>. Zira dinde esas olan, haramlardan kaçınmaktır, onları işlemek değil. Haramlardan kaçınmak esas olduğuna göre haramları işlemek ancak zaruret halinde gerçekleşir. Zaruret ise kişiye göre değişkenlik arz eder ve belli şartlarda gerçekleşir. Zaruretin oluşması öncelikle hayatî riskin bulunmasına bağlıdır. Eğer ortada hayati risk varsa, orada zaruret oluşmuş demektir. İkincisi, hayati risk olmasa bile önemli derecede hayatı zorlaştıracak bir durum varsa bu da zaruret oluşturur. Zaruretin oluşma durumu kişiden kişiye değişir. Kimilerinin hayatî risk kabul ettiği hali, başka biri risk olarak görmeyebilir. Böyle göreceli bir konuyu kişilere göre ayrı ayrı düşünüp tespit etmek gerekir. Bazen umumi bir ihtiyaç da zaruret haline gelebilir. Onu da yine kendi şartları içerisine değerlendirip tespit etmek icab eder.</p>
<p>Zaruretlerin olduğu yerde haram bir şey mübah hale gelir. Fıkıhtaki kaideyle ifade edecek olursak “Zaruretler, mahzurlu şeyleri mübah hale getirir.” Fakat bilinmesi gereken ikinci bir kaide daha vardır. O da “Zaruretler, kendi miktarınca belirlenir” şeklinde ifade edilir. Yani zaruretin bir sınırı vardır. Zaruret olan şey, ihtiyacı giderecek, riski atlatacak kadar kullanılır, ondan öteye geçilmez. Bu iki kaideyi şu örnekte beraber görebiliriz: Acından ölmek üzere olup domuz etinden yemek zorunda kalan bir Müslüman, ondan ancak ölümden kurtulacak kadar yiyebilir, doyuncaya kadar yiyemez.</p>
<p>Zaruretlere dair günümüzden pek çok örnek verilebilir. Mesela ailesini geçindirmek için bir insan başka iş bulamamış ve içkili lokantada garson olarak çalışmak zorunda kalmış olabilir. Böyle biri, doğrudan içki satmasa da içkinin satılmasına yardım etmekte ve içkinin servis edilmesinde görev almaktadır. Hem dolaylı hem de doğrudan bir haramlık söz konusudur. Fakat kendisini ve ailesini geçindirmek için bu işte çalışmaya mecbur kalmıştır. Dolayısıyla bu kişi, içkili lokantada çalışmayı zarurete bağlamalı, o işi geçici olarak görmeli ve başka bir iş arayışında olmalıdır. Fakat bu süre zarfında bu kişinin kazancının haram olduğu söylenemez. Çünkü lokantada helal ürünler de satılmaktadır. Belki sadece bir şüpheden bahsedilebilir. Burada kazançtan daha ziyade yapılan işin mahiyeti sorgulanmaktadır. O da içkinin satılmasına yardım etmek ve onu sunmaktır.</p>
<p>Yine mesela gayrimüslim bir ülkede lokanta ve kafelerden evlere yemek taşımak, müslümanların da yaygın olarak yaptığı bir iştir. Yemekler paket halinde servis edildiğinden dolayı içinde ne olduğu bilinmemektedir. Eğer içinde içki ve domuz ürünleri varsa, hadisteki içki taşıyanla alakalı hüküm ve günahta yardımlaşmama prensibi açısından bir sakınca doğacaktır. Paketlerin içeriğinin sorulup araştırılması ise çoğunlukla mümkün değildir. Eğer sistemde, içinde içki ve domuz ürünleri bulunan paketleri kabul etmeme gibi bir şık varsa bunları kabul etmemek en uygun olanıdır. Böyle bir şık yoksa, ya oluşan şüpheden dolayı işi bırakmak ya da bunu zaruret kapsamında değerlendirmek gerekecektir. İşi bırakmak hayatı zorlaştırabilir. Özellikle iş potansiyelinin dar, iş bulmanın zor olduğu ülkelerde hayat daha da zorlaşacaktır. Bu durumda geriye meseleyi zaruret kapsamında değerlendirme şıkkı kalır. İşte bu noktada zarurete binaen mesele –başka bir iş bulana kadar geçici olarak-mübah hale gelecektir.</p>
<p>Bu son örnekteki kişi aynı zamanda, yukarıda ifade edilen İmam Azam ve İmam Muhammed’e ait fetvaya göre amel etmiş olacaktır. Onların fetvası her ne kadar cumhurun görüşüne aykırı da olsa, işin çıkmaza girdiği, hayatın zorlaştığı durumlarda bir müslümanın önemli iki alimin görüşüne göre amel etmesi, meseleyi bir yönden dinî çerçevede yürütmesine vesile olacaktır. Söz konusu işte, müşterilerin müslüman olma ihtimali de vardır ancak hüküm çoğunluğa göre verilir. Çoğunluk ise gayrimüslimlerdir.</p>
<p>Oluşan zarurete rağmen bir kimse takvayı esas alıp şüphelerden tamamen kaçmak için yemek dağıtma işine girmek istemeyebilir. Hayatını zorlaştırmamak, kendisini ve ailesini hayatî riske atmamak şartıyla başka işler arayabilir. Bu da onun tercihidir, saygı duyulması gerekir.</p>
<p><strong>          İçki ve benzeri haram şeylerin satılmasından elde edilen kazançlar</strong></p>
<p>İmam Azam ile İmam Muhammed’in içtihatlarına göre gayrimüslimlerin yaşadığı bir memlekette içki satışından elde edilen kazanç helaldir. Çünkü içki gayrimüslimler nazarında caizdir ve iktisadi açıdan faydalanılacak bir mal olarak görülür. Çoğunluk alimlerin görüşü ise tersi istikamettedir. Onlara göre müslüman ya da gayrimüslim bir memlekette içki ve benzeri haram malların satışından kaçınmak esastır. Zaruret olduğunda ise durum değişir. Peki, zaruretten dolayı satış yapılırsa, elde edilen kazanç ne yapılmalı?</p>
<p>Öncelikle haram bir şeyin satışından elde edilen paranın da haram olduğu bilinmeli ve böyle bir kazanç yenilmemelidir. Bu konuda Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İçkiyi haram kılan Allah, onun satılmasını da, satışından elde edilen kazancın yenmesini de haram kılmıştır.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>İkinci olarak, haramdan elde edilen para hayır yolunda harcanmamalıdır. Çünkü bu durumda kaynağı temiz olmayan bir para, sevap beklenen temiz bir işe sarf edilmiş olacaktır. Bu da dinin ruhuna uygun değildir.</p>
<p>Bu iki noktayı vurguladıktan sonra şunu tavsiye edebiliriz: Eğer içki ve domuz ürünlerinden elde edilen kazanç belliyse, bunun vergi ve oluşmuş faiz ödemelerinde kullanılması tavsiye edilebilir. Eğer bu miktarı tespit etmek mümkün değilse, sadece tahmin ediliyorsa, tahmin edilebilen miktar dediğimiz şekilde sarf edilebilir. Eğer mesele içki ve domuz ürünü satışı olmayıp sadece bunları taşımaktan ibaretse, gayrimüslim bir memlekette zarurete binaen yapıldığında bunda bir sakınca olmamakla beraber, oluşan şüpheyi gidermek için bir miktar sadaka verilmesi tavsiye edilir. Böyle bir davranış, dinin ruhuna en uygun olanıdır.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>İslam’ın içki ve domuz ürünlerinin satışıyla alakalı ortaya koyduğu ölçüler gayet açıktır. Bir müslümanın ülke, bölge ayırımı yapmaksızın bu ölçülere riayet etmesi beklenir. Buna göre, bunların bir müslüman tarafından başka bir müslümana ya da gayrimüslime satılması, ulemanın çoğunluğuna göre caiz değildir. Bunların üretildiği ve satıldığı yerlerde çalışmak da aynı hükme dahil edilerek caiz görülmemiştir. Ancak içinde bulunulan şartlardan dolayı bu haram ürünleri satmak ya da bunların satıldığı yerlerde çalışmak zorunda kalanlar, zaruretten dolayı çalışıp geçimlerini temin edebilirler. Ancak zarurete dair şu önemli noktalar hatırda tutulmalıdır. Zaruret kişiden kişiye değişir. Birinin zaruret gördüğü şeyi diğeri görmeyebilir. Bu yüzden zaruretin kişiye özel tespit edilmesi gerekir. Zaruret belli şartlarla sınırlıdır. Dolayısıyla o devamlı değil, geçicidir. Zaruret kalktığında yapılan işin bırakılması gerekir.</p>
<p>İslam’ın ortaya koyduğu hükümleri ideal olarak benimseyip onları uygulamaya çalışmak, zor durumda kalındığında da zaruret prensibinden yararlanmak, bir müslüman için en uygun olanıdır. Böylece o, hayatı içinden çıkılmaz hale getirmeden dinini en güzel şekilde yaşama gayreti içinde olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Ahmed b. Hanbel, <em>Müsned</em>, 3/10 (2190).</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/icki-satmak-icki-satilan-yer-ve-iste-calismak-2-zaruret-durumu-rasim-haner/">İçki satmak, içki satılan yer ve işte çalışmak (2) &#8211; Zaruret Durumu | RASİM HANER</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Harama bakmak beyni yıpratır mı? Simülasyon haline getirildi</title>
		<link>https://hizmetten.com/harama-bakmak-beyni-yipratir-mi-simulasyon-haline-getirildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2020 10:05:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[bakmak]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<category><![CDATA[harama bakmak]]></category>
		<category><![CDATA[nazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=9281</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çağlayan dergisinin geçtiğimiz sayılarında sayfalarına taşıdığı konularından biri de &#8220;Harama Bakmak Beyni Yıpratır mı?&#8221; idi. Sorunun cevabı simülasyon haline getirildi ve tek tek anlatıldı.İşte o video: Çağlayan Dergisinin Ocak Sayısında&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/harama-bakmak-beyni-yipratir-mi-simulasyon-haline-getirildi/">Harama bakmak beyni yıpratır mı? Simülasyon haline getirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çağlayan dergisinin geçtiğimiz sayılarında sayfalarına taşıdığı konularından biri de &#8220;Harama Bakmak Beyni Yıpratır mı?&#8221; idi.</p>
<p>Sorunun cevabı simülasyon haline getirildi ve tek tek anlatıldı.İşte o video:</p>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/k6tRbw9BymA" width="560" height="314" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<h2>Çağlayan Dergisinin Ocak Sayısında Çıkan O Yazı:</h2>
<p>Özellikle 21. yüzyıl ile birlikte moda, reklam, spor ve sanat görüntüleri adı altında filmlerde, müzik videolarında ve internette cinsî duyguları tahrik eden görüntüler çok hızlı şekilde artmıştır.<sup>1</sup> Bilhassa internet, müstehcen görüntülerin çok hızlı bir şekilde yayılması için kullanılan bir vasıta olmuştur. Müstehcen görüntüler, kitapçılardan, tiyatrolara ve sinemalara, reklam panolarından gazetelere kadar farklı mecralarda ve toplumun hemen hemen her kesimine ulaşacak şekilde, en çok da internet üzerinden neşredilmektedir.</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri’ndeki araştırmalar, erkeklerin %66’sının ve kadınların %41’inin ayda en az bir kere müstehcen görüntülerle meşgul olduğunu göstermiştir.<sup>2</sup> İnternet trafiğinin yaklaşık %50’sinin bu konularla ilgili olduğu tespit edilmiştir.<sup>3</sup> Bu ürkütücü istatistikler, müstehcenliğin menfi tesirlerinin toplumun her kesiminde yaygın olduğunu göstermektedir. Enteresandır ki bu iptila, sadece insanlarla sınırlı kalmamaktadır. Son zamanlarda yapılan bir araştırma, erkek Makak maymunlarının, dişi maymunların bu tür görüntülerine bakabilmek için mükâfat olarak verilecek meyve suyunu içmekten vazgeçtiklerini göstermiştir.<sup>4</sup></p>
<p>İslâm’da <strong>“harama nazar”</strong>, yani müstehcen görüntülere bakmak ve bunu alışkanlık hâline getirmek günahtır. Ayrıca <strong>“harama bakmanın hafıza zayıflığına sebep olacağı”</strong> inancı yaygındır. Birçok âlim, harama nazarın zihin fonksiyonlarında yapacağı tahribat konusunda ikazlarda bulunmuşlardır. <strong>“Zinaya yaklaşmayın”</strong> mealindeki âyetin ikazı ve <em>“Harama bakmak, şeytanın oklarından zehirli bir oktur. Bu sebeple, Allah’tan korktuğu için harama bakmayı terk eden kimseye, mükâfat olarak Allah öyle bir iman verir ki onun tadını kalbinde hisseder</em>”<sup>5</sup> şeklindeki hadis-i şerif, Müslümanları bu konuda sakındırıcı önemli esaslardır.</p>
<p><strong>Beyin ve Müstehcenlik</strong></p>
<p>İnternette çok sık bu tür görüntülerle meşgul olanlarda, uyuşturucu kullananlardaki gibi giderek tatminsizliğin ve doyumsuzluğun artması, insanı tüketmeye götürecek davranışlar sergilemesi ve sosyal huzur üzerinde menfi bir tesiri olduğu, bu yüzden beyin yapısı ve fonksiyonları üzerinde olumsuz bir etki bırakabileceği faraziyesinden hareketle beyin üzerinde bir çalışma başlatılmıştır. Almanya (Berlin) Max Planck Enstitüsü’ne bağlı İnsan Gelişimi ve Psikolojik Sağlık bölümü önderliğinde bir ekiple çalışan Simone Kühn ve Jürgen Gallinat, müstehcen görüntülerin insan zihni ve beyin yapısında ne gibi değişikliklere sebep olabileceğini araştırdılar.<sup>6</sup> İsveç’te erkeklerle ilgili yapılan bir araştırmada, erkeklerin sapkın muhtevalara daha fazla ilgi gösterdiği ortaya konulmuştur.<sup>7</sup></p>
<p>Bağımlılık araştırmalarından elde edilen teorilere benzer şekilde, müstehcen görüntülerin, beyinde tabiî mükâfatlandırma sistemini uyardığı ve bu durum yüksek seviyede devam ettiğinde, beyin nöron ağında cevap süreçlerinin zayıfladığı veya tepkisizliğin ortaya çıktığı öne sürülmektedir. Beyinde heyecan uyandırma süreçlerinin zayıflaması sebebiyle, uyuşturucuda olduğu gibi, aşırı dozlara ve ahlâksızlıklara yönelimin başladığı düşünülmektedir.<sup>8</sup> Uyuşturucu ve alkol bağımlılığında beynin belli merkezlerindeki değişiklikler meydana geldiği fark edildikten sonra, orta beyindeki <strong>dopamin</strong> salgılayan nöronların (sinir hücrelerinin), alnın ön bölgesinin kabuk kısmındaki <em>(prefrontal korteksin)</em> ve <strong>striatum</strong> denilen bölgenin, beynin mükâfat alma veya tatmin olma hislerinin bulunduğu alanlar olduğu anlaşılmıştır.<sup>9-10</sup>Çok sayıda çalışmada, striatumun uyuşturucuya alışmada, prefrontal korteksin de benzer şekilde aşırı şehvete zorlayıcı tesirler göstermesiyle beraber, bu bölgelerde nörobiyolojik ve hacim bakımından değişiklikler olduğu tespit edilmiştir.<sup>11-12</sup></p>
<p>Yaşları 21–45 arasında olan 64 sağlıklı erkek üzerinde yapılan bir çalışmada, müstehcenlikten bahsetmeden, manyetik rezonans görüntüleme ölçümleri üzerine çalışıldığı söylendi. Sadece erkeklerin örnek olarak kabul edilmesinin sebebi, erkeklerin daha küçük yaşlarda bu tür görüntülere maruz kalması ve kadınlara nazaran daha fazla probleme rastlanmasıdır.</p>
<p>Çalışmanın esası, bir taraftan beyin MR’ları çekilirken diğer taraftan müstehcenlikle ilgili sorular sorma ve belli aralıklarla mahrem görüntüleri gösterip beyindeki değişiklikleri inceleme üzerinedir. Bir hafta süresince belirlenmiş aralıklarla bu tür görüntüleri seyretme neticesinde beynin gri madde tabakasında saat saat meydana gelen gerilemeler manyetik rezonans görüntüleme ile tespit edilmiş ve grafikler hâlinde gösterilmiştir (1. Şekil). Bu resim ve grafikler incelendiğinde müstehcen görüntülere maruz kalma ile beynin gri madde tabakasındaki azalma arasında bir ilişki olduğu görülmektedir. Elde edilen veriler beynin striatum bölgesinin sağ arka uç kısmındaki <strong>gri madde</strong> hacminin, müstehcenlikle aşırı derecede meşgul olanlarda daha küçük olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Merkezi sinir sistemini teşkil eden beyin ve omurilik, <strong>ak madde</strong> ve <strong>boz (gri) madde</strong> olarak isimlendirilen iki ayrı renkte tabakadan yapılmıştır. Boz madde veya gri madde olarak bilinen kısım, büyük çoğunlukla <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Sinir_h%C3%BCcresi">sinir hücresi</a> gövdelerinden, <em>dendrit</em>lerden (kısa uzantılar) ve <em>glia</em> (nöronları bağlayan) hücrelerinden meydana gelmektedir.</p>
<ol>
<li><strong>Şekil:</strong></li>
</ol>
<p><em>A- Gri madde hacmi ile müstehcenliğe maruz kalma arasındaki ilişki ve bunun grafikle ifadesi.</em></p>
<p>Grafikteki metinlerin tercümesi:</p>
<p>Pornography consumption, h/wk: Bir hafta içinde, belli saatlerde mahrem görüntülerle meşgul olma</p>
<p>Probability of Gray Matter Volume in the Right Caudate Nucleus: Beynin striatum bölgesinin sağ arka uç kısmındaki muhtemel gri madde hacmi</p>
<p><em> B- Bir hafta içinde, belli saatlerde mahrem görüntülerle meşgul olunca, şehvet hissinin zaman içindeki değişiminin kandaki oksijen miktarıyla tespit edilmesi ile beyin gri maddesinin azalmasını gösteren MR görüntüsü.</em></p>
<p><em> C- Bir hafta içinde, belli saatlerde müstehcenlikle meşgul olunduğunda, beynin sol üst yan prefrontal kortekste ve sağ striatum bölgesindeki tahribatın fonksiyonel bağlantı haritası.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Zehirleyen Görüntüler</strong></p>
<p>Alkol ve uyuşturucular maddî olarak beyni zehirlediği için hücrelerin ölmesi anlaşılabilir, fakat gözden giren müstehcen görüntüler beyni nasıl tahrip etmektedir? Materyalist bilim anlayışı bunu izah edemez. Ancak görüntüleme ve ölçüm cihazları, çok net olarak gri madde hacmi ile müstehcenlikle meşgul olma arasındaki münasebeti net olarak ortaya koymaktadır. Müstehcen görüntülere bakıldığında beynin gri madde tabakasında hacim ve nöron sayısı bakımından azalma meydana gelmektedir. Harama bakmanın süresi arttıkça gri maddedeki azalma hızı da artmakta ve tahribat yoğunlaşmaktadır. İnternetteki fuhuş ve günah galerilerinde gezme sürelerine göre yapılan test kriterlerinde, 21 katılımcı harama şehvetle nazar bağımlılığı riski sınırlarındaydı, fakat henüz bağımlı değillerdi. Bu kişilerin aynı zamanda, alkol kullanım bozukluğunu teşhis için yapılan test ile uyumlu olarak depresyonda oldukları tespit edildi. Bu değerler birlikte analiz edildiğinde alkol ve uyuşturucu zehirlerinin beyinde yaptığı tahribat gibi, harama bakma ve müstehcenlikle meşgul olmanın da beynin yapısını ve işleyişini çok ciddi şekilde bozduğu görülmektedir. Diğer taraftan, “Harama bakılmadığı zamanlarda acaba beyin kaybettiklerini yerine koyabilmekte midir?” sorusuna cevap arandığında, maalesef gri madde sıvısında kısa vadede bir artış gözlenmemiştir.</p>
<p>Müstehcenliğe maruz kalan beynin temel yapısında bir aşınma ve fonksiyonlarında bir yavaşlama ortaya çıkarken, beyin fıtrî olmayan bir şekilde cinselliğe uyandırılması sebebiyle hep daha fazla ve yeni cinsel materyal arayışına ihtiyaç duymaktadır. Uyuşturucu bağımlılığı olan kişilerin beyinlerinin striatum bölgesinde dopamin reseptörleri düşüktür. Haram yollarda şehvet düşkünlüğü olan kişilerin de aynı şekilde olduğu kabul görmektedir. “Beyinlerinde dopamin alıcılarının düşük olması sebebiyle mi kişi müstehcenliğe yönelmekte, yoksa günahlar arttıkça mı beyinlerinde bu eksiklik ortaya çıkmaktadır?” sorusunun cevabı ise henüz bilinmemektedir.</p>
<p>Bu yüzden gelecekteki çalışmalarda, müstehcenliğin tesirlerini çok uzun bir zaman öncesinden araştırmaya başlayarak, beynin yaratılışta bir farklılık gösterip göstermediğini de dikkate alarak, bunun bir zaaf sebebi olduğunu da iddia edebilirler. Gerçekten her insanın yaratılıştan öfke, hırs, tama, şiddet, para, mal ve şehvet gibi farklı zaafları olabilir. Bu zaaflar zaten bizim imtihan sebeplerimizdir. “Fıtratımda var, ne yapayım” diyerek insan işin içinden sıyrılamaz. Esasen din, insanda ikinci bir fıtrat inşa etmek üzere indirilmiştir. Dinin helal-haram ölçüleri içinde, Allah korkusu ve sevgisinin dengelendiği bir terbiye süreciyle bu kötülüklere meyil engellenir ve kişi bunun mükâfatını görür.</p>
<p>Uyuşturucu kullananlarda ölüme kadar giden doz artırma riski olduğu gibi, müstehcen uyaranlara yoğun bir şekilde maruz kalma, fıtrî olarak (evlilik yoluyla, helâl yoldan) yaşanması gereken, meşru dairedeki faaliyetin de süresini ve şiddetini azaltmakta ve bozmaktadır.<sup>13-15</sup> Başka bir deyişle, müstehcen görüntülerle meşgul olma, tuzlu su içmek gibidir. Dolayısıyla kendini haramdan sakınanlar, aile mahremiyeti içinde ve meşru dairede yapılması gereken faaliyetleri daha sağlıklı ve uzun süreli sürdürebilmekte, aile huzurlarını tamamlayıcı bir unsur olarak yaşlılık dönemlerinde de dengeli yaşamaktadırlar.</p>
<p>Bu araştırmada incelenen beynin striatum ve prefrontal korteks bölgelerini tahrip ederek bağımlılık yapan haram görüntüler gibi, internet bağımlılığının da bu bölgeyle alâkalı olduğu düşünülmektedir. Nitekim internet bağımlılığı ile ilgili daha önce yapılan çalışmalar prefrontal bölgenin korteksinin kalınlığında bir azalma olduğunu bildirmiştir. Benzer şekilde kokain, metamfetamin ve alkol gibi çeşitli ürünlere bağımlılık da bu bölgelerle ilişkili görülmektedir.<sup>16</sup></p>
<p>Bu çalışmada gözlemlenen, müstehcenlikle meşgul olmanın beynin gri maddesi üzerindeki tesirlerini, toplum sağlığı açısından çok ciddi düşünmek gerekir. Vücuda herhangi bir zararlı madde alınmadığı, yani beyin nörotoksik bir madde ile zehirlenmediği halde, sadece müstehcen görüntülerin yaptığı tahribattan hareketle, bağımlılık yapan video oyunları, kumar, at yarışı ve benzeri şans oyunlarının da muhtemelen beyinde benzer tesirler icra ettiği konusu üzerinde yeni çalışmalar planlanmalıdır.<sup>17-18</sup></p>
<p>İslâm dininin emir ve yasaklarının hikmetleri ve sağlık üzerine olan tesirlerini bir kere daha ilmî bir metotla gözler önüne seren bu tip araştırmalar arttıkça, kulluğumuzun gereği olarak yaptığımız her faaliyeti daha şuurlu olarak kalbimizde ve ruhumuzda hissetmemiz kolaylaşacak, Rabbimizin marifet ve muhabbetiyle bu tür ciddî tehlikelerden uzak kalmış olacağız.</p>
<p>—</p>
<p><strong>dopamin</strong>: Hormon ve sinir iletici olarak, beyin ve bedende önemli vazifeler gören, organik bir kimyevi madde.</p>
<p><strong>metamfetamin</strong>: Uyarıcı özelliği olan ve halüsinasyonlara yol açan sentetik bir madde.</p>
<p><strong>nörotoksik</strong>: Sinirler üzerinde zehirli tesiri bulunan.</p>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<ol>
<li>Gunter, B. (2001). <em>Media Sex: What Are the Issues?</em>, London: Routledge.</li>
<li>Paul, P. (2007). <em>Pornified</em>. New York: Times Books.</li>
<li>Mc Nair, B. (2002). <em>Striptease Culture</em>. London: Routledge.</li>
<li>Deaner, R.O., Khera, A.V., Platt, M. L. (2005). Monkeys pay per view: adaptive valuation of social images by Rhesus macaques. <em>Biol</em>. 15(6). 543–548.</li>
<li>Hakim, <em>Müstedrek</em>, 4/314; Münzirî, <em>Et Tergib ve’t-Terhîb</em>, III, 63.</li>
<li>Kühn, S., Gallinat, J. (2014). Brain Structure and Functional Connectivity Associated with Pornography Consumption the Brain on Porn. <em>JAMA Psychiatry, </em>cilt 71, sayı 7. s. 827–834. American Medical Association.</li>
<li>Svedin, C.G., Åkerman, I., Priebe, G. (2011). Frequent users of pornography: a population based epidemiological study of Swedish male adolescents. <em>J Adolesc</em>. 34 (4). 779–788.</li>
<li>Struthers, W.M. (2010). <em>Wired for Intimacy</em>. Downers Grove: Inter Varsity Press.</li>
<li>Volkow, N., Li, T.-K. (2005). The neuroscience of addiction. <em>Nat Neurosci</em>. 8 (11). 1429–1430.</li>
<li>Kalivas, P.W.,Volkow, N.D. (2005). The neural basis of addiction: a pathology of motivation and choice. <em>J. Psychiatry</em>. 162 (8). 1403–1413.</li>
<li>Hyman, S.E., Malenka, R.C.,Nestler, E.J. (2006). Neural mechanisms of addiction: the role of reward-related learning and memory. <em>Rev. Neurosci</em>. 29: 565–598.</li>
<li>Ersche, K.D., Barnes, A., Jones, P.S., Morein-Zamir, S., Robbins, T.W., Bullmore, E.T. (2011). Abnormal structure of frontostriatal brain systems is associated with aspects of impulsivity and compulsivity in cocaine dependence. <em>Brain</em>. 134 (pt7). 2013–2024.</li>
<li>Karama, S., Lecours, A.R., Leroux, J.-M. ve ark. (2002). Areas of brain activation in males and females during viewing of erotic film excerpts. <em>Brain Mapp</em>. 16(1).1–13.</li>
<li>Redouté, J., Stoléru. S., Grégoire. M. C. ve ark. (2000). Brain processing of visual sexual stimuli in human males. <em>Brain Mapp</em>. 11(3). 162–177.</li>
<li>Stark, R., Schienle, A., Girod, C. ve ark. (2005). Erotic and disgust-inducing pictures: differences in the hemodynamic responses of the brain. <em>Psychol</em>. 70(1). 19–29.</li>
<li>Jacobsen, L.K., Giedd, J.N., Gottschalk, C., Kosten, T. R., Krystal, J.H. (2001). Quantitative morphology of the caudate and putamen in patients with cocaine dependence. <em>J. Psychiatry</em>. 158(3). 486–489.</li>
<li>Van Holst, R.J., van den Brink, W., Veltman, D.J., Goudriaan A. E. (2010). Brain imaging studies in pathological gambling. <em>Psychiatry Rep</em>. 12 (5). 418–425.</li>
<li>Kühn, S., Romanowski, A., Schilling, C. ve ark. (2011). The neural basis of video gaming. <em>Psychiatry</em>. 1(11). e53.</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak:Çağlayan Dergisi Ocak Sayısı</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/harama-bakmak-beyni-yipratir-mi-simulasyon-haline-getirildi/">Harama bakmak beyni yıpratır mı? Simülasyon haline getirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözleri haramdan korumak &#124; Cemil Tokpınar</title>
		<link>https://hizmetten.com/gozleri-haramdan-korumak-cemil-tokpinar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Feb 2020 17:00:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Tokpınar]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=7720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bulunduğumuz çağda iman ve istikamet üzere yaşamak öyle çetin bir hal almış ki, neredeyse her gün iç içe geçmiş nice imtihanla yüz yüze geliyoruz. Helâl-haram birbirine karışmış, helâli haramdan ayırt&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gozleri-haramdan-korumak-cemil-tokpinar/">Gözleri haramdan korumak | Cemil Tokpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bulunduğumuz çağda iman ve istikamet üzere yaşamak öyle çetin bir hal almış ki, neredeyse her gün iç içe geçmiş nice imtihanla yüz yüze geliyoruz. Helâl-haram birbirine karışmış, helâli haramdan ayırt edip helâli tercih etmek zorlaşmıştır.</p>
<p>Kulluk imtihanı ve Allah’ın rızasını kazanma gayreti her ne kadar bütün alanlarda güçleşmişse de özellikle iffet imtihanı hepsinden daha zor hâle gelmiştir. His ve hevesatın meyledeceği haramlar süslenmiş, cazip bir hal almıştır.</p>
<p>Ancak Rabbimiz İnşirah Suresinde “Demek ki güçlükle beraber kolaylık vardır. Evet, güçlükle beraber kolaylık vardır!” şeklinde buyurduğu gibi, her zoru başarmak mümkündür. Çünkü Cenabı Hak, “zorluktan sonra” demiyor, bizzat “zorlukla beraber” ifadesini peş peşe kullanıyor. Demek ki, ne kadar zor olsa da Allah’ın izni ve inayetiyle bu imtihanı başarmak mümkündür.</p>
<p>Şüphesiz iffet imtihanının da birçok yönü var. Biz bugün bu geniş konunun harama nazar etmek, yani namahreme bakmak kısmını işleyeceğiz. Harama bakmak deyince karşımıza normal insana bakmanın yanında hareketli hareketsiz geniş bir alan çıkmaktadır. Bunlar kitap, dergi, reklam malzemesi, video, film gibi kolayca erişilen sınırsız sayıdadır.</p>
<p>Bu imtihana her ne kadar gençler ve bekârlar daha fazla muhatap olsa da aslında bütün müminler muhataptır.</p>
<p>Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivâyet edilen şu hadiste iffet imtihanının çeşitleri çok veciz bir şekilde anlatılmaktadır:</p>
<p>“Âdemoğluna zinadan nasibi yazılmıştır. Buna mutlaka erişecektir. Gözlerin zinası bakmaktır, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayağın zinası da yürümektir. Kalp ise heves eder, diler. Ferc (cinsel organ) ise bunu ya uygular veya reddeder.” (Müslim, Kader: 21)</p>
<p>Demek ki cinsel arzuyu gayri meşrû bir şekilde kullanmak olan “zina”nın çeşitleri vardır. Bunlar yasaklanmış fiili “düşünmek”, gayri meşrû bir şeye “bakmak” ve “dokunmak”, onu “konuşmak” ve “dinlemek”, ona “teşebbüs” etmektir. Kalp ise buna “heves” etmekte, ferc ise ya reddetmekte veya uygulamaktadır.</p>
<p>Bütün bu eğilimleri yöneten ve özgür tercih yapıp uygulayan ise iradedir.</p>
<p>Nitekim bir âyet-i kerimede, “Zinaya yaklaşmayın” buyrulmaktadır. “Zina yapmayın” yerine, “Yaklaşmayın” ifadesinin tercihi dikkat çekicidir. İşte bu kısa âyet, yukarıdaki hadiste belirtilen hususları içine almaktadır. Âyet, yaklaşmanın her türlü yolunu yasaklamaktadır.</p>
<p>Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivâyet edilen, “Şüphesiz ki, dillerle söylenmedikçe veyahut fiîlen yapmadıkça Allah ümmetimin kalbinden geçirdikleri şeyleri onlara bağışlamıştır” (Müslim, Îmân: 58) şeklindeki hadiste yasak bir fiili düşünmenin bağışlandığı belirtilmiştir. Ancak bunu alışkanlık hâline getirip zaman israf etmek, Allah’ı tefekkür ve güzellikleri düşünüp plânlamak için verilen düşünme ve hayal kabiliyetini boş yere meşgul etmek de israftır, doğru değildir.</p>
<p>Yukarıda sayılan “harama bakmak” hususu, âyet ve hadislerle yasaklanmıştır.</p>
<p>Nûr Sûresinin 30 ve 31. ayetlerinde şöyle buyurulmaktadır:</p>
<p>“Mümin erkeklere bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini açmaktan ve zinadan korumalarını söyle! Bu, onlar için en uygun olan davranıştır. Allah yaptıkları her şeyden hakkıyla haberdardır. Mümin kadınlara da bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini açmaktan ve günahtan korumalarını söyle. Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler.”</p>
<p>Bu âyetler hem erkeklere, hem de kadınlara, kendileri için bakılması câiz olmayan kişilere nazar etmelerini yasaklamaktadır.</p>
<p>İbn-i Büreyde’den (r.a.) rivâyet edilen şu hadis de konumuzla ilgilidir:</p>
<p>“Resûlüllah (s.a.v.) Hz. Ali’ye (r.a.), ‘Ya Ali bakışı bakışa tâbi kılma, kasıtlı olmadığı için birinci bakış sana câizdir, (fakat) diğer bakışlar sana câiz değildir’ demiştir.” (Ebû Dâvud, Nikah: 43)</p>
<p>Buradaki “birinci bakış”, insanın çarşıda pazarda yürüyebilmesi için zarurî olarak baktığı yerlerde istemeyerek gözünün rastladığı durumlar için söz konusudur. İnsan gözü kapalı gezemeyeceğine göre, zarurî işleri için lüzumlu yerlerde kasdî değil, tebeî bir surette rastladığı durumlar birinci bakışa girer. Bazen insan bir şeye bakarken istemeyerek bir başka varlığı da görebilir. Bu durum bilhassa Asr-ı Saâdet için söz konusudur.</p>
<p>Ama şimdi “Nasıl olsa ilk bakış câizdir” deyip sağı solu teftiş eder gibi bakarak gitmek doğru değildir. Çünkü zamanımızda âniden ve farkında olmadan rastlama gibi bir olay yoktur; her tarafta her an namahreme, açık saçık insanlara ve harama rastlanmaktadır. Bunun için tüm bakışları kontrol altında tutmak gerekir.</p>
<p>Nâmahreme bakmanın zararları çoktur. Kişinin zamanını, hafızasını, dikkatini tahrip eder. Bakmamak ise, milyonlarca sevap kazandırdığı gibi, şu kudsî hadisteki mânevî lezzete mazhar eder:</p>
<p>“Nâmahreme bakmak, şeytanın oklarından bir oktur ki, her kim Benden korkarak onu bırakırsa, zevkine bedel ona öyle bir iman veririm ki, onun lezzetini ve tatlılığını kalbinde duyar.” (Taberânî ve Hâkim)</p>
<p>Burada da müthiş bir müjde var. Gerçekten bu hususa dikkat edenler kendilerinde büyük bir huzur ve sevinç, âdetâ maddîyattan sıyrılıp nûranîleşmiş bir hâl hissedeceklerdir.</p>
<p>Harama bakmak, kişinin arzularını tatmin etmediği gibi, daha da kamçılar, sıkıntı içinde bırakır ve iffet imtihanını zorlaştırır. Aç kimse nasıl yemeğe arzu duyar, meşru olarak mahrem duygusunu tatmin etmeyen kimse de çok aşırı bir istek duyar. Nasıl ki, aç bir kimseyi doyurmadan sürekli yemek resimleri göstermek, sözlü tasvirlerde bulunmak, hatta mis gibi kokan yemeklerin bulunduğu lokantaları gezdirmek, onun iştahını arttırmaktan ve sabrını zorlamaktan başka bir işe yaramaz.</p>
<p>Öyle de, helâl yönden tatmin edilmeyen bir kimsenin, harama bakması ve müstehcen görüntülerle meşgul olması, kendisini tahrik etmekten başka hiçbir işe yaramaz. Kalben, ruhen, zihnen rahat olmak ve aslî görevlerini yapmak isteyen bir mümin, tahrik edici vasıtalardan tamamen uzak kalmak zorundadır.</p>
<p>Bu maksatla, açık saçık yayınlardan etkilenmemek için özel bir gayret göstermek, ihtiyaç duyduğumuz yayınların meşrularıyla yetinmek, zamanımızı daha ulvî uğraşlarla doldurmak gerekir.</p>
<p>Gözleri haramdan koruyan inşallah zihnini ve diğer duygularını da korumuş olur. İffet imtihanını başarabilmek için manevî olarak beslenmek gerekir. İman ve Kur’an derslerine yönelmek, iyi bir arkadaş çevresi edinmek, ibadet ve zikre zaman ayırmak, spor ve sanatla meşgul olmak, yüce idealler taşımak ve onlara ulaşmak için plânlı bir şekilde çalışmak kişiyi haramlardan koruyacak ve inşallah iffetini muhafazaya vesile olacaktır.</p>
<p>Harama bakmaktan korunabilmek için M. Yusuf Güven’in “Gözümü Haramdan Nasıl Korurum” gibi motive eden ve yöntem gösteren kitapları okuyabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kaynak: Cemil Tokpınar | TR724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gozleri-haramdan-korumak-cemil-tokpinar/">Gözleri haramdan korumak | Cemil Tokpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
