Yazarlar

Ramazan’ı ihya eden Kadir Gecesini yakalar | Cemil Tokpınar

Bir Ramazan fıkrasında anlatıldığına göre, saf bir adam gençlere sormuş:

“Çocuklar Ramazan ne zaman?”

“Amca, yarın Ramazan” diye cevap vermiş gençler.

“Ben yaşlıyım, unuturum. Şuraya yazar mısınız?” demiş adam.

Gençler bir kâğıda “Yarın Ramazan” diye yazmışlar.

Amca onu duvara asmış, her sabah kalktığında kâğıda bakar, “Yarın Ramazan” diye okur, “Demek öyle, yarın Ramazan. Hayırlısıyla gelsin” dermiş.

Ramazan’ı ihya eden Kadir Gecesini yakalar | Cemil Tokpınar 2

Bir sabah bakmış ki, herkeste bir telâş, bir telâş.

“Ne oluyor gençler, nedir bu heyecan, nedir bu telaş?” diye sormuş.

Cevap vermişler:

“Amca bugün bayram, onun için sevinçliyiz, heyecanlıyız.”

Adam çok hayıflanmış gibi yaparak:

“Vay be, ne çabuk geçti mübarek, hiç fark etmedim” demiş.

Ne zaman Ramazan’ı gaflet içinde geçirmek aklıma gelse bu fıkrayı hatırlarım. Ramazan’ı ihya konusunu çok programlı, planlı, tavizsiz ele almak, daha baştan işi sıkı tutmak lâzım.

Eğer “Daha işin başındayız, yarın ihyaya başlarım”, “Bitmesine daha çok var, cüzlerimi okurum”, “Bugün uykusuzum, teravihi kılmasam da olur” dersek, yanılırız, güzelim aya yazık ederiz.

Nefis ve şeytanın yarını hiç bitmez. Çünkü onlar önce erteletir, sonra ihmal ettirir, sonra da bu ihmalleri tekrar ettirir. Bir vakit namaz, bir gecelik teravih, bir oruç, bir cüz, bir tesbihat, bir dua bile ihmal etmeden tavizsiz bir şekilde sarılmalıyız.

Aksi takdirde fıkradaki adam gibi, ibadetleri yarına ertelersek bayram gelir de, “Ne çabuk geçti mübarek, daha yapacak çok ibadetimiz vardı” deriz.

İşte dünkü yazıyı dört başı mamur bir ihya programı yapabilmek için yazdık. Bugün de Ramazan’ı değerlendirme programına devam edeceğiz.

ORUCUMUZ İKİ KANATLI OLMALI

Biliyorsunuz, Ramazan’ın en özel ibadeti oruçtur. Zaten farz olan orucu tavizsiz bir şekilde tutmalıyız. Mümkün mertebe hastalık, yolculuk gibi durumlarda bile bazı tedbirler alarak oruç tutmanın yolunu bulursak çok güzel olur. Her biri bin oruç olarak yazılan bu ibadet bizim affımız ve kurtuluşumuz için büyük bir fırsattır. Oruç bize zahmet değil, rahmettir. Çünkü Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “geçmiş günahları affettiren” üç ibadetten bahsetmiştir. Bunlar, oruç tutmak, teravih kılmak ve Kadir Gecesini ibadetle geçirmektir. İşte bu üç altın fırsatı, bütün zorluklarına katlanarak, nefsin oyununa gelmeden, tavizsiz ve kaliteli bir şekilde değerlendirmeliyiz.

Orucu ailece tutmak, hatta küçük çocukları bile teşvik etmek, mümkünse ödüllendirmek gerekir. Bütün Ramazan’ı üstelik uzun yaz günlerine rastladığı halde oruçlu olarak geçirmeye başlayan, dokuz-on yaşlarında çocuklar gördüm. Demek ki başarılabiliyor.

Bu arada orucun kalitesini arttırmak için eli, dili, ayağı, gözü, kulağı, hatta hayalimizi bile günahtan uzak tutmak için gayret etmek lazımdır. Orucu bozan yiyecek içecek gibi maddî şeylere dikkat ettiğimiz kadar, orucun kalitesini bozan yalan, gıybet, harama bakmak gibi günahlardan da kaçınmak büyük kârdır. Böyle olursa orucumuz iki kanatlı olur. Bunu ifade için Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı terk etmeyen
kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Buhari, Savm: 8)

TERAVİHİ AŞK VE ŞEVKLE KILMALIYIZ

Ramazan ayını hakkıyla ihya etmede teravih namazının büyük bir yeri vardır. Çok coşkulu ve lezzetli bir namaz olan teravihi de tavizsiz bir şekilde kılmak gerekir. Yolculukta, hastalıkta, yorgun ve uykusuz günlerde, misafirlikte mutlaka bir çözüm bulur, ebedî hayatımız için 20-30 dakikayı ayırabiliriz. (https://www.tr724.com/bire-bin-kazandiran-hazine-teravih-namazi/)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) binek üzerinde nafile namaz kıldığı için yolculuk esnasında vasıta içinde, hastalık ve yorgunluk durumunda oturarak, iftar misafirliklerinde bulunduğumuz yerde cemaat yaparak teravihimizi eda edebiliriz. Ramazan yeme içme ve boş sohbetler yapma ayı değildir. Maalesef mükellef iftar sofralarında yemeğe uzun zaman ayırıp, arkasından saatlerce sohbet edip yatsıyı evde kılma bahanesiyle cemaatsiz bırakmak, teravihi de feda etmek akıl kârı değildir.

Teravihe devamda tavizsiz olmak gerektiği gibi hakkıyla kılmak hususunda da titiz olmak gerekir. Namazı aceleye getirmeden, huzur ve sükûn içinde, tadil-i erkân ile kılmalıyız.

Mümkünse her rekâtta bir sayfa ile hatimle kılmak güzeldir. Ama acele ederek yanlış veya çok hızlı okumak uygun değildir. Sakin ve huşu ile kılmak esas olmalıdır. Bunun için zamanı dar olanlar kısa surelerle veya her rekâtta bir ya da birkaç ayet okuyarak kılabilirler.

Teravihe çocukları ve gençleri mutlaka teşvik etmek, onları sıkmamak için de gerekirse kısa okumak, tadil-i erkâna zarar vermeden namazı hafif tutmak gerekir. Hatta onları teşvik için birtakım sürpriz ikram ve hediyeler verilebilir.

Bu arada Ramazan çocuklarımızın namaza başlamaları için de muazzam bir fırsattır. Hatta bu hususta bazı ödüller bile vaad edilebilir. (https://www.youtube.com/watch?v=FyjK3PUL5y0&t=9s)

KUR’AN’I VE MEALİNİ HATMETMEK

Her Ramazan okuyarak veya dinleyerek en az bir hatim yapmak gerekir. Bu hususta da tavizsiz olmak lazımdır. Çünkü Ramazan’da 4-5 hatim yapan kardeşlerimiz var. Eğer hatim konusunda tembellik yaparsak şöyle düşünelim: Kur’an okuyanlar topluluğunu manevî bir orduya benzetelim. Onlar Rabbimizin huzurunda resmigeçite giderken bizim geride kaldığımızı hayal edip ağlayalım ve mutlaka cüzlerimizi okuyalım.

Okumasını bilmeyen veya yavaş okuyan kardeşlerimizin şevkleri asla kırılmasın. İnşallah en kısa zamanda Kur’an okumasını öğrenmek için gayret etsinler. Çünkü Kur’an’ı bir günde öğreten sistemler bile var.

Okumasını bilmeyenler veya yavaş okuyanlar, ya bizzat canlı bir mukabeleye katılacaklar veya internetten görüntülü Kur’an hatmini takip edecekler. Bir telefondan veya bilgisayardan internete girip sırasıyla “Kur’an Hatmi 1. Cüz, 2. Cüz…” diye yazdıklarında hem ses hem görüntü gelecek. Daha güzel takip edebilmek için sesi yavaşlatmak da mümkün.

Böylece hem hatim yapmış hem de Kur’an okumamızı geliştirmiş oluruz. Bazı âlimler bu şekilde okumakla hatim olmaz deseler de, onlara karşı görüş belirten ve hatim olacağını söyleyen âlimlerimiz de var. Ben böyle âhir zamanda “Kolaylaştırınız” emrine uyarak “hatim olabilir” diyenlerin görüşünü tercih ediyor, en kısa zamanda bizzat okumayı öğrenmeyi de tavsiye ediyorum.

Ayrıca okuduğumuz cüzün mealini de okursak, inandığımız kitapta neler yazdığını öğrenmiş, namazlarımızı da anlayarak kılmaya çalışmış oluruz.

Kur’an okurken bazı yerleri iyice araştırmak için not alabilir, bazı ayetleri ezberleyebilir veya daha sonra ezberlemek için işaretleyebiliriz. Çünkü yeni ezberleyeceğimiz sure ve ayet grupları namazlarımızı diriltir, daha da güzelleştirir, hızlı okumayı ve hayal kurmayı engeller. (https://www.tr724.com/namazlarimizi-diriltecek-bir-eylem-yeni-sureler-ezberlemek/)

HİMMET VE MUAVENETTE YARIŞMALIYIZ

Ramazanda her ibadet gibi kısaca infak dediğimiz muhtaçlara yapılacak maddî yardımlar da bin katıyla ödüllendirilir. Salgından dolayı bizzat olmasa da yardım kuruluşları vasıtasıyla fakirlere, öğrencilere, muhacirlere iftar programı yapmak, kumanyalar dağıtmak, himmette ve muavenette kendi sınırlarını zorlamak, hatta aşmak rahmet ayı olan Ramazan’da paha biçilmez fırsatlardır.

Üzerine zekât farz, fıtır sadakası vacip olanlar zaten bunları yerine getirmekle çok büyük hayırlara vesile olacaklardır. Ancak bunlarla yetinmeyip daha ötesine geçmek, kırkta bir değil, belki yüzde 25, hatta yüzde 50 vermek sahabelere arkadaş olacak himmet ve muavenet kahramanlarının yapacağı güzelliklerdir.

Böyle zor bir zamanda mahrumiyetlerin, ıztırapların tahammül ötesi yaşandığı bir süreçte imkânı az olanlar bile bu infak yarışına katılıp kendini cehennemden kurtarmaya bakmalıdır. (https://www.tr724.com/kardesligimizin-olmazsa-olmazi-muavenet/)

EVRADLAR VE İTİKÂF

Buraya kadar saydığımız ibadetleri farklı şekillerde süslemek ve kalitesini arttırmakla birlikte, başta Cevşen olmak üzere çeşitli evrad ve ezkârlarla sevabımızı çoğaltmak, Ramazan’ı idamlık bir mahkûmun affı beklediği gibi bekleyen Ramazan âşıklarının yapacağı işlerdir.

Böylesi ihya edilen bir Ramazan’ın her köşesinde bucağında mutlaka farklı şekillerde Rabbimize sunulan dualar olmalı, yüreğimiz dünyanın farklı coğrafyalarındaki mazlumların acısıyla yanmalı, gözlerimiz Allah için ıztırapla ağlamalı, yüreğimiz ve dilimiz dua dua çağlamalıdır. (https://www.tr724.com/duanin-hakkini-nasil-veririz/)

Bu arada imkânı olan kardeşlerimiz Ramazan’ın son 10 gününde veya müsait olduğu bir vakitte itikâfa girerek, yoğun bir zikir ve ibadet süreci yaşayabilirler. İtikâf 10 gün olabileceği gibi, birkaç gün, hatta birkaç saat da olabilir. (https://www.tr724.com/bir-arinma-ve-yucelme-sureci-ramazanda-itikaf/)

Öyle ümit ediyoruz ki, ihlasla yapılan böylesi bir ihya gayretiyle Kadir Gecesi de kesinlikle yakalanmış olur. Bu muhteşem gece,nasıl olsa 30 günün dışına çıkacak değildir.

Bu arada birkaç önemli hususu da belirtmekte fayda var:

1: Ramazan ayı yeme içme ayı değil, oruç ayıdır. Elbette bilhassa çocukları ve gençleri düşünerek iftar ve sahurlar israfa kaçmadan cazip hale getirilmelidir. Ancak onlar da Ramazan’ı ihya edeceğinden dolayı hanımlara fazla iş çıkarmamak için gerek menülerin tesbitinde kolay yollar seçilmeli, gerekse ailenin diğer fertleri de yardımcı olmalıdır.

2: İki gündür teklif ettiğimiz ihya programı değişmez kurallar bütünü değildir. Kendi şartlarınıza göre ilaveler-çıkarmalar veya arttırmalar-eksiltmeler yapabilirsiniz.

3: Teklif ettiğimiz program çalışanlar, okul veya kursa gidenler için de uygundur. Sadece zamanı iyi değerlendirmek, israf etmemek, ulaşımda geçen zamanda bile bir şeyler okumak veya dinlemek gerekebilir. Bununla birlikte yine ağır gelirse yapabildiğiniz kadarını yaparsınız.

4: Şunu unutmayın ki, ihyanın temel taşları beş vakit namaz, oruç, hatim, teravih, dua ve infaktır. En faziletli olan bu ibadetlerden asla taviz vermeyin.

5: Geceleri yeteri kadar uykunuzu alamıyorsanız, uyuması tenzihen mekruh olan ikindi vakti bile olsa gündüzleri bir miktar uyumayı ihmal etmeyin.

6: Lütfen, zamanı israf etmeye sebep olan telefon, bilgisayar, sosyal medya gibi uğraşları en aza indirin.

7: Şahsî ibadetlerimiz, umumî hizmetlerdeki görevlerimize ve mağdurlara karşı sorumluluklarımıza engel olmamalı. Dertlileri dinlemek ve çözüm bulmak, nafile ibadetlerin ötesindedir.

8: Ayrıca ben sizlere dua edeceğim, siz de bu fakire dua eder misiniz?

Kaynak: Cemil Tokpınar | Tr724

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu