Yazarlar

Çözümler … Bilhassa İslam | Abdullah Aymaz

Peki bir önceki yazıda ele alınan problemlere karşı çözüm nedir? Tamamen yeni bir ekonomik sistem.
 Şu anki sistemde ekonominin büyümesini sağlayan Para/Varlık iken bu yanlış. Doğru olan Ekonomik büyümeyi sağlayan, İnsan Olmalı. (Tam da bu nokta İslamiyetin ekonomi anlayışında ve şu anki sistemden ayıran temel fark)
 Şu anki sistemde bencillik (self-interest), ya da şahsi geliri maximize etme prensibi varken, gerçekte olması gereken (reciprocity) yani mütekabiliyet, eşdeğerlilik. (Bu kural da aynen İslamiyetin temel  prensiplerinden)
Zenginliğin oluşumunu sağlayan herkesin birbiriyle yarışması değil, insanların, firmaların birbiriyle ortak yanlarının bulunup ortak hareket etme prensibi, cooperation. (Bu da islamiyetin ve Hizmet Hareketinin temelprensiplerinden)
 Şu andaki katılımcı -inclusive- ve âdil olmayan ekonomi sistemi, uzun süreli devam edemeyecektir, etmeyecektir. Modern Toplumu oluşturan temel taş, ortak hareket, yardımlaşma prensibidir. Bu prensibe sahip olmayan ekonomi sistemi çökmeye mahkumdur. (İslam Ekonomi anlayışında bu ortak hareket prensibi de mevcuttur)
 Şu anki sistemin yanlış olmasının diğer bir sebebi, neoliberal sistemde mükemmel denge prensibi vardır. (Perfect Equilibrium). Yani maaşlar artarsa, işsizlik artması gerekir. Fakat gerçek ekonomide maaşlar artarsa, daha çok insan alım gücü artacağı için, ferahlık düzeyi artmış olacaktır. (Seattle şehrinde verilen örnek gibi) Yani şu anki ekonomik düzenin bu temel prensibi de yanlıştır. (İslam ekonomisinde de maaşların adil olması prensibi vardır. Bu da İslamiyet ile örtüşmektedir)
Şu anki sistemin diğer bir yanlış prensibi: Herşeyin ücreti, ürettiği değer ile aynı fiyattadır. Bu da yanlış. Bu durumda yıllık geliri 50 milyon olan bir zengin yönetici, yıllık geliri 50 bin olan bir çalışan dan 100 kat daha fazla üretiyor olmalı. Bu da gerçek değil. (Bu prensip de İslamiyet ile örtüşüyor. Çünkü İslamiyette âfâki ve fâhiş  fiyat alma ve verme yasaklanmıştır)
 Çalışan kesim çok çok az maaş alıyor, çünkü firma sahibi olan zengin kesimin gücü çok  ve çalışan kesimin pazarlık payı çok az, ve çalışmaya muhtaç. Bu yüzden verilen az meblaları kabul etmek zorunda kalıyor.
 Dar gelirli kesimin gittikçe artması ve zengin iş sahiplerinin gittikçe
zenginleşmesinin diğer bir sebebi bu: Maaşları azaltıyorlar ve şirketlere daha çok para kalıyor.
3 https://youtu.be/th3KE_H27bs
Şu anki ekonomik düzen, insanın bencil (selfish-self-maximizer) ve sadece kendi gelirini arttırmayı hedef alan bir varlık olduğunu var sayıyor. Bu sisteme göre açgözlü ve doyumsuz olma doğru bir prensiptir varsayılıyor. Bu prensipler beni dünyanın en zenginleri arasına koydu ve zenginliğimi artırdıkça artırıyor. Fakat son yapılan bilimsel çalışmalara göre bu prensip kesinlikle yanlıştır. Son bilimsel çalışmaya göre insan doğası, bencil değil, ortak çalışmayı seven, paylaşımcı ve doğal olarak etik değerleri (ahlak) olan bireylerdir. Yani, şu anki dünyanın ekonomik düzeninin temel prensiplerinin bir çoğu insan doğasına aykırı, ters ve sonu gelmeye mahkum!
 Araştırmalarımıza göre Zenginlik ve Malların çoğalmasının temelinde: a) İnsanların karşılıklı işbirliği yapması, b) Bencillik değil paylaşımcı olması sayesinde artıyor.
 Şu anda dünyanın birçok üniversitesinde yaptırdığımız çalışmalar yaptırdık, psikoloji, antropoloji, tarih, sosyoloji vs bilimlerinin hepsinin ortak sonucu yeni bir ekonomik düzen olması gerektiğini, bunun ise şu prensiplere sahip olması gerektiğini gördük. Bu sisteme henüz bir ad veremedik ama özellikleri şu şekilde:
 İnsanın doğal yapısına ters olmayan
 İnnovasyonlar (Yeni bulunan, keşfedilenler) insanın problemlerini çözmeye yönelik olmalı
 Zenginliğimiz büyüdükçe, yenilikler arttıkça, insanlığın problemleri de kompleksleşiyor. Bu komplex problemleri çözümü de ancak insanların ortak hareket etmesi ile (yarışma ve şahsi çıkar ile çatışma ile değil) çözüme kavuşabilir.
 Şu anki düzende çıkarcılığa, yarışmaya, şahıslar arası mücadele, sonrası firmalar arası mücadele, sonrası devletler arası mücadeleye sebebiyet veriyor, kaos artıyor. Yeni düzende ve olması gereken ise insanların, firmaların, devletlerin problemler üzerinde ortak çalışması ve her kesimin üstün kabiliyetlerinin birleşmesi ile mümkün olacaktır. (Uhuvvet Risalesinde geçenlerle örtüşüyor)
 Şu anki ekonomik yapıda firmaların birinci hedefi, kâr paylarını arttırmak, ve şirket sahiplerini zenginleştirmek. Fakat doğru olanı, Firmaların hedefi, şirketi, şirket çalışanlarını, müşterilerini, doğayı  ve bütün insanlığı zenginleştirmek olmalıdır. (Bu da aynen İslamiyetin temel unsurlarından birisi)
Şahsi menfaati düşünme sizi sadece kapitalist yapmıyor, ayrıca sizi sosyopat, insan dışı bir varlık yapıyor.
 Ekonomi Kuralları seçim opsiyonuna tabiidir, fizik kuralları gibi sabit değildir. Bu yüzden eğer insanlık için zenginlik ve huzur istiyorsak, bu elimizdedir, bu yönde seçim yapmalıyız.
Bütün bu bilim adamlarının görüşlerinden çıkarılan özet:
1) Şu anki Ekonomik düzen adil, insanı, ilmi değildir ve insanları mutsuzluğa, fakirliğe, çevre kirliliğine, toplumları huzursuzluğa ve devletleri çatışmaya götürmektedir.
2) Dünya’nın çok acilen yukarıdaki özelliklere sahip bir ekonomik düzene geçmelidir. Kendileri bu düzenin ismini bulamadıklarını dile getiriyor. Bu prensiplerin tamamını İslamiyetin ekonomik değerlerini kapsıyor. Yani aslında dünyanın gerçekten bu değerlere acilen ihtiyacı var.
3) Bediüzzaman  Hazretlerinin İktisat Risalesindeki, “olan ile yetinme”, insanın doyasıya değil, ihtiyacı kadar beslenmesi vs. gibi çözümler de bire bir şu anki bu prensiplere ve gittikçe popüler olan minimalist hayat  tarzına birebir uymaktadır.
Kaynak: Abdullah Aymaz  | Samanyoluhaber

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu