Yazarlar

“O yüzden bugün yargılanacaksın” | RECEP ATICI

Bu söz, “El Fotografo de Mauthausen” filmindeki bir sahnede geçmektedir. Bu film, İkinci Dünya Savaşı sırasında -gerçek hayatta bizzat yaşanmış- bir Nazi Kampındaki olayları anlatıyor. İspanya iç savaşından kaçarak Fransa’ya sığınan yaklaşık on bin kişi, İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından direnişçilerle birlikte tutsak alınır. Bu esirler Avusturya’nın Linz şehri yakınında bulunan Mauthausen Kampı’na götürülür. El Fotografo de Mauthausen, onlarca ülkeden iki yüz bine yakın insanın toplandığı kampta yaşananları esir bir İspanyol fotoğrafçı Francisco Boix’nin kamerasından anlatmaktadır.

Kendisi de esir olan Boix, fotoğrafçılığı terzi babasından öğrenmiştir. Kampta önce tercümanlık yapar, daha sonra ise fotoğraf laboratuvarında çalışmaya başlamıştır. Naziler tarafından yapılan zulümlere ait fotoğraf negatiflerini bir şekilde arkadaşlarıyla birlikte saklamıştır. Olayı fark eden Nazi yönetimi türlü işkencelerle ve infazlarla negatifleri ele geçirmeyi başaramamıştır.

Stalingrad kuşatması sonrası savaşın seyri Hitler’in aleyhine dönünce Naziler kamplarda kalan soykırım delillerini hızla yok edip kaçmaya çalışmışlardır. Ancak fotoğraf negatiflerine ulaşamamışlardır. İşte Boix, Nüremberg duruşmalarında bu negatiflerle soykırımın canlı şahitlerinden birisi olarak tanıklık yapmıştır. Nazi liderleriyle kampta görevli asker ve kapo’ların yargılanmasında Leica marka fotoğraf makinesinden çıkan negatifler önemli rol oynamıştır. Bu arada Nazi kamplarında, kamp yöneticisi olarak vazife yapan ve Naziler adına hareket ederek her türlü acımasızlığı yapmaya hazır kapo’lar da işledikleri suçlardan dolayı yargılanmışlardır.

Özetlemeye çalıştığım bu filminin tamamını arzu edenler izleyebilir. Esas bu filmde benim dikkatimi çeken sahne otoğraf laboratuvarında çalışan Boix ile laboratuvardan sorumlu Nazi subayı arasında geçen şu diyalog:

Nazi subayı: “Ben sadece fotoğraf çektim. Kimseyi öldürmedim. Biliyorsun. Sadece ölümsüzleştirdim. Masumum ben. Sadece emirlere uydum,”

Boix, işte tam burada taşı gediğine koyuyor ve şöyle diyor: “O yüzden işte bugün yargılanacaksın!”

Özellikle bu diyaloğu serlevha yapmamın sebebi ise ülkemizde 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen tiyatro darbeden hemen sonra -hâlâ birçok noktası karanlık, darbeden ziyade kumpasa benzeyen- Hizmet Hareketi’ne karşı bir tenkil sürecinin başlatılması. Bu süreçte binlerce suçsuz ve bir o kadar da masum insana soykırıma varan ölçülerde işkenceler yapıldı. Bu işkenceler sırasında bazıları vefat ederken kimileri de hapishanelerin soğuk duvarları arkasında can verdi. Yapılan bu işkenceleri yaşayan gören ve duyan insanların bir kısmı çareyi ülkeyi kanuni yollarla terk etmekte buldu. Fakat legal yollardan çıkmak birçok insan için mümkün olmayınca bazıları da çareyi Meriç veya Ege Denizi’nden kaçak mülteciler gibi ayrılmakta buldu. Sonuçta da epey insan ırmak yahut denizin soğuk sularında boğularak can verdi. Bazı kardeşlerimiz ise Meriç’i geçtikten sonra gittikleri yerlerde türlü sıkıntılarla vefat etti. Bunlardan biri olan Esma Uludağ kardeşimiz aile birleşimi beklerken üç çocuğuyla Yunanistan’da kalp krizi geçirerek vefat etti.

Şimdilerde güçlünün yanında yer alarak masum insanları soykırıma tabi tutanlar bir gün gelecek Nazi subayının kendini savunmak için “Ben sadece fotoğraf çektim. Kimseyi öldürmedim. Biliyorsun. Sadece ölümsüzleştirdim. Masumum ben. Sadece emirlere uydum” sözlerine benzer kendilerini şöyle savunacaklardır;

Mesela gazeteciler: “Biz, sadece önümüze konan ve dikte ettirilen haberleri yaptık, yazmamızı istedikleri köşe yazılarını yazdık. Kimi linç etmemizi istedilerse onu linç ettik. Biz sadece emirlere uyduk.”

Mesela yargıçlar: “Efendim biz o gün bizlerden istenen hükümleri verdik. İpler bizim elimizde değildi. Bizler birer figürandık. Bize verilen senaryoyu oynadık. Bizler masumuz.”

Mesela emniyet mensupları: “Efendim biz savcının talimatlarını uyguladık. Bizim bu olaylarda bir dahlimiz yok. Biz emirleri uyguladık.”

Lohusa kadınlara veya yaşadığı ağır ameliyatlardan sonra iyileşme sürecinde olanlara cezaevinde kalabilir diyen hekimler de kendilerince bir bahane uydurarak belki de şöyle diyecekler: “Efendim, ne yapalım biz yapmasaydık başkası yapacak ve biz mesleğimizden olacaktık. Korkumuzdan ve üstten gelen emirlerden dolayı bu şekilde rapor yazdık…”

Evet, örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir gün adalet -yavaş da olsa- geri geldiğinde ömrü olanlar buna benzer çok absürt sözleri duyacak ve bunları yapanların yüzlerine; “Yuh olsun sizin gibi meyyit-i müteharriklere” (hareket eden ölülere) diyeceklerdir.

Evet, bir kameradan geriye kalan negatiflerin oluşturduğu şahitlik neticesinde, insanlık suçu işleyenler Nuremberg duruşmalarında bir bir hesap verdi ve yargılandılar. Bugün de insanlık suçlarını bizzat işleyen, bu suçun işlenmesini destekleyen, meşrulaştıran, görmezden gelen, gizlemeye çalışan veya bu suçlara ortak olanlar bir gün gelecek hem hukuk hem de tarih önünde mutlaka hesap verecekler. İşin ahirete bakan yönüne gelince Adil-i Mutlak olan Allah (CC) mahşer günü herkese; “Aç defterini oku. Bugün muhasebeci olarak kendi hesabını görmeye kendin yetersin!” (İsra 17:11) emrini verdiğinde muhakemeleri sanırım yukarıdaki sudan savunmalarla geçiştirilebilecek kadar basit olmayacaktır.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu