Yazarlar

“Kervan Yürüyor…” | RECEP ATICI

Bu ifade değişik vesilelerle dünyanın her yerinden Hocaefendi’nin yanına ziyarete gelen insanların takdim edilmesinden sonra Hocaefendi’nin kullandığı bir tabir. Evet, her şeye rağmen hayat devam ettiği gibi Hizmet de devam ediyor. Birileri istemiyor diye inandığımız bu davadan vazgeçecek değiliz elbet. Hani avamca bir söz var. “.. ürür kervan yürür.” Biz işimize bakıp yola devam etmekle mükellefiz. Gerisi lafı güzaf.

Bugün sizlere Samanyoluhaber yazarlarından Faruk Mercan’ın birkaç yazısından derlediğim notları aktaracağım. Malumunuz olduğu üzere Hocaefendi istidadı olan her arının uğrayıp bal yapmak için polen biriktirdiği bir çiçek. Dolayısıyla her şeye rağmen bal üretmek isteyen arıların uğrak merkezi.

Bu anekdotları niçin yazıyorum. Malumunuz ülkemizde Hizmet Hareketini bitirmeye gayret eden şer odakları var. Onlar bitireyim derken Allah (cc)’lü‘ hizmeti başka coğrafyalarda yeniden bir tohum gibi bitiriyor.

Evet şimdi gelelim Faruk Mercan’ın notlarına. İşte onlardan bazıları: Fethullah Gülen Hocaefendi’yi ziyaret ettiğimde, bir Avrupa ülkesinden büyük bir yayınevinin yöneticisi ve editörü vardı. Yayınevinin bir asırlık bir geçmişi var, yönetici hanımefendi üçüncü kuşağı temsil ediyor. Editör, bir edebiyat profesörü… “Demokrasiden Geriye Dönüş Yok” kitabının tercümesini tamamlamışlar, yayına hazır hale getirmişler. Daha önce İngilizcesi ve Almancası yayınlanan bu eser, bu önemli Avrupa ülkesinde de okuyucu ile buluşmuş olacak. Hayırlara vesile olsun inşallah…

Bir diğer notunda ise şunları paylaşmış Faruk Bey: Pazartesi günü Hocaefendi’yi ziyaret yolunda elimde, Georgetown Üniversitesi Profesörü Ori Soltes’in yeni çıkan biyografi kitabı vardı: “Düşünce ve Aksiyon Arasında; Fethullah Gülen’in Entelektüel Biyografisi”… Kitabı okumaya başladığımda gördüm ki, ismi kadar muhtevası da çok güzel… Jon Pahl ve Enver Alam’in kitapları gibi hacimli, yeni ufuklar açıyor.

Faruk Bey’in tarihe not düştüğü o anekdotlardan bir diğeri de şu: Pazartesi günü Hocaefendi’yi ziyaretimde yine her zamanki gibi geniş bir yelpazeden ziyaretçiler vardı. Hocaefendi’ye, Birleşmiş Milletler toplantısı sebebiyle dünyanın her tarafından insanların geldiği söylenince şöyle dedi: “Bu atmosferi değerlendirelim, derdimizi anlatalım… Bir beklentimiz yok, biz beklentimizi çok uzaklara bir yere bağlamışız… Zamanı ve zemini en iyi bir şekilde değerlendirmek suretiyle kendimizi ifade etme… Evrensel olduğuna inandığımız bu değerleri, maruz kaldığımız kötülüğü anlatma… Bize düşen vazife hakikati, maruz kaldığımız şeyleri olduğu gibi anlatmak…”

Faruk Bey, ABD’de olunca fırsat buldukça Hocaefendi’yi ziyaret ediyor. Yine o ziyaretlerden birin de aldığı notlarla yazının not faslını bitireyim: “Cumartesi günü Fethullah Gülen Hocaefendi’yi ziyaret eden çok kıymetli bir heyetle birlikteydim. Heyette iki yazar, bir televizyon programcısı, bir belgeselci ve bir yayıncı vardı. Hocaefendi ile görüşme öncesinde sohbet ediyoruz. Hepsi heyecanla görüşmeyi bekliyor. Derken, Hocaefendi’nin heyetle görüşeceği salona alınıyoruz.

Misafirler takdim edilince, yüzünde maske olan yabancı profesöre dönen Hocaefendi, “Sizinle daha önce görüştük zannediyorum” dedi. Tercümeyi dinleyen misafir profesör bunu tasdik etti. Kadın yazar, dünyadaki mülteciler meselesi üzerinde çalışıyor ve bir kitap hazırlığı yapıyor. Hocaefendi’ye şu soruyu yöneltti: “Hizmet Hareketi’nin eğitim ve diyalog çalışmalarını biliyoruz. Adalet hakkındaki düşünceniz nedir? Hocaefendi’nin cevabı şöyle oldu: “Adalet de ehemmiyetli. Zannediyorum o da yine eğitim içinde olursa kalıcı olur. Eğitim her şeydir. Adaleti gerçekleştirecek istikamet yine eğitimdir.”

Televizyon programcısı, ülkesi için Hocaefendi’den bir mesaj istedi. Hocaefendi, “Benim ifadelerimden ziyade sizin müşahedeleriniz daha önemli” dedi ve bu ülkenin medeniyet tarihindeki önemli konumuna işaret etti. Burası aynı zamanda hatırı sayılır miktarda Hizmet insanlarını misafir eden bir ülke. Hocaefendi bunun çok takdire şayan olduğunu ve bu ülkeye “kardeş millet” nazarı ile baktığını vurguladı.

Görüşmenin bitiminde yayıncı hanımefendinin elinde Amerikalı Prof. Dr. Jon Pahl’in Hocaefendi’nin biyografisini yazdığı “Fethullah Gulen: A Life of Hizmet” kitabı vardı. Onu Hocaefendi’ye uzatarak imzalamasını rica etti. Hocaefendi uzun bir zaman ayırarak hem hanımefendiye hem de aynı zamanda profesör olan diğer yazara kitabı imzaladı. Gördüğüm kadarıyla heyetteki insanlar, Hizmet meselelerine çok duyarlı, çok gayretli insanlar… Hizmet mesajının duyulması, Türkiye’de yaşanan mağduriyetlerin sona ermesi için hepsi kendi çapında bir gayret içinde…

Evet, Faruk Bey’in notlarında ifade ettiği gibi bugün dünyanın değişik coğrafyalarında televizyoncu, yayıncı, gazeteci vs. olmayıp adı sanı bilinmeyen nice gayretli Hizmet dostları var. Üstad Bediüzzaman’ın “Günümüzde medenilere galebe ikna iledir” dediği gibi ikna metodunu kullanarak nice ulaşılmaz gibi görünen insanlara uylaşıyorlar. Yaşadığımız sürece bu perspektiften bakınca “Heze min fadlı Rabbiii” (Bütün bu olup bitenler Rabbimizin fazlıdır) demekten kendimizi alamıyoruz.

Evet, her şeye rağmen kendimizi anlatmak, yine anlatmak, tekrar anlatmak… Ulaşabildiğimiz herkese anlatmak… Bunu hakkıyla yapanlara ne mutlu… Bir ses, bir nefes, bir görüşme nice kapıların açılmasına, nice meselelerin çözülmesine vesile olabilir. Gayret bizden, netice Allah’tan…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu