Video

Harun Tokak anlatıyor: İnleyen Duvarlar

Hocaefendi’nin gayretleriyle, 12 Mart Muhtırasından biraz evvel Buca ve Bornova’da da evler açılır.

1968 yılı hac dönüşünde İzmir Müftüsü Ahmet Karakullukçu bir imam arkadaşıyla Ankara’ya Hocaefendi’yi almaya gider. O zamanlar Ankara’da üniversiteli gençlerin kaldığı evler vardır. O akşam 35 kadar üniversite talebesi sohbet için toplanıp onları da davet ederler. O zamanlar bu kadar üniversite talebesinin böyle evlerde kalması ve kendilerini bu şekilde dindar yetiştirmeleri çok büyük bir hadisedir. Ve Ahmet Karakullukçu, onları bir arada görünce çok duygulanır, son derece memnun olur. Yolda gelirken Hocaefendi ’ye: “Biz de böyle bir ev açalım. İzmir’e gidişte ilk işimiz bu olsun. Siz bir ev tutun, istediğiniz talebeleri de yetiştirin, kirasını ben temin ederim” der. Böylece Tepecik tarafındaki ilk ev tutulur. Ahmet Karakullukçu’nun bu hizmeti unutulacak gibi değildir. O gün için 500 liraya tuttukları bu evin bir yıla kadar kirasını o öder. Ve İzmir’de bu türlü hizmetlerin başlamasına ilk nüve bu evle atılır. Burası iki katlı bir binadır. Üstünde de bir çekme kat vardır. Fırsat buldukça Hocaefendi bu eve gidip gelir. Abdullah Aymaz, Ali Candan, Mehmet Atalay ve Hüseyin Rençber Beyler devamlı burada kalırlar. Bir gece İşarat’ül İ’caz kitabından ders yapılırken “Ey Habib-i Şefik! Ey Şefik-i Habib” İn olduğu yere gelince evin duvarlarından inilti sesleri gelmeye başlar. Ses “Of! Of!” der ve duvar adeta vuslat hasretiyle inler.

YENİ HİZMET MEKÂNLARI
Hocaefendi’nin gayretleriyle, 12 Mart Muhtırasından biraz evvel Buca ve Bornova’da da evler açılır. Bornova’daki evi Mustafa Birlik Bey alır. O günlerde Mustafa Birlik abinin babasından kalma dükkânları satmış, eline 85 bin lira para geçmiştir. 15 bin lira da başka bir arkadaşından bularak 100 bin lira ile ev alınmıştır. Aslında Birliklerin henüz ciddi bir evleri yoktur. Buna rağmen Hizmet edecek olan bir ışık evi kendilerine tercih ederler.

1970’Lİ YILLARDA KESTANE PAZARININ İLK TALEBELERİ ÜNİVERSİTEYE AYAK BASAR.
Mümkün mertebe her bir öğrenci ayrı bir fakülteye kaydolur. Her bir fakülte için bir ev kiralanır. Her bir ev bir fakültenin şubesi gibi çalışmaya başlar. Yeni dirilişi evrensel bir besteye dönüştürecek olan nesiller bu evlerde mayalanır. Bu evlerin eşyaları genellikle aile evlerinden toplanır. Aile evlerinin birer odaları boşaltılarak kanepeler, halılar, vitrinlerini süsleyen kaşıklar bıçaklar, çatallar, mutfak eşyaları talebe evlerine taşınır. Eğer bir semtte talebe için ev bulunamazsa o semtte oturan bir aile kiraya çıkar, talebeler o evde kalır. Hocaefendi’nin yüreği yeni bir nesil içinyanıp tutuşmaktadır.

FAKÜLTE SOHBET GÜNLERİ 
Üniversite öğrencileri bu evlere gelip gitmeye başlarlar. Evler arı kovanı gibi işler. Her bir fakültenin sohbet günü vardır. Bu sohbetlerin çoğunu Hocaefendi bizzat kendi yapar. Çoğunlukla eve erkenden o gider, yemek yapar, gelen talebelere ikram eder. Sohbetten sonra da bulaşıkları imkân elverdiği ölçüde kendi yıkar.

Hizmetten

Harun Tokak anlatıyor: İnleyen Duvarlar 2
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu