Video

Cinnet hummalarından kurtulmanın yolu | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Şu enâniyet asrında cinnet hummalarından kurtulmanın yolu, nazar dağınıklığına düşmemek ve her işi Allah için işlemektir.

Bazen, farkına varmadan, gerçek kalbî derinliğimizin üstünde “görünme arzusu”, kendimizi duyurma isteği olabilir içimizde. Allah’a kendimizi ifade etmek istediğimiz zaman, kendimizi başkalarına duyurma gibi bir niyet de bulunabilir ki, bu nefis dürtüsü, bir ruhî rahatsızlık ve hastalık sayılabilir. O, insanı, Allah’a yakın olması gerektiği yerde, Allah’tan uzaklaştıran bir şey olur. “Muradın, âleme duyurmak ise, Bana duyurmak değilse, Benim nezdimde onun hiç kıymeti yoktur!” der, onu yüzünüze çarpar, öbür tarafta.

Ne ediyorsanız ediniz, ne diliyorsanız dileyiniz, Allah için işleyişiniz. Allah için başlayınız, Allah için görüşünüz, Allah için konuşunuz. Allah için geziniz, Allah için seyahat yapınız, Allah için hicret ediniz. Allah için veriniz, Allah için infak ediniz. Allah için ölünüz, öldürürlerse. İşkence ederlerse, Allah için o işkenceye katlanınız!.. Eğer O’na gönlünüzü vermişseniz, belâ-i dertten âhh etmeden, o ızdıraplar karşısında bile sadece O’nun mülahazasıyla oturmalı, O’nun mülahazasıyla kalkmalısınız. (Dediğim bu şeyleri Üstad Bediüzzaman söylemişti, biraz değişik şekilde ifade ettim.)

O’nu görmek, O’nu bilmek, O’nu dillendirmek, O’na bağlı olarak oturup-kalkmak, -hatta- O’na bağlı olarak yemek, içmek… “Sana karşı kulluğumu yapabilmek için, ben şu şeyleri yiyorum! Sen’in verdiğini duymak için yiyorum! Verdiğin şeyler karşısında kuvve-i zâikama verdiğin şeyden ötürü “Elhamdü lillah!” (اَلْحَمْدُ لِلَّهِ) demek için.. yutulacak bir şey olduğunda, yutaktan dolayı “Elhamdü lillah!” (اَلْحَمْدُ لِلَّهِ) demek için.. hazmedilecek şey olduğunda, -Mide, hazım sistemi, hazmedilecek şey; riyazî mülahazalar açısından meseleye bakınca, ihtimal hesaplarına göre bunların hepsi yüzde bir, binde bir ihtimaldir.- hazımdan dolayı “Elhamdü lillah!..” Bütün bunları düşünerek, “Sana hamd etmek için ben bunu yutuyorum; mideme indiriyorum!” demek.. “Allah için giyiyorum!” demek.. İstirahat ederken de “Sen’in için kalkıp kemâl-i ubudiyetle Sana teveccüh etmek için yatıyorum. Vazifemi bihakkın yerine getirmek için dinleniyorum, istirahat ediyorum!” demek…

(Tevhidnâme’de geçen bir dua) اَللَّهُمَّ اِقْتِدَارًا مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ اِقْتِدَارِ مَنْ سِوَاكَ Rabbim, bu mevzuda yapmamız lazım gelenleri yapma konusunda gerekli olan iktidarı lütfet! Başkalarının güç, kuvvet ve iktidarına bizi mecbur etme, mahkûm etme! Başkalarına kul-köle haline getirme! Aczimizi, fakrımızı, zaafımızı bize duyur/hissettir ama onları Sana ifade etme mülahazasıyla duyur ve hissettir! Her şeyi Sen’de görelim, Sen’de bilelim, Sen’de duyalım, Sen’den alalım; dolayısıyla Sen’i konuşalım, Sen’i müzakere edelim, “Sohbet-i Cânân!” diyelim.

O’na hasr-ı nazar etmezseniz, nazar dağınıklığına uğrarsınız; nazar dağınıklığına uğrar ve konsantre olmanız gereken mevzuya konsantre olamazsanız. Bütüncül bir nazarla bakamazsınız, analizlerinizde falsolar yaşarsınız, tahlillerinizde falsolar yaşarsınız ve başarılar yolunda hezimetten hezimete yuvarlanırsınız. Dağılmadan, her şeyi O’na müteveccihen götürmek lazım.

Bu çağ, talihsizlerin çağı, insanların dağıldığı bir çağ. Kimisi kalbini saraylara, villalara, filolara kaptırmış, makamlara kaptırmış, alkışlara kaptırmış. O mevzuda düşündüğü şeylere karşı binde bir veya milyonda bir muârız gördüğü insanları yok etmeye gidecek kadar vahşet duygusuna kapılmış. İnsanların vahşete böylesine yenik düştüğü bir asrı, bir mahrumiyet asrını -insanlıktan mahrumiyet asrını, gerçek imandan mahrumiyet asrını, ahsen-i takvimden mahrumiyet asrını, insanî değerlerden mahrumiyet asrını- yaşıyoruz. Şayet böyle bir asırda birileri iradenin hakkını vererek dişini sıkıp sabretmezse, aktif planda sabretmezse, zannediyorum, gelecek nesillere götürülebilecek, hem de çok eskortlarla götürülmesi gerekli olan, “din emaneti, iman emaneti, İslamiyet emaneti” selametle, haramilere kaptırılmadan götürülemez.

Bakın, her köşe başında, dünyada haramiler var. Hayır adına yapılan faaliyetlerin önünü kesmeye çalışıyorlar. İnsanlar, gadre uğruyor, zindanlara atılıyor, aile parçalanıyor; kadın, kız, çoluk, çocuk, yaşlı-başlı denmeden, herkes mağduriyete, mazlumiyete uğratılıyor, sindirilmeye çalışılıyor. Binde bir mi, milyonda bir mi, “tehlike” mülahazasıyla, paranoya yaşadıklarından dolayı… Dünya böylesine delilerin, -esas- kendini cinnet çağlayanına salmış insanların dünyası haline gelmiş. Bazı kimseler, akıllarını başlarına toplamazlarsa, “lillah, li-eclillah, li-vechillah” rızası dairesinde hareket etmezlerse şayet, bu gidişat topyekûn insanlık için bir felakettir.

Şimdi değişik yerlerde lokal olarak yaşanıyor; beş yerde, on yerde, on beş yerde, yirmi yerde yaşanıyor. Çoklarını siz de görüyorsunuz, bu cinnet hummalarına şahit oluyorsunuz.

Tamamı burada:

Bamteli: MAHPUSLAR, MAZLUMLAR, MUHÂCİRLER VE HİMMET

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu