Yazarlar

Büyük ve mübarek bir ayın gölgesi üzerimize düştü | RECEP ATICI

Ramazan ayının kutsiyet ve faziletini anlamak için gelin hep birlikte hayalen Asr-ı Saadete gidelim. Efendimiz (sav)’i de minberde konuşuyor, biz de sanki Mescid-i Nebevî’de sahabe efendilerimizin içinde onu dinliyor gibi farz edelim.

Ne diyor, buyurun hep birlikte dinleyelim: “Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır. Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer… ila ahir.”

O zaman değerli dostlar, bu ayın bereketinden istifade edebilmek için bu seneki Ramazanımızı Kur’an ayı ilan edelim. Zira, “Ramazan ayı, öyle bir aydır ki Kur’ân, o ayda indirilmiştir.” (Bakara, 2/185) Madem Kur’ân-ı Hakîm, Ramazan’da indirilmiş. Bizde o semâvî hitabı en güzel şekilde karşılayabilmek için Ramazan’da nefsin istek ve arzularından uzak duralım. Bizleri birinci derecede ilgilendirmeyen mâlâyâni şeyleri terk edelim. Gündüzünde tuttuğumuz oruç ile melekler gibi o Kur’ân’ı yeni nâzil oluyor gibi okuyalım ve dinleyelim. Ondaki Cenab-ı Hakkın muradını güya bize verilen bir vazife gibi dinleyelim. Veya o hitabı Resul-i Ekrem(sav)’den işitiyor gibi kulak kesilelim. Eğer yapabilirsek Hz. Cebrail’den, dinliyor gibi bir kudsî hâle girerek onu anlamaya çalışalım.

Evet, Ramazan-ı Şerifte İslâm âlemi bir mescit hükmüne geçiyor. Bu mescitte milyonlarca hâfız o Kur’ân’ı, o semâvî hitabı arzlılara işittiriyorlar. Her Ramazan,  “Ramazan ayı, öyle bir aydır ki Kur’ân, o ayda indirilmiştir.” âyetini, nuranî, parlak bir tarzda gösteriyorlar. Böylece Ramazanın Kur’ân ayı olduğunu ispat ediyorlar. O, yeryüzü mescidindeki cemaatin bazı fertleri huşû ile o hâfızları dinlerler. Bazıları da kendi kendine okurlar.

İşte böyle mukaddes bir mescitte, nefsin istek ve arzularına tabi olursak, o mescitteki cemaat tarafından nasıl karşılanırız, o cemaat bu duruma nasıl bir tepki verir, hayalen bunu görmeye çalışalım. Aslında hayalen dediğime bakmayın. Mahşer günü “Defterini oku. Bugün muhasebeci olarak kendi işini görmeye kendin yetersin! ” (İsra, 15/14) denildiğinde bu manzarayla -hafizanallah- karşılaşma ihtimalimiz var.  O yüzden bu kutsi ayın bereketinden istifade edemeden zamanı tüketmek aklı selim olan hiç kimseye yakışmaz.

Ayrıca bir kutsi hadiste Cenab-ı Hak, Efendimiz (sav)’in dilinden bize şu müjdeyi vermektedir: “Oruç dışında insanoğlunun her ameli kendisi içindir. Oruç ise benim içindir ve mükâfatını da ben vereceğim.” (Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163)

Şimdi bu hadisi şerifi dikkatlice baktığımızda şunu görmek mümkün. Cenab-ı Hak bize diyor ki; “Sizler oruç dışındaki ibadetlerinizle kendiniz için çalışıyorsunuz. Ama Ramazan ayı gelip çattığında tuttuğunuz oruçlar vasıtasıyla benim için çalışıyorsunuz. Dolayısıyla bu ayda tuttuğunuz orucun ücreti tarafımdan ödenecektir.” Şimdi şöyle düşünelim. Bu alem sarayının Sultanı olan zatın teftişine tabi tutulup, ücreti O’nun tarafından ödenecek bir işte çalışıyor olsaydık, nasıl bir titizlik gösterirdik. Ayrıca ödenecek ücretin miktarı baştan belirlenmemiş. Niye? Çünkü işin kalitesine göre çok büyük bir ikramiye alma ihtimaline binaen o sarayın sultanı ahalisi arasında sanki bir müsabaka düzenlemiş ve kim daha iyi iş çıkaracak onu görmek istiyor.

İşte değerli dostlar, bu ramazanı bu maksada matuf ciddi özen gösterelim. Kur’an’ın bu ayda indirilmiş olmasının bir hikmeti vardır diyerek, bu ayda o hikmeti yakalamak için bol bol Kur’an okuyalım inşaallah. Yapılacak mukabeleleri takip edelim. Mümkünse hatimle teravih kılalım.

Rabbim tutacağınız oruçları, okuyacağınız Kur’anları, Efendimiz (sav)’in sünneti olan teravih namazlarını, yapacağınız hayru hasenatları ve dualarınızı şimdiden kabul buyursun. Rabbim, Ramazan Bayramı’yla beraber Medrese-i Yusufiye’de bulunan insanımızı da hürriyetlerine kavuşturarak gerçek manada bir bayramı hepimize yaşatsın. Âmin.

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu