Bir Mümin En Çok Neleri Merak Eder?

Yazar Editör

DR. HÜSEYİN KARA

Merak, insanın yaratılışına konmuş çok önemli bir duygudur. Bilmediklerini öğrenme arzu ve isteği insanın tarihi kadar eskilere dayanmaktadır. Her ne kadar ”İnsan bilmediğinin düşmanıdır’’ dense de; asıl bilmediğini öğrenmek için düşmanın arkasından koşar gibi onun arkasından koşması olarak tevil edilebilir. Beşer tarihindeki pek çok gelişmenin arkasında insandaki bitmeyen merak konusunun olduğu unutulmamalıdır. Yeni icat ve keşifler için insan oğlunun döktüğü terlerin, sarfettiği çabaların hepsinin arka planında bu merak dürtüsü vardır. Böylelikle dün insana kapalı gibi gözüken pek çok şeyin zaman içinde aydınlatılmasını, insanlık bu merak sahiplerine borçludur.

Her insanda az veya çok bulunan bu merak etme duygusu mümin bir kişide hangi sahalarda yoğunlaştığına bakıldığında görülen manzara şöyle ifade edilebilir. Bir mümin olarak öncelik sırasına göre:

Bizi yoktan var eden ve her türlü ihtiyacımızı karşılayıp beklentilerimize cevap vermekte olan, dünyada ve ahirette her şeyimizin elinde bulunduğu Allah Teala, bizim hakkımızda ne karar verdiği hepimizin en çok merak ettiği konuların başında gelmektedir.

Allah katında kader planında bizim ne durumda gözüktüğümüzü bilememek merakımızı artırmaktadır. O’na karşı yaptığımız kulluk vazifelerimizi beğenip beğenmediğini, yeterli görüp görmediğini bilemeyişimiz merakımızı daha da artırmaktadır. Böyle bir merakımızı içimizden (Kelam-ı nefsî olarak) dillendirirken şu soruları sormaktan kendimizi alamıyoruz.

Ben Rabbimin nezdinde ne mânâ ifade ediyorum?

Rabbim benden razı mıdır?

Yaptıklarımı beğeniyor mu?

Veya yeterince kulluk yapamadığımdan dolayı Rabbim bana gadaplanıyor mudur?

Son nefeste bana imanla göçme fırsatı verecek midir?

Yalnız başıma kalacağım kabrimde Rabbim bana nasıl muamele edecektir?

Mahşerde tek başıma hayatımın hesabını verirken başarılı olabilecek miyim?

Kullarından azını yerleştireceği cennetlerde bana da yer verecek mi? 

Bunun gibi merakımızı mûcip olan pek çok soruyu vicdanlarımıza sorsak da mukni ve kesin bir cevaba hayat boyu ulaşmamız mümkün gözükmüyor. Yaş ilerledikçe, merak edilenler de daha güçlü sorularla vicdan sahiplerini hep takip ediyor. Bu sorular ve merak edilen cevaplar hiçbir zaman yakamızı bırakmıyor.

Merakı mûcip sorular yukarıda sıralanan kadarından çok daha fazladır. Ancak listeyi uzatmamak için cevabı merak edilen bu önemli sorulara tam cevap olmasa bile ipucu sayılabilecek seviyede cevap bulanlar olmuş mudur? diye bakıldığında; Birkaç ışık hüzmesinin bize göz kırptığını görebilmekteyiz. Onlardan birisi; büyük mutasavvıf Ataullah İskenderani’nin meşhur eseri Hikem-i Ataiyye’nin 71 nolu hikmetli sözünde gizli. ( اذا اردت ان تعرف قدرك عنده فانظر فيماذا يقيمك)  ‘’Allah katında değerini bilmek istersen, O’nun seni nerede istihdam ettiğine bakman yeterlidir.’’ Bu ifade merak edilenin tam cevabı olmasa da her mümin bundan kendisin Rabbisi karşısındaki durumunu anlamaya çalışabilir.

Allah Teala Bakara sûresinin iki ayetinde kulları ile olan münasebetlerini şarta bağlıyor ve o şartları yerine getirenlere iyi şeyler va’d ediyor, o şartlara uyum sağlayanlar bir ümide kapılabilir ve meraklarını bir nebze de olsa giderebilirler.

Bu ayetlerden birincisi şöyle: ( واوفوا بعهدى اوف بعهدكم واياى فرهبون ) Ve bana verdiğiniz sözde durun ki, ben de size verdiğim sözde durayım. Ve yalnızca benden korkun. ( Bakara / 2, 40 ) Allah Teala’ya Elest bezminde söz verenler dünyada o verdikleri sözlerine sadık kalarak kulluklarında istikametlerini koruyabilirlerse bu ayet onların meraklarını birazcık gidermeye yarar. İkinci ayet ise: فاذكروني اذكركم واشكروا لي ولا تكفرون  )  )  O halde anın beni, anayım sizi. Ve şükredin de bana nankörlük etmeyin. ( Bakara / 2, 152) Bu ayet açıkça gösteriyor ki Allah Teala’nın nezdinde bir kulun anılması o kulun Allah Teala’yı anması ile doğru orantılıdır. Yani, ”andığınız kadar anılırsınız” kuralı işlemektedir.

Hocaefendi bir sohbetinde bu konu ile alakalı sadra şifa olacak seviyede şöyle demektedir. ”Teveccühe teveccüh ile mukabele edilir” Yani mümin bir kulun yüzü hep Allah Teala’ya dönük olursa O’ da kulunu teveccühünden mahrum bırakmaz demektir. Diğer bir ifadesinde ise: Allah Teala’nın en çok değer verdiği iman davası kulun gündeminde ne kadar yer alıyorsa O’nun nezdinde de o kul o kadar değer kazanmaktadır. Peygamberlerin Allah Teala nezdindeki kıymetlerinin yüksek olmasının en önemli sebebi, bütün zorluklara rağmen Rabbi’lerini ümmetlerine anlatmayı en mühim vazife saymaları değil midir?

Mümin bir kulun en büyük kazanımı; imanı sayesinde Allah Teala ile olan güçlü bağdır. Bu irtibatı ibadetlerle sürekli canlı tutup desteklediği sürece bu bağlılık daha da güçlenir ve ümitsizliğe kapılmadan ”Beynel havfi ver- reca” düsturu ile bir ömür kulluğa kilitlenirse umulur ki korktuklarından emin, umduklarına nail olabilir.

Vesselam…

 

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy