Yazarlar

Allah’tan değil, Saray’dan korkuyorlar | Veysel Ayhan

On binlerce kadın, erkek; çocuk, bebek; hasta ve yaşlı hapiste.

600 vekilin yalnızca 3-5’i mecliste bunları müdafaa ediyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu bunlardan en önde geleni.

Büyük bir azimle, müthiş bir sabırla durmaksızın koşturuyor.

Her fırsat bulduğunda meclis kürsüsünde zulmü anlatıyor.

Hafta içi yine meclis kürsüsündeydi.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Şunları anlattı:

“Ben size bir olay anlatacağım. Halime Çalışkan Çanakkaleli bir hanım. Babası ve eşi KHK ile ihraç ediliyor. Uzun yıllar çocuğu olmuyor. Sonra oluyor. Aylardır af bekliyordu. Bakın sonunda ne oldu biliyor musunuz? Koronavirüsü duyduğu zaman beti benzi attı. Psikiyatriste götürdüler. Üçlü anti depresif tedavi başladı. Sonra ne oldu? Cuma günü komisyon toplantısından olumsuz bir sonuç çıktığını duyunca çok üzüldü ve balkona çıktı. Yan odada bekleyen annesi balkondan ‘güm’ diye bir ses duydu. Koştu balkona yerde(aşağıda) kanlar içinde kızı yatıyordu. Ayağı mı kaydı, başı mı döndü, bilmiyoruz. Şunu çok iyi biliyoruz ki Elif Zehra artık annesiz. Ve cezaevinde olduğu için de babasız. 

Bakın bu resme iyi bakın. Elif Zehra hem öksüz hem yetim.” 

Halime Hanım’a Allah rahmet etsin. Sinir krizi sonucu bilinç kaybı veya bir kazayla vefat etmiş gibi.

Gergerlioğlu devam ediyor:

“Herkes evde infazda yararlanabilirken hamile anneler, çocuklular, yaşlı ve hastalar eğer düşünce suçundan mağdursa yararlanamıyor. Elinizi vicdanınıza koyun Allah’tan korkun. İnsanlar depresyonda çocukların psikolojisi bozulmuş durumda anneler mahpus, babalar mahpus. Yeni muhalifleri almak için bu tahliyeleri yaptığınızı çok iyi biliyoruz.”

Gergerlioğlu her defasında örneklerle anlatıyor ama anlayan yok.

Cevap bir kadından geliyor. AK Parti Grup Başkan Vekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin şunları diyor:

Darbeciler olmasın mı hapishanede, olmasın mı cezaevinde? PKK lılar olmasın mı? DHKP-C liler mi olmasın mı? Kasten adam öldürenler olmasın mı? Bu mudur yani?”

Özlem Zengin, on binlerce kadın ve erkeğin; çocuk ve bebeğin darbeci olmadığını bilmiyor mu?

Bal gibi biliyor.

Özlem Zengin, bu mahpusların vaktiyle kendi çocuklarını da gönderdiği okullarda öğretmenlik yaptıklarından dolayı hapiste olduklarını bilmiyor mu?

Tabii ki biliyor.

Bu mağdurların kermes yapmaktan, yasal bir bankaya para yatırmaktan, burs vermekten dolayı hapiste olduklarını bilmiyor mu?

Elbette biliyor.

Özlem Hanımdan kadınlara ve bebeklere yapılan zulüm karşısında bir kadın duyarlılığı bekliyorsunuz ama beyhude.

El hareketleri ve mimiklerini tahlil ettiğinizde bambaşka bir karakterle karşılaşıyorsunuz.

Çünkü böyle bir zulmün onay ve desteğinin bir kadından gelmesi akıl almaz bir çelişki.

SARAY’IN İRADESİ DIŞINA ÇIKMA İHTİMALLERİ SIFIR

Meşhur fıkradır: Mısırlı diktatör Hüsnü Mübarek, yardımcılarından birine sorar “Söyle bakalım, ben mi büyüğüm yoksa Nâsır mı?”.

Yardımcısı, “Tabii ki siz büyüksünüz, Nâsır İsrail’den korkardı.” demiş.

Mübarek, yine sormuş, “Ben mi büyüğüm yoksa Enver Sedat mı?”

Yardımcısı: “Siz büyüksünüz, Sedat Amerika’dan korkardı.” demiş.

Hüsnü Mübarek, işi ilerletmiş ve “Söyle bakalım, Hz. Ömer mi büyük, ben mi büyüğüm?” Yardımcısı yine “Siz efendim” demiş. “Çünkü Hz. Ömer, Allah’tan korkardı, siz O’ndan da korkmuyorsunuz!”

Gergerlioğlu aynı şekilde vekillere soruyor:

“Elinizi vicdanınıza koyun Allah’tan korkun”

Halbuki en az Hüsnü Mübarek kadar cesur yüzlerce vekil var.

Allah’tan korkmuyor ama Saray’dan korkuyorlar.

Bu gönüllü körlüğün sebebi Saray korkusu.

Yüzlerce AKP’li ve MHP’li vekil, adalet komisyonu üyeleri, herşeyin farkındalar ama irade sahibi değiller.

KENDİ İRADELERİNİ KULLANIRLARSA NE OLUR?

Birer piyon olarak Saray adına karar veriyorlar.

Saray’ın iradesi dışına çıkma ihtimalleri sıfır.

Çıkarlarsa ne olur?

Bir daha milletvekili olamazlar.

Bir daha ne kendileri ne de yakınları ihale alamaz.

Devlete yerleştirdikleri yakınları ve akrabaları işten atılır.

Yönetim kurulu üyelikleri, huzur hakları gider.

Daha pek çok avantajı kaybederler.

Türkiye’de AKP’li olmanın bir avantajı daha var:

Akşam uyurken, sabah erkenden polis baskınından emin olarak rahatça uyuyabilmek…

Vekil olurken “namus ve şeref” üzerine edilen bir yemin var:

“Hukukun üstünlüğüne” bağlı kalacaklarına, “adalet anlayışından ayrılmayacaklarına” dair.

Özlem Hanım da namus ve şerefi üzerine bu yemini etmiş, iftiharla meclis profiline koymuş.

Ne yazık ki o da yeminini diğer yandaşlarıyla beraber paspas ediyor.

Allah’tan değil, Saray’dan korkuyor.

Belki sadece korku da değil. Beklenti var.

Saray’a “Ben daha çok zulmedebilirim” mesajı vererek adalet ya da içişleri bakanı olmak mümkün.

Süleyman Soylu’dan ne eksiği var Özlem Hanım’ın?

O FOTOĞRAFLARI SİZE BİR DEFA DAHA GÖSTERECEKLER

Gergerlioğlu zulüm gören ailelerin, öksüz ve yetim çocukların fotoğraflarını gösterirken AKP ve MHP’li vekillerin ne yaptığı dikkatinizi çekti mi?

Dinlemiyor, başka şeylerle meşgul oluyorlar.

Şakalaşıyor, birbirlerine espri yapıyorlar. Kürsüye laf atıyorlar.

Bugün böyle.

Peki yarın?

Acı ve kaçınılmaz sonuç şu olacak:

O fotoğraflar onlara bir gün bir defa daha gösterilecek.

“Bu zulümleri niye onayladınız” denecek.

“Buyurun bu acı akıbetten sizi Saray kurtarsın!” denecek.

O gün kendilerini nasıl savunacaklar bilmiyorum.

Şimdi siz söyleyin asıl zavallılar kim?

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı