Yazarlar

Affı kimden beklemeliyiz? | RECEP ATICI

Malumunuz olduğu üzere Bekir Bozdağ tekrar (üçüncü kez) adalet bakanı seçildi. Onun adalet bakanlığına getirilmesiyle hükümetin tekrar genel af ilan edebileceği meselesi sosyal medyada, gazetelerde ve YouTube kanallarında konuşulur oldu.

İşin doğrusu benim böyle bir beklentim yok. Olur mu? Onu kendileri bilir. Peki olursa beni rahatsız eder mi? Bu da tartışılır. Zira suçu olmadan içeride tutulan yüzlerce insanın af vesilesiyle çıkartılmasını elbette sevinirim. Ancak ırz düşmanı, yüz kızartıcı suç işlemiş, uyuşturucu satıcısı, düzenbaz vs. bunların affedilmesini elbette uygun bulmam.
Can Ataklı yazdığı bir köşe yazısında diyor ki: “Cemaatçilerin! önemli isimlerinden Bekir Bozdağ açılım konusunda çok becerikli. Sarayın HDP oylarına ihtiyacı var. Bu nedenle PKK’nın hapisteki elebaşı olan Apo’yu kullanmak istiyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerde torba yasa içine konacak iki cümlelik bir yasanın kaşla göz arasında Meclis’ten geçirileceği söyleniyor.”

Evet, Can Ataklı’nın bu yaklaşımı mantıklı. Zira mevcut iktidar bu güne kadar işlediği suçlarla daha çok Abdullah Öcalan’a benzeyen yüzlercesini affetti. Bu gün tekrar yapabilir. Bir de böyle bir af yasası çıkacak olursa mutlaka bunda bir bit yeniği aramak lazım. Zira Devlet Bahçeli’nin affedilmesini istediği herhangi bir “mafya lideri” kalmadı artık.

O zaman böyle bir yasa çıkarsa kim için çıkarılır? Elbette ki devleti mafya usulleriyle idare eden iktidar, kendisi için böyle bir genel af kararı alabilirler. Çünkü son on yılda mevcut iktidar, kendi ağzıyla ve bilfiil uygulamalarıyla “Yasa, Anayasa veya uluslar arası yasaları tanımadığını” defaatle gösterdi. İşte bu yüzden -eğer seçim olur ve kazanamazlarsa- bu günkü mafya düzeniyle memleketi idare edenler kendilerini kurtarmak için bir af yasası çıkarabilirler. Zaten Can Ataklı yazdığı o yazıda bunu da şöyle ifade etmiş: “Saray ayrıca seçimi kaybetme olasılığına karşı daha sonra yargılanmamak için şimdiden bir “genel af” ilan etme hazırlığında.”

Gerçi içeride bulunan masumların bir an önce kurtulması için şöyle düşünenler olabilir. Af mı çıkacak? Adalet mi yerini bulacak? Veya her ne olacaksa bir an önce olsun!…

O yüzden bu tür safsata türünden şeyler Cem Karaca’nın ‘Hep Kahır’ güftesinde “Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle” dediği gibi bazımızın kulağına yalan yanlış da olsa hoş gelebilir. Bu beklentiden olsa gerek Hizmet hareketine mensup bazı kimselerin bu tür söylemler karşısında “acaba” gibi bir ümit beslediklerini görülüyor.
Bunu, daha önce de “Beyhude yorulma, kapılar sürmeli!” başlıklı yazıda ifade etmeye çalışmıştım. Allah zalimlerin eliyle karıncayı ezme korkusu taşıyan bu masum insanları affettirmez.

Niye mi?
Söyleyeyim. Birincisi tarihte hiçbir Peygamberin hayatında dininden dolayı zulmedilen kimselerin zalimlerin eliyle affedildiğine dair bir bilgi yok. Tam tersi mazlum durumunda olanlar zalimleri affetmişler.

Örnek mi?
Efendimiz (sav)’in Mekke’nin fethinden sonra kendisini Mekke’den sürüp çıkaran hatta gittiği yerde de rahat bırakmayan o gününün hak-hukuk tanımaz insanlarını affetmesi.
İkincisi gene o yazıda Hocaefendi’den bir anekdot aktararak böyle bir şeyin olamayacağını yazmıştım. Orada Hocaefendi şöyle diyordu: “Benim de çok sevip takdir ettiğim bir insan olan Ahmed Naim’in cenazesini beş-on insan kılmıştı. Bir gün Yaşar Tunagür Hoca’ya bu hadiseyi zikrettiğimde, “Allah bu günahkâr insanlara nasip eder mi Ahmet Naim’in cenaze namazını kılsınlar!” demişti.

Yaşar Hoca’nın o sözünden mülhem ben de diyorum ki, bu gün itibariyle cahiliye devrini geride bırakacak günahları irtikâb etmiş bir kesimden merhamet beklemek elbette safderunluk olur. Allah, bu çirkef topluluğuna, karıncayı ezmeyen Hizmet hareketi mensuplarını affetmeyi nasip etmez. Bu konuda keşke diyebiliriz!.. Ama ben artık kimsesizliğin içimizi kor ateş gibi yaktığı şu günlerde, ‘sinekleri kartal gibi, elsiz, ayaksız kötürümleri de İskender’ diye ümit bağlamanın doğru olmadığını düşünüyorum. Hele hele bu şekildeki temelsiz söylentilerle insanların ümitlerini bir daha yeise sevk etmenin hiç doğru olmadığına inanıyorum.

Hasıl-ı kelam bizim sahibiz Allah’tır. Ondan başkasından af beklemekte -kusuruma bakmazsanız- safderunluk olur. Bu yüzden bizler sadece ve sadece âlemlerin Rabbi olan Allah’a yönelmeliyiz. Affı da saffı da şu şuhûr-u selâsede O’ndan beklemeliyiz.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu