Mizan

Yirminci asrın en büyük hadisesi | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Gönül diliyle insanlara teveccüh eder ve gönüllere otağ kurarsanız, çevrenizde bir hayli gönüllü oluşur; kendini bu işe adamış, bir daha da geriye dönmemeye azm u cezm u kast eylemiş dünya kadar babayiğit insan oluşur çevrenizde. Bu, gönül diline cevaptır. Çünkü öyle bir dilin arkasında “inâyet-i İlâhiye” ve “teveccühât-ı Sübhâniye” vardır. O, yanıltmaz; gönlün tesir gücünü artırır. Âdetâ bir koro tesiri icrâ eder, öyle bir gönül. Oradan ne gelirse, bî-kem u keyf, onu bilemeyiz; fakat oradan gelen teyîd, o gönlün üzerinde tesirli olur; onu da güçlü ve tesirli hale getirmek için yeter, artar.

Hakk’a adanmış ruhlar, kendilerine “terörist” diyenler için bir aynadır; asıl terörist hep sulh, ıslah ve huzur temsilcisi olmuş insanlara iftira ve eziyet eden ahlaksızlardır. Bu disiplini her zaman koruyabildik mi, sahip çıkabildik mi, bilemeyeceğim. Fakat ne ölçüde sahip çıkıldıysa şayet, ona Cenâb-ı Hakk’ın teveccühü, on katıyla olmuştur. Ezcümle; bir avuç insan, o mevzuda ciddî bir tecrübe görmeden, rehabiliteye tâbi tutulmadan, psikolojik bir eğitime tâbi tutulmadan, dünyanın dört bir yanına yayıldılar. Böyle bir şeyi istiskal eden, bir suçmuş gibi, bir günahmış gibi, bir kabahatmiş gibi anlatan şom ağızlar var. Eksik olmadı bunlar; bugün de olacak, yarın da olacak, öbür gün de olacak. Fakat denebilir ki; olan şey, yirminci asrın en büyük hadisesidir.

Dünyanın dört bir yanında, bilmem kaç -belki iki yüze yakın- ülkesinde gönül diliyle insanların gönüllerine otağ kurma mevzuu, milletimize ait bir hususiyet olarak bu yirminci asırda tahakkuk etmiştir. Hem de başkalarının iki yüz senede yapmaya çalıştıkları ve belki ancak bir kısmını yaptıkları şeyi, Allah’ın izni, inâyeti, riâyeti ile yirmi küsur senede yapmışlardır. Başkalarının yaptığı zamanla mukayese ettiğimizde, onun onda biri kadar bir şey. Ve bu, hazmedilememiş, çekilememiştir; türlü türlü karalamalara başvurulmuştur. En son karalamanın adı da “terör örgütü” ki, o “terör örgütü” dedikleri insanların en küçüğü Kıtmîr, bi-gayri haddin, min gayr-i haddin her zaman karşınıza çıkan Kıtmîr, size yemin ederim, bilerek bir karıncaya ayak basmadım, hayatım boyunca. Evet, size daha evvel arz etmiştim: Daha rüşde ermediğim dönemlerdeydi, zannediyorum 7-8 yaşlarındaydım. Bir akrep deliğine su döktüğümden dolayı hala ızdırap duyuyorum.

Düşünün, aradan yetmiş sene geçmiş; arkadaşlarıma soruyorum: “Onu, Allah bana sorar mı?!. Ya o hayvan orada o sudan boğulduysa?!.” Beni teselli ediyorlar; diyorlar ki, “O, orada bir delik açınca, yukarıya doğru da bir şey yapar, kendini her zaman korumaya alır; o ölmemiştir!” filan. Ama ben, buna bir türlü inanmıyor ve hesap endişesi duyuyorum. Evet, “terör” ile andıkları, “terörist” dedikleri insanlar, bunlar. “İnsan, insanın aynasıdır!” “İnsan” diyeceğim, çünkü “mü’min” demeye dilim varmadı. Zannediyorum, kendi karakterlerini okuyorlar sizde; kendi ruh hoyratlıklarını okuyorlar sizde; kendi vicdan huşunetlerini (kabalıklarını) okuyorlar sizde. Onun için çağın hâdisesi olan böyle bir açılımı engellemeye çalışıyorlar. Milletimiz adına onlara vüdd vaz edilmesine karşılık, insanlığın bu harekete sinelerini açmasına mukabil, bu pozitif şeylere mukabil, senelerden beri değişik negatif yollara başvurarak ona mani olmaya gayret ediyorlar. Yalana, tezvire, iftiraya başvurarak.. devlet hazinesini boşaltarak.. peylenebilecek insanları peylemek suretiyle…

Bir yönüyle Mevlânâ ruhuyla her yanda mum tutuşturma işini/ameliyesini üzerine almış, deruhte etmiş insanların aydınlatma ameliyesini durdurmak için, akla-hayale gelmedik kırk haramîlik yapıyorlar. Her halde meseleleri değerlendirirken, “Acaba bunlar mı terörist, yoksa bir kısım devletlerin başında terör estirenler mi? Bir dönemde Almanya’nın başında, bir dönemde Irak’ın başında, bir dönemde Libya’nın başında, bir dönemde bilmem nerenin başında bulunan, sürekli “terörizm” estiren insanlar mı, onlar mı terörist?!.” soruları da sorulmalı. Bu mevzuda kararı tarih verecek. Tarihin sayfalarına nasıl düşeceklerini gelecekte görecekler!..

Ne diyorum, bakın: “Teröristin, Allah, belasını versin! Ama terörist olmayan, dünyada sulh-i umûmînin temsilcisi ve salâhın timsali olan insanlara ‘terörist’ diyenlerin, evet onlara ‘terörist!’ diyen ahlaksızların, densizlerin de Allah belasını versin!” Evet, bedduaya dilimiz varmazdı, “Âmin!” de demezdik; fakat mesele, o ölçüde şenâat içinde cereyan ediyor ki, en selim vicdanlar bile bunun karşısında, bu ölçüde olsun başkaldırma lüzumunu duyuyorlar. Bari bu kadar!.. Yumruk sallamadık, yüz ekşitmedik… Neye karşı? Hitlerin SS’lerinin muamelesine karşı yüz ekşitmedik. Hiç olmazsa vicdan rahatsızlığını bununla ifade etme, karbondioksit atıyor gibi bununla rahatlama…

Yirminci asrın en büyük hadisesi | M.Fethullah Gülen Hocaefendi 2

Bu video 15/10/2017 tarihinde yayınlanan “MEFKÛRE MUHÂCİRLERİ VE YİĞİTÇE DURUŞ” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://herkul.org/bamteli/bamteli-me…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu