Hikayeler

Tespihim sende kalsın akrem 3. bölüm | Gökhan Bozkuş

DUVARDAKİ RESİM

Tespihim Sende Kalsın Akrem 3. Bölüm

Kapının önünde,  çantalarımız yerlerde ve ilk kez görüşen  kolların sarılması ve ağlamalar… İki aile vardı bizden önce gelen ve bizimle benzer kaderi yaşayan.  Onların orada olması , bizi karşılaması tarif edilemez bir hazdı. Yeni gelenler olarak bizler şoktaydık ve o teselli buluşması ile dağılmıştı bulutlar. Hani filmlerde bazen siyah beyaz görüntüler yavaş yavaş renklenir ya. Siyah dallar yeşile, gri gökyüzü maviye , ve simsiyah topraklar kahverengi ya da başka renklere. İnanın o an çevremizi saran bambaşka milletlerden gözlere renk geliverdi sanki. İlkin bembeyaz giysiler içinde iki yaşlı kadın gördüm. Biri ayakta , demir parmaklıkların yanındaydı. Diğeri ise bir ranzanın alt katında oturuyordu.

Bize bakıyorlardı. Oturan kaçırdı gözlerini benden. Ayaktakinin beyaz belinde turuncu renk bir kuşak da vardı. Ve ona yakın ranzalarda ve ranza boşluklarında on kadar genç. Genç diyorsam en büyüğü on sekiz yaşlarında ancak ya var ya yok. Giysiler ezidi olduklarını gösteriyordu. Sadece renkler mi değişmişti. Hayır. O bölgeden yüzüme Şengal’den rüzgarlar esiyor , kulağıma Şengal’den genç kızların feryatları ve o ayaktaki gençlerin kurşunlanan babalarının çığlıkları da geliyordu adeta. Dedim ya değişti bir an her şey.  Korkum yerini başka bir hal ile değiştirivermişti. Niye korkmuştum ki, niye ürkmüştüm ki ? Burada bu karanlık,  bu loş koğuştakilerin her biri de benim gibi yola düşenler değil miydi?

Her birinin ardında özlemler her birinin önünde umutlar yok muydu ? Bize en yakın olan bölgede esmer iki kişi vardı. Biri on dört,  on beş yaşlarında diğeri ise kırk yaşlarında beyaz saçlı bir adam… Ya Pakistan ya Afganistan’dan gelmiş olmalılar diye geçti aklımdan. Koğuşun ağası rolünde olan benden epey kısa ve seyrek saçlı olana ise etraftakiler Xalo, Xalo dediklerine göre bir Kürt’tü. Ya Suriye’den ya Irak’tan olmalıydı. Görevli bizi demir kapıdan içeriye yönlendirirken Xalo bizi teslim alan gümrük memuru gibi bir tavır içindeydi. Bu yazdıklarım bir dakikanın onda biri gibi kısa bir süre içinde etrafıma baktıklarım. Karanlık koğuş bir an aydınlanmış bir an rengarenk olmuştu. Kendimiz ile aynı kaderi yaşadığımız dostlar birer antibiyotik olmuşlardı meyus halimize.

Tespihim sende kalsın akrem 3. bölüm | Gökhan Bozkuş 2
Tespihim sende kalsın akrem 3. bölüm | Gökhan Bozkuş 3

Yan yana ranzalar vardı. İkişer ikişer yan yana dizilen ranzalar birer küçük eve dönüşmüş adeta. Alt katta belli ki kadınlar, kızlar kalıyor ve üstte de erkekler. Alt ranzaların her tarafı kahverengi,  siyah bezlerle sarılmış ve ülkelerinden uzakta analar için birer sığınağa, birer mağaraya,  birer limana dönüşmüştü. Bebeklerin ağlaması , çocukların ranzaların arasından koşturmaları ve üst ranzada uzanmış vaziyette olanların bize bakışları arasında şaşkın şaşkın Ali Bayram Bey’i ve Naim Bey’i takip ederek bizim kalabileceğimiz boş evcik arıyorduk. Biz kenarda beklerken Naim abi elinde battaniyeye benzer eski zamanlardan kalma belki Moğollardan belki Avarlardan belki de Hunlardan kalma bezlerle bize doğru geldi.
Ablamız ve çocukları alt ranzada siz erkekler de üst katta kalacaksınız. Hadi biraz istirahat edin, ben biraz sonra gelip size her şeyi anlatacağım, dedi.

Tespihim sende kalsın akrem 3. bölüm | Gökhan Bozkuş 4
Tespihim sende kalsın akrem 3. bölüm | Gökhan Bozkuş 5
Yattığım yer. Karşıda kocaman bir resim vardı.

Sırt çantamı yastık yapıp tam uzanacaktım ki tam karşı duvarda kocaman bir resim gördüm ve ben o resimde kayboldum. Adeta o resim ince ekran bir televizyon oldu ve ben içine girdim.

Devam edeceğim.

Hizmetten | Gökhan Bozkuş

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu