<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mahmut Akpınar arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/mahmut-akpinar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/mahmut-akpinar/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:21:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Mahmut Akpınar arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/mahmut-akpinar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kırgınız, yüreklerimiz buruk ama Bayram! &#124; Mahmut Akpınar</title>
		<link>https://hizmetten.com/kirginiz-yureklerimiz-buruk-ama-bayram-mahmut-akpinar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 May 2021 10:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[buruk sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi kırık]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Akpınar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19475</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Kırgınız, zira biz Allah’ın adını, milletin şanını yüceltmek, milletin evlatlarının eğitimini yükseltmek, onları imanlı, ahlaklı nesiller haline getirmek için, yıllarca beklentisiz şekilde, fedakarane çalıştık. Ülkemize ve insanlığa hizmeti “Hizmet”,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kirginiz-yureklerimiz-buruk-ama-bayram-mahmut-akpinar/">Kırgınız, yüreklerimiz buruk ama Bayram! | Mahmut Akpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Kırgınız, zira biz Allah’ın adını, milletin şanını yüceltmek, milletin evlatlarının eğitimini yükseltmek, onları imanlı, ahlaklı nesiller haline getirmek için, yıllarca beklentisiz şekilde, fedakarane çalıştık. Ülkemize ve insanlığa hizmeti “Hizmet”, “dava” haline getirdik. Bunun için gençliğimizi, ömrümüzü verdik. Varlıklı insanlar malını, mülkünü bağışladı, okullar, kurumlar açtılar. Öğretmenler, akademisyenler, egitimciler insanımıza hayatlarını adadılar ve Türkiye’nin her köşesine dağıldılar.</p>
<div class="I6wJqCZQ"></div>
<p>Bazılarımız insanlığa, dünya barışına katkımız olsun diye anadan, vatandan, yardan geçip savaşların, yoklukların olduğu zor coğrafyalara hicret ettiler. Adını ilk defa duyduğu ülkelere gidip oralarda Türkiye’ye ses, mazlumlara nefes oldular. Ömrünün baharındaki gencecik fidanlar yurt içinde ve yurt dışında en tehlikeli zamanlarda, en tehlikeli bölgelerde insanlara eğitim vermek için didindiler. Bunları karın tokluğuna yaptılar. Mal, mülk, makam, mevki sahibi olmayı düşünmediler. <b>Bu insanların tek derdi Allah’ın rızasını kazanmak ve asırlardır çile çeken Anadolu insanına hizmet etmekti. Ama bunun karşılığında “vatan haini” ve “terörist” olmakla itham edildiler, hapislere dolduruldular.</b> Milletin evladına eğitim imkanı sunan binlerce güzide okula, kuruma çöküldü. Öğretmenleri damgalandı, işsiz bırakıldı. Verdiği vergiye ilave helal kazancından milletin evlatlarına yatırım yapan işadamları da “terörist” ilan edildi. Pek çoğu hapislere atılıp malları, işyerleri çakallara peşkeş çekildi.</p>
<p>Yaşadıklarımız pek çoğumuza giran geliyor. Yapılanları, yaşatılanları düşünmekten türlü hastalıklara düçar olup vefat eden az değil. İster istemez “Bunca fedakarlığın, çabanın, çilenin karşılığı bu mu olmamalıydı?” diye soruyor, derin üzüntü yaşıyorlar. <b>Elimize hiç silah almadık, çakı almadık, taş bile almadık; ama hırsızlar ve katiller birlik olup kampanyalar halinde bize “terörist” dediler. En acısı ömrümüzü çocuklarına feda ettiğimiz halk kitleleri bu iftiralara inandı ve ülkenin en güzel, en narin insanlarını incittiler.</b> Bazıları yetinmeyip linç etti. Maalesef yapılanlara, yaşatılan zulme gür seda ile, yürek serinleten bir itiraz olmadı. Halk iddiaları satın aldı, itiraz etmedi. “Hayır öyle değil, biz bu insanları tanıyoruz!” diye cılız tepkiler dahi veremedi. Belki toplum da korktu, sindi. Başına iş gelir, çoluk çocuğuna dokunulur diye endişeyle sukutu tercih etti. Lakin bu tablo millete hizmeti dava haline getiren insanları gördükleri işkenceden, hapislerden, sürgünlerden daha çok yaraladı. Bundan sonra kirli siyasetçilerin ağzıyla masumlara iftira atan bir toplum için benzer hasbiliği, fedakarlığı gösterenler çıkar mı emin değilim.</p>
<p>Eşim bu okullarda yıllarca öğretmenlik yaptı. Dört çocuğum kreşlerde büyüdü. Her bir çocuğum doğumundan itibaren okul koridorlarındaydı. Anneleri başkalarının çocuklarıyla meşgul olurken çoğu zaman sahipsiz, aç, perişan kaldılar. Hafta sonu dahil, anneleri her sabah erken, adeta yataklarından sürüyerek kaldırır, beraberinde götürürdü. Gece geç vakit uykulu ve yorgun analarının eteklerine tutunarak dönerlerdi eve. Bu insanlar gece gündüz, yaz kış demeden, tatil bilmeden, çocuklarını, ailelerini ihmal ederek milletin evlatlarına adadılar kendilerini. Bugünlerde avurdunu doldurarak “terörist” diye dolaşan pek çok kimse terbiye edemediği, ihmal ettiği çocuklarını getirir bu kurumlara ve eğitimcilere emanet ederdi. Çocuklarına eğitimden öte ahlak, insanlık öğretilmesini isterlerdi. Kayıt zamanı referans arar, etrafımızda dört dönerlerdi. Şimdilerde bazıları korkusundan, bazıları konumunu, imkanlarını yitirmemek için, çok iyi bildikleri bu insanlara “terörist” demekten utanmıyorlar.</p>
<p>Kalbimiz kırık, yüreğimiz buruk ama “Allah ben kalbi kırıklarla beraberim” diyor, bununla teselli oluyoruz. “Kul bilmese de Halik biliyor ya!” diyerek yapılan fedakarlıklardan ve çekilen sıkıntılardan pişmanlık duymuyoruz.</p>
<p>Onca çilenin, zorluğun, baskının arkasından yine bir bayram geldi. Kimimiz hapislerde, kimimiz sürgünlerdeyiz. Pek çoğumuz işini kaybetti. Eşini, çocuğunu bu ifritten sürece yitik verenler, kara toprağa gömenler oldu. Gurbet ellerde dilini, halini bilmediği diyarlarda yeniden hayata tutunmaya çalışanlarımız var. <b>Yaşadıklarımıza rağmen başımızı eğmeyecek, ailemizle, dostlarımızla bayram sevincini yaşayacağız. Bayramla nefes alacak, birbirimiz arayacak, ziyaret edecek, teselli bulacağız.</b></p>
<p><i>Tüm kalbi kırıkların, mazlumların, muhacirlerin Ramazan bayramını tebrik ederim.</i></p>
<p><strong>Kaynak: Mahmut Akpınar | Tr724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kirginiz-yureklerimiz-buruk-ama-bayram-mahmut-akpinar/">Kırgınız, yüreklerimiz buruk ama Bayram! | Mahmut Akpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruhumuz geride kaldı! &#124; Mahmut Akpınar</title>
		<link>https://hizmetten.com/ruhumuz-geride-kaldi-mahmut-akpinar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Apr 2021 12:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Akpınar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir Kızılderili hikayesi olarak anlatılır. Kızılderili bilge atıyla günlerce seyahat eder. Oradan oraya gider, türlü şeyler yaşar. Sonra bir yerde sebepsiz durur ve beklemeye başlar. Yanındakiler bilgeye sorarlar: “Bilge insan&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ruhumuz-geride-kaldi-mahmut-akpinar/">Ruhumuz geride kaldı! | Mahmut Akpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Kızılderili hikayesi olarak anlatılır. Kızılderili bilge atıyla günlerce seyahat eder. Oradan oraya gider, türlü şeyler yaşar. Sonra bir yerde sebepsiz durur ve beklemeye başlar. Yanındakiler bilgeye sorarlar: “Bilge insan burada bir işimiz yok, neden duruyoruz?”</p>
<div class="uR4xy4OF"></div>
<p>Kızılderili Bilge, “Çok hızlı yol aldık, ruhumuz geride kaldı. Şimdi biraz bekleyelim, dinlenelim ve ruhumuzla tekrar buluşalım” der.</p>
<p>Son 7-8 yılda yoğun ve sıkıntılı günlere, gündemlere maruz kaldık. Pek çoğumuz tahammülfersa olaylar yaşadı. Zor günler geçirdik. İşlerimizi kaybettik. Ülkelerimizi, kentlerimizi terketmek zorunda kaldık. Aileler parçalandı, aile bireyleri farklı ülkelere, kıtalara dağıldı. Sebepsiz yere hapis yatanlarımız oldu. Malına mülküne çökülenlerimiz oldu. Zor ve travmatik bir dönem yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.</p>
<p><a href="https://youtu.be/EcohMKxaKTM"><b>BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ</b></a> <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2935.png" alt="⤵" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_29425"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/EcohMKxaKTM?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>Bu zor günlerde sosyal medyaya bakmak, haberleri takip etmek çoğumuzda bağımlılık yaptı. Zira gözlerimiz ülke ve zordaki insanlar için her daim güzel bir haber yakalama peşindeydi. Ama her geçen gün acılar çoğaldı, sıkıntılar büyüdü. Ülke battıkça battı, mazlumların ahı katlandıkça katlandı. Bu durum zaman zaman umutsuzluklara, inkisarlara neden oldu.</p>
<p>Medyayı takip etmekten, güncel olaylara takılmaktan dolayı bazen yapmamız gereken asli işleri-görevleri ihmal ettik. Kalıcı gündemlerimizden koptuk. Travmatik halden çıkmak için bireysel ve kolektif yol haritaları oluşturamadık. Kızılderili bilgenin dediği gibi çok hızlı ve yoğun yaşadık. Türlü badirelerle, zorluklarla boğuştuk. Ruhumuz sadece geride kalmadı, çok örselendi, hırpalandı, yaralandı.</p>
<p>Allah’ın rahmetinin, bereketinin üzerimize yağdığı Ramazan ayına girdik. Bu mübarek ayı bunaltıcı gündemlerden, üzüntülü haberlerden uzaklaşmak, kendimizi dinlemek ve geride kalan ruhumuzla tekrar buluşmak için fırsata çevirebiliriz. Aynı zamanda Kur’an ayı olan Ramazanda yaralı yüreklerimizi tedavi edebilir, güncelle kirlenen zihinlerimizi temizleyebiliriz. Evimize çekilip kitaplar okuyabilir, ibadete, Kur’an tilavetine, muhasebeye, murakabeye yoğunlaşabiliriz. Ailemize daha çok ve nitelikli zaman ayırabiliriz.</p>
<p>İnsan için en etkileyici ses kendi sesidir derler. Sakin bir ortamda duyacağınız şekilde Kur’an okumak, belki bir ilahi, türkü söylemek ruhumuza iyi gelir. Çiçeklerle, toprakla, tabiatla meşgul olmak, yürüyüşler yapmak aldığımız zararlı frekanslardan, kirli bilgilerden arınmaya vesile olur. Umarım hepimiz örselenmiş ruhumuzu, yaralanmış duygularımızı bu rahmet ve bereket ayı içinde terapi ve tedavi imkanı buluruz.</p>
<p>Umarım içinde bulunduğumuz Ramazan ayı, hızlı yaşadığımız için son dönemde geride kalan ruhumuzla bizi yeniden buluşturmaya vesile olur.</p>
<p><strong>Kaynak: Mahmut Akpınar | Tr724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ruhumuz-geride-kaldi-mahmut-akpinar/">Ruhumuz geride kaldı! | Mahmut Akpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet kirlendi mi? &#124; Mahmut Akpınar</title>
		<link>https://hizmetten.com/hizmet-kirlendi-mi-mahmut-akpinar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2021 14:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Akpınar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hizmet insanları ağır travmaya maruz ve duygusallar. Yaşanan zorluklar nedeniyle her şeyi sinesinde eriten, hatta ümide dönüştürenler var. Ama bazıları bunu başaramıyor. Yaşadığı acıyı bir yerlerden çıkarma, vebali birilerine yükleme&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmet-kirlendi-mi-mahmut-akpinar/">Hizmet kirlendi mi? | Mahmut Akpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hizmet insanları ağır travmaya maruz ve duygusallar. Yaşanan zorluklar nedeniyle her şeyi sinesinde eriten, hatta ümide dönüştürenler var. Ama bazıları bunu başaramıyor. Yaşadığı acıyı bir yerlerden çıkarma, vebali birilerine yükleme eğiliminde olabiliyor. Son iddialar Hizmet tabanında yaşanan acılara tuz-biber oldu, bir kısım insanımızda inkisar, umutsuzluk oluşturdu.</p>
<p>Pek çok kardeşimiz Hizmet’i “melekler topluluğu” gördüğü için küçük hatalar büyük yıkım oluşturabiliyor. Kanaatimce bakışımızı revize etmeliyiz. Hepimiz insanız, hata yapabiliriz. Önde gördüğümüz insanlar da hata yapabilir. Toplumsal kesimlerin hepsinde bu tür problemler olur. İnsanlar teker teker yanlış yapma potansiyelinde olduğu gibi, kolektif olarak da yanılabilir. Efendimizin: “Ashabım yıldızlar gibidir, hangisinin arkasından giderseniz kurtulursunuz” dediği sahabe topluluğunun arasında bile önemli bir münafık kitle mevcuttu. Bu güzide topluluğun içinden içki haram kılındıktan sonra içki müptelası (Ebû Mihcen es-Sekafî) kimseler çıkmış. Az sayıda da olsa zina edenler, hırsızlık yapanlar, yanlış yapanlar olmuş. Hatta Mekke Fethi için yola çıkan Peygamber ordusunu müşriklere ihbar etmek isteyen sahabe vardır. Keza Hz İsa’nın 12 havarisinden bir tanesi ihanet etmiş, dönemin müminlerini, dönemin zulüm düzeni Roma’ya satmıştır. Üstadın dediği gibi çakıl taşı hükmündeki problemleri, hataları gözünüze yaklaştırırsanız dağ cesametindeki güzellikleri görmenize engel olur. Bu nedenle en kutsi toplulukların içinde dahi hatanın, arızanın olabileceği gerçeğini kabul edersek daha az yıkım yaşarız.</p>
<p>Bu tür durumlarda peşin hükümlü ve tepkisel davranmayı doğru bulmuyorum. Hizmetin temel esaslarından birisi reaksiyoner değil, aksiyoner olmak, müspet hareket etmek ve makulü aramaktır. Yılların hizmetlerini, kazanımlarını, hayırlarını kolayca yok saymak, onca güzelliği “değersiz” görmek ifrat bir yorum olur. <strong>Bu Hareket son yüzyılda sadece Türkiye’de değil, sadece Orta Doğu‘da değil dünyada en önemli iz bırakan sosyal hareketlerden birisidir. Kanaatimce, 1970’lerden bu güne Dünyanın her yerine ulaşmış hayır ve iyilik projeleri uygulamış, gayet başarılı şekilde insanları motive etmiş, eğitimden sağlığa, çevreye kadar etkin olabilmiş ikinci bir sosyal hareket göstermek mümkün değildir.</strong> Sadece Türkiye’de kapatılan 1200 okulu göz ardı ederek, dünyanın her yerinde açılan kurumları, savaş bölgelerinde canı pahasına yapılan eğitim faaliyetlerini yok sayarak üç-beş insanın hatasını bütün güzelliklerin önüne koymak milyonların hukukuna girmektir. Kötü örneklerden hareketle “Hizmetin kuruduğunu, yok olduğunu” ifade etmek insafsızlıktır.</p>
<p>Problemi doğru tespit etmek lazım. Hizmet organizasyonu ve Hizmet insanları olarak elbette hatalarımız olabilir. Yasalara uygunluk açısından bakarsanız Türkiye’de suçsuz, temiz kimse/kesim bulmanız zordur. Zira yıllar boyu ülkede yasalar hukuka, eşitliğe, temel haklara aykırı kullanıldı. Bugün AKP’nin yasaları keyfi kullanmasını yıllarca Kemalistler, sekülerle yaptılar. Devlet her dönemde insanları hukuk dışı alanlara itti. Cari yasalar/kurallar pek çok sosyal gruba hareket alanı bırakmadı. Bizde fizibilitesi iyi yapılmayan yatırımlar, hesap bilmezlikler vardır. Ama Hizmet’in içinde taammüden, bilerek yapılan usulsüzlük, yolsuzluk, yanlış işler toplumun diğer kesimleri ile karşılaştırılmayacak kadar önemsizdir. <strong>E</strong><u><strong>min olarak ve iddialı şekilde söyleyebilirim ki global ölçekte 50 yılda Hizmette vuku bulan yolsuzluk, istismar gibi olumsuzluklar AKP’nin bir ilçe teşkilatında bir yılda olandan azdır. </strong></u>Bunu yıllar boyu binlerce kişiyle muhatap olmuş, önde olanları tanıyan, işleyişi bilen birisi olarak söylüyorum.</p>
<p>Ama bu iddiada olmam küçük de olsa hatalarımızı görmemize ve tashihe engel değil. Zira bizdeki küçük hatalar göze düşen kıl gibidir. Bediüzzaman&#8217;ın dediği gibi “baş bir batman yükü taşır, ama göz bazen bir kılı taşıyamaz!” Hataların, yanlışların azlığı, Hizmet’i daha sağlam esaslara bina etmeye, göze takılan kıldan kurtulmaya mani değil. <strong>İnsan potansiyelimiz bizim en önemli sermayemiz. Bu potansiyeli korumak, onların ümidini canlı tutmaya, güvenlerini yitirmemeye bağlı.</strong> Bizler kusursuz melekler topluluğu değiliz. Hizmet hata yapabilir insanlardan oluşuyor. Dün sağlam, güvenilir olan, paraya, harama tamah etmeyen kimseler zaman içinde bozulabilir, yanlışa tevessül edebilir. Bunu kabullenerek iş yapmalıyız. Mutlak güven ve denetimsizlik üzerine sistem kurulamaz. Kurulduysa ve bir dönem işlediyse de her zaman çalışmaz, uzun süre gitmez.</p>
<p>Her sosyal grupta var olabilecek türden yanlışlarımızı düzeltmeye çalışırken ümide, heyecana, güvene darbe vurmamak gerektiğini düşünüyorum. <strong>Problemlere eylemsiz kalmak, yok saymak güvenleri yıktığı gibi, kastı aşan eleştiriler de ümitlere darbe vurmaktadır.</strong> Konularımızı güven inşaasına katkı verecek, ümitleri besleyecek şekilde düşünmeli ve konuşmalıyız. Pekala bu süreçten kolektif ve bireysel açıdan yenilenerek, öğrenerek çıkabiliriz. Medenice, itidali elden bırakmadan, etiketlemelere girmeden, aklı selimle, sükunetle ve çözüme yönelik konuşabilmeliyiz. Yüksek tansiyonla tepkiler vermek, reaksiyoner davranmak yarılmalara, kutuplaşmalara sebep olabilir.</p>
<p>Bizler giydiği kazağın, yediği somunun hesabını veren bir zatın talebeleriyiz. İnsanları suizanna sürüklemeye, yanlış düşündürmeye hakkımız yok. Hizmet Türkiye&#8217;nin yaralı demokratik şartlarında kuruldu, gelişti. Ama artık eski yöntemlerle devam edemez. Töhmet ortamlarından uzak durmak, yanlışa müsaade etmeyen yapılara geçmek zorundayız. Bunu yapmadığımız sürece eleştiren, yazan, konuşan olacaktır.</p>
<p>Hizmet çöküyor dağılıyor vb. diye endişeye mahal yok. Erdoğan gider, AKP diye bir parti kalmaz ama Hizmet bir şekilde devam eder. Yeter ki kendimizi düzeltmeye çalışalım, ilkelerimize sadık kalalım, ümitleri diri tutalım.</p>
<p>* * *</p>
<p>Bakın Hoca Efendi töhmet alanlarından uzak durmakla ve güveni korumakla ilgili neler demiş:</p>
<p><strong>Soru: Adanmışlık ruhunun gönüllerde canlılığını sürekli koruyabilmesi için göz önünde bulundurulması gereken temel disiplinler nelerdir?</strong></p>
<p>Cevap: Her şeyden evvel adanmış gönüllerin güven kredilerini zedeleyebilecek her türlü tavır ve davranıştan uzak durmaları gerekir. Samimi hislerle, herhangi bir beklenti içine girmeksizin bir mefkûreye gönül vermiş, bir davaya kendini vakfetmiş insanların, içinde bulundukları daireye bilerek zarar vereceklerini, beraber oldukları insanların lekedâr olmasına yol açacak davranışlar sergileyeceklerini zannetmiyorum. Fakat bazen düşünülmeden atılan adımlar, iyi hesap edilmeden girişilen işler, bir kısım falsoların yaşanmasına, dolayısıyla itibar yıpranmasına yol açabilir. Böyle bir durumda yapılması gereken aynı duygu ve düşünceye sahip insanların ortak akıl ve müşterek hareketle hemen o yanlışlık ve falsoyu telafi edecek bir ceht ve gayret ortaya koymalarıdır. Böyle yapıldığı takdirde hata yapan insan mahcubiyetten kurtarılmış olacağı gibi, içinde bulunulan daire adına da bazı olumsuz düşüncelerin zihinlerde yer etmesine fırsat verilmemiş olur.</p>
<p>Hayatını hizmet önceliğine bağlamış insanlar bence haklarında suizan oluşmasına sebebiyet verebilecek her türlü muameleden uzak durmalı ve töhmet mahallerine hiç mi hiç yaklaşmamalıdır. Mesela “Acaba oradan mı çıktı?” dedirtmemek için bir meyhanenin önünden bile geçmemeye dikkat etmelidir. Hususiyle birisinin ayıbının başkalarına mâl edilmesi söz konusuysa, fevkalade hassas hareket edilmelidir.</p>
<p>Önemli olan hak erlerinin gerek şahsî, gerek ailevî, gerekse içtimaî hayatlarında içinde bulundukları hareketi mahcup edecek hâl ve hareketten uzak durmalarıdır. ..“Allah’ım ben arkadaşlarımın yüzünü yere baktıracaksam, bin can ile yerin dibine batmayı arzu ederim.” diyebilmelidir. İşte bu, davaya vefanın ve sadakatin ifadesidir. Aleyhte bir söz söyletmemek ve en küçük bir yanlışlığa meydan vermemek için adanmış her ruh daima birer güven, sadakat ve ismet memuru gibi gayret göstermelidir. Evet, her zaman müstağni olmalı, kimseye el açmamalı, yüzsuyu dökmemeli, açgözlü olmamalı, Allah’ın verdiğine kanaat etmeli ve itibara dokunacak her türlü işten uzak durulmalıdır.</p>
<p>Ayrıca Hak ve hakikatin sesi olmaya çalışan insan, söylenilen sözlerden ziyade samimi tavır ve davranışlarıyla inandırıcı olabileceğini unutmamalıdır. <a href="https://www.herkul.org/kirik-testi/bir-omur-boyu-adanmislik-ruhu/" target="_blank" rel="nofollow noopener">https://www.herkul.org/kirik-testi/bir-omur-boyu-adanmislik-ruhu/</a></p>
<p><strong>Soru: “Muhataplara güven telkin etmek” ne demektir ve bu vazife yerine getirilirken gelecek nesiller nezdinde tenkit ve ithamlara maruz kalmamak için hangi hususlara dikkat edilmelidir?</strong></p>
<p>Cevap: Mü’min, Allah’a, Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve O’nun haber verdiklerine gönülden inanıp kabul ve tasdik eden insan demektir. Fakat aynı zamanda o açık-kapalı her hâliyle çevresindekilere güven vaad eden, yeryüzünde emn ü emanın temsilcisi olarak yalan ve aldatmadan fersah fersah uzak bulunan, özü sözü bir, tam bir emniyet ve güven insanı demektir. Bu sebeple biz “güven telkin etme” derken, “idare-i maslahatçılık yapma, oportünist davranma, ‘güvenilir insan intibaı’ bırakmak suretiyle çevresindekileri idare etmeye çalışma” gibi bir anlayışı kesinlikle kastetmiyor, kabul etmiyoruz; kabul etmiyoruz çünkü böyle bir anlayışın, Müslümanlıkla, dinimizin temel prensipleriyle telif edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla imanımızın gereği olarak bizim, her türlü hâl ve hareketimizde, tavır ve davranışımızda dosdoğru olmamız, doğrulukla oturup doğrulukla kalkmamız ve her zaman, herkesin başvuracağı bir güven kaynağı hâline gelmemiz gerekir ki, işte bizim ‘güven telkin etmek’ten kastımız da budur. Hiçbir mü’mine olumsuz bir söz söylettirmeme ve onları yanlış yorumlara sevk etmeme bizim mü’min kardeşlerimize olan re’fet, şefkat ve düşkünlüğümüzün bir gereğidir. <a href="https://www.ozgurherkul.org/kirik-testi/guven-telkin-etme-ve-seffafiyet/" target="_blank" rel="nofollow noopener">https://www.ozgurherkul.org/kirik-testi/guven-telkin-etme-ve-seffafiyet/</a></p>
<p><em><strong>Soru: Yasin sûresinde geçen, </strong></em><strong>اتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْأَلُكُمْ أَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ</strong><em><strong> “Sizden bir ücret istemeyen ve dosdoğru yolda yürüyen bu kimselere uyun!” (36/21) ilahî beyanının günümüzün tebliğ erlerine verdiği mesajlar nelerdir?</strong></em></p>
<p>Hz. Pir, hediye kabul etmemesinin yanı sıra, oldukça sade ve mütevazi bir hayat yaşayarak, sürekli nasıl geçindiğinin hesabını vererek aleyhinde söz söylenmesinin önüne geçiyor. Kimse onun hakkında, “Şunu aldı, şunu yedi, şunu apardı, şurada bir dikili taşı vardı” gibi sözler söylememiştir. İşte bu, dava-i nübüvvete nasıl varis olunabileceğini kemal-i ciddiyetle göstermenin bir ifadesidir.</p>
<p>Doğru yolda yürüme ve yapılan hizmetler karşılığında hiçbir karşılık beklememe, günümüzün tebliğ kahramanları açısından da çok hayatî birer esastır. Neticesi itibarıyla neye mâl olursa olsun, onlara düşen vazife, beklentisiz ve hasbî olmaktır. Allah yolunda yapılan hizmetler maddî-manevî, dünyevî-uhrevî hiçbir şeye alet edilmemelidir.  Hizmet-i imaniye ve Kur’âniye yolunda hareket eden insanların hedeflerinde sadece rıza-i ilahî olmalıdır. Hizmetlerini, dünyevî kazançlara, makama, mansıba, şöhrete, itibar elde etmeye, kendini anlatmaya vesile yapmamalıdırlar.</p>
<p>(Not: Bu yazı 23 Ocak 2010 tarihinde yapılan sohbetten hazırlanmıştır.  <a href="https://www.herkul.org/tag/habib-i-neccar/" target="_blank" rel="nofollow noopener">https://www.herkul.org/tag/habib-i-neccar/</a></p>
<p><strong>Kaynak: Mahmut Akpınar | patreon.com/mahmutakpinar</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmet-kirlendi-mi-mahmut-akpinar/">Hizmet kirlendi mi? | Mahmut Akpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet’te kadın &#124; Mahmut Akpınar</title>
		<link>https://hizmetten.com/hizmette-kadin-mahmut-akpinar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 11:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Akpınar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhafazakar bir çevrede yetiştim. Aile büyüklerim hep anlatırdı: “Falan çok zekiydi ama ‘dinsiz’ olur korkusuyla okula gönderilmedi!” Babam rahmetli 1923 doğumluydu ve Tek Parti döneminin canlı şahidiydi. Samanlıklarda nasıl gizli&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmette-kadin-mahmut-akpinar/">Hizmet’te kadın | Mahmut Akpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhafazakar bir çevrede yetiştim. Aile büyüklerim hep anlatırdı: “Falan çok zekiydi ama ‘dinsiz’ olur korkusuyla okula gönderilmedi!” Babam rahmetli 1923 doğumluydu ve Tek Parti döneminin canlı şahidiydi. Samanlıklarda nasıl gizli Kur’an öğretildiğini, ezan okumak için minareye çıkan müezzinlerin jandarma görünce nasıl Türkçeye döndüklerini anlatırdı. Anadolu’da “gavur” olacak korkusuyla çocuklar yıllarca okullara gönderilmedi. Zira pozitivist eğitimin etkisiyle çocuklarının itikadi açıdan yittiğini görüyorlardı. Tarikatlar değilse de, cemaatler Cumhuriyet döneminde nesilleri koruma talebinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Toplumun önemli bir kesiminin çocuklarını pozitivist eğitimin etkisinden koruma arayışı başka sosyal, ekonomik problemleri doğurdu. Seküler kesimler üst sınıflara çıkarken dini eğitimle yetinenler alt sınıflarda kaldı, düşük gelir ve statüye rıza gösterdiler. Konan bariyerler ve eğitim eksikliği nedeniyle dindarlar devletin, toplumun hayati noktalarından dışlandılar. Dindar ve aydın bir arada anılmaz oldu. Aydın olmak inançtan, ibadetten uzak olmak şeklinde yorumlandı. Hakim laikçi zihniyet dindarları dışladı, aşağıladı.</p>
<p>Bu ayrımcı, dışlayıcı yaklaşımdan kadınlar daha çok etkilendi. Erkekler dindar olduğunu göstermeden hayata tutunabiliyordu. Ama tesettürlü hanımlar için şartlar çok daha ağırdı. Pek çok dini grup bu dönemde kendisini dini eğitime adadı, insanların inançlarını muhafazaya yönelik çalışmalar yaptı. Kur’an öğretti, medreseler, dergahlar açtılar. Hizmet Hareketi ise mevcut eğitim sisteminin içinde kalarak, inancı korumanın yollarını aradı. Risale-i Nurlar pozitivist eğitimin etkisini kırmak, imanı güçlendirmek için yazıldı. 1970’lerden sonra Hizmet yurtlar dershaneler açarak, barınma imkanları hazırlayarak bu dezavantajlı durumu bitirmeye çalıştı. Yabancı dille eğitim yapan, modern laboratuvarları olan kolejler açtı, geniş bir kitleye nitelikli eğitim verdi. Dindar Anadolu insanının dezavantajlarını telafi etti, dahası onları öne geçirdi.</p>
<p>Hizmet Hareketi’nin kız çocukları için hazırladığı eğitim imkanları ise her türlü takdirin ötesindedir. Ortadoğu coğrafyasında devrim niteliğindedir. Muhafazakar Anadolu insanı erkek çocuklarını okutma problemini aşsa da kız çocuklarının eğitim problemini çözememişti. İnsanlar kız çocuğunu güvenmediği kimselerin eline bırakmak istemiyordu. Hizmet kız çocukları için de nitelikli eğitim fırsatları sundu. Yurtlar, dershaneler, kolejler, üniversiteler açtı. Yüzlerce modern kız kolejinde kaliteli eğitim verdi. Kız/erkek nesillerin hem inancını/itikadını korudu, hem de onlara kaliteli eğitim verdi. Milyonlarca kız çocuğu bu okullardan mezun olup hayatın içinde rol aldı. Elli yılda hiçbir taciz, tecavüz vakasına rastlanmadı.</p>
<p>Eşim yıllarca kurumlarda öğretmenlik yaptı. Dört çocuğum kurum kreşlerinde büyüdü. Haftanın en az 6 günü eşim erkenden kalkar, çocukları adeta yataklarından sürüyerek kaldırır, alelacele giydirir ve okula götürürdü. Neredeyse her akşam 9, 10, 11 civarı yorgun argın eve dönerdi. <b>Çocuklar okul koridorlarında, kreşlerde perişan olurken bugün “terörist” ilan edilen kadın öğretmenler milletin çocukları için tahammül ötesi yoğunlukta çalışır, rehberlik yapardı. </b>Defalarca kadınları bu kadar yoğun çalıştırmanın insani ve İslami olmadığını anlattım, ama çözüm olmadı. Kadınlar kocalarıyla idarecileri, kendi çocuklarıyla öğrencileri arasında sürekli preslendi, ağır fedakarlıklara zorlandılar. Eşler, çocuklar ve hanımlar perişan oldu.</p>
<p>Erkekler de elbette yoğun çalışıyordu. Ama onların ev işleri, çocuk doğurma ve büyütme gibi dertleri yoktu. Peşlerine yapışık aç, perişan çocukları olmuyordu. Gerek MEB gerek diğer özel okullara göre çocuklar ve hanımlar rahat etsin diye ortamlar hazırlanıyor, bakıcılar tutuluyordu. Lakin kadınlardan insanüstü fedakarlık bekleniyordu. Maalesef bu kurumlarda tepe yöneticiler erkeklerden oluşuyordu ve kadınların yaşadıklarını anlayamıyorlardı.</p>
<p>Hizmet Hareketi sadece Türkiye’de değil Afganistan’dan Somali’ye kadar Müslüman toplumlarda kız çocuklarının eğitimi ve kadının hayatın içinde olması için Nobel’e layık işler yaptı. Kız/erkek çocuklarını okutarak muhafazakar dindar kesimin eğitim, kültür, ahlak hayatına müthiş katkılar sundular.</p>
<p><b><i>Peki, bütün güzelliklere rağmen kadına gereken önem verildi mi? Kadın hak ettiği yeri bulabildi mi?</i></b></p>
<p>Bu soruya ‘evet’ demenin mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz.</p>
<p>Mazeret olarak içinde yetiştiğimiz tutucu ve kapalı kültür, kadınların talep etmemesi, mahremiyet vb gerekçeler öne sürülebilir. Ama gerçek şu ki kadınlara hak ettikleri, layık oldukları konumu, hakları vermedik, veremedik.</p>
<p>— Kadınların rahat etmesi, çocuklarıyla ilgilenebilmesi için imkanlar hazırlandı. Hocaefendi’nin teşviki ve zorlamalarıyla kreşler açıldı, bakıcılar tutuldu. Ama yüzlerce kız lisesi dahil okulların, dershanelerin başına resmi/yetkili hanım müdür atanmadı. Hanımlara kocasının gölgesinde müdür yardımcısı rolü uygun görüldü. Bu ucube durum çoğu zaman tuhaf çelişkilere neden oldu. Oysa erkek okullarına da hanım müdürler atanabilirdi, kız liselerine evleviyetle atanmalıydı.</p>
<p>— Kızların okuması için gereken çaba gösterildi ama yetişen hanımların varlıklarına oranla temsilleri hiçbir dönemde gerçekleşmedi. Kurumlarda, meşveret heyetlerinde kadınların temsili sembolik ve çok zayıf kaldı. İstisnalar da vaziyeti, vizyonu kurtarmaya matuftu.</p>
<p>— Kadınlar kendilerini doğrudan ilgilendiren konularda dahi karar süreçlerinde etkili olamadılar. Onlara alınan kararları yorumlamaksızın uygulama vazifesi düştü. Bazen akıllarına yatmayan kararları çoluk çocuğunu, ailesini ihmal pahasına uygulamaları istendi. Erkekler kaçamak yapabilirken, duygusal olan kadınlar ağır vazifeler altında ezildiler. Ama “dünyayı kurtarmaya” odaklandığımız için insani duyguları, ihtiyaçları yok sayıyorduk. Yanlış yorumladığımız “yaşatma ideali” ile coşarken, kendi temel ihtiyaçlarımızı, akrabalarımızı, ailemizi, eşimizi, çoluk çocuğumuzu ihmal ediyorduk.</p>
<p>— Nesilleri kurtarmak için, ideallerimiz uğruna fıtratı zorlayan çabalarımız oldu. Allah da çok bereketli sonuçlar lütfetti. Halk bilmese de elbette Hâlık biliyor, mükafatını verecektir. Ama direnme ve itiraz etme yönü yeterince gelişmediği veya tarafımızdan baskılandığı için bu yükün altında en çok da çalışan hanımlar eziliyordu.</p>
<p>— Bir taş da kadınlara atmak durumundayız. Kadınlar için geleneklerin baskısı, erkek egemen toplumda yetişmenin zorlukları, pozitif ayrımcılığın olmaması gibi konular var. Ama Türkiye’de kadınların, münhasıran dindar kadınların eğitimli de olsalar haklarını arama ve mücadele noktasında oldukça isteksiz olduklarını söylememiz gerekiyor.</p>
<p>Hareket kadınların daha iyi eğitim alması, statü elde etmesi, hayata tutunması için çok yatırım yaptı, çaba sarf etti. Ama Hizmet de diğer sosyal gruplar gibi kadına hak ettiği yeri veremedi. Hareket erkek egemen bir camia oldu ve hala o özelliğini devam ettiriyor. Bunu değiştirme konusundaki çaba oldukça yetersiz.</p>
<p><b>ÇÖZÜM NE? </b></p>
<p>Kadının fizyolojik özelliklerini inkar etmeden onu Allah’ın yarattığı bağımsız bir birey görmeliyiz. Kadın hakları temelde insan hakkıdır. Kadının haklarının gaspı da insan haklarının ihlalidir.</p>
<p>Düşüncenin, ilmin, fikrin olduğu ortamda kadın-erkek ayrımı olmaz. Orada insan vardır ve düşüncenin, fikrin doğruluğu, isabeti veya yanlışlığı söz konusudur. Bediüzzaman’ın dediği gibi ilim edepten önce gelir. İlmi tartışmanın, fikri konuşmaların olduğu ortamlarda herkese fikirlerini özgürce ifade imkanı tanınmalıdır. Dahası gelenekten kaynaklanan olumsuzluklar nedeniyle kadınlara pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.</p>
<p>Kadın ve erkek yaratılıştan farklı özelliklere sahiptirler. Erkek fiziken daha güçlü, kaslı, cesur olabilir. Ama kadın daha dayanıklı, sabırlı, mücadelecidir. Erkekler pes edip yıkılırken kadınlar, destansı mücadeleler vermiştir. Kadınlar  daha düzenli, tertipli  dikkatli, sistemli çalışmaktadır. Kadınların yokluğu pek çok alanda zaaf ve eksiklik oluşturur.</p>
<p><b>İlim kadın erkek herkese farzdır. Kadın Allah nezdinde bağımsız bireydir. Hayatta yaptıklarından dolayı da ahirette hesaba çekilirken de birey olarak muhatap alınır. Onu bir erkek vesayetinde anmak, bir erkeğe bağımlı hale getirmek en başta dinin Ruhuna aykırıdır. Kabirde, haşirde, hesapta hiç bir kadın “falanın karısı” “filanın anası” olarak çağrılmayacaktır. Kendi adıyla ve kendi namına çağrılıp hesabını verecektir. </b>Kur’an’da pek çok yerde kadınlar ve erkekler olarak ayrı ayrı sayılır ve her birine dair sorumluluk hatırlatılır.</p>
<p>Kadının geri plana itilmesini İslam toplumları çözmek durumunda. Geri kalmamızda kadının zekasından, becerisinden, düşüncelerinden yeterince yararlanmamanın etkisi büyüktür<b>. Olduğumuz insan potansiyelinin yarısını yok sayarak, baskılayarak ne iyi dindar olabiliriz ne de dünya işlerinde başarı sağlayabiliriz. </b>Hz. Hatice’nin bir tüccar olması, Hz. Ayşe’nin komutanlık yapması ve büyük bir alim olması Müslüman toplumlarda reel manada karşılık bulmak ve uygulamaya geçmek zorundadır.</p>
<div class="td-g-rec td-g-rec-id-content_bottom td_uid_3_604d32563b1ee_rand td_block_template_1 "><strong>Kaynak: Tr724 | Mahmut Akpınar</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmette-kadin-mahmut-akpinar/">Hizmet’te kadın | Mahmut Akpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gül gibi insanları incittiniz! &#124; Mahmut Akpınar</title>
		<link>https://hizmetten.com/gul-gibi-insanlari-incittiniz-mahmut/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2020 10:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Akpınar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11684</guid>

					<description><![CDATA[<p>Memleketim Uşak, Batı Anadolu’da küçük bir şehrimiz. Herkesin birbirini tanıması, belki şikâyet mekanizması nedeniyle zulmün en ağır geçtiği yerlerden. Uşak’ta zulüm 15 Temmuz’dan çok önce başladı. Türkiye’nin tanıdığı, AKP milletvekili&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gul-gibi-insanlari-incittiniz-mahmut/">Gül gibi insanları incittiniz! | Mahmut Akpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Memleketim Uşak, Batı Anadolu’da küçük bir şehrimiz. Herkesin birbirini tanıması, belki şikâyet mekanizması nedeniyle zulmün en ağır geçtiği yerlerden. Uşak’ta zulüm 15 Temmuz’dan çok önce başladı. Türkiye’nin tanıdığı, AKP milletvekili adayı olmuş sanayici Hazım Sesli ve bir grup esnafı ortada daha “puslu darbe ortamı” yokken aldılar içeriye. Bu küçük ilde yaşatılan zulümler öyle can yakıcı hala geldi ki sosyal medyada “Ne çektin be Uşak!” diye hesap bile açıldı.</p>
<div class="eY2qoeAV"><ins class="adsbygoogle" data-ad-client="ca-pub-3342468355981008" data-ad-slot="3622868373" data-ad-format="auto" data-adsbygoogle-status="done"><ins id="aswift_1_expand"><ins id="aswift_1_anchor"></ins></ins></ins>Uşak’ta herkesin sevdiği, her fakirin “buradan boş dönmem” diye kapısını çaldığı, her cami yapanın mutlaka uğradığı, bütün İslami cemaatlerin “abi” bilip her yıl düzenli destek aldığı, her daim gülümseyen, etrafına pozitif enerji ve umut yayan Ömer Abi’yi tanımayan yoktur.</p>
<p>Kimin bir işi olsa ya bizzat önüne düşer yardımcı olur, ya arabasını verir veya çalışanlarından birisini tahsis ederdi. İlk tanıdığımda eski garajın yanında rulman ticareti yapan bir işyeri vardı. İşyerinin yola bakan köşesindeki küçük ofisi arı kovanı gibiydi; ziyaretçilerle dolar boşalırdı. Mesaisinin büyük kısmını başkalarına yardımcı olmakla, hayır işleri ile geçirirdi. “Ömer Abi’nin bana faydası olmadı!” diyebilecek çok az insan vardır Uşak’ta. Her kimin, ne tür sıkıntısı olsa kıvranarak çözüm üretmeye çalışırdı.</p>
<p>Yıl 1996, evleneceğim. Uşak’tan başka bir şehre gelin almaya gideceğiz. Kötü bir arabam var; ama gelin arabası için biraz düzgünü lazım. Sağ olsun o dönemde bir abimiz kendi arabasını verdi. Bizzat kendisi de şoförümüz oldu. Akrabalardan, dostlardan gelmek isteyenler var, fakat yeterli araç yok. Nasıl yaparız diye düşünürken birisi: “Ömer Abi’nin dolmuşu var; o halleder!” dedi. Sağ olsun hiç ikiletmeden şoförüyle birlikte aracını tahsis etmişti. Sonradan öğrendim ki benim gibi pek çok arkadaşa arabalarını şoförleriyle birlikte defalarca tahsis etmiş.</p>
<p>Bir defasında kendisi gibi Uşak’ın önde gelen esnaflarından İlyas beyle başka bir şehre öğrenciler için gıda toplamaya giderler. Şu sıralar, Ömer Bey gibi malına-mülküne çökülmüş, torunlarından mahrum bırakılmış, sürgün hayatı yaşayan İlyas Bey yardım topladıkları işletmedeki ürünleri çok beğenir. “Bu ürünler çok güzelmiş! Ben bunlardan bir miktar da kendi evime de almak istiyorum” der. Ömer bey kendisinden büyük olan İlyas abiye: “Abi şimdi alma! Ben sana sonra daha fazlasını getirtirim. Eğer şimdi alırsak öğrenciler için topladıkları yardımları evlerine götürüyorlar diye suizanna sebep olabilir ve insanları günaha sokabiliriz” der ve aldırmaz. Sonra gerçekten İlyas Abi’nin bahsettiğinden daha fazlasını teslim eder.</p>
<p>Yaşları 70’lere dayanmış Makina mühendisi Ömer Bey ve eşi Birgül Abla Uşak’ta nerdeyse herkesin evinde yemek yediği, kimseyi kırmayan, herkese el uzatan güler yüzlü bir aileydi.</p>
<p>Ortak bir dostumuz: “Köprü olsa üstünden geçmeye kıyamayacağınız kadar güzel, nezaket ve zarafet sahibi bir ailedir. Pek çoğumuz fedakarlığı onlardan öğrendik” diyecekti. Birgül abla 7 çocuk yetiştirmesine rağmen Hızır gibi her yere koşar, her işe yetişirdi. Ömer bey ve Birgül abla İnsanlara inançları, siyasi görüşleri, aidiyetleri açısından ayrım yapmaz, her dara girenin problemini çözmeye çalışırdı.</p>
<p>Ömer Abi müşterilerinden birinin işinin kötüye gittiğini duyarsa rencide etmeden borçlarını silerdi. Arabasından hediye eksik olmazdı. Bir yılda yaklaşık 500 kilo meşhur Uşak tarhanası dağıtırdı. Ailecek vermeyi, paylaşmayı çok severlerdi. Pek çok insan başkalarıyla kaynaşamaz, arasına mesafe koyardı. Ama Ömer Abi ve Birgül Abla herkesi kardeşi gibi gördüğü için herkes de onları kendine yakın hissederdi.</p>
<p>Uşak’ın bir başka mütebessim çehresi, herkesin tanıdığı Mehmet K. Abi ve eşi şimdilerde gurbet elde torun hasretiyle yanıp tutuşuyor. 15 Temmuz sonrası birkaç gün içinde hem oğullarını hem gelinlerini tutukladılar. En büyüğü ilkokul 3. Sınıfa giden torunları annesiz ve babasız ortada kaldı. Mallarına kayyım atandı, serveti talan edildi. Yıllardır yanında çalışan elemanı: “Abi sizin hiç dostunuz yokmuş! Dostlarınız, akrabalarınız sizi sormaya korkuyorlar!” diyecekti. Torunlarından birisi: “Annem yok, babam yok! Dedem yok! Bana anneannem bakıyor. O da ölürse ne olacak?” diye çocuk yüreğinde taşıdığı kaygıyı öğretmeniyle paylaşmıştı. Daha okula bile gitmeyen başka bir torunu cezaevine babasını ziyarete gittiğinde gözlerinden şıpır şıpır gözyaşı döküyor. Sonra: “Buraya kim bakıyor? Ben onlara babamın suçsuz olduğunu anlatırım!” diye babasını alıp götürmek için bir umut arıyordu.</p>
<p>Uşak’ta herkesin tanıdığı en genci 70’ini geçmiş bu güzel insanlar şimdi yaban ellerde, gurbet ve hasret duygularıyla iç içe dervişane, dualarla geçen, münzevi bir hayat yaşıyorlar. Bazen beni ararlar ve dertleşiriz. Her şeylerine çöktükleri, şirketlerine kayyım atadıkları için pek çoğu 5 yıldır yokluklar, zorluklar içinde yaşıyorlar.</p>
<p>Geçen Ömer abiyle görüştüm hala gülümsüyor, hala ümit yayıyor etrafına. Günleri ibadet, okuma zikirle geçiyor. Uzun uzun dua listeleri yapmış, vaktini mağdur-mazlum dostlarına isim isim dua ederek, yakarışla geçiriyor.</p>
<p>“Şirketlerden bir şey gelmiyor mu abi?” dedim.</p>
<p>Yüzünde en küçük bir şikayet olmadan, her zamanki güleçliğiyle şükredip “hayır” dedi. Türkiye’den ayrıldığı yıl 350 ayrı kişiye/kuruma yardımı olmuş. Fakir fukaraya giden bu imkanlar üzerinde şu an adına “kayyım” denen at hırsızları tepiniyor!</p>
<p>Gül gibi insanları incittiniz. Onları çoluk çocuğundan, torunlarından ayırdınız. Alın teriyle kazandıkları mallara çöktünüz. Zalimlere sözümüz yok! Onlarla hesabımızı Allah’a havale ettik.</p>
<p>Ama ya siz Uşak halkı, Türkiye toplumu. Hep güzellik, fayda gördüğünüz bu insanlara “terörist” denmesini nasıl içinize sindiriyorsunuz?</p>
<p>Hiç aynaya bakmıyor, kendinizle yüzleşmiyor musunuz? Zulümler yetmedi mi? Kalplerinizin yumuşayacağı an gelmedi mi? Acaba haksızlık ediyor olabilir miyiz diye aklınıza gelmiyor mu?</p>
<p>Sizin için şairin dediği gibi “Bahçeleriniz bahar görmesin!” demiyorum. Allah yüreklerinize merhamet versin, vicdanlarınızı diriltsin! Zulüm karşısında lal kesilmekten kurtarsın sizleri!</p>
<p><strong>Kaynak: Tr724 | Mahmut Akpınar</strong></p>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/gul-gibi-insanlari-incittiniz-mahmut/">Gül gibi insanları incittiniz! | Mahmut Akpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cemaat çıktı, size afiyet olsun! &#124; Mahmut Akpınar</title>
		<link>https://hizmetten.com/cemaat-cikti-size-afiyet-olsun-mahmut-akpinar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Feb 2020 14:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Akpınar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=7566</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cemaat çıktı, memleket hırsızlara, yolsuzlara, din tüccarlarına, suç şebekelerine, (gerçek) darbecilere kaldı! Tek Parti döneminde üretildiğini düşündüğüm, din adamlarını aşağılayan, yakışıksız bir hikaye vardır. Hikayeye göre adamın bostanına bir öküz,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cemaat-cikti-size-afiyet-olsun-mahmut-akpinar/">Cemaat çıktı, size afiyet olsun! | Mahmut Akpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Cemaat çıktı, memleket hırsızlara, yolsuzlara, din tüccarlarına, suç şebekelerine, (gerçek) darbecilere kaldı!</h1>
<p>Tek Parti döneminde üretildiğini düşündüğüm, din adamlarını aşağılayan, yakışıksız bir hikaye vardır. Hikayeye göre adamın bostanına bir öküz, bir de hoca girer. Adam oğluna: “Git, önce hocayı çıkar, öküz karnı doyunca çıkar; ama Hoca doymak bilmez” diye tembihler.</p>
<p>Her ne kadar AKP ve Diyanet din adamlarını gerçekten hikayedeki hoca tipine dönüştürse, İslami/ahlaki kural tanımaz, güç karşısında secde eden din adamı modelini teşvik etse de hikaye kabul edilebilir değil. Ne var ki aktörleri değiştirilerek aynı hikaye pek çok kesime/duruma uyarlanır.</p>
<p>Hizmet Hareketi son dönemde herkes tarafından ötekileştirildi, dışlandı, aşağılandı. Hayatında trafik suçu bile olmayan, sicili tertemiz insanlar bütün suçların faili olarak sunuldu. Adeta, Hz. Ademden bu tarafa ortada kalmış ne kadar faili meçhul suç, cinayet varsa Cemaate yüklendi. Nasıl olsa bir kara çalınmıştı ve kimsenin savunmaya cesareti yoktu. Savunmaya kalkanı da kodese tıkıyor susturuyorlardı.</p>
<p>Cemaat gökten inmiş bir topluluk mu? suç işleyemez mi?</p>
<p>Elbette işleyebilir.</p>
<p>Her toplumsal kesim gibi onların içinden de suçlular, kötüler hatta katiller çıkabilir. İslam hukukunun ve modern hukukun en temel esası olan “suçun şahsiliği” ilkesi gereği suça bulaşanlar bulunur ve cezalandırılır. Ama “irtibat” ve “iltisak” diye suç uyduramazsınız! Çocuğunu okula göndermeyi, bankaya para yatırmayı, sendikaya üye olmayı, sarma sarmayı, maklube yemeyi “terör delili” kabul edip 6 yıl 3 aydan başlayan cezalar veremezsiniz!</p>
<p>Bazı dostların Cemaatin başarısız olduğu, hata yaptığı bazı konuları üretilmiş suçlamalarla bulamaç hale getirip sunması ayrı bir bahsin konusu.</p>
<p>Cemaat uzaydan inmiş bir topluluk, aliens değildi. Herkesin en az bir yakını cemaatin ya okuluna, ya dershanesine gitti. Liberalinden milliyetcisine bütün sağ kesimler maklube sofrasına kaşık salladı. Yakın zamana kadar insanlar zaptedemediği çocuklarını “terbiye olsun” diye cemaat mensuplarına teslim ediyordu. “Devletin yapamadığını yapan”, dünyanın her yerinde bayrağımızı dalgalandıran, her coğrafyaya el uzatan bir eğitim, iyilik ve yardım hareketiydi. Toplantılarına katılmak ve poz vermek için koca koca adamlar yarışıyordu.</p>
<p>Aslında herkes oradaydı ve herşey herkesin gözü önünde oldu. Tarihin en büyük hırsızlık vakası suçüstü edilene kadar herşey normaldi. Toplumun en düşük suç ortalamasına, en yüksek eğitim seviyesine sahip, şiddetten uzak durma kararlılığını her fırsatta ilan eden, kendilerini “asayişin temsilcisi” gören insanlar bir anda ve toptan şeytanlaştırıldı. Erdoğan’ın “bir savcı 3 polisle sizi terör örgütü ilan ederim” demesinden sonra “terörist” muamelesi görmeye başladı. Milyonlarca mensubu olan bir kesimin toptancı şekilde, toplumun en mücrimleri haline gelmesi hayatın olağan akışına ters. Akla, mantığa, vicdana aykırı. Dünyanın hiçbir yerinde, biraz kafası çalışan, biraz düşünebilen hiç kimse toplumun en düşük suç ortalamasına sahip kesiminin bir anda “terörist” olmasına inanmaz; zaten inanmıyor. <b>Ülkenin her noktasına 1200 okul, 15 üniversite, binlerce yurt açan, fakir çocukları dağ köylerinden toplayıp, eğitip hayata kazandıran ve en küçük şiddet telkininde bulunmayan terör örgütü olmaz; olamaz. Bunu kabul edenlerin akli melekelerinin çalışıp çalışmadığını tetkik etmek gerekir. Akil ve baliğ iseler bir vicdan taşıyıp taşımadıklarına bakılmalıdır. </b></p>
<p>Hırsızlar taifesi milletin malını talan ederken suçüstü edildikleri için cemaate karşı bir kuyruk acısıyla, intikamla hareket ediyor. Bu nedenle ölçü, insaf, vicdan dinlemeden ne bulursa cemaate atıyor. İmkan olsa insanlık tarihinin bütün suçlarını cemaate yükleyecekler ama suçlamayı ancak Menderes’in İdamına kadar götürebiliyorlar.</p>
<p>CHP zihniyeti, Ulusalcı tayfa Cemaatten oldum olası hazzetmedi. Ergenekoncu, Derin yapıların Cemaatle ilgili başka bir kuyruk acısı vardı. Onlar da Cemaat karanlık odalarda çevirdiği planları deşifre ettiği, kendileri lehine kurulmuş statükoya çomak soktuğu için cemaatten nefret ediyordu. Ahmet Altan’ın ifadesiyle Hırsızlar ve darbeciler ittifak edince, kadılar da onlar için hüküm vermeye başlayınca Cemaate “terör örgütü” olmak dışında bir seçenek kalmadı.</p>
<p>Aradan yıllar geçti, Gezicilerden CHP’lilere, ABD’li papazdan Alman gazeteciye, HDP lideri Demirtaş’a kadar herkes bir şekilde F.TÖ çuvalının içine sokuldu ve bu ahlaksız suçlamadan nasibini aldı. Ama <b>CHP dahil pek çok kesim tartışmayı hak, hukuk, adalet, suça mesnet maddi delil, yasada tanımlanan suç ve onunla ilgili eylem üzerinden değil F.TÖ üzerinden sürüdürüyor. Muhtemelen CHP, AKP Ergenekon yardımıyla devrilirse aynı çuvalı kendi muhalifleri için kullanmak istiyor. Erdoğan’ın sahip olduğu sınırsız, denetimsiz güç ve yetki çoklarının ağzını sulandırıyor. </b>Eğer güçlü ve toplumsal bir hukuk, demokrasi talebi olmazsa Erdoğan’ın mevcut güç ve yetkilerini kullanmak isteyen yeni aktörler, diktatörler çıkacaktır.</p>
<p>Baştaki sevimsiz hikayeye dönecek olursak, son dönemde her suçun faili ilan edilen, her olumsuzluğun fatura edildiği Cemaat bostandan çıktı.</p>
<p>“Cemaatten” diye yargının üçte birini tasfiye ettiniz; yetinmedi hapislere doldurdunuz.</p>
<p>Emniyetten, TSK’dan, bürokrasiden, eğitimden, akademyadan, hayatın her alanından “irtibatlı, iltisaklı” diye bu insanları kazıdınız.</p>
<p>Aileleriyle birlikte 2-3 milyona varan mağdur oluşturdunuz.</p>
<p>Yetmedi, “kripto cemaatçi” diye bir kaç fasıl daha kazıma yaptınız.</p>
<p>Hem hırsızlar, hem darbeciler açısından muteber Doğu Perinçek: “Türkiye’deki Cemaat oluşumu artık temizlendi, toparlanıp, yeniden bir tehlike oluşturması mümkün değil” dedi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-175907 td-animation-stack-type0-2" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/hizmet-1.jpg" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" srcset="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/hizmet-1.jpg 700w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/01/hizmet-1-300x171.jpg 300w" alt="" width="700" height="400" /></p>
<p>Peki Cemaat/Camia hayattan dışlanıp, ölüme, yokluğa mahkum edilince ülke huzura kavuştu mu?</p>
<p>Sözde her suçun faili “terör örgütü” bitirilince memleket düzeldi mi?</p>
<p>Cemaatin tüm okulları kapatıldı, öğretmenleri atıldı; eğitim daha mı iyi? Yoksa hepten mi çöktü?</p>
<p>“İrtibatlı iltisaklı” yargıçlardan öte, zabıt katiplerine, gardiyanlara kadar temizlik yapıldı, adalet hukuk şimdi daha mı iyi?</p>
<p>İstikbale, İpek’e.. Anadolu sermayesine çöktünüz, şimdi ekonomi daha mı iyi?</p>
<p>“Cemaat Medyası” diye onlarca medyayı kapattı, gazetecileri hapislere doldurdunuz. Şu anda basın daha mı özgür, daha mı güvenilir?</p>
<p>15 Vakıf Üniversitesine ilave 7.000’den fazla akademisyeni “cemaat bağlantılı” diye attınız, ama üniversiteler yerlerde sürünüyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-219753 td-animation-stack-type0-2" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/12/turgut-%C3%B6zal-%C3%BCniversitesi.jpg" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" srcset="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/12/turgut-özal-üniversitesi.jpg 700w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/12/turgut-özal-üniversitesi-300x171.jpg 300w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/12/turgut-özal-üniversitesi-100x57.jpg 100w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/12/turgut-özal-üniversitesi-696x398.jpg 696w" alt="" width="700" height="400" /></p>
<p>Cemaat gitti, ama adaletin kırıntısı kalmadı. Ekonomi yüzyılın krizini yaşıyor. Eğitim içler acısı. Üniversiteler liseden beter, niteliksiz, yetersiz kadrolarla dolu.</p>
<p>Cemaat gitti, dinden nefret eden bir nesil geliyor.</p>
<p>Cemaat gitti, hırsızlık, yolsuzluk, ahlaksızlık, taciz, tecavüz, kadın cinayeti, çocuk istismarı, uyuşturucu, alkol kullanımı patlama yaptı.</p>
<p>Herkesle oturup konuşabilen aydın, eğitimli dindarlar gitti, meydan yobazlara, din tacirlerine kaldı. Cemaat faaliyetlerini milletten yardım  toplayarak yapıyordu. Şimdi, hazineye gitmesi gereken vergiler çocuk tecavüzcüsü dini vakıflara aktarılıyor. Camiler siyasi arenaya dönüştü.</p>
<p>Cemaat gitti, hırsızların, darbecilerin, katillerin, her türlü suç örgütünün korkuları bitti..</p>
<p>Cemaat çıktı, memleket hırsızlara, yolsuzlara, din tüccarlarına, suç şebekelerine, (gerçek) darbecilere kaldı!</p>
<p>Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yesinler, afiyet olsun!</p>
<p><strong>Kaynak:Mahmut Akpınar-TR724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cemaat-cikti-size-afiyet-olsun-mahmut-akpinar/">Cemaat çıktı, size afiyet olsun! | Mahmut Akpınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
