<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çağlayan arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/caglayan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/caglayan/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:19:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Çağlayan arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/caglayan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sızıntı’dan Çağlayan’a &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/sizintidan-caglayana-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2022 06:20:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[recep atici]]></category>
		<category><![CDATA[sızıntı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26901</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sızıntı Dergisi, 1979 Şubat ayında yola çıkarken, “Sıza sıza göl olur, Akar akar yol olur, Yaradan dileyince, Az çoklardan bol olur.” diyerek yayın hayatına başlamıştı. Mütevazi adımlarla çıktığı bu yolda&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sizintidan-caglayana-recep-atici/">Sızıntı’dan Çağlayan’a | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sızıntı Dergisi, 1979 Şubat ayında yola çıkarken, <em>“Sıza sıza göl olur, Akar akar yol olur, Yaradan dileyince, Az çoklardan bol olur.” </em>diyerek yayın hayatına başlamıştı. Mütevazi adımlarla çıktığı bu yolda şimdilerde, ‘Göl’den öte bütün göllerin hayat kaynağı olan Çağlayan’a dönüştü. Çağlayanlar nihayet varıp deryaya dökülür. ‘Çağlayan Dergisi’ de bir gün derya olacaktır inşaallah.</p>
<p>Sızıntı, ilk yayın hayatına başladığında her ay doğum yapacak bir anne gibi sancıyla kıvranır ve okuyucularına nur topu gibi bir dergi hediye etmeye gayret ederdi. Bu sancının en şiddetlisini ise elbette Hocaefendi çekiyordu. Dile kolay 37&#215;12­ ay, toplamda 444 ay yayın hayatında kalan Sızıntı dergisine her ay yazı derleyip toparlamak dışarıdan bakıldığı kadar kolay değildi. Muhatap kitlesinin fikri bakımdan günün şartlarına uygun bir şekilde beslenebilmesi için Üstad Bediüzzaman’ın deyimiyle Sızıntı Dergisi bir &#8220;<strong><em>Âlim-i mürşid</em></strong>” oldu. Okuyucularına ‘koyunun kırda bayırda otlayarak kuzusuna süt vermesi” gibi çok farklı kaynaklardan beslenerek ilmi, ab-ı hayat kaynağı olan süt kıvamında sundu. Ancak 2016 Temmuz’unda çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile kırk haramilerce yayın hayatına son verildi.</p>
<p>Hocaefendi, sanki bir gün böyle bir mesele olabilir endişesiyle daha baştan yol gösterme adına şöyle der:  “(Hizmet erinin),<em> bugününü bütün bütün yıksalar, o yönelir yarınlara ve yoluna o kulvarda devam eder; yarınlarını da yok etseler atını mahmuzlar ve öbür günlere koşar. Baş edemezler böyle biriyle ve edememeliler de. Zira o imanı, azmi, ümidi sayesinde, bozgunlar yaşadığı ya da yıkıldığı durumlarda bile hep bir başka muvaffakiyet ve zaferin projeleriyle serinlemiştir</em>.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>Demem o ki Hocaefendi, yıllar önce Sızıntı’da yayınlanan bu yazıda dediği gibi muhataplarını ismini “Çağlayan” koyduğu yeni bir projeyle serinletti ve serinletmeye de devam ediyor. 84 yaşına rağmen her ay bir annenin yavrusuna olan şefkatinden öte bir ihtimamla Çağlayan Dergisinin mizanpajıyla uğraşıyor. Bu mevzuuyla alakalalı Herkülnağme sosyal hesabında, “HİZMET DURMADI, DEVAM EDİYOR!” başlığıyla bir video yayınlandı. İzleyenler görmüş olmalı. Hocaefendi o görüntülerde Çağlayan Dergisinin Eylül 2022 sayısının mizanpajıyla bire bir ilgileniyor.</p>
<p>Evet, Sızıntı’nın yayın hayatına başladığı ilk günden Çağlayan’a dönüştüğü günümüze kadar Hocaefendi’nin dergilerin mizanpajlarıyla bizatihi meşgul olduğunu biliyoruz. Onun, birbirinden kıymetli yazıları seçerken gösterdiği hassasiyeti keşke okuyucular olarak bizler de (kendi adıma) posta kutusundan aldığımız andan itibaren fırından taze çıkmış ekmek gibi okuyup hazmedebilsek.</p>
<p>Halbuki bazılarımızın değişik bahanelerle okuma nezaketinde bulun(a)madığı bu dergiler, kim bilir nice gönülleri rikkate getiriyordur? Bakınız Hizmetten.com’da Mehmet Yıldız imzasıyla yayınlanan <strong><em>“<a href="https://hizmetten.com/daha-cok-okumali-degil-miyiz-mehmet-yildiz/">Daha Çok Okumalı Değil Miyiz?</a>” </em></strong>başlıklı yazıda bununla ilgili ilginç ve bir o kadarda çarpıcı bir hatıra okudum. O hatırada, yıllar önce akademik bir çalışma için Japonya’ya giden bir arkadaşımız şöyle diyor: “Üniversitenin kampüsünde 3-4 arkadaş otururken yanı başımızdan bir hanımefendi geçiyordu. Bizim yabancı olduğumuzu fark edince, nereli olduğumuzu sordu. Biz de “Türkiyeliyiz” dedik. Sonra da “Dininiz nedir?” dedi. “Müslümanız” dedik. “Dininizin çok değer verdiği, bir bilim insanı olarak benim de çok değer verebileceğim bir cümleyi bana söyleyebilir misiniz?” dedi. Fazla vakti yoktu. Hemen bir şey söylemeliydim. O anda aklıma, Kur’an-ı Kerim’in ilk inen ayetleri olan:<em> “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı rahim duvarına yapışan yapışkan bir maddeden yarattı”</em> (Alak 1-2) ayetleri geldi.</p>
<p>Bu ayetleri dikkatlice dinleyen hanımefendi; “<em>Çok önemli konular bunlar; okumak, O’nun adıyla okumak, yaratılış gerçeği, insanın muhatap alınması, çok ilginç</em>” dedi ve ayrılıyordu ki o an aklıma bir de çantamdaki Fountain Dergisi (Çağlayan’ın İngilizce versiyonu) geldi ve hemen çıkarıp dergiyi uzatarak, “<em>Bir de bunu inceleseniz</em>” dedim.</p>
<p>15 gün sonra soy ismimle anons ediliyordum. Baktım o hanımefendi. Gittim masasına oturdum. 2 saat kadar soru-cevap şeklinde konuştuk. Dergiyi geri verdi. Her satırını çizmiş gibiydi. <strong><em>Ama başyazı ikişer defa çizilmişti ve bana ısrarla başyazarı sordu.</em></strong> Ben de dilim döndüğünce; “<em>Dünyada cehaletin önüne geçebilmek için eğitim seferberliği yapan, öncülük eden bir fikir ve aksiyon insanı olduğunu ve ömrünü insanlığa adamış büyük bir rol model vs</em>.” şeklinde bir şeyler anlattım.</p>
<p>Hanımefendi “<em>Okuduğunuz o Kur’an’ın ilk ayetleri ve verdiğiniz bu dergi, 15 gündür bana yeni bir bakış açısı kazandırdı. İçimde Müslümanlığa karşı ilgi uyandı ve bu dine nasıl girebilirim diye düşündüm</em>” dedi.</p>
<p>Rabbim elimizdeki nimetin şükrünü kendi cinsinden (okuyarak) şükretmeyi lütfetsin.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Fethullah Gülen “<em>İnanan Sarsılsa da Devrilmez</em>” Sızıntı, Mayıs 2001, Cilt 23, Sayı 268</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sizintidan-caglayana-recep-atici/">Sızıntı’dan Çağlayan’a | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sızıntı&#8217;dan Çağlayan&#8217;a</title>
		<link>https://hizmetten.com/sizintidan-caglayana/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2022 18:30:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[#hocaefendi​ #fethullahgulen​]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[sızıntı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şubat 1979&#8217;da yayın hayatına başlayan Sızıntı, çıktığı yolculuğuna 2016 yılına kadar devam etti. Tenkil sürecinden Sızıntı da etkilenip, kapatıldı. Yüzbinlerce okura ulaşan Sızıntı, yoluna Çağlayan olarak devam etti. Fethullah Gülen&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sizintidan-caglayana/">Sızıntı&#8217;dan Çağlayan&#8217;a</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şubat 1979&#8217;da yayın hayatına başlayan Sızıntı, çıktığı yolculuğuna 2016 yılına kadar devam etti. Tenkil sürecinden Sızıntı da etkilenip, kapatıldı. Yüzbinlerce okura ulaşan Sızıntı, yoluna Çağlayan olarak devam etti. Fethullah Gülen Hocaefendi, Sızıntı başyazılarını, Çağlayan&#8217;da devam ettirdi. Dergilerin mizanpajından, yazı seçimine kadar yakından ilgilendi.</p>
<p>HerkülNağme sosyal medya hesabından &#8216;Çağlayan mizanpajından video derlemesinin ufuklara ışık olması ümidiyle…&#8217; Hocaefendi&#8217;nin mizanpaj ve yazı seçimine ait bir video şu notla yayınlandı:  &#8221;Sızıntı’nın yayın hayatına başladığı ilk günden Çağlayan’a dönüştüğü günümüze kadar Muhterem Hocaefendi dergilerin mizanpajında bulunmaya gayret göstermektedir. “Birbirinden kıymetli yazıları seçerken gösterdikleri hassasiyete keşke okuyucularımız da şahitlik edebilseler!” diye düşünüyoruz çoğu zaman.&#8221;</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">Sızıntı’dan Çağlayan’a</p>
<p>Sızıntı’nın yayın hayatına başladığı ilk günden Çağlayan’a dönüştüğü günümüze kadar Muhterem Hocaefendi dergilerin mizanpajında bulunmaya gayret göstermektedir.<a href="https://t.co/nxcWwKn1Ad">https://t.co/nxcWwKn1Ad</a> <a href="https://t.co/mKIYeblm8R">pic.twitter.com/mKIYeblm8R</a></p>
<p>&mdash; Hizmetten&#8230; (@hizmettenson) <a href="https://twitter.com/hizmettenson/status/1485688997775093762?ref_src=twsrc%5Etfw">January 24, 2022</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sizintidan-caglayana/">Sızıntı&#8217;dan Çağlayan&#8217;a</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çağlayan Dergisi Kasım sayısı yine dopdolu</title>
		<link>https://hizmetten.com/kasimda-da-caglayan-okumak-icin-cok-nedeniniz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2020 13:53:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[Kasım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14671</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kasım’da da Çağlayan okumak için çok nedeniniz var. Bir devrin efkârında kaybolmamak.. ‘KAOS, İMTİHAN VE ÜMİT’ ‘Karanlık Enerji’nin işlenebilir hale gelmesi, geleceği nasıl değiştirir? ‘ESİR MADDESİ’ Kişisel gelişim ve verimlilikte&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kasimda-da-caglayan-okumak-icin-cok-nedeniniz-var/">Çağlayan Dergisi Kasım sayısı yine dopdolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Kasım’da da Çağlayan okumak için çok nedeniniz var.</h3>
<p>Bir devrin efkârında kaybolmamak..<br />
‘KAOS, İMTİHAN VE ÜMİT’</p>
<p>‘Karanlık Enerji’nin işlenebilir hale gelmesi, geleceği nasıl değiştirir?<br />
‘ESİR MADDESİ’</p>
<p>Kişisel gelişim ve verimlilikte ‘Mozart Etkisi’…<br />
‘MÜZİK VE ZEKÂ’</p>
<p>Teknolojiyi şekillendiren alaşımlarda yeni bellek keşifleri&#8230;<br />
‘İSM-İ HAFÎZ’IN BİR TEZAHÜRÜ; HAFIZALI MALZEMELER’</p>
<p>Sosyolojinin zamandaki değişimi.<br />
Farklı kuşakların psikolojik analizi…<br />
‘X,Y ve Z NESLİ’</p>
<p>Yük taşır, ısıyı yalıtır, basıncın şokunu emer..<br />
Hepsine birden hayat boyu nasıl dayanır?<br />
‘BİR SANAT VE HİKMET ŞAHESERİ; AYAK’</p>
<p>İddialar karşısında birey ve toplumun payına düşen Kur’âni ölçüler&#8230;<br />
‘İFTİRALAR KARŞISINDA MÜMİNCE DURUŞ’</p>
<p>Beş yüz bin doğumda bir rastlanan hastalık.<br />
‘PALYAÇO BEBEK’<br />
Ve daha fazlası…</p>
<p>Çağlayan Dergisi Kasım Sayısında.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_30108"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/f2LEZcqNXLU?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/kasimda-da-caglayan-okumak-icin-cok-nedeniniz-var/">Çağlayan Dergisi Kasım sayısı yine dopdolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Sevgi Meşalesi Olarak Kültür Festivalleri &#124; İsmet Macit</title>
		<link>https://hizmetten.com/bir-sevgi-mesalesi-olarak-kultur-festivalleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2020 15:40:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14361</guid>

					<description><![CDATA[<p>Festivaller birer eğlence programı olmasının ötesinde onlarca yıl gözyaşlarıyla sulana sulana büyütülen fidanların dal budak salması, gelen baharın müjdesi Hıdırellez kutlamasıdır. Yeryüzünü cennetlere çevirecek fikir işçilerinin tüm dünyaya tanıtıldığı bir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-sevgi-mesalesi-olarak-kultur-festivalleri/">Bir Sevgi Meşalesi Olarak Kültür Festivalleri | İsmet Macit</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Festivaller birer eğlence programı olmasının ötesinde onlarca yıl gözyaşlarıyla sulana sulana büyütülen fidanların dal budak salması, gelen baharın müjdesi Hıdırellez kutlamasıdır.</p>
<p>Yeryüzünü cennetlere çevirecek fikir işçilerinin tüm dünyaya tanıtıldığı bir vitrindir.</p>
<p>Dünya genelindeki dostların da ifade ettiği gibi insanlığın ruh ufkuna yürüyeceği köprülerin sahneye taşınmasıdır festivaller.</p>
<p>Bitmeyecek bitirilmeyecek bir Barış ve Birlikte Yaşama Projesi&#8217;nin ekrana yansımış kesitidir.<br />
Seyredenlerin gözyaşlarına boğulduğu bir sahne var ki gelecek adına bir ümit tomurcuğu gibidir: “Renkleri dilleri dinleri farklı dünyanın dört bir tarafından festival için gelen çocuklar; farklı iklimlerin çiçekleri gibi birbirlerine sarılarak sevgiden bir buket halininde döktükleri gözyaşları kin, nefret ve öfke çöllerini cennetlere çevirecektir”</p>
<p>Evet artık bu kadar kini öfkeyi taşıyamayan ve dönüp garip garip umutla arkasına bakan yaşlı dünyamızın ümit çiçeklerinin bahçesidir bu festivaller.</p>
<p>Türkiye&#8217;de toprağa düşmüş, rüşeym olup filiz filiz dünyaya mal olmuş; şimdilerde binbir çile ile inleyen cefakar Anadolu İnsanı&#8217;nın &#8220;aman bu rüyayı yarım bırakmayın&#8221; işleyişlerine dünyanın verdiği cevaptır festivaller&#8230;</p>
<p>Festivaller insanlık düşmanlarının bitirdik bunları dedikleri anda bitmedik diye haykıran ümidin, azmin ve kararlılığın sesi soluğudur.<br />
Evet bu gün bu meşaleyi yıllar önce tutuşturalar çile ve ızdırabın pençesine inim inim inliyorlar. Dışarıda olanlar bu çilekeş insanlarla sanki aynı koğuşta birlikte üşüyor, birlikte titriyorlar. Ama bir olimpiyat meşalesinin taşınması gibi elden ele ulaşan bu emaneti uzatırken tüm dünyaya Anadolu&#8217;nun vefakar, cefakar, çilekeş insanı; &#8220;alın bu meşaleyi sakın düşürmeyin zira biz bu çileyi ömrümüzü vakfettiğimiz ışıktan yarınlar için çekiyoruz&#8221; diyorlar.</p>
<p>Bu işi Anadolu&#8217;da başlatıp bu meşaleyi dünyaya taşıyın diyen ve şimdilerde &#8220;akrebin kıskacında yoğrulan&#8221; binlerce vicdan işçisine selam olsun!</p>
<p>Evet bu insanlık projesinin kültür ve sanat sancağı düşmedi düşmeyecek.</p>
<p><strong>Kaynak: İsmet Macit | Çağlayan Dergisi</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-sevgi-mesalesi-olarak-kultur-festivalleri/">Bir Sevgi Meşalesi Olarak Kültür Festivalleri | İsmet Macit</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekimde’de Çağlayan okumak için çok nedeniniz var.</title>
		<link>https://hizmetten.com/caglayan-ekim-sayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2020 15:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebediyetin medeniyet yamacı&#8230; ‘Dünyamızın Ledünnîliği’ Pandemi döneminde vücut direncini artırmak için neler yapmalı?&#8230; ‘KOVİD-19 Tedavi Prensipleri’ Hukuksuzluğun inşâsında hukukçuların tarihi rolü… ‘Hitlerin Hakimleri’ Düşüncenin sınırlarını aşan sayılar… ‘Matematiğin Büyülü İkliminde&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/caglayan-ekim-sayisi/">Ekimde’de Çağlayan okumak için çok nedeniniz var.</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ebediyetin medeniyet yamacı&#8230;<br />
‘Dünyamızın Ledünnîliği’</p>
<p>Pandemi döneminde vücut direncini artırmak için neler yapmalı?&#8230;<br />
‘KOVİD-19 Tedavi Prensipleri’</p>
<p>Hukuksuzluğun inşâsında hukukçuların tarihi rolü…<br />
‘Hitlerin Hakimleri’</p>
<p>Düşüncenin sınırlarını aşan sayılar…<br />
‘Matematiğin Büyülü İkliminde Sonsuzluk’</p>
<p>Hayata vurulan sırlı mühür…<br />
‘Mânâ ve İlim’</p>
<p>Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde Nebevî tavsiye…<br />
‘Ölümden Başka Her Derde Deva; Çörek Otu’</p>
<p>Yönetim zafiyeti mi, zaaflı insanların yönetimi mi?&#8230;<br />
‘Yöneticileri Bekleyen Tehlikeler’</p>
<p>Dünyanın bilinen en eski besini Bal’ın mucizevî yönleri..<br />
‘Bozulmayan Şifa Kaynağı’</p>
<p>Ve daha fazlası, Çağlayan Dergisi Ekim Sayısında.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_32779"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/HR0kM2QjL-o?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/caglayan-ekim-sayisi/">Ekimde’de Çağlayan okumak için çok nedeniniz var.</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefes Almadaki Mucizeler</title>
		<link>https://hizmetten.com/nefes-almadaki-mucizeler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2020 16:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13486</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebekler anne karnında, hususi bir sıvının içinde yaşarlar. Bu sıvı akciğerlere gitmesin diye nefes almazlar. Bebek doğar doğmaz ilk nefesini almalıdır. Anne karnından çok farklı olan dış ortam, bebeğin ilk&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nefes-almadaki-mucizeler/">Nefes Almadaki Mucizeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bebekler anne karnında, hususi bir sıvının içinde yaşarlar. Bu sıvı akciğerlere gitmesin diye nefes almazlar. Bebek doğar doğmaz ilk nefesini almalıdır. Anne karnından çok farklı olan dış ortam, bebeğin ilk nefesini almasına vesile olur. Mesela bebeğin oksijensiz kalması, üşümesi veya acı hissetmesi onun nefes almasında önemli unsurlar olarak sayılmakla birlikte bu konuda yapılan sayısız araştırmaya rağmen aslında ilmi olarak ilk nefesin nasıl alınıp verildiği bilinmemektedir. Rabbimiz her an insan vücudundaki mucizelerini bizlere göstermektedir.</p>
<p>Nefes almak için kasılan diyafram ve diğer nefes kaslarımızı çalıştıran emirler (elektrik sinyalleri) beynimizin altında bulunan omurilik soğanı ve onun üstündeki bölgede (medulla oblongata ve pons) bulunan solunum merkezinden gelmektedir. El, kol ve bacak kaslarımız beyinden emir gelmeden kasılmaz. Kaslarımız isteyerek yaptığımız hareketlere sebep olur. Ancak nefes kaslarına, irademiz dışında (uykuda ve komada bile) ritmik emirler iletilir. Bu emirlerin solunum merkezinde nasıl kaynaklandığı tam olarak anlaşılamamıştır.</p>
<p>Beyinde doğumla birlikte başlayan nefesle ilgili elektrik sinyalinin, ömür boyu söndürülmeden Allah’ın izniyle devam ettirildiği aşikârdır. Bunu şöyle bir misalle anlatabiliriz: Diyelim ki ıssız bir adadasınız ve yanınızda kibritiniz yok. Bir şekilde yaktığınız ateşi söndürmemek için arka arkaya yenisini yakıyorsunuz. Benzer şekilde, solunum merkezinde nörondan nörona dolaştırılan elektrik sinyali, belli aralıklarla solunum kaslarına iletilmekte ve ölünceye kadar, irademiz dışında, nefes almaya ve vermeye devam etmekteyiz.</p>
<p>Solunum merkezinde üç farklı alt merkez bulunur:</p>
<p>1- Arka (dorsal) solunum alanı: Bu alandan kaynaklanan ritmik sinyallerle istirahat solunumu gerçekleştirilir. Ritmik sinyallerin irade dışı nasıl doğduğu bilinmemektedir. İstirahatte sadece diyafram kasının kasılması yeterlidir.</p>
<p>Akciğerlerimizde alveol denilen, nefes aldığımızda hava ile dolan, yaklaşık 300 milyon hava keseciği vardır. Bunların duvarları çok incedir ve hava kesecikleri, aşırı şişen bir balonun patladığı gibi kolayca patlayabilir. Bu yüzden, dorsal solunum alanından kaynaklanan sinyaller, diğer kaslarımıza giden sinyallerden farklıdır. Normalde beyinden kaslara gelen sinyal keskindir ve kas, bir kerede kasılır. Hâlbuki akciğerlerde genişleme yavaş ve aşamalıdır. Yırtılmaları önlemek için akciğerler yavaş yavaş şişirilir. Buna rampa sinyali denilmektedir. Eğer rampa sinyali olmasaydı, alveoller bir kasılma ile havayla birden doldurulurdu ki bu da onların yırtılmalarına sebep olurdu. Akciğer alveollerinin duvarları aşırı derecede incedir. Bu incelik kandan havaya karbondioksitin ve havadan kana oksijenin kolayca geçmesini sağlamak içindir. Allah (celle celaluhu) her şeyi ölçülü ve hesaplı yaratır. Hiçbir mahlûk, asla kendi kendine meydana gelmez veya şuursuz sebepler ve tabiatın eseri olamaz. Bu mekanizmaların vücuda yerleştirilmesi için mutlaka sonsuz ve kusursuz ilim, kudret ve irade lazımdır.</p>
<p>2- Ön (ventral) solunum alanı: Bu alan, istirahat halindeki solunumunda aktif değildir. Uyurken veya bir iş yapmadan otururken sadece arka solunum alanı ve kas olarak da diyafram çalışır. Ön solunum alanı sadece derin nefes almada devreye girer. Koşarken, spor yaparken, merdiven çıkarken veya ağır bir iş yaparken ekstradan nefes almamız gerekir. Bu durumda sadece diyafram hareketi yeterli olmaz ve göğüs ön yüzünde bulunan bazı nefes alma kaslarının da devreye sokulması gerekir.</p>
<p>3- Solunumun hızını ayarlamakla görevli merkez (pnömotaksik merkez): Pnömotaksik merkez, arka solunum alanının bir faaliyeti olan nefes alma işini sonlandırır. Yani, nefes alma süresini kısaltır. Eğer pnömotaksik merkez olmasaydı, rampa sinyali sürekli devam eder ve kişi nefes almayı sonlandırıp nefes vermeye geçemezdi. Yüce Rabbimizin bize ihsan ettiği sayısız nimetlerin bir misali olarak pnömotaksik merkez, nefes alma süresini kısaltarak birim zamandaki nefes sayısını (solunum frekansını) artırır. Pnömotaksik merkez aşırı çalışırsa, bir dakikadaki solunum sayısı 200’e kadar yükselebilir. Öte yandan, pnömotaksik merkez çalışmazsa, nefes sayısı dakikada 4-5’e kadar azalabilir. Bir anlamda pnömotaksik merkez, “apne” durumunun ortaya çıkmasını engellemektedir. Apne, kişinin nefes almasını durduramayıp nefes vermeye geçememesi sonucunda ortaya çıkan bir solunum durması durumudur ki ölüme yol açabilen, tedavi edilmesi gerekli bir durumdur.</p>
<p>Pnömotaksik merkez ayrıca kişinin uzun süreli nefes almasını engelleyerek çok ince yaratılmış alveol keselerinin yırtılmasını da engelleyerek çok hayati bir görevi de yerine getirmektedir. Her nefeste birçok mucize ile karşı karşıya kalıyoruz, fakat çoğu zaman bunu fark edemiyoruz. Ancak apne veya akciğer delinmesi (pnömotoraks) gibi problemler ortaya çıkınca, nimetin kadri bilinmeye başlıyor.</p>
<p><strong>Hareket ve Uyku</strong></p>
<p>Hareket, iş ve spor yapma; nefes alırken hem derinlik, hem de sıklıkta artışa sebep olur. Peki, egzersizle birlikte niçin daha derin ve sık nefes almaya başlıyoruz? Bunun için solunum mekanizmasına iki önemli mekanizma yerleştirilmiş. Birincisi: Kişi iş yapmaya başlayınca, kaslara emirler giderken aynı zamanda beynimizden emirler solunum merkezine gönderilmektedir. Yani kişi farkına varmadan sadece koşmaya karar verdiğinde nefesinin derinliği ve sıklığı artırılmaktadır.</p>
<p>İkincisi: Kişi hareket etmeye başladığı zaman, eklemlerinden solunum merkezine uygun sinyaller gidiyor. Yani siz ne kadar ağır iş yapıyorsanız, oksijen ihtiyacınız o oranda daha çok olduğundan, yaptığınız işe uygun sinyaller beyindeki solunum merkezine gidiyor. Bu sinyaller sonucunda solunumun hızı ve derinliği artırılmış oluyor. Bu iki mekanizma sonucunda, kandaki oksijen ve karbondioksit seviyeleri ve kanın pH’si, kişi çalışsa da, spor yapsa da aynı oranda kalıyor.</p>
<p>Uykuda ise bütün organ ve sistemler, dolayısıyla solunum da yavaşlar. Egzersizde solunumun derinleşmesi veya uykuda yavaşlaması, beyinde bulunan solunum merkezi vesilesiyle olur. Ancak bu mekanizma tam olarak bilinmemektedir. Kalpte ritmik sinyallerin doğmasına benzer şekilde, fakat tamamen farklı bir mekanizmayla, ritmik emirler solunum kaslarına gönderilmekte ve solunumun hızı ve derinliği ayarlanmaktadır.</p>
<p><strong>Solunumun Kimyevi Kontrolü</strong></p>
<p>Yukarıda kişi uyusa da ağır bir işte çalışsa da oksijen ihtiyacına göre solunumun ayarladığından ve oksijen ve karbondioksit konsantrasyonlarının hep sabit kaldığından bahsettik. Eğer hastalık veya başka bir sebeple oksijen miktarında azalma veya karbondioksit miktarında artma ortaya çıkarsa, o zaman kimyevi reseptörler devreye girer. Kimyevi reseptörler vücutta iki yerde bulunur.</p>
<p>Birincisi, beyindeki solunum merkezinin hemen altında, “kimosensitif alan” denilen yerde bulunur ki burası daha çok aşırı karbondioksit ve buna bağlı kanın pH’sındaki bozukluğun giderilmesinden sorumludur. Kanda aşırı karbondioksit olursa, beyin dokusuna geçer. Beyinde karbondioksit su ile birleşir ve karbonik asit oluşur. Karbonik asit beyin dokusunda bikarbonat ve hidrojen iyonlarına parçalanır. Kimosensitif alan hidrojen iyon fazlalığını algılamak ve bu anormal durumu solunum merkezine bildirmekten sorumludur. Dolayısıyla kanda karbondioksit artarsa veya beyin dokusunda pH azalırsa (hidrojen artarsa), solunumun hem derinliği ve hem de hızı artırılarak karbondioksitin vücuttan atılması sağlanır. Kanda, karbondioksitin artması önce komaya ardından ölüme yol açar.</p>
<p>İkincisi, kalın atardamarlarımızın (aorta ve karotis) duvarında bulunur. Atardamarlarda bulunan kimyevi reseptörler oksijenin kanda azalmasına karşı duyarlıdır. Kanda oksijen azalınca, bu bilgiyi hemen solunum merkezine iletirler. Bu sayede solunumun derinliği ve hızı artırılır ki sonuçta azalan oksijen miktarı telafi edilir.</p>
<p>Bütün bu hassas mekanizmalar ile kişi oksijen sıkıntısı çekmeden veya karbondioksiti kolayca atarak hayatını devam ettirebilmektedir. Bunların hepsini bilmek ve ona göre şükrümüzü artırmak da bizim vazifemizdir.</p>
<p><strong>Kaynak:Çağlayan Dergisi</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nefes-almadaki-mucizeler/">Nefes Almadaki Mucizeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eylül’de de Çağlayan okumak için çok nedeniniz var&#8230;</title>
		<link>https://hizmetten.com/13479-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 10:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eylül’de de Çağlayan okumak için çok nedeniniz var. Sonsuzluğun yeryüzü vekili… ‘Kendi Değerleriyle İnsan’ Yaratılış fikrinin astronomik bulguları… ‘Büyük Patlamanın Düşündürdükleri’ Yargının zincirlerini kıran tarihî hukuk mücadelesi… ‘Dreyfus Davası’ Biyolojik&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/13479-2/">Eylül’de de Çağlayan okumak için çok nedeniniz var&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eylül’de de <a href="https://caglayandergisi.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Çağlayan</a> okumak için çok nedeniniz var.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_21259"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/2YlXAz3g5kQ?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>Sonsuzluğun yeryüzü vekili… ‘Kendi Değerleriyle İnsan’</p>
<p>Yaratılış fikrinin astronomik bulguları… ‘Büyük Patlamanın Düşündürdükleri’</p>
<p>Yargının zincirlerini kıran tarihî hukuk mücadelesi… ‘Dreyfus Davası’</p>
<p>Biyolojik düzenimizin yapım – yıkım sistemi… ‘Zıtların Âhengi’</p>
<p>İbrahimî dinlerde Ekoloji Teori ve Pratikleri… ‘Zavallı Çevremiz’</p>
<p>Güneş pili gibi çalışan yapraklar, alternatif yakıt arayışlarına ilham verir mi?<br />
‘Fotosentez ve Hidrojen Yakıtlı Taşıtlar’</p>
<p>Öğretimde yeni teknik, eğitimde ilmî birliktelik&#8230; ‘Değerler Eğitimi’</p>
<p>Ve daha fazlası Çağlayan Dergisi Eylül Sayısında.</p>
<p>Eylül sayısına <a href="https://caglayandergisi.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Çağlayan Dergisi</a> uygulamasından ulaşabilirsiniz…</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13481" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/09/caglayan-518x700.jpeg" alt="" width="518" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/09/caglayan-518x700.jpeg 518w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/09/caglayan-888x1200.jpeg 888w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/09/caglayan-768x1038.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/09/caglayan-1137x1536.jpeg 1137w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/09/caglayan.jpeg 1184w" sizes="(max-width: 518px) 100vw, 518px" /></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/13479-2/">Eylül’de de Çağlayan okumak için çok nedeniniz var&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çağlayan Dergisi Temmuz Ayı Müzakeresi</title>
		<link>https://hizmetten.com/caglayan-dergisi-temmuz-ayi-muzakeresi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2020 20:21:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[Engin Tenekeci]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr Yunus Serin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Atıf Yorulmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12407</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çağlayan Dergisi&#8217;nin gerçekleştirdiği müzakereler serisi birbirinden değerli konuklarla devam ediyor. Temmuz Ayı sayısının müzakere edildiği program derginin YouTube kanalında yayınlandı. Yayına,  Prof.Dr Yunus Serin,Prof.Dr. Atıf Yorulmaz, Engin Tenekeci ve hizmetten.com&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/caglayan-dergisi-temmuz-ayi-muzakeresi/">Çağlayan Dergisi Temmuz Ayı Müzakeresi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çağlayan Dergisi&#8217;nin gerçekleştirdiği müzakereler serisi birbirinden değerli konuklarla devam ediyor.</p>
<p>Temmuz Ayı sayısının müzakere edildiği program derginin YouTube kanalında yayınlandı. Yayına,  Prof.Dr Yunus Serin,Prof.Dr. Atıf Yorulmaz, Engin Tenekeci ve hizmetten.com yazarı İsmet Macit katıldı.</p>
<p>İşte o program:</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_23911"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/yrikJVyDq28?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/caglayan-dergisi-temmuz-ayi-muzakeresi/">Çağlayan Dergisi Temmuz Ayı Müzakeresi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çağlayan Dergisi Başyazısı &#124; ve Gönüller Rikkatle Çarparken</title>
		<link>https://hizmetten.com/caglayan-dergisi-basyazisi-ve-gonuller-rikkatle-carparken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 01:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan Dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=10293</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu mübarek günler ve geceler, her şeye ve herkese kendi rengini, kendi tadını ve kendi şivesini katar; kucakladığı her şeyi yumuşatır, hülyalaştırır ve tasavvurlarımızı aşan derinliklere ulaştırır. Çarşı-pazar, ev-mabet, okul-kışla&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/caglayan-dergisi-basyazisi-ve-gonuller-rikkatle-carparken/">Çağlayan Dergisi Başyazısı | ve Gönüller Rikkatle Çarparken</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu mübarek günler ve geceler, her şeye ve herkese kendi rengini, kendi tadını ve kendi şivesini katar; kucakladığı her şeyi yumuşatır, hülyalaştırır ve tasavvurlarımızı aşan derinliklere ulaştırır.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_34278"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/94HdJjnD2ng?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>Çarşı-pazar, ev-mabet, okul-kışla hemen her yerde sezilen derin bir büyü, mü’minlerin simalarında parıldayan uhrevîlik, bakışlarından süzülen ilâhîlik.. ve bilhassa gece saatlerinde gözlerimizin içine gülen rengârenk ışıklar, bize hep bir başka buudda yaşıyor olmanın nağmelerini fısıldarlar. Evlerinde, işyerlerinde, mabetlerde gördüğümüz, karşılaştığımız her sima, hep bir vuslat yolculuğu yaşıyor gibi, yer yer aşk u melâlle, zaman zaman da ümit ve beklentilerle dalgalanır ve bir duygu çağlayanı hâline gelerek sonsuza akar.</p>
<p>Hele, gönüllerimizde ibadet ü taat coşkusu arttıkça, her şeyi daha farklı duyma ve yaşama kabiliyetimiz de âdeta köpürür ve bizi kendi ummanı içine çeker. Böyle anlarda, cismanî rabıtalarımız bütün bütün zayıflar, ruhlarımız gündelik alâkalardan kurtulur ve kendimizi, topyekün varlığı rasat edeceğimiz bir noktaya yükselmiş sanırız. Artık, ovaları-obaları, dağları-bayırları, içinde neş’et ettiğimiz evleri, ikliminde ahirete hazırlandığımız ibadethaneleri; hâsılı canlı-cansız her şeyi O’nun ellerinden akıp gelmiş güzellikler olarak kucaklar, sever, oksijen gibi ciğerlerimize çeker ve <i>“oh”</i> ederiz.</p>
<p>Her zaman bir ışık tufanı gibi doğan bu nurlu gün ve gecelerde, mü’minlerin oturuş-kalkış ve umumî edalarında büyüleyen bir iman, bir mârifet, bir aşk ve bir ledünnîlik tüllenir.. iman, mârifet ve aşkla beslenen ruhanî hazlar, bütün maddî zevklerin ve lezzetlerin önüne çıkar.. herkes kendi irfan eksenine göre bir mukaddes ufka doğru yol almaya başlar.. bu yolda, her gün katettiği merhalenin sonunda küçük bir vuslata ulaşır ve bu mübarek seferini âdeta taçlandırır. Ruhlarını, her gün böyle bir vuslat ve bütün bu vuslatların çağrıştırdığı büyük visalin hülyalarıyla besleyenler, duygularına akan güzelliklerden, ibadetlerin bağrında tomurcuklaşan ümitlerden, bütün inanmış gözlerde ve gönüllerde çağlayan mânâlardan elde ettikleri hazlarla ledünnî bir sessizliğe gömülür, kendilerini ötedeki buluşmanın rüyalarına salar ve füsunlu bir ırmak içinde yüzüyor gibi zaman üstülüğe açıldıklarını sanırlar.</p>
<p>Artık ruhların aradığı haz denizine ermiş bu tâli’liler, her an gönül gözlerinde ayrı bir büyü ile tüllenen ledünnî güzellikleri ve Sevgili’nin bakışlarında açılan çiçekleri, O’nun cemâlinden akseden ışık hüzmeleri gibi duyarlar.. duyar ve âdeta kendilerini çeşit çeşit meyvelerle, güllerle, çiçeklerle üfül üfül esen bir bahçede bulur ve kopardıkları meyvelerin, güllerin, çiçeklerin üzerinde, bir ömür boyu eşiğine baş koydukları Zât’ın istikbalinin, ikramının sıcaklığıyla kendilerinden geçerler. Hatta burada ulaşamadıkları bazı nimetlerin, değişik bir buudda vaad esintileri ve mükâfat dalga boyuyla akıp geldiğini seziyor gibi duygu dünyalarında Rahmeti Sonsuz’un o derin ve ezelî şefkatiyle kucaklaştıklarını hissederler. Bu ruh hâletiyle, hayatı daha değişik duyar, daha içten sever, çevrelerinde O’nunla irtibatlandırabildikleri her şeyi rikkatle kucaklar, sevgiyle okşar ve tıpkı bir gül gibi koklarlar.</p>
<p>Kadınlar-erkekler, gençler-ihtiyarlar, bilenler-bilmeyenler, düz insanlar-bilgeler bu aydınlık gün ve gecelerde zariflerden zarif halleri ve incelerden ince tavırlarıyla masallarda olduğundan daha parlak bir şekilde bu mübarek zamanın mânevî güzelliklerine bürünür, inanmış olma mehabetini bir peçe gibi yüzlerine asar, gözlerini ötelerin ışıklarıyla açar-kapar, gezdikleri her yere kendi koku ve boyalarını çalar, duygularının derinliklerinde âdeta uhrevîleşir ve birer melek kesilirler. İnsan onların çehrelerinde, minarelerdeki mahyaları, sokaklardaki kandilleri, sanki onların süzülmüş bakışları, saçılmış incileri, dağılmış duyguları sanır; sanır ve onları, hayalinde ruhanîleri resmettiği gibi görür.</p>
<p>Evet, iman, aşk, arzu ve hülyaların; ümit, lezzet ve vuslatların dalgalandığı bu temiz simalar, müştak, hayran, mutlu ve sessizdirler; ama ruhlarındaki mânâları duyuran tavırları, davranışları, bakışları her zaman çevrelerine, insanda lâhûtîliğin erişilmez bir buudu gibi tecelli eder ve sezip anlayanları âdeta büyüler.</p>
<p>Bazılarımız bu aydınlık mevsimde, her zamanki dar mantıklarımızdan sıyrılarak, bir kudsî âleme davet edilmiş gibi kendimizi sevinç, coşku, heyecan ve ağlamaya salarız.. bazılarımız yıldızlar arasında, ayla-güneşle atbaşı, bir seyahate çıktığımızı tahayyül eder ve soluklarımızın meleklerin soluklarına karıştığı zehabına kapılırız. Öyle ki, gönüllerimiz olabildiğince yumuşar, gözlerimiz yaşarır; içimizde çok defa mevcudiyetlerini hissettiğimiz kördüğümler gevşer ve nefsin ukdeleri çözülür; derken gözyaşlarımız ruhumuzun derinliklerine sinmiş bütün problemleri önüne katar, sürükler ve vicdanlarımız <i>“Oh elhamdülillâh!”</i> der.</p>
<p>Herkes, kendi gönlünü dolduran mânânın enginliği ölçüsünde, o <i>“ân”</i>a kadar, cismaniyetinin baskılarından ötürü görmeye muvaffak olamadığı bir kısım derinlikleri hissetmeye başlar; gençler güç, kuvvet ve zindeliklerinin hakkını verme duygusuyla şahlanır.. orta yaşlılar tecrübe ve bilginin ruhlarında hâsıl ettiği temkine göre daha rantabl olmaya çalışır.. ihtiyarlar, ebediyete, ebedî saadete ve ruhların uçuştuğu âlemlere hazırlanma duygusuyla coşar.. ve herkes kalbinin gözlerini açar, sanki o <i>“ân”</i>a kadar tam duyup hissedemediği kendi kaderini duyar, kendi tâli’iyle sevinir veya kederlenir ve kendi istikbaline yönelir; gözleri, içinde bulunduğu zamanın vaad ettikleriyle güler ve yüzü buğu buğu mânâlarla derinleşir.</p>
<p>Cami ve minarelerde yükselen şeâiri ilan sesleri bu umumî ahvale ayrı bir tat, ayrı bir zenginlik katar.. öyle ki, artık esen rüzgârdan yağan yağmura kadar her şey O’nun kokusuyla yüzlerimizi yalar geçer ve gönüllerimize ölümsüzlük iksiri gibi siner. Hele seher yeli! Hele seher yeli! O, sonsuzluktan bir nefes gibi kendini hissettirir.. O’ndan bir haber ve bir lütuf gibi yüreklerimizi hoplatır; hoplatır, zira ona böylesine yöneldiğimiz bu büyülü dakikalar, iman, aşk ve ümitlerimiz sayesinde, ebediyet gerçeğinin usâreleri gibi gelir, gönüllerimize boşalır; ruhumuzun derinliklerinde tûbâ-i Cennet tomurcuklarınımeyveye uyarır ve bizi hep kalbimizdeki Cennetlerin yamaçlarında dolaştırır.</p>
<p>Allah her zaman güzel ve lütufkârdır; ama biz, belli zaman dilimlerinde bu mânâyı daha bir derince hissederiz. Evet, ruhlarımızın bahar faslı sayılan bazı mevsimlerde O, kalbimizin bütün heyecanını kendine çeker.. güzelliğini, cazibesini mukavemet edilemez bir seviyede hissettirir.. ve bizi her an ayrı bir lütufla yeniden bir kere daha ihya eder. Ben, bu mübarek gönüllerde, bu yolla duyulan zevk ölçüsünde başka bir zevkin bulunacağına ihtimal vermiyorum.. vermiyorum, zira bu ruhanî zevk, insandaki ilâhî aşk ve alâka ile, Rahmeti Sonsuz’un ihsan dalga boyundaki teveccühlerinden kaynaklanmaktadır. İnsanın aşk ve alâkasının yürekten ve ebedî olması ölçüsünde, O’nun teveccüh ve ihsanları da sınırsız ve nâmütenâhidir.</p>
<p><strong>Kaynak:<a href="http://caglayandergisi.com">caglayandergisi.com</a></strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/caglayan-dergisi-basyazisi-ve-gonuller-rikkatle-carparken/">Çağlayan Dergisi Başyazısı | ve Gönüller Rikkatle Çarparken</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmet Macit zulüm altında vefat eden küçük melek Ahmet Ataç&#8217;ı anlattı</title>
		<link>https://hizmetten.com/ismet-macit-ile-ramazan-sohbeti-bugun-canli-yayinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 May 2020 15:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=10254</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ahmet Ataç&#8217;ın ardından&#8230; Ramazan sohbetleri devam ediyor. Bugünkü konuğumuz Hizmetten.com Yazarı İsmet Macit idi. Yazarımız İsmet Macit CANLI yayında  Türkiye&#8217;de bin bir zulümle karşılaşıp, son defa babasını göremeden hayata veda&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ismet-macit-ile-ramazan-sohbeti-bugun-canli-yayinda/">İsmet Macit zulüm altında vefat eden küçük melek Ahmet Ataç&#8217;ı anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Ahmet Ataç&#8217;ın ardından&#8230;</h3>
<p>Ramazan sohbetleri devam ediyor.</p>
<p>Bugünkü konuğumuz Hizmetten.com Yazarı İsmet Macit idi.</p>
<p>Yazarımız İsmet Macit CANLI yayında  Türkiye&#8217;de bin bir zulümle karşılaşıp, son defa babasını göremeden hayata veda eden küçük Ahmet&#8217;i anlattı.Programda gözyaşları sel oldu Ahmet&#8217;in ardından&#8230;</p>
<p>Sohbeti internet sitemiz ve YouTube kanalımızdan tekrar izleyebilirsiniz</p>
<p><strong><a href="https://www.youtube.com/channel/UCVgCN_DrSYXlLo4kbCYcmuQ" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Hizmetten YouTube kanalımıza ulaşmak için tıklayınız.</a></strong></p>
<p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/b7vrlxOKcSs" width="853" height="480" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4fa.png" alt="📺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />YouTube Kanalımız:<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4fa.png" alt="📺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><br />
<a href="http://www.youtube.com/c/Hizmetten" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>http://www.youtube.com/c/Hizmetten</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ismet-macit-ile-ramazan-sohbeti-bugun-canli-yayinda/">İsmet Macit zulüm altında vefat eden küçük melek Ahmet Ataç&#8217;ı anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
