Siyah İncilerin “Beyaz” Rüyaları

Yazar Orhan Keskin

Şairin dediği gibi “Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer…” Allah’ın Hizmet insanlarına lütfettiği öyle harika eğitim hatıraları var ki bunların zamanla kaybolup gitmesine gönlümüz razı olmuyor. Dünyanın herhangi bir köşesinde yaşanan bu tip ilginç hayat hikayelerine, biraz dikkatle bakınca aslında tarihe kayıt düşülecek ibretlik hadiseler olduklarını fark ediyoruz.

Afrika’nın siyah incileri “kendilerini hakir ve ikinci sınıf olarak gören beyaz adamlara” hep nefretle bakarlar. Bu yazımda Kiberalı Fatma ve Hasan’ın beyaz ama Asr-ı Saadet edalı hizmet insanlarını karşılarında görünce iç dünyalarında yaşadıkları fırtınaları anlatıyorum. Gelin hayal kuşumuzun kanatlarında o ibretlik günlere gidelim…

Kenya’nın oldukça fakir bir bölgesinde yaşanmıştır bu olaylar. Bir gün, Türk okulunda görev yapan Hasan Bey’i ve ailesini okuldaki beyaz arkadaşları evlerinde ziyaret ederler. İşte o günleri ve ailenin duygularını kaleme aldığım yazım.

1,5 milyon siyahın sefalet içinde hayatını sürdürdüğü; Kibera bölgesindeki, teneke çatılı küçük bir kulübede yaşar Hasan Bey ve Fatma Hanım çocuklarıyla, hissettiklerini ve yaşadıklarını gelin Fatma hanımdan birlikte dinleyelim:

“Kenya’nın fakir bir beldesinde ailecek hayatımızı sürdürürüz. Günlük yiyeceğimizi temin etmek Allah’a şükretmemiz için yeter de artar bizlere. Kibera’da, yüz binlerce aile, biz de dahil, tek odalı küçük baraka evlerde hayatımızı sürdürürüz. Beldemizin dar sokaklarından üstü açık lağım kanalları geçer; bulaşıcı hastalık, ölüm eksik olmaz buralarda. Yakıcı güneş ışıkları çatısı tenekeden yapılmış tek odalı evlerimizi fırına çevirir adeta…

Bir de beyaz tenli insanlar yaşar Kenya’da. Onlarla aramızdaki uçurumu baştan kabul eder ve hiç yadırgamayız ayrı dünyalarda yaşamayı. Beyazlar asildir ve güçlüdür bir kere. Bizlere kendi dinlerini anlatmaya gelen farklı din mensubu beyaz din adamları da bu ayrışmayı; sözleriyle olmasa da davranışlarıyla bizlere hissettirirler.
Kimi geceler; Hasan ile evimizin önüne çıkar, yıldızların altında oturup hayal ederdik gelecekteki güzel günleri. Beyaz adamlarla aramızdaki farklılıkları ve onların kendilerini üstün görmelerini düşünür ve “İnsanları rengi ve inancından dolayı ayırmayan beyazlar da olabilir mi?” diye birbirimize sorardık. Sevgili Peygamberimizin, insanlar arasında; renginden ve soyundan dolayı asla ayrım yapmadığı Asr-ı Saadet yıllarını düşünür ve “Günümüzde de insanlar arasında ayrım yapmayan sahabe ruhlu beyaz insanlar var mıdır?” diye hayaller kurardık. Güzeller güzeli Peygamberimiz’in; Hz Bilal ve Hz Yasir gibi siyahi sahabelerle arasındaki sevgi bağını hatırlar, Rabbimizin asrımızdaki bu beyaz-siyah ayrımından asla razı olmadığını düşünürdük.

Sahabeler gibi ırk ve soy ayrımı yapmayan güzel beyaz insanların asrımızda da olabileceğini hayal eder ve duygulanırdık. Böyle ince ruhlu beyaz adamlarla el ele verip Afrikamızı adeta gül bahçesine çevireceğimiz günlerin hayaliyle ve ümidiyle yaşardık.

Hasan ve ben; Türk Okulundaki beyaz adamlarla karşılaşacağımız o özel zaman dilimine kadar hep bu hayallerle yaşadık. Ve gerçekleşmesi bize göre sadece tatlı bir hayalden ibaret olan bu ümitsiz bekleyişimiz; onlarla karşılaşınca, Rabbimizin lütfuyla bir anda hakikate dönüştü.

Size onlarla ilk tanışmamızı ve görüşmemizi anlatayım. Hasan artık Türk okulunda öğretmenliğe başlamıştı ve bana büyük bir heyecanla her gün izlenimlerini aktarıyordu.
Hasan’ın anlattığına göre; çalıştığı okuldaki idareci ve öğretmen arkadaşların yaklaşık yarısı Türk ve beyazdı. Aynı zamanda da bunlar Müslümandı; İslamiyeti büyük bir hassasiyetle yaşıyor ama okuldaki hiç kimsenin yaşantısına ve hayat tarzına müdahale etmiyorlardı. Irk, inanç ve cinsiyet ayırmadan herkese saygılı ve eşit davranıyorlardı. Bu beyaz öğretmenler siyah yerli öğretmen ve çalışanlarla; aynı ortamları paylaşıyor ve elleriyle kendilerine ikramlarda bulunuyorlardı. Hepsinden önemlisi de renk ayrımı asla yapmıyorlardı.

Günler bu şekilde, Hasan’ın beyaz arkadaşlarıyla ilgili anlattıklarını “Acaba gerçekten böyleler mi?” tereddüdüyle dinlemeye devam ederken.. O, bir gün beni şaşkına çeviren bir haberle eve geldi. Okuldaki beyaz idareci ve öğretmenler bizi, evimizde ziyaret etmek istiyorlardı. Hasan her gün onları anlatsa da ben, beyaz adamların bir gün kapımızı çalıp bizi evimizde ziyaret edeceğine inanamıyordum.

Nasıl olurdu, “Sevgili Peygamberimiz gibi onlar da renk, dil ve ırk ayrımı yapmıyorlar mı?” diye sordum Hasan’a. Hasan tebessüm ederek başıyla evet diyordu tereddütsüz. Ve o anda ağlamaya başladım; “Hasan sen ne dediğinin farkında mısın hayal ettiğimiz beyaz, güzel insanlar bunlar mı yoksa?” dedim hıçkırarak. Hasan da ağlıyordu, “Evet Fatma beklediğimiz sahabe gönüllü beyaz adamlar bunlar.” diyordu.

“Allah’ım bu bir hayal olmasın.” diyordum içimden. Hasan’a “Beyazlar, evimize gelip halimizi hatırımızı mı soracaklar.” diye sordum tekrar tekrar titreyen sesimle…
Ve bir akşam vakti kapımızı çaldılar ve içeri girmek için müsaade istediler. İçimden “Evet evet.. beklediğimiz beyaz insanlar işte bunlar.” diyordum. Onların yanlarında ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Bana ve eşime nazikçe halimizi hatırımızı sordular büyük bir nezaketle. Teneke kulübemizi hiç yadırgamadılar. Çocuklarımızla tek tek ilgilenip onları kucaklarına alarak sevdiler… Her birimize ayrı ayrı hediyeler almışlardı. Bize karşı çok saygılı ve nazik davranıyorlardı. Ve sonunda gözyaşlarımı tutamadım artık. Onlara “Siz ne güzel sahabe ruhlu insanlarsınız. Peygamber Efendimiz gibi, insanları renklerinden, dillerinden ve soylarından dolayı hor görmüyorsunuz.” dedim. Onlarsa kendilerini evimize kabul ettiğimiz için bize teşekkür ediyorlardı mütevazı ve mahcup halleriyle.

Ve yıllar geçti ama onların bu güzel halleri ve duruşları hiç değişmedi.

Gerçekten de yıldızlı Afrika gecelerinde hayalini kurduğumuz, rüyalarda gördüğümüz beyaz insanlar bunlardı ve küçücük, tek odalı evimiz “geleceğin altın neslini yetiştirmeye vesile olacak, bu siyah-beyaz kucaklaşmasına” şahitlik ediyordu…

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy