Haber

Ramazan-ı Şerifteki Orucun Hikmetleri | Fikret Kaplan anlatacak

Yazar Fikret Kaplan Ramazan ayının hikmetlerini anlatıyor…

Üç Said kitabının yazarı Kaplan, kendi YouTube kanalında birbirinden önemli konuları anlatacak.Saat 18.00’de başlayacak programı kaçırmayın.

Yazar Fikret Kaplan’ın anlatacağı konulardan bazı satırbaşları:

* Ramazan-ı şerifteki orucun Hikmetleri… hem Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetine, hem insanın toplum hayatına, hem şahsî hayata, hem nefsin terbiyesine, hem Allah’ın verdiği nimetlere karşılık şükre bakan çok hikmetleri var.

* Oruç, maddî-manevi hem değişik dertlere çare hem de Allah’ın rızasını kazanmaya önemli bir vesiledir…

* Dilini yalandan, gıybetten ve galiz tabirlerden ayırmakla ona oruç tutturmak ve o lisanı, tilâvet-i Kur’ân ve zikir ve tesbih ve salâvat ve istiğfar gibi şeylerle meşgul etmek; meselâ gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’ân dinlemeye sarf etmek gibi, sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır. Zaten mide en büyük bir fabrika olduğu için, oruçla ona tatil-i eşgal ettirilse, başka küçük tezgâhlar kolayca ona ittibâ ettirilebilir…

Ramazan-ı Şerifteki Orucun Hikmetleri | Fikret Kaplan anlatacak 2

* Orucun manası ruhun riyazeti ve cesedin perhizi… İnsan, yiyip içtikleriyle, bedenî hâl ve hareketlerini yerine getirmeye çalışır… ibadet ü taatla hem cesedine ve hem de ruhuna hizmet eder…

* Oruç, insanlara iktisadı öğreten önemli bir disiplindir. İstediği şeyi ve aklına geldiği zaman, hiçbir sınırlama getirmeden yapmaya alışık bir insan, oruçlu olduğu zaman mecburen onu yapmayacaktır.

* Kur’an-ı Hakîm madem Ramazan ayında inmiş; insan Kur’an’ın indirildiği zamanı hatıra getirerek o semavî hitabı güzelce karşılamak için ramazan-ı şerifte nefsin süflî ihtiyaçlarından ve faydasız, boş hallerden sıyrılmakla… Yiyip içmeyi terk edip meleklere benzemekle… bir surette Kur’an’ı yeni indiriliyor gibi okur, duyar ve ondaki ilahî hitabı âdeta geldiği anı yaşarcasına dinler…

* Nefis Rabbini tanımak istemez; firavunca kendisi rubûbiyet ister. Ne kadar azap çektirilse de o damar onda kalır, fakat o damarı açlıkla kırılır. İşte Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, onu kırar. Ona aczini, zayıflığını, fakrını gösterir, kul olduğunu bildirir. Hadis rivayetlerinde vardır ki, Cenâb-ı Hak nefse demiş: “Ben neyim, sen nesin?” Nefis şöyle cevap vermiş: “Ben benim, sen sensin!” Cenâb-ı Hak azap etmiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Nefis yine demiş ki: “Ben benim, sen sensin.” Nasıl azap ettiyse nefis enaniyetten vazgeçmemiş. Sonra Cenâb-ı Hak açlıkla azap etmiş, yani onu aç bırakmış. Yine sormuş: “Ben neyim, sen nesin?” Nefis demiş ki: “Sen benim Rahîm Rabbimsin, ben senin aciz bir kulunum.”

* Ramazan-ı şerifte, müminler birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. O Ezelî Sultan’ın ziyafetine davet edilmiş bir şekilde, akşama yakın “buyurunuz” emrini bekliyor gibi kulluğa yakışır bir tavır göstererek o şefkatli, haşmetli ve engin Rahmaniyete geniş, büyük ve düzgün bir kullukla karşılık verirler. Acaba böyle yüce bir kulluğa ve şerefli bir ikrama katılmayan insanlar, insan ismine lâyık mıdır?

* İşte ramazan-ı şerifteki oruç en gafillere ve inatçılara bile zayıflığını, aczini ve fakrını hissettirir. İnsan açlık vasıtasıyla midesini düşünür, midesindeki ihtiyacı anlar. Zayıf vücudunun ne kadar çürük olduğunu hatırlar. Ne derece merhamete ve şefkate muhtaç olduğunu idrak eder. Nefsin firavunluğunu bırakıp tam bir acz ve fakr ile Cenâb-ı Hakk’ın dergâhına sığınmaya bir arzu duyar ve manevî bir şükrün eliyle rahmet kapısını çalmaya hazırlanır. Eğer gaflet kalbini bozmamışsa…’

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu