Organize Kötülük: Boykot

Yazar İsmet Macit

Hz Hamza ve Hz Ömer’in Müslüman olması, Habeşistan’a hicret edenlere Necaşi’nin sahip çıkması ve Mekke müşriklerinin buradan elleri boş dönmesinden sonra öfkeleri artmış ve güçlerini mazlumlar üzerinde daha kontrolsüz kullanmaya başlamışlardı. Evet iyiliği organize eden müminler odalardan kıtalara ulaşmış; Dar-ül Erkam’ın odasında tutuşturulan meşalenin şavkı başka ülkelerde görülmeye başlamıştı.

Kendilerine göre aldıkları hiçbir tedbir iyiliğin yayılmasına mâni olamıyor, İslam nuru parladıkça yarasa gözlerini daha fazla ovuşturuyorlardı.

Bir gece Mekke’nin Ebtah mahallesinde oturup ‘Boykot’ kararı almış ve topyekûn inananları açlığa, yokluğa, ölüme terk etmişlerdi. İşte o dönem mazlumlar, mazlumeler, kucakta yavrular ağaç kabukları yiyerek tutunmuşlardı hayata.

Hz. Hatice (ra), Hz Ebubekir ve Ebû Talip’in bütün malları bu dönemde boykota maruz kalan mazlumlara muavenette harcandı. İyiliğin temsilcileri o kadar sıkıntılara uğradılar ki, açlıktan dolayı ağlayan çocukların çığlıkları kenar mahallelerinde duyuluyor, hatta açlıktan dolayı ölen insanlar oluyordu. (Belâzürî, I, 269) Efendiler Efendisi’nin (sav) annesinin de kabilesi Zühreoğullarından olan Sa’d bin Ebi Vakkas o günlerdeki sıkıntıları şöyle anlatır:

“Boykot günlerinde açlıktan dolayı bir gece dışarı çıkmıştım. Ayağım yaş bir şeye değdi. Hemen onu ağzıma attım ve hala ne olduğunu bilmiyorum.” (İbn İshâk, 142)

Yardım yapanı da Müslümanlardan saymış ve onu da boykota dahil etmişlerdi. Müşrik olsa da vicdan tellerinden bir ikisi kopmamış olanlar vardı. Onlar gizlice boykot alanına yardım ulaştırırlardı. Hz. Hatice annemizin amcasının oğlu Hâkim bin Hizam, bir gece bir deve yükü yiyeceği Şi’bu Ebî Talib’e götürüp devenin böğrüne vurarak Müslümanlara boykot uygulanan mahalleye sürdü. (İbn İshâk, 142)

Aynı şahıs bir gün kölesinin sırtına buğday yükleyip Haşim oğullarının mahallesine götürürken, önüne Ebû Cehil çıktı ve onu sorgulamaya başladı. Hatta hakaret edip dövmeye çalıştı. Bu sırada yoldan geçen müşriklerden Ebu’l-Buhteri bin Hişam, olaya müdahale etti ve Ebû Cehil’e: “Hakim’in akrabalarına yardıma gittiğini, onu bırakmasını” söyledi. Ebû Cehil’in bunu kabullenmemesi üzerine Ebu’l-Buhteri, Hakim bin Hizam’ı engellemekte ısrar eden Ebû Cehil ile kavgaya girip eline geçirdiği bir deve kemiği ile Ebû Cehil’in başını yardı, yere yıktı ve tepeledi.

Boykot üç yıl sürdü. Boykotu ise yine dört müşrikin cesur çıkışı sona erdirdi. Onlar Kâbe gölgesine gidip şöyle haykırdılar: “−Ey Mekkeliler! Bizler istediğimiz gibi yiyip içelim, giyinip kuşanalım da Hâşimoğulları ve Muttaliboğulları alışverişten mahrûm edilerek helâk olsunlar, bu olacak şey midir?! Allâh’a yemin ederiz ki, akrabâlık bağlarını kesen şu zâlim sahîfe yırtılıncaya kadar oturmayacağız!”

 Ebu Cehil “apaçık bir komplo…” dese de oluşan kamuoyuna fazla direnemedi ve fiilen zaten delik deşik hale gelmiş boykot hukuken de sona ermiş oldu.

Boykot bu cesur çıkışla sona erdi…

Organize bir kötülük ele geçirdiği devlet imkanlarını kullanarak muhalif gördüğü kesimlere acımasızca zulmetmeye devam ediyor. Kurdukları menfaat şebekesinin çökmesinden endişe eden bu çete ülkenin damarlarında Ebu Leheb kiniyle dolaşıyor. Aldıkları kararlar, yaptıkları zulümler, bakışlarındaki canavarlık, üfledikçe fidanlar kurutan nefesleri cahiliye tiranlarını andırıyor. Sanki her karar, şeytanın da katıldığı Mekke tiranlarının tamamının iştirak ettiği karanlık kuytularda alınıyor. İnsanlığı bitirmeye azmetmiş bu azgın topluluk ihtiyaç sahiplerine yardım götürenleri takip ediyor ve azılı bir katili yakalar gibi derdest edip zindanlara yolluyor. Mazlumların kaderi Mekke’de boykota maruz kalan ilk Müslümanlarla buluşurken bugün ülkeyi yöneten kaba kuvvet ise ilhamını Ebu Leheblerden, Ebu Cehillerden, Utbelerden, Şeybelerden alıyor.

Bugün Anadolu’da insanlığı eksilten; ruhunu şeytana kaptırmış, vicdanını tiranlara satmış yöneticiler ile susarak bu zulme ortak olan muazzam bir kitle var. Ballandıra ballandıra anlattıkları operasyonlarla masumlar için toplanan paraya da çöküp insanlığı yaşatmaya çalışan hak ve insanlık kahramanlarını demir parmaklıklar arkasına yolluyorlar.

Bunca yıldır aralarından bir müşrik kadar bile olsa bir iki cesur adam çıkıp “yeter yahu” diyerek haykırmadı, haykıramadı. Vicdanını karartmış, kalbini midesine yedirmiş bu cenazeler topluluğundan cesaret alan organize kötülük zulmüne devam etse de çekilen hiçbir şeyi israf etmeyen Rabbimiz mazluma fereç ve mahreç verecek zalime ise gelecek nesillere ibret olacak dehşetli bir son hazırlayacak ve Anadolu’yu zulmün kanlı pençelerinden kurtaracaktır…

 Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...