Mizan

Medrese-i Yûsufiye’nin sabırlı kahramanları… | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Dolayısıyla gelen rüyalarda da Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Sabır!” diyor, “Sizi Ashâbımın yanına alacağım!” diyor. Bir kere bu bişâret-i Nebeviye -bence- öyle bir referans ki, deseler ki “Size Cennet’te bir köşk veriyoruz!”, onun yanında bu zerre kalır. Evet, “Ben, sizi yanıma alıyorum!” diyor; “Kardeşlerim!” dediği insan olarak kabul ediyor. Diğerleri, o zakkum-u Cehennem’in azabını çekedursunlar; siz, Cennet çekirdeğini içinizde taşımanız sayesinde, bu bela ve musibetleri -bir yönüyle- Cennetin koridorlarında yürüyor gibi görebilirsiniz, Cennet’in göbeğine otağınızı kurmuş gibi görebilirsiniz. Onu da görüyorlardır, onu da görenler var! “Yürüdük, önümüze bir bağ ve bahçe geldi. Aman Allah’ım! Baş döndürücü!” falan diyorlar. Şimdi bu kadar sıkıntı karşısında, bir de bunlar var.

Aynı zamanda o sıkıntılara katlanma da ayrı bir sabırdır; ona صَبْرٌ عَلَى الْبَلاَءِ وَالْمَصَائِبِ “Bela ve musibetlere karşı sabır” deniyor; o da bir ibadet sevabı kazandırıyor. Bir de ibadetlerini katlayarak yapıyorlar; bu da “müzâaf bir ibadet” oluyor. Bir de Cenâb-ı Hak, içeriye koymuş, muharremâta karşı tamamen onları cebrî sıyânet altına almış; sütreler oluşturmuş, “İçeride durun; eliniz, ayağınız, gözünüz-kulağınız, diliniz-dudağınız günah işlemesin!” Bu da ona ayrı bir derinlik kazandırıyor; bu da mük’ab ibadet oluyor. Hazreti Pîr, sabrı bu üç şeye bağlıyor. Allah, bu üç tane sabrı birden, bu üç tane ibadet şeklini birden onlara yaşattırmak suretiyle, o hudutta nöbet bekleyen insanın yaptığı şeyin kat kat üstünde bir şey kazandırıyor o insanlara.

Medrese-i Yûsufiye haline geliyor oralar. Seyyidinâ Hazreti Yusuf da, o medrese-i Yûsufiye ile nâzırlığa yükseldi. Bir köle gibi satıldı, bir yerde iftiraya uğradı; o iftirada dediklerini yaptıramayanlar, onu zindana attırdılar. رَبِّ السِّجْنُ أَحَبُّ إِلَيَّ مِمَّا يَدْعُونَنِي إِلَيْهِ “Allah’ım! Fuhşiyât adına beni çağırdıkları şeyden, zindan benim için daha hayırlıdır.” (Yûsuf, 12/33) dedi. Gönül rızasıyla, âdeta Kâbe’ye yürür gibi, zindana yürüdü. Yürüdü; nicelerinin ruhuna, ruhunun ilhamlarını boşalttı, gözlerini açtı, inandıran bir insan oldu ve inandılar onlar da; onlar da inandıran oldular, her birisi. Nitekim onlardan biri çıktı, o kralın rüyasını tabir ile alakalı, “Ben size haber getireyim!” dedi; Hazreti Yusuf’un rüya tabirini aldı, gitti. Böylece, Yusuf Aleyhisselam hapishaneden çıktı, bir sürü insanın gözünün açılmasına vesile olmanın yanı başında, bir de bir hamlede, bir nefhada nâzırlığa yükseldi. Kuyuya atmışlardı, derin bir kuyuya; kendi çıkması imkânsızdı. Allah (celle celâluhu), inayetiyle onu çıkardı. Bu defa da bir hamlede Allah (celle celâluhu), bir asansöre binmiş gibi onu nâzırlığa yükseltti.

Bir gün kendisine o kötülükleri yapanlar, iki büklüm, onun karşısına çıkacaklardı ve diyeceklerdi ki: “Sen bağışla bizi, hata bizde imiş!” diyeceklerdi ve o da kendisine yakışır bir ifade ile قَالَ لاَ تَثْرِيبَ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ يَغْفِرُ اللهُ لَكُمْ وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ “Şöyle dedi: Hayır! Bugün size hiçbir kınama yok! (Ben hakkımı çoktan helâl ettim;) Allah da sizi affetsin. Çünkü O, bütün merhamet edenlerin üstünde mutlak merhamet sahibidir.” (Yusuf, 12/92) Orada aynı zamanda kardeşleri, babası, annesi ile buluşup adeta şeb-i arûs yaşarken, artık onun gözü ayrı bir şeb-i arûsta idi: Rabbim! Bana iktidar ve hâkimiyetten önemli pay verdin ve bana belli seviyede, (rüyalar dâhil) hadiselerin mânâ ve yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratıp, değişmez bir sistem ve prensipler üzerine oturtan! Sen, dünyada da Âhiret’te de benim sahibim ve gerçek koruyucumsun. Beni Müslüman olarak vefat ettir ve beni sâlihler içine kat!” (Yusuf, 12/101) Rabbim! Sen, bana bunu yaptın, bunu yaptın, bunu yaptın; rüya tabirini öğrettin ve onun ile beni buraya getirdin… Artık dünyada alacağım şey kalmadı. تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ “Beni Müslüman olarak öldür ve o sâlihlere ilhâk buyur!” Bu, zirvedir, insanda zirvedir.

Cenâb-ı Hak, onlara uzun ömür ihsan eylesin! Onları yakında çıkarsın Allah (celle celâluhu)!.. Sonra orada arınmış olarak çıktıklarından dolayı hizmetlerini katlanarak yapacaklardır; o hizmete de muvaffak eylesin! İşi bıraktıkları yerden, “Vira bismillah!” diye başlayacaklar!.. Bir yere kadar zaten getirilmişti. Orası metafizik gerilim adına onları biraz daha güçlendirdi. Bu defa vitesi yükseltecekler, biraz evvel dediğim gibi. Hizmetlerini devam ettireceklerdir, hiç tereddüdünüz olmasın!..

Bu video 07/01/2018 tarihinde yayınlanan “O’NUNLA DİRİLİŞ VE MEDRESE-İ YÛSUFİYE’DE YÜKSELİŞ” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: http://herkul.org/bamteli/bamteli-onu…

Medrese-i Yûsufiye’nin sabırlı kahramanları... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi 2
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu