Yazarlar

Marifet-i İlahi | Zekeriya Çiçek

GÖZ PENCEREMİZDEN RUHUMUZA AKSEDEN   “MARİFET-İ İLAHİ” (ALLAH BİLGİSİ)

           ”Görüyoruz ki, bütün eşya, özellikle hayat sahibi olan varlıkların çok çeşitli ihtiyaçları ve çok çeşitli istekleri vardır. O istekleri, o ihtiyaçları, hiç ummadıkları ve bilmedikleri ve ellerinin yetişmediği bir yerden, onların ihtiyaç duydukları en uygun bir vakitte onlara veriliyor, adeta imdatlarına yetiştiriliyor. Hâlbuki o sayısız isteklerin en küçüğüne bile o muhtaç haldeki canlıların gücü yetmez, elleri de ulaşamaz.

Sen kendine bak: Görülen ve görülmeyen, senin cesedine ya da ruhuna bağlı olan ve asla ellerinle elde edemeyeceğin gücünün ve kudretinin fevkinde ne kadar çok ihtiyaca muhtaçsın. Bütün hayat sahiplerini kendine kıyas et. İşte, bütün bunlar, her biri teker teker Vacibü’l Vücud olarak tarif edilen varlığı zorunlu ve bir olan Allah’ı (cc) İkram sahibi Kerim, merhamet edici ve bağışlayıcı bir Rahim, terbiye edici bir Mürebbi ve her şeyi yerli yerinde kullanan bir Müdebbir unvanları içerisinde akıllarımıza gösterir.

Şimdi, ey bilgiden yoksun inançsız kâfir ve ey gaflete dalıp inanç kimliği içerisinde inançsızcasına hayat sürdüren gaflet içerisindeki fâsık! Kâinatta meydana gelen bu hikmetli ve abes olmayan, en ince noktalarını görerek, merhametle yapılan faaliyetleri neyle izah edebilirsin? Sağır tabiatla mı, kör kuvvetle mi, sersem tesadüfle mi, aciz, ölü sebeplerle mi izah edebilirsin?” (33.Sözden 1. pencere )

Küçücük bir pirenin zıplayabilme kabiliyeti, ona besin kaynağı olan kedinin tüylü vücuduna ulaşma imkânı kazandırır.

Sivrisineğin hortumu ve koku alma duyusu sayesinde kana sondaj kurma ve oracıkta hazır besinleri bulabilme imkânı vermiştir.

Marifet-i İlahi | Zekeriya Çiçek 2

Gökten yağan yağmurlarla ıslanan toprak, milyonlarca çeşit bitkinin ve böceğin yaşaması için gerekli ortamı hazırlamıştır.

Suda yaşayan balıklara solungaç donanımı verilmesiydi o balıklar suda çözünmüş haldeki oksijeni nasıl alacaklardı?

Işık tayfları bitkilere ulaşmasaydı, bitkilerde klorofil nasıl sentezlenecekti? Ya o bitkilere özel bir asansör sistemi olarak taşıma boruları yerleştirilmeseydi, topraktan suyu yukarılara kadar nasıl nakledecekti?

Bir örnekte henüz dünyaya teşrif etmemiş olan yavrucuklardan verelim. Ana rahminde gelişen bir bebeğin gelişimi için, öyle muhteşem bir mekanizma kurulmuştur ki, bebek tıpkı bir organ gibi anada ilgili çepere yerleşir. Göbek bağının teşekkülünden tutun, göbek bağında bulunan özel atardamar ve toplardamarlara kadar hepsi çok hassas ölçülerle yerleştirilmiştir. O yavrucuk doğum gerçekleşinceye kadar annesinin dolaşım sistemiyle beslenir. Yavruların gelişim esnasındaki atık maddeleri de yine annenin dolaşım ve boşaltım sistemiyle uzaklaştırılır.

Vahşi aslanın kendi yavrusuna zarar vermeyerek ona şefkatli davranma duygusunu kim vermiştir? Bir süre önce ceylanın yavrusunu merhametsizce parçalayan aslan neden kendi yavrusunu parçalamaz. Yavrusunu korumak için kafasını ite kaptıran bir tavuk, bu kahramanlık duygusunu hangi pazardan almıştır. İşte tüm hayvanlarda görülen ve o canlıyı hayatla irtibatlandıran Kudret-i Sonsuz (cc) Rahman’dır ve Rahim’dir.

          İnsan ruh ve cesetten mürekkep bir varlıktır. O’nun hem cesedi hem de ruhu için gerekli sınırsız sayıda ihtiyacı olduğu aşikârdır. Beş duyu organımızın faaliyeti bir yana, diğer vücut organlarımızın çalışabilmesi için kendi irademizle elde etmemizin mümkün olmadığı ve olamayacağı sayısız ihtiyaçlarımız vardır. Tuzundan şekerine, yağından proteine, suyundan meyvesine kadar her şeye ihtiyacımız var. Hele hava kadar ucuz (!) denen öyle kıymetli bir nesneye ihtiyaç var ki, eğer bu ihtiyaçlar bir merhameti sonsuz tarafından verilmezse hayatımız anında biter.

Yaşamımız boyunca bizlere hizmetkâr olan ağaçlar ya da hayvanlar aracılığıyla, evlerimizde sofralarımıza kadar gelen nimetleri, insan hangi iktidarıyla elde edebilir? İnsan olan insan, en büyük gücü güçsüzlüğünde bulur ve zayıflığını itiraf etmesi sayesinde gerçek güç ve kudret sahibi olan Allah’a dayanır.

          Sevgi gibi manevi gıdadan yoksun olan insanoğlu, midesi dolu olsa bile ne kadar mutlu bir yaşam sürdürebilir ki?

Ümit gibi insanı şahlandıran, günahlardan arınıp hayatına yeni bir sayfa açtıran daha etkin bir faktör var mı?

Özellikle, kulluk gibi insanın iç dünyasını besleyen manevi enerji kaynağından yoksun kalmak ne büyük kayıp.

Demek ki görülmeyen ve ruhumuza inanç pompalayan bir manevi kalbimiz daha var.

Kur’an, kalbin gıdasını zikir olarak kabul eder. “Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur” der.

Hizmetten | Zekeriya Çiçek

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu