Aktüel

Litvanyalı Prof Vytautas Juozas Uzdila, Yusuf Ağabey’i yazdı: ‘Bir hoşgörü elçisini yâd ederken’

Prof VYTAUTAS JUOZAS UZDILA

20 Şubat Dünya Sosyal Adalet Günü’nü anarken Türkiye’den üzücü bir haber ulaştı; Fethullah Gülen’in yol arkadaşlarından içtimai ‘Hizmet’ hareketinin aktif katılımcısı Pekmezci vefat etti. Manevi yeniden doğuşu; eğitim, milletlerarası işbirliği ve uluslararası yaşam alanlarında hoşgörüyü teşvik etme yollarıyla ilan eden bir mücadeleci, demokrasi esaslarıyla yönetilen yeni bir Türkiye için aramızdan ayrıldı.

Türkiye ziyaretimde Napoli’yi andıran o güzel şehir İzmir’de geçirdiğim ve Pekmezci’yle buluştuğumuz 18 Nisan 2015 gününü çok iyi hatırlıyorum. Antik Anadolu şehir kesiminde, eski agoranın yanında buluştuk – bizi burada kurulmuş alışveriş merkezlerinden birisinin sahibi karşıladı. Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde Litvanya Cumhurbaşkanı Dalia Grybauskaitė’yi dördüncü olarak kabul ettiğini hatırlatmada acele ettim. Pekmezci ihtirasla kendi görüşünü beyan etmeye başladı – “Cumhurbaşkanınızın dördüncü sırada kabul edilmesi önemli değil, önemli olan ülkemize gelmesi, buluşması ve konuşmasıdır.” Sonrasında Türkiye’de nereleri ziyaret ettiğim ve kimlerle tanıştığım soruldu. İstanbul’da İmam Fethullah Gülen’in müze haline getirilmiş olan dairesini gezdiğimi ve bana eşlik eden Türklerin söylediklerini hatırlattım: “Türk manevi önderin dairesini, Litvanya’dan ilk olarak size gösteriyoruz.” Ev sahibinin yüzü hoş bir gülümsemeyle aydınlandı, ancak ziyaretim hakkında yorum yapmadı. Kendisi, İzmir’de nereleri gördüklerimizle ve nerelerinde bulunduğumuzla ilgilendi. ”Eski agoranın sergilenmesi, şehir merkezi ve Ege Denizi manzarasının tadını çıkardım,” dedim. ”Az önce de İzmir Çarşısı’ndaydık, eşime, kızlarıma ve torunlarıma hediye aldım,” dedim. “İyi ki almışsınız ama almayabilirdiniz de, önemli olan oralarda bulunmuş olmanız, görmeniz, sohbet etmeniz”, – yine sözüm kesilmişti ve izlenimlerime eşsiz bir tavır eşlik etmişti. Ve o andan itibaren Pekmezci, mevcut dünyayı değiştirmenin ve iyileştirmenin önemini ateşli bir şekilde açıklamaya başladı. Bu süreç için zaruri koşul – her şeyi sevgiyle yapmak: sevgiyle her gün çalışmak, sevgiyle insanlara gitmek, sevgiyle başkalarını karşılamak… Dünya en çok, kişinin kendisinden başlayıp, kendi manevi gelişimiyle meşgul olduğunda değiştirilebilir… Kazakistan’da kurulmakta olan fabrikayı finanse eden bu iş adamının sanki Sokrates’in fikirleri burada yeniden canlanıyor, üzerine yeniden düşünülüyor ve bu Türkün ruhunun çırpınışlarına tekrar işleniyormuşçasına mükemmel felsefe bilgisi beni şaşırttı.

Prof. Juozas Vytautas Uzdila

Konuşmacı, Türkiye’de olup bitenleri aktif olarak değerlendirmesi gereken Batı ve Avrupa Birliği halkı için de övgü dolu sözlerde bulundu. Pekmezci, “Siz Avrupalılar her şeye daha geniş bakıyorsunuz – bizi değerlendiriniz,” diye ısrar etti. Onun düşüncesini takip ederken, yeni Türk hareketinin bu önde gelen temsilcisinin, özellikle hayatta görebildiği, izinden gidebildiği ve gerçekleşmeleriyle keyif alabileceği fikirleri takdir ettiğini fark ettim. Benim tahayyülümde Türkiye’de şimdiden iki yeni üniversite, güzellik ve düzen içinde parıldayan üç okul, öğrenci yurdu ve kırsal kesim çocukları için eğitim merkezi olan bir yurt var… 800 uzmanın çalıştığı Zaman Gazetesi’nin Litvanya’ya göre alışılmadık büyüklükteki yazı işleri ofisini ziyaret etmek kısmet oldu; gazete de basılıyordu ve kendi televizyonu vardı. Hatta bir televizyon programında şöyle zor bir soruyu yanıtlamak zorunda kaldım: “Gülen ve Alman filozof Kant’ın fikirleri arasında ne tür bir akrabalık bağı var?”

Sohbet ettikçe, Pekmezci’nin seni bir saatlik manevi ziyafet, yani böylesine tesirli ve hoşgörülü sohbet hazırlayarak karşıladığını daha fazla tecrübe ediyorsun. Tabii ki buna bir de Türk misafirperverliği eşlik etti – sadece İslam dünyasında kullanılan küçük cam bardaklardan siyah çay içtik. Çayın ardından fotoğraf çekildik. Pekmezci, bana sımsıkı sarıldı ve benim de ona yiğitçe sarılmamı rica etti. Bana eşlik eden İbrahim’e fotoğraf makinesini verdi. Pekmezci’nin anısına bir fotoğraf, fakat benim için hayatın en büyük hediyesi – asil bir kişilikle etkileyici bir buluşmanın en güzel anısı kaldı.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu