Yazarlar

Kur’an’a adanmış bir ömür: Bekir Yılmaz | Mehmet Yıldız

“Mümin odur ki; görüldüğünde Allah hatırlanır” hadisi ne manidardır. Onlar yolumuzu aydınlatan projektör mesabesindedir.

“Gelir bir bir, gider bir bir, kalır bir.

Gelen gider, giden gelmez bu bir sır”

Bir bir gidiyor yolumuzu aydınlatan, ruhlarımızı kanatlandıran, duruşlarıyla sıradağları andıran, bakışlarıyla çevresine istikamet kazandıran, dillerinde her an nurefşan bir beyan olan, hallerinde lâhûtilik nümâyân, zalimlere boyun eğmeyip mazlum durumuna düşse de mağdurların yanında duran asrımızın kahramanları.

Kur’an’la bütünleşen bir hayatı vardı Bekir hocamızın. Kur’an’a meftundu adeta.

70’li yıllarda zeminin bir damla suya muhtaç olduğu bir zamanda o gönüllere çağlayanlar gibi coşup coşup aktı. Bitmeyen bir enerjisi vardı gerçekten. Helal Para Cami’sinde tanıdım onu. Ebedi Risalet sempozyumunda okuduğu Kur’an’la meftun oldum ona. Hele hele 89’ arda 90’larda Asrın Hatibi’nin hitabından hemen önce kendine has yer yer Mustafa İsmail’i andıran okuduğu enfes Kur’an’la tanıdım onu.

Vefa insanıydı. Hassastı, estetiğe önem verirdi. Her şeyin hakkı neyse hedefinde olan o idi. Vazife insanıydı.

Hizmet adına en küçük bir işareti emir telakki eder, onu yerine getirmeye çalışırdı. Kalbi sevgi dolu olduğu için çevresine bol bol sevgi dağıtırdı. O yer yer halkın içinde onların dertlerini dinleyen çözüm yolları arayan halktan biri, yer yer de vazifenin ağırlığını omuzlarında hisseden ve bu şuurla hareket eden mümtaz bir şahsiyet idi. İnsanlar arasında bir insan olma özelliğini temsil eden, ama asla laubaliliğe düşmeyecek kadar da vakur biriydi.

Dolu dolu bir hayat yaşadı şahsi,ailevi, içtimai sorumlulukların, fevkalade bilincinde güzel izler bırakıp gittiği şu fani dünyadan.  Ezan okurken ezanlaşır, Kur’an okurken Kur’an’laşır, Kur’an iklimine adım atınca, ikliminde Kur’an esmeye başlardı. Dinleyenleri de mest ederdi. Çünkü o Kur’a’na meftundu.

Namaza duyduğu hassasiyet de bir başkaydı. Hele cemaate namaz kılma konusunda çok hassastı. Uğradığı her yere tohumlar bırakıp öyle gitti. Binlerce Kur’an talebesi yetiştirdi. Derdi vardı. Kur’anı okumak, Kur’anı yaşamak, Kur’anı yaşatmak ve sevdirmek ve bunun için bir ömür boyu çırpındı durdu. Yaptığı unutulmaz hizmetlerle, unutulmazların kervanına katılıp öyle gitti. Namaza öyle aşıktı k,i bir namaza hazırlık esnasında abdest alırken ruhunun ufkuna yürüdü.

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle haşrolursunuz” diyordu Kâinatın Efendisi(sav). Bekir Hocam bu hadisin son şahitlerindendi.

Ötelerde Kur’an yoldaşın ve şefaatçın olsun aziz Bekir Hocam.

Efendimize (sav) komşu olasın, makamın firdevs olsun Bekir Yılmaz Hocam.

Başta Hocaefendi’nin ve sevenlerinin başı sağ olsun geride kalanlara da Rabbim’den sabır temenni ederim.

Makamın cennet’ül firdevs olsun güzel insan.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu