Yazarlar

Kalpler Titredi Gönüller İhtizâza Geldi | MEHMET YILDIZ

Ali Kervancı namında âlî bir ruh geçti bu dünyadan.

Her dönemde hak ve hakikati savunan, doğruyu temsil eden Allah’ın sadık kulları olmuştur. Hal ve hareketlerinden anlaşılır farklılıkları ve denir ki “Rabbanilerdir onlar”.

Dikkatle bakarsanız, Allah’ın onları yeryüzünün her tarafına birer yıldız gibi serpiştirdiğine şahit olursunuz.

Yanarlar, ışık olurlar, pırıl pırıl parlarlar gittikleri yerlerde, çünkü onların kutsî mi kutsî dertleri, davaları vardır.

Dilbeste oldukları Zât-ı Zülcelal’in adını, bütün dünyaya götürmektir bu kutsî dert. Bütün Rabbaniler, havariler ve sahabeler gibi. Sahabelerin ruh ikizidir adeta onlar. Yüce bir mefkûreye adanmışlardır. Yeryüzünde bir zamanlar olduğu gibi evrensel insani değerler yeniden nasıl yaşanır diye çareler ararlar, uğraşırlar, dertlenir dururlar.

Ancak yalnız değillerdir, sağlam bir pusula gibi yol gösteren rehberleri vardır onların. Mihmandarlarını bulmuşlar, ruh mimarları ile buluşmuşlar ve bütün zorluklara bu rehberleriyle karşı koymaya devam ederler.

Artık uzaklar onlar için yakındır, zorlar onlar için kolaydır. Bütün sebeplere riayet ederler, kulluğu ihmal etmeden; içe doğru derinleşirler varlığı ihmal etmeden. Kalbin zümrüt tepelerinden doğar güneşleri, gözleri kamaşır, gönülleri haşyet dolar ve oradan devam ederler coşkun bir iştiyakla yeni hedeflere.

Aslında tek hedefleri vardır onların. Yüceler Yücesi’nin (cc.) adını âleme duyurmak, O’nun rızasını kazanmak. Onlar, bir yandan kulluk şuuru ile Hakk’ı memnun etmeye çalışırken, öte yandan güzel bir örneklikle insanlara Hakk’ı sevdirmeye gayret ederler. Bu sevda onlarda Allah Resulü (s.a.s.)’in “Allah’ı kullarına sevdirin ki Allah da sizi sevsin” şeklindeki vazgeçilmez bir hayat felsefesinden mirastır.

Ancak onlar, bu yolun kolay olmadığını aksine zorluklarla dolu olduğunu çok iyi bilirler. Bundan dolayı bütün plan ve projelerini ona göre dizayn ederler. Mana yolunda mesafeler kat edilirken, bazen maddi kayıplar yaşanır. Mallarına, mülklerine, alın teriyle kazandıkları her şeye el koyabilirler. Makamlarını ellerinden alabilirler. Ama onlar yüce bir mefkûreye kilitlendikleri için aslâ aldırış etmezler.

Önlerine kandan irinden deryalar çıksa da onlar bir çıkış yolu bulur, yine gâye-i hayallerini gerçekleştirmek için bütün güçlerini sarf edip yola devam ederler. Çünkü onlar için “Nâm-ı Celil-i Muhammedî’nin dünyanın her yanına ulaştırılması, her şeyden önemlidir.

Tenâsüb-ü illiyet (sebep-sonuç) prensibine göre, güzelliklerin gerçekleşmesi için, her zaman âli ruhlara, fedakâr adanmışlara ihtiyaç vardır. Her dönemde ve her yerde, dikkatlice bakarsanız, onları görebilir, bulabilirsiniz.

Onların sabit yerleri yoktur. Bulutlar gibidir. Yer yüzünün neresinde, hangi toprakların yağmura ihtiyacı varsa, rüzgarlar oraya sevk eder onları. Damla damla yağarlar toprağın bağrına. Kervancı gibidirler. Nerede ihtiyaç varsa oraya hicret eder, orayı vatan edinirler. Muhtaç gönüllere ışık olurlar, su olurlar, toprak olurlar. Mukaddes yolculuğun hazzına varırlar. Umut olurlar.

Geceleri ruhbanlar gibi Rabbileri ile baş başa geçirir, gündüzleri de Rabbilerinin rızasını kazanmak için küheylanlar gibi koştururlar. Kendileri için yaşamazlar çünkü içlerinde bitip tükenmek bilmeyen bir yaşatma tutkuları vardır.

Onlar, kendi heva ve heveslerine göre hareket etmezler. Her işlerinde mutlaka bir bilene danışırlar. Hem de akl-ı selim, kalb-i selim ve müstakim bir bilene. Meşveret ederler ama, müstear yaşarlar. Kendilerini çok ön plana çıkarmazlar; hizmette önde, ücrette geridedirler. Yüzü yerde tevazu insanıdırlar.

Ve onlar hep:

Yıldızları tesbih tesbih çeker de

Namazda arka saf hizasındalar (Necip Fazıl)

Sahâbi ruhludurlar. Efendimiz (s.a.s.) döneminde gelmiş olsalardı Hz. Ebu Bekirler, Ömerler, Osmanlar, Aliler, Hamzalar, Sa’d b. Muazlar,  Hâlid b.Velidler, Ammar’lar, Bilaller, Mus’ablar, Abdurrahman b. Avflar, (r. anhüm) gibi olurlardı. Hz. Haticeler, Aişeler, Sümeyralar, Nesibeler, Esma binti Ümeyslerle (Allah hepsinden razı olsun) büyük hayır yarışlarına girerlerdi.

Her dönemin güzel insanlara ihtiyacı vardır. Rabbim güzel insanları, bu dönemde de nasip etti. Geldiler, vazife yaptılar, koşturdular, cömertçe davrandılar, insan olmanın, müslüman olmanın, Allah ve Resul’ünü tanımanın hakkını verdiler. Allah’a verdikleri sözde sadık kaldılar. Böylece bu dünyadan göçüp gittiler, arkada kalanlara birer yâd-ı cemil olarak.

Geride kalanlar da Allah’a gerçek anlamda kul olmak, vazife yapmak, yolun hakkını vermek için güzel bir yarış içindeler. Onlar da yaşlısıyla, genciyle, sahâbi ruhlu olduklarını gösteriyorlar, onların yollarını ıssız bırakmamak için ellerinden geleni ifa etmeye gayret ediyorlar.

Asrımızın Hz. Osman (r.a.), Hz. Abdurrahman b. Avf (r. anhum) misali kahramanlardan bir kahraman olan Ali Kervancı ağabeyin, perşembe günü ruhunun ufkuna yürümüş olması, içime bu duyguların akmasına vesile oldu. Kısa bir zamanda dört bir yandan hayır dua sağanakları yağmaya başladı. Binler kim bilir belki yüzbinler, milyonlar, kadınıyla, erkeğiyle, ruhanileri ile, nuranileri ile duaya durdular. Adına Kur’an okunurken bir serçe gelip, pencerede çırpınıp durdu. Ne demek istedi bilinmez ama sanki müjde içindi helecanlı çırpınışları.

Cömertlikte, sadakatte, vefada, tevazuda zirvede olan Ali KERVANCI ağabey, Çamlıca ve Nizamiye gibi yeryüzüne iki mühür bırakan, bir de toprağın bağrına 50 yıldır, yüz binlerce güzel insanların yetişmesine vesile olacak tohumlar atan güzel bir insan geçti bu diyardan. Bıraktığı bu emanetlere, inanıyorum ki, milyonlarca gönül insanı sahip çıkacak, onu bu yolda yalnız bırakmayacaklardır inşallah.

Onlar da gıpta ile baktıkları Hacı Kemal ağabeyler, Hacı Arif ağabeyler, Yusuf Pekmezci ağabeyler ve daha nice güzel insanlar gibi “Rabbim için neler yapılabilirim?” diye çırpınan meçhul kahramanlara dahil olmaya çalışacaklardır. İradelerini o istikamette kullanacaklardır.

Rabbim Ali ağabeyimizin makamını âlî eylesin, Efendimize (s.a.s.) sahip çıkan ilk sahabilerle, Ashâb-ı Bedirle ve Uhud şehitleri ile birlikte haşretsin.

Ne mutlu her türlü zorluğa rağmen hak bildiği yoldan ayrılmayan yüce ruhlara.

Selam olsun inandığı değerlerin, bütün dünyada çiçek çiçek, bahar bahar açması için mücadele ruhunu kaybetmeyen sevdalılara.

Başta büyüğümüz olmak üzere, evlatlarına, yakınlarına ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Geride kalanlara Cenabı Hak’tan sabırlar niyaz ediyorum.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu