Anadolu toprağını andıran yüzüne bahar çiçekleri gibi konan tebessümü öyle yakışırdı ki bakmaya doyamazdınız…
Alın teri ile mayaladığı, gayret ve çalışkanlığı ile yoğurduğu serveti menfaat şebekesi tarafından yağmalanınca ülkeden çıkmak zorunda kalmıştı… Bunu anlatırken bile öyle bir tevekkülle anlatırdı ki dinleyen sanki onun bir yükten kurtulmuş olmasına sevindiğini zannederdi…
Ömrünü malını canını iyiliğin organizesine, kötülükle mücadeleye adamış bu insan güzeli çok sevdiği Hizmet yolunda ruhunu Rahman’a teslim etti.
Nasıl yaşarsanız öyle ölür ve nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz fermanın vücud bulmuş hali olan Ali abi onca yaşına rağmen Hizmet için çıktığı yolda uçakta vefat etti…
Bir ay Avrupa’yı dolaşmış yol arkadaşlarına can olmuştu.
“Abi rahatsızlıklarınız var programlarınız çok yoğun.. biraz istirahat etseniz…” diyenlere “bir daha bana böyle bir şey söylemeyin. Hocaefendi bize öyle koşturun ki ölüm sizi hizmet ederken yakalasın demişti. Ben bu yolda koştururken ölümle kucaklaşmak istiyorum” diye haykırmış ve aynen duada resmettiği şekliyle niyetine göre Rabbime lika etti ve hepimizin gidereceği asıl memlekete bizlerden biraz önce gitti.
Bu asırda da varlıklarıyla övüneceğimiz abileri bize lütfeden Rabbimize hamdolsun..
Hz Sa’d ibni Ebi Vakkas (ra) Efendimizin (sav) annesi ile aynı kabileden idi. Bu yüzden ona bazen tevcih-i kelam ederek şöyle iltifatta bulunurdu:
“…varsa şöyle bir dayısı olan göstersin..”
Ali Açıl abi sahabeyi kendine örnek almış dertli bir sine idi.. Biz de öyle diyoruz: Varsa şöyle abisi olan göstersin.
Onun tüm malvarlığına bir menfaat şebekesinin el konuldu. Çok sevdiği ve yıllarca hizmet ettiği ülkesinden çıkmak zorunda kaldı. Ama o diğer mazlum ve mağdurlar gibi kazandı..
Tıpkı hayatına rehber ettiği sahabe efendilerimiz gibi… Şehirlerin anası Mekke o günün tiranlarınca müminlere dar edilmiş ve Medine’ye hicret emri verilmişti.
Hz. Süheyb ibn-i Sinan (ra) hicrette Hz Ali’den (ra) sonra Mekke’den yola çıkınca müşrikler arkasından yetiştiler ve gitmesine müsaade etmeyeceklerini söylediler.
Süheyb ise; “ey Arap cemaati bilirsiniz ki ben sizin en iyi ok atanlarınızdan biriyim. Attığımı vururum. Sadağımdaki oklar bitene kadar size teslim olmam. Bir çoğunuzu da öldürürüm.
Şimdi, size servetimin yerini söylersem beni bırakır mısınız?” diye sordu.
Onlarda “olur” dediler.
Süheyb (ra) Mekke’ye geldiğinde Efendimiz (sav) olanları dinlediğinde dudaklarından şu ifadeler döküldü:
“Süheyb kazandı!
Süheyb kazandı!
Ebu Yahya! Satış kârlı çıktı!
Satış kârlı çıktı!” (İbnSa’d, Tabakatu’l-Kübra, c. 3, s. 227-229)
Bugün Süheyb’’leri, Anadolu’nun hizmet sevdalısı esnafları servetlerini bırakıp Hicret ettiler… Ali abi de kendi ifadesiyle bu talihlilerden biriydi..
Efendimiz’e (sav) istinad ederek bende diyorum ki: VALLAHİ ABİLER KAZANDI..
Anadolu bozkırlarının bahar yüzlü Ali abisi… Hep anlatıp durduğun sahabeler gibi senin de “satışın kârlı çıktı..” Evet o tertemiz simana tebessümün en çok yakıştığı insan güzeli abim “kazandın inşallah..”
Bak arkandan binlerce insan gözyaşı döküp seni hayırla yâd ediyor. Ve adeta yarışırcasına o (inşallah) cennet bahçesi kabrine Fatiha’lar yağıyor.
Gözün arkada kalmasın. Gözyaşlarınızla sulayarak büyüttüğünüz fidanlar aşık olduğun bu Hizmete sahabe ruhuyla sahip çıkıyorlar.. çıkacaklar..
Selam et büyüklerimize… ve himmet buyursunlar da Rabbim Anadolu’daki mazlumları bir an evvel kurtarsın inşallah…
Mekanın cennet olsun Abi…
YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ

