Yazarlar

Hizmet insanı cerbezeye düşer mi?

Soru: “Son zamanlarda sosyal medyada hizmet hareketinin önünde bulunan bazı kimseler arasındaki yazışmaları okumak beni çok üzüyordu. Risale-i Nur’dan bir tefeül yapmak istedim ve Üstad Hazretleri’nin, “Cerbezenin şe’ni, bir seyyieyi sünbüllendirerek hasenata galib etmektir.” ifadelerini okuyunca yarama merhem oldu. Zira yapılanın cerbezeden öteye gitmediğini fark ettim. Üstad Hazretleri’nin bu sözlerinden anladığım, cerbezeci insanın yaptığının, bir mü’minden bir tek kötülük görmüşse bunu sünbüllendirip çoğaltması, büyütüp onun bütün iyiliklerini bu tek kötülükle örtmek istemesi olduğunu düşünüyorum. Bu hakikati sizinle paylaşmak istedim.” (Halil M.)
Paylaşımınız için teşekkürler.
Soru münasebetiyle herhangi bir kimseyi/kimseleri kast etmeden genel değerlendirmelerde bulunalım isterseniz.
Evet cerbeze, Üstad Hazretleri’nin ifadeleriyle aklın ifrat halidir ve ne yazık ki böylesi bir akıl, batılı hak, eğriyi doğru gösterir.
Cerbeze, kurnazca sözlerle aldatarak üste çıkmak, laf cambazlığı ile doğruları örtmek, yalan dolanla hakikati örtbas etmek anlamlarına gelir. Aslında bu haliyle cerbezenin, yalandan daha öte bir cürüm ve günah olduğunu söyleyebiliriz. 
Neden?
Çünkü yalanda muhatap inanıp inanmamakta serbest bırakılır. Çoğu zaman da yalan ortaya çıkar ve yalancı kişi bundan mahcup olur ve yüzü kızarır. Yalan anlaşılınca yalancının iddiası bittiği gibi izzeti de biter.
Oysa cerbezeci kişi sadece yalancı değil, yalanında ısrarcı bir kişi olup insanları aldatmakta maharetlidir. Ortaya attığı laf cambazlıkları ile doğruyu örtmekte becerikli, muhatabını susturduğu oranda da bundan mutluluk duyan ve yalanını yutturma becerisiyle övünen kişidir.
Pek çok iyiliği olduğu halde bir tek kötülüğü olan insan, cerbezeli biri tarafından çok kötü olarak takdim edilebilir.
Cerbeze, bir insanı veya toplumu ifsad etme potansiyeline sahip bir virüstür, hastalıktır. Bilhassa bir mü’minde, hele de dine hizmet amacıyla bir araya gelmiş bir harekette görülen bir hata veya bir kusuru büyütüp o sebeple söz konusu mü’mini, cemaati, işi veya hareketi mahkum etmek en hafif ifadesiyle insafsızlıktır. 
Aslında bu, özellikle hareketsiz, nefsi müsbet işler yapmasına, dine hizmet eden bir hareket içinde yer alması veya bu harekete katkıda bulunmasına mâni zayıf kalpli, zayıf karakterli insanların çokça başvurduğu bir aldanmadır.
İyi ve güzel olan herhangi bir meselede sadece olumsuz tarafı görmek, hayata sadece maruz kalınan hastalık ve musibetler penceresinden bakmak da yine cerbezedir. Bu ise âciz, başarısız, suçu başkasına yüklemekle vicdanını rahatlatmak isteyenlerin çokça kullandığı bir yoldur.
Aynı şekilde Sahâbe-i Kiram’ı aralarında sadece cereyan eden bazı olumsuz hadiseler veya yalnızca ferdî veya birkaç olumsuz hadise açısından değerlendirip tenkide tâbi tutmak da nefsine mağlûbiyetle müsbet hizmete eli varmayan, yapmaktan çok konuşmayı, tamirden çok tahribi, tashihten çok tenkidi seçen tiplerin çokça başvurduğu cerbeze türlerindendir. 
Oysa Cenab-ı Allah (c.c.), kullarına çok farklı davranır. O, Afüvv’dür; yani, kullarının işlediği hataların ve günahların pek çoğundan geçiverir -ki, buna ‘af (afv)’ denir. Başımıza gelen her kötülük, her musibet, her şer, kendi işlediklerimizden dolayıdır.
Fakat Cenab-ı Allah (c.c.), işlediğimiz günah ve zulümlerin pek çoğunu affediverir, yani onlardan geçiverir. (Şûrâ Sûresi, 42/30) Eğer O başka türlü davransa, günah ve zulümlerinden dolayı kullarını hemen cezalandıracak olsaydı yeryüzünde hayat devam etmezdi. (Nahl Sûresi, 16/61)
Dolayısıyla bir mümine yakışan Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak olmalı değil mi?
Yine inanmış bir insana düşen, menfî bakıp menfî değerlendirmeyi bırakmak, pek çok iyilik ve güzelliği birkaç kusur veya şerre mahkum etmemek, değerlendirmelerimizde güzel görüp güzel düşünmeyi esas almak değil midir?
Ayrıca bir yolun, inancın, fikrin veya hareketin doğruluğuna bizzat o inanç, hareket veya fikir çerçevesinde bakmak gerekirken, o hareket, inanç veya fikri muhalif penceresinden değerlendirerek mahkûm etmek de yine aynı hastalıklı bakışın sonuçlarından birisidir.
Cerbezenin bir diğer şekli, bir düşmanı tek bir iyiliğiyle temiz ve dost görmeye çalışırken, bir dostu bir hatasıyla düşman göstermeye çalışmaktır. Buna sebep de daha çok menfaat çatışması veya uyuşmasıdır, tarafgirliktir.
Bir diğer cerbeze şekli, bir şeyde iyi ve hayır tarafı galip olduğu halde o şeyin sadece kötü tarafını nazara vererek, ümidi kırmak ve ümitsizliğe sebep olmaktır.
O yüzden bir mümin, her türlü cerbezeden fersah fersah uzak durmalı. Hele de mazlum ve mağdur insanların üzerlerine sağanak halde musibetlerin yağdığı böyle süreçlerle ağızdan veya kalemden/klavyeden çıkan sözlere azami dikkat etmeli…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu