Yazarlar

Hayatımıza Yön Veren Dört Hadis-1 | Mithat Tayyar

Bir bina yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. İlk önce zemin etüdü yapılır. Sağlam çıkarsa binaya güçlü bir temel atılır. Ardından binayı taşıyacak mukavemetli kolonlar dikilir. Sonrasında ise tuğla, sıva, boya vs. gibi tali meseleler yapılır. Evin boyasının rengi çok önemli bir mesele değildir ama kolonları sağlam olmazsa bina çöker. İşte bunun gibi dinimizi yaşarken de bir onu ayakta tutan temel kurallar, bir de ikinci veya üçüncü derecede önemli hususlar vardır.

 

Dini yaşamada meşhur hadisçilerden Ebu Davut hazretleri şöyle söylüyor: 500 bin hadis topladım. Bunların arasından seçtigim 4800 hadisi kitabıma koydum. Yine bunların içinden seçtigim dört hadis var ki, kim bunları hayatında uygulasa dini yaşama adına bu ona yeter.”

 

Bu hadislerden ilki şudur:

  1. Sizden birisi kendisi için sevip istediğini, kardeşi için de istemedikçe tam bir mümin olamaz.

Bu hadis, karakter eğitimi açısından oldukça önemli bir hadistir. İnsanda varolan bencilliği yok eder. Bu hadisin zıddı bencillik ve egoizmdir. Bu hadisi, üzerine empati duygusunu da koyarak, hayatınızın her alanında deneyimleyebilirsiniz. Mesela bir işte çalışırken, evlenirken, cenazede, bebeğiniz olduğunda, ev araba vesaire aldığınızda, kısacası her alanda. Şu an korona virüsü sebebiyle ekonomi kötüleştiği için biz bu alana yönelip hadisi bu alanda bir örnekle açıklayalım.

Hayatımıza Yön Veren Dört Hadis-1 | Mithat Tayyar 2

Hayatta insanlar öncelikli olarak kendi menfaatini düşünürler. Özellikle yöneticiler kendi kazancına ve işlerinin yolunda gitmesine odaklanır ve oldukça bencildirler. Hele işler kötüye gidiyorsa  ilk yaptıkları şey işçi çıkarmak olur. 1950’lerde Almanya’da Volkswagen firması ekonomik problemler sebebiyle durumu oldukça kötüleşir. Üretimleri düşer, gelirleri azalır. İşçi çıkarmak veya maaşları düşürmekle karşı karşıya kalırlar. Bencillik etmezler ve bunun için çözüm aramaya başlarlar ama bulamazlar. Bunun üzerine firma yöneticileri, işçi sendikasını çağırırlar ve bu durum hakkında işçilerle görüşerek bir çözüm sunmalarını isterler. Sendika, işçilerle görüşür ve bir süre sonra firma yetkililerine şöyle bir çözüm sunar:

 

‘‘Biz sizin işçi çıkarmanızı istemiyoruz ama bu şekilde maaşları normal düzende verirseniz zarar edeceğinizi görüyoruz. Biz de firmanın sahibi olsaydık maaşları düşürmek yada işçi çıkarmak isterdik. Ama biz iki tarafıda rahatlatacak  bir çözüm bulduk. Bu sebeple şöyle yapalım. Bizler şu an fabrikada haftada yedi gün çalışıyoruz. Çalışma günümüzü beş güne düşürelim ve hafta sonları çalışmayalım. Sizde bizi beş gün üzerinden ücretlendirin. Böylece hem hiç kimse işten çıkmamış olur, hem de ücretler makul ve ödenecek bir seviyeye düşmüş olur.‘‘ derler. Firma yöneticileri bu teklife çok sevinir ve karşılıklı anlaşırlar. İşte bu olay karşılıklı olarak patronların ve işçilerin kendisi için istediğini kardeşi içinde istemesine güzel bir örnektir.

 

Evet, patronlar işçi çıkarmak zorunda kaldıklarında işçilerinin ailesini de düşünmeli. İşçilerde patronlarını düşünerek işlerini sağlam yapmalı.

 

İyilik, iyilik doğurur. Bizler başkalarının daima iyiliğini düşünmeliyiz. Allah Resulü şöyle buyuruyor: “Bir Müslüman, yanında bulunmayan bir din kardeşi için dua ederse, mutlaka (yanında bulunan) melek ona, aynı şeyler sana da verilsin diye dua eder.” (Müslim, Zikir 86; Ebû Dâvûd, Vitir 29) Kendimiz için istediğimizi başkası içinde istemek bize bir şey kaybettirmez. İslam bizi daima pozitif düşünceye, olumlu düşünceye yönlendirir.

 

Evet, kişi kendisi için istediğini başkası içinde istemeli. Siz düğün yaptığınızda, nasıl dostlarınızın sizin düğününüze gelmesini, size hediye getirmesini istiyorsanız, siz de dostlarınızın düğünlerine gitmeli ve onları mutlu etmelisiniz. Aynı şekilde onları önemsemeli, çocukları doğduğunda, hastalıkta, cenazede onlarla beraber olmalısınız.

 

Bu hadisi bir de dinimizi anlatma yoluyla ele alarak bitirelim. Allah’a binlerce kere şükürler olsun ki bizler müslümanız. Peki ya müslüman olmasaydık, müslüman olanların bize nasıl davranmasını isterdik. Tembellikleri, dini gerçek manada yaşama ve yayma gayretlerinin olmaması sebebiyle bize İslam’ı ulaştırmakta gecikselerdi ve huzuru mahşerde onlarla karşılaşsaydık onlara ne derdik. Başkasının yerine koyun kendinizi, gerçek dini bulamamanın verdiği sıkıntılarla hep hafakanlar içinde gezen ve rahmet deryasına giremeyenlerin yerine. Evet, bizler kendimiz için istediğimiz cenneti başkaları için de isteyelim. Himmetimizi âli tutalım ve biraz daha gayret edelim.

 

Mithat Tayyar’ın konu ile ilgili sohbetlerine kendi  Youtube kanalından da ulaşabilirsiniz.

Haftaya  devam edeceğiz…

Yorum: Mithat Tayyar

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu