Mizan

Haramîler Hizmet’i taşlıyorlar | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Haramîler Hizmet’i taşlıyorlar; bilmiyorlar ki, “Kazara bir sapan taşı bir altın kâseye değse / Ne taşın kıymeti artar, ne kıymetten düşer kâse.”

Evet, sizi ötede şanlı, namlı, nişanlı, adlı, ünvanlı hâle getirecek bir yolda yürüyorsunuz. O güzel hallerinizle hallolmayacak mesele yoktur. İnsanlığın problemlerini, o güzel halinizle/temsilinizle halledeceksiniz. Ha, bu arada birileri gelip ilişecek; diş atacak, ısıracak, yalan söyleyecek. Bunların hepsi kâfirce şeyler; onlara “kâfir” demiyoruz fakat bu davranışlar, kâfirce şeyler. Yalan, kâfirce bir şey.. iftira, kâfirce bir şey.. olmadık bir şeyde bulunma/söyleme, kâfirce bir şey.. birini ifnâ etme, ibâdede bulunma, tenkîlde bulunma, itibarsızlığa zorlama, kâfirce tavır, kâfirce davranış…
Bunları yapan insanlar, tevbe ederlerse, kurtulurlar. Bir de deyip ettikleri kimselerden özür dileme şartı vardır. Ama bir şey var ki bana yapılamaz gibi geliyor: Heyeti milyonlara bâliğ olan bir cemaat hakkında, bir Hizmet hakkında bu türlü iftiralarda, isnatlarda, nâsezâ/nâbecâ sözlerde bulunuyorlarsa, hafizanallah… O cemaatin teker teker her ferdinden -el öpme pahasına bile olsa- helallik almadıktan, bütününe “Hakkını helal et!” deyip helallik almadıktan sonra kurtulmaları mümkün değildir. Ve ona ne benim ne başkasının ne de başkalarının gücü yetmez. Cenâb-ı Hak, böyle diyen ve böyle edenleri, altından kalkılmayan o “vizr fâsid dairesi”nden halâs eylesin!.. “Vizr”, vebal, günah, kaybettiren şey demektir. O “vizr fâsid dairesi”nden halâs eylesin!..
Dünya, başlarını döndürmüş, bakışlarını bulandırmış; dünyadan başka bir şey görmüyorlar. “Dünya saltanatı!” deyip onun uğrunda her şeylerini fedâ ediyorlar. Kur’an’ın ifadesiyle: “Bilerek dünya hayatını âhiret hayatına tercih ediyorlar.” Ve bir yönüyle, bu kıymetli, çok değerli olan Hizmet’i değersizleştirmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Cenâb-ı Hak, o fâsid daireler zincirinden onları da halâs eylesin! Ne diyelim?!. Evet, “Kazara bir sapan taşı bir altın kâseye değse / Ne taşın kıymeti artar, ne kıymetten düşer kâse.” Bir kâsede altın taşıyorsunuz; kendini bilmez bir densiz, bir taş atıyor. Taş gelip kâseye (keseye) değiyor; ne taşın kıymeti artar, ne kıymetten düşer kâse. Öyle bir şey taşıyorsanız, size diyenler, sadece kendi densizliklerini ortaya koymuş olurlar. Evet… “Hakîr düştüyse ‘Hizmet’, şânına noksan gelir sanma / Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kıymetten…” Sürgün.. ihtifâ.. cebrî hicret.. zindan.. evlere kapanma, dışarıya çıkamama.. aç bırakılma, susuz bırakılma.. kâfirin, zâlimin yapmadığı/yapmayacağı şeylere maruz kalma…
Bütün bunlarla sizi kıymetsizliğe mahkûm etme ceht ve gayreti içindeler. Fakat, yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kıymetten!.. Siz, cihan çapında maşerî vicdana otağlarınızı kurmuş insanlarsınız. Sevgi otağlarınızı, sempati otağlarınızı… Kimsenin o gönüllerden onu söküp atmaya gücü yetmeyecektir. Amnofis de olsa, yetmeyecektir; Jul Sezar da olsa, yetmeyecektir; Lenin de olsa, yetmeyecektir; Tiran da olsa, yetmeyecektir; yetmeyecektir, yetmeyecektir… Siz, hal ile, temsil ile dünya çapında insanlığın sinesine otağ kurmuşsunuz. Densiz, kirli ağızlar, ağızlarını her açışlarında levsiyât boşaltan insanlar, “terör örgütü” diyecekler, “firak-ı dâlle” diyecekler, “paralel” diyecekler… Halt edecekler, herze yiyecekler; fakat katiyen size zarar gelmeyecek.
Durumunuzu resmetme açısından -min gayri haddî- bunları söyledim. Eğer sizi incittiysem, özür dilerim. Allah karşısında da yakışıksız, şık olmayan bir şey dedimse, O’ndan da af dilerim. Ama zâlimlerden asla!..

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu