Yazarlar

Halil Şimşek…Gök kubbemizden kayan yıldız | İsmet Macit

 

Halil Şimşek abi coşkun akan ırmaklar gibi başını taştan taşa vura vura hizmet etti ve varıp döküldü sonsuzluk denizine…

Hastalanıp hastaneye götürüldüğünde son bir kez görüşmüştük. Dönüp geleceğin haberini bekledim hep, sesine hasret kulaklarımla..

Dönmedi…

Vefatından önce rüyada görmüş bir seveni.. Okyanusun üzerinden, ayakları ıslanmadan mütebessim çehresiyle yürüyormuş. Çağırmışlar, “seni bekliyoruz, nereye gidiyorsun abi” diye, ama o ahiretin yamaçlarına doğru çoktan yola çıkmıştı ve sevenlerini yetim bırakıp yürüyüp gitti sonsuzluk yurduna..

Halil abi insan güzeliydi, yaşayarak insan olmanın ne olduğunu anlatan..

Yeri doldurulmaz bir yiğitti, yüreği hizmet aşkıyla çarpan..

Efsanelerden kopup gelen esatiri kahramandı, kahramanlığa mana katan..

Bir vakıf insandı , ömrünü Allah’a satan..

Bir çelebi ruhtu, insanlardan bir insan olan..

Bir mütebessim simaydı, gülüşü Nebevi hüzün kokan..

Bir yaralı yürekti, insanlığın dertleriyle kanayan..

Bir ilim insansıydı, her an marifet ve hakikat arayan..

Bir söz sultanıydı, latifeleri hakikat, nükteleri ders olan..

Bir hizmet delisiydi, örnek aldığı sahabe her adımı Hızır olan..

Bir vefalı dosttu, sırtını dayandığında çınar, sığındığında dağ olan..

Kristal bir ihlas abidesiydi, her adımını rıza istikametinde atan..

Rahman’ın mümtaz kulu, her anını dua ile dokuyan..

Bir müteşekkir dimağ, kainatta Rabbini okuyan..

Bir abi yüreğiydi ki, isar hasletini sahabeden alan..

Bir deniz feneriydi, yalçın kayalıklarda her daim yanan,

O çöllerde gül yetiştirmeye yeminli, dertli bir bahçıvan..

Abiydi, kardeşti, babaydı, aileden biriydi, sevenlerinin gönlünde taht kuran..

Bir hizmet yıldızıydı, gök kubbemizden sessizce ahirete kayan..

Her hâliyle örnek insan, yaşarken hizmet eri, ölümü ibret olan..

Bir alim insan insandı, vefatıyla âlemi yasa boğan..

Onunla tanışıklığımız 1998 yılına dayanır. Telefonda tanışmış ve o gün vurulmuştum Halil Abiye. Sonra kader yollarımızı Almanya’da kesiştirdi. 22 yıl birlikte hizmet etmek benim için yeryüzü nimetlerinin başında gelir. Birlikte gittiğimiz ve her seferinde aynı odada kaldığımız iki umre ve iki Hac, cennetten ödünç aldığım çok özel günlerdi. Mescid-i Nebevî’de Efendimiz’in (sav) huzurundaki titreyerek ağlaması yüreğime kazınmış en nadide hatıradır.

Vazife yaptığı coğrafyaları adeta Hızîri adımlarla dolaştı. Ve bozkırlarda güller yetiştirdi…

Onu insanlar baba, abi, amca.. en yakın akraba gibi sevdiler.. Vazife yaptığı yerlerde hayatına dokunmadığı insan kalmamıştır..

Her sıkıştığımda gölgesine sığındığım Halil Abi çekildi dünyamızdan.. Yetim kaldık onun olmadığı dünya zindanında..

Onunla hatıralarımı toplasam mücelled kitap olur.. Öyle yoğun, öyle değerli yaşanmışlıklar..

O hizmetin bahtına düşmüş bir yiğitti.. İbn-i Mesud’un, Hz Halid’in vefatından sonra dediği gibi; “bir kahraman olarak yaşadı ve yeri doldurulamaz bir yiğit olarak düştü kalemizin burçlarından…”

Nüktedan bir insandı.. Aymaz abi onu her gördüğünde “Nasreddin-i sâni” (ikinci Nasrettin Hoca) diye takılırdı.. Latifeleri mutlaka bir hakikatin beyanıydı..

Evet ağlıyoruz arkasından…

Halil Abi ağlanmayacak insan değil ki? Tıpkı Hz Sa’d ibni Muaz’ın arkasından sahabenin ağladığı gibi yüreğimizi kanatıyoruz. Hz Aişe annemiz diyor ki; “Hz Sa’d’ın cenazesine sahabe öyle ağladı ki ben hücremden babamın (Hz Ebubekir) ve Hz Ömer’in hıçkırıklarını işitiyordum”

Şimdi Halil Abinin arkasından sevenlerinin hıçkırıklı ağıtlarını dünyanın dört bir tarafından işitiliyor.. Hayatına özenen yüzbinler şöyle bir âkıbet ve ömür için Rablerine yalvarıyor…

Evet gözyaşlarımız yüreğimize damlıyor. Halil abinin gidişi, temreni ateşte kızdırılmış ok gibi ciğerimize saplanıyor.. Sevenlerinin fatihaları gözyaşlarıyla ıslatılmış bohçalarla onunla buluşuyor..

Acımızı hafifleten ise şair Nüveyre’nin Hz Ömer’e verdiği teselli. Hani Hz Ömer Yermük’te şehit kardeşi için: “Saba rüzgarı her sabah Zeyd’in kokusunu getiriyor” deyip ağlarmış. Şair Nüveyre bir gün; ‘ey müminlerin halifesi benim kardeşim senin kardeşin gibi şehit olarak göçseydi ona hiç ağlamazdım’ demişti.
Hz Ömer der ki: “Hayatımda bana en büyük teselliyi Nüveyre vermiştir..”

Evet Halil Abi.. Yanaklarımızı ıslatan gözyaşlarımızla şu erken gidişine ağlıyoruz. Ama Efendimiz’in (sav) dediği gibi diyor seni Rabbimize emanet ediyoruz: “Göz yaşarır, gönül mahzun olur ama Allah’ın takdirinden öteye yol gitmez..”

Rabbim kabrini nurlarla doldursun..

Hepimizin gideceği sonsuzluk yurduna bizden önce gittin.

Selam söyle büyüklerimize ve senin gibi hizmet şehitlerine…

Hizmetten | İsmet Macit

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu