Aktüel

Hadislerde Hayvan Hakları-1 | Prof. Dr. İbrahim Canan

Hayvan insan münasebetini tanzimde Hazreti Peygamber (aleyhissalâtü vesselâm) iki ana prensip vaz etmiştir:

1- Hayvanların insanlar üzerinde, riayet edilmesi gereken haklan vardır.

2- Onlara iyi muamele yapılmalıdır. Aslında, haklarının edası iyi muamele ile gerçekleşeceğinden bunları birbirinden tamamen ayrı mütalâa etmek mümkün değildir.

İyi davranış ve merhamet sahibi olmak esasen her Müslüman’da bulunması gereken bir vasıftır. Bunun hayvanlara da gösterilmesi istenmiştir. Hadis şöyle: “Merhametli olanlara Rahman (merhamet sahibi Allah) merhamet eder. Yerde olanlara merhametli olun ki, gökte olanlar da size rahmet etsinler…”1 Hadiste gelen “yerde olanlara” tabirindeki ıtlâkı nazara alan âlimler “buraya Müslüman, gayr-i müslim, hayvan… gibi her çeşit canlının dâhil olduğu” hükmünü çıkarmışlardır.2 Yine mutlak bir ifâde ile: “Merhametten nasibi olmayanın hayırdan da nasibi yoktur.”3 buyrulmuştur.

Hayvanların insanlar üzerindeki haklarına riayet edilmediği takdirde onların kıyamet günü şikâyetçi olacakları belirtilmiştir. Üsame İbn Zeyd’e Hazreti Peygamber: “Ey Üsame, acıkan ciğer sahibi her hayvan hususunda dikkatli ol, kıyamet günü Allah’a şikâyet edilirsin.”4 demiştir. Hayvan Hakları fikrini tekit için bir başka rivayette: “Eğer hayvanlara yaptığınız haksızlıklardan dolayı Allah sizi affedecek olursa, pek çok affa mazhar kılmış demektir.” 5 buyrulur.

Sünnet’e göre hayvanların riayet edilmesi gereken haklan çeşitlidir ve onlara karşı iyi muamele muhtelif şekillerde izhar edilmelidir:

Hayat Haklarına Riayet

Bu, sayıları sınırlı bazı hayvanlar dışında kalan bütün hayvanların fuzuli yere öldürülmemesi gerektiğini, aksi takdirde mesuliyeti mucip olduğunu ifâde eder. Hazreti Peygamber, karga, çaylak, akrep, fare, kelb-i akûr6 7ve yılan8 gibi gerek insanlara ve gerekse diğer hayvanlara zararlı olanlar hariç, “Ruh sahibi mahlûkların”9 faydasız ve keyfî bir şekilde öldürülmesini yasaklamıştır, Dârimî ve Nesâî’nin, “Herhangi bir hayvanı fuzûlî yere öldürmenin hükmü” başlığı altında sundukları bir hadiste Hazreti Peygamber şöyle der: “Haksız olarak bir serçeyi öldürenden Cenâb-ı Hak, kıyamet günü hesap soracaktır.” Cemaat: “Kuşun hakkı da nedir?” diye sorunca: “Onu kesmesi ve sonra da yemesidir.” cevabını verir,10 Münâvî, Resûlullâh’ın (aleyhissalâtü vesselâm) burada serçeyi zikretmekle, büyük hayvanların hukukunun daha ehemmiyetli olduğuna dikkat çektiğini belirtir.11

Bu meyanda kurbağa, karınca, arı, hüdhüd gibi ‘bir kısım hayvanların öldürülmesini de kesin bir lisanla yasakladığını kaydedelim.12 Bilhassa karıncalar hususunda ısrarla duran Resûlullâh, ısırdığı için, karınca yuvasını yaktıran bir peygamberin, “Seni ısıran bir tek karınca idi, sen ise tesbih eden bir ümmeti helâk ettin!” diye vahiy gelerek, Allah tarafından, azarlandığını anlatır.13 O peygamber devrinde ateşle cezanın yasaklanmamış olabileceğini söyleyen hadis yorumcuları, bunun İslâm’da Resûlullâh’ın: “Ateşle azap vermek, ateşin sahibine aittir.”14 hükmüne binaen kesinlikle yasaklandığını ifâde ederler.15 Karıncalara karşı şefkati son derece ileri götürerek onların yuvalarının yakınlarında ateş yakılmasını da yasaklayan16 Hazreti Peygamber, onlar hakkında bir de şu hikâyeyi anlatır: “Bir peygamber, ümmetiyle yağmur duasına çıkmıştı. Bu esnada bazı ayaklarını havaya kaldırmış vaziyette bir karınca görmüş ve ümmetine şöyle demiş: ‘Dönün artık karıncanın durumu sebebiyle duanız kabul edilmiştir.’”17

Gıdalarına İhtimam

Hayvanlara karşı mesuliyeti mucip mühim hususlardan biri, onların gıdalarıyla ilgilidir. Susamış bir köpeği sulayan yolcunun -bir başka rivayette kötü yola düşmüş bir kadının-18 Allah’ın rızasına mazhar olarak bütün günahlarının affedilmesiyle ilgili meşhur hadisten anlaşıldığına göre, hangi hayvana olursa olsun yapılan herhangi bir iyilik makbul ve sevap bir ameldir. Mezkûr rivayette sahabeden bir kısmının: “Yâ Resûlallah hayvanlara yaptığımız iyilikten dolayı bize ücret de mi var?” diye sorması üzerine Hazreti Peygamber şu meşhur ve enteresan cevabı verir: “Evet, her bir yaş ciğer sahibine yapılan iyilik için sevap vardır.”19 Bazı âlimler bu hadisle kıyas yaparak “yapılan her iyiliğin mükâfatı varsa, her kötülüğün de cezası olacağına hükmetmişlerdir.20 Nitekim yine meşhur bir hadiste “kedisini hapsederek açlıktan ölmesine sebep olan kadının, Cehennem’de bir kedi tarafından tırmalanmak suretiyle azaba mâruz bırakıldığı” bildirilir.21

Hayvanların gıdalarına gösterilmesi gereken ihtimamın ehemmiyetini ifade eden bu rivayetlerden ayrı tutarak Hazreti Peygamber’in başka tavsiyeleri de mevcuttur. Yolculuk sırasında münbit bir yere uğrandığı vakit, hayvanın sırtından inerek “otlardan hakkının” verilmesi, otsuz yerlerden de süratle geçilmesi emredilmektedir.22Hazreti Enes: “Bir yerde mola verince, hayvanlarımızın istirahatini sağlayıncaya kadar ibadet etmezdik.” der.23Âlimler bu rivayetleri esas alarak, yolcu, bir yerde mola verince hayvanının otunu vermeden kendisinin yemeğini yememesinin müstehap olduğunu söylemişlerdir.”24

Temizlik ve Bakımı

Hayvanlarla ilgili vazifeler gıdalarına dikkat etmekle kalmıyor. Hazreti Peygamber onların temizlik vs. hususlarıyla da ilgilenilmesi için bir takım talimatlar vermiştir. Nitekim Ebû Hüreyre’den gelen bir rivayette şöyle denmektedir: “Koyunların burunlarını silin, ağıllarını temizleyin, ağıllarına yakın yerde namaz kılın, zira onlar Cennet hayvanıdır.”25 Keza keçilerin temizlenmesi için de emir verildiği mukayyettir.26

Sevâde İbn Rebî’in bir rivayetinden sağmal hayvanın sağılma sırasında incitilmemesi için dahi Peygamberimiz’in talimat verdiğini görüyoruz. Rivayet aynen şöyledir: “Annemle Resûlullâh’a (aleyhissalâtu vesselâm) gidip (maddî yardım) talep ettik. Bize birkaç keçi verilmesini emretti ve anneme şunu tembihledi: ‘Oğullarına emret, tırnaklarını kessinler, böylece sağdıkları zaman hayvanları incitmemiş, memelerini kanatmamış olurlar. Yine oğullarına emret ki yavrularının gıdalarını iyi yapsınlar.’”27

Yavruya İhtimam ve Hayvan Neslinin Korunması

Sevâde İbn Rebî’in yukarıdaki rivayetinde görüldüğü üzere, Hazreti Peygamber, hayvan yavrusunun gıdasına dikkat edilmesi için emir vermiştir. Abdullah İbn Amr’dan gelen bir rivayet de bunu teyit etmektedir. O der ki: “Resûlullâh (aleyhissalâtu vesselâm) bir keçiyi sağmakta olan bir adama uğramıştı. Ona şöyle demişti: “Ey filân, hayvanı sağınca yavrusu için de süt ayır…”28

Bundan başka, yavrularla ilgili olarak Hazreti Peygamber’in kuş yuvalarının bozulmaması,29yumurtalarının30 ve yavrularının31 alınmaması için emir verdiğine, alınmış olan yavru ve yumurtaları yerlerine iade ettirdiğine dair rivayetleri de nazara alacak olursak, hayvan neslinin korunması hususunda da tedbirlerin nazara alındığını görürüz. Bu cümleden olarak Hazreti Peygamber tarafından Medine’nin etrafında belli bir bölgenin “Harem Bölgesi” ilân edilerek, bitkilerinin koparılmasının, hayvanlarının da öldürülmesinin yasaklandığını, ayrıca avcılığın meslek ittihaz edilmemesinin tavsiye edildiğini kaydedelim. Hazreti Peygamber, “Avcılığın peşine düşen gaflete düşer.”32 buyurur ki bu hadis, avcılıkta ısrar edildiği takdirde taat, ibadet, cemaat ve cumaya katılma gibi dinî işlerden gafletten başka, hep canlıları öldürme yönüyle vahşi hayvanlara benzeyerek merhamet ve rikkat-i kalbiyeden de uzaklaşılacağı şeklinde anlaşılmıştır.33

1 Tirmizî, Birr, 16 (6, 172, 1925. H.); Mecmeu’z-Zevâid, 8, 187.

2 Bk.: Tuhfetu’l-Ahvezî, 6, 49; Abdullah İbn Ebî Cemre, a.g.e. 1, 155: el-Kettânî, Terâtîb, 2, 152.

3 İbn Mâce, Edeb, 9 (2. 1216, 3687. H.).

4 Nesâî, Dehâyâ 42 (7, 249).

5 Metâlibu’l-Âliye, 3. 170, 3161. H.

6 Kelb-i âkûr, bazılarınca, mâruf köpektir, cumhura göre yırtıcı hayvanların hepsidir (Tecrîd 6, 211).

7 Buhârî, Cezâu’s-Sayd 5 (3, 17).

8 Buhârî dışında bâzı rivayetlerde yılan da zikredilmişse de (bk.: İbn Hacer F. B. 4, 407) evlerde bulunan ve cenan denen ince uzun yılanlar hariç tutulmuştur. (Buhârî, Meğâzî 12 (5. 109)

9 Mecmeu’z-Zevâid, 4, 42 (Zy.).

10 Dârimî, 2, 11; Nesâî, Dahâyâ 42 (7, 239).

11 Feyzu’l-Kadîr 6, 192.

12 Ebû Dâvûd, Edeb 167, 168 (4, 367, 5267-68. H.); Mecmeu’z-Zevâid, 4. 41; İbn Mâce, Sayd 10 (2, 1074. 3223. H.); Dârimî, 2, 16.

13 Ebû Dâvûd 5266. H.; Buhârî, Bed’ü’l-Halk 16 (4, 158).

14 Ebû Dâvûd, 5268. H.

15 Fethu’l-Bârî, 7, 168.

16 Mecmeu’z-Zevâid, 4, 41

17 Müstedrek, 1, 325-26 (Sh.),

18 Buhârî, Bed’ü’l-Halk 17 (A, 158).

19 Buhâri, Şürb 9 (3. 146-47).

20 Bkz.: Terâtib, 2, 153.

21 Buhârî, Ezan 9a (1. 191); İbn Mâce, Zühd 30 (2, 1421, 4256. H.). Tayâlisî’de Alkame’den yapılan bir tahriçte Hazreti Âişe, Ebû Hureyre’ye itirazla bu kadının kâfire olduğunu söyler (s, 199).

22 Metâlibu’l-Âliye 2, 157, 1925. H.: Tirmizî, Edeb 75 (8. 70, 2862. H.): Müslim, İmârât 178.

23 Ebû Dâvûd, Cihad 48 (3, 24, 2551. H.).

24 Bkz.: Avnu’l-Ma’bûd 7, 223.

25 Mecmeu’z-Zevâid, 4, 65-66 (Sh).

26 Mecmeu’z-Zevâid, 4. 66 (Zy).

27 Mecmeu’z-Zevâid, 5, 196 (ceyyid). Rivayetin Müsned’deki aslı (3, 484) ile İbn Sa’d’daki (7, 48} vechi arasında bazı farklar mevcuttur; Mecmau’z-Zevâid’e de mürettip hatası ârız olmuş olmalı.

28 Mecmeu’z-Zevâid, 8, 196 (Sh).

29 Ebû Dâvûd, Cenâiz 1 (3, 182, 3089, H.).

30 Tayâlisî, s. 44; Edebu’l-Mûfred s. 139, 382. H.

31 Ebû Dâvûd. Edeb 167 (4, 367, 5268. H.), Cihâd 121, 2675. H.; Metâlibu’l-Âliye 3, 29.

32 Tirmizî, Fiten 69 (7, 36, 2257. H.); Ebû Dâvûd, Sayd 4 (3, 111, 2859. H.).

33 Bkz.: Mubârekfûrî, a.g.e. 6. 532.

Kaynak:Wise Instut

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı