Yazarlar

Gurbette Kurbete Yürüyen İnsan: Hasan Libas | RECEP ATICI

O, 75 yaşında mağdur ve mazlum olarak Rabbinin huzuruna gitti. 1947 yılında Antalya’nın Çakırlar köyünde dünyaya gelmişti. Akdeniz’in incisi Antalya’da başlayan uzun hayat yolculuğu nihayet ABD’nin Pensilvanya’daki Gurbet Mezarlığı’nda son buldu.

Antalya İmam Hatip Lisesi’nde okuduğu dönemde Antalyaspor’da kaleci olarak profesyonel futbol oynadı. Lise son sınıfta iken İzmir Yüksek İslam Enstitüsü’nü kazandı. Ancak, skolastik bataklığı içinde debelen bir Arapça hocası onu futbol oynadığı için dersten sınıfta bıraktı.

Daha sonra Göztepe spora transfer olup burada profesyonel kalecilik yaparken askere gitti. Acemilik devresinden sonra, Ankara Cumhurbaşkanlığı muhafız alayı futbol takımına seçildi. Burada oynarken hastalandı. Doktor, futbolu bırakması gerektiğini söyleyince oda “Futbolu bırakırsam ölürüm” dedi. Doktor da “Bırakmazsan zaten öleceksin. Çünkü sarılık olmuşsun, sarılık siroza çevirir” dedi. Babasını da sirozdan kaybettiği için çok korkmuştu. İşte bu havf ve reca arasında gelgitler yaşadığı bir gün aynı birlikte askerlik yaptığı Mehmet Ocak’tan kendisine gizlice bir kitap verdi. Üzerinde ‘Gençlik Rehberi, Said Nursi’ yazmaktadır. Sayfaları çevirince karşısına “Ey maraza müptela hasta! Hastalık bazılarına bir ihsan-ı İlahîdir, bir hediye-i Rahmanîdir.” şeklindeki hastalar risalesinden bir bölüm çıktı. Bunun üzerine kendi kendine; ‘Yahu bu adam bunu bana yazmış’ dedi.

Askerden döndükten sonra Antalya’da avukatlık yapan Gültekin Sarıgül ile bir vesileyle tanışan Hasan Abi, onun vasıtasıyla Fethullah Gülen Hocaefendi’yi tanır. Onu tanıdıktan sonra gökte aradığını yerde bulmuştur ve bulduğu o inci-mercanı kaybetmemek için varıyla yoğuyla bu uğurda mücadele eder. Yaklaşık elli yıldır gözü pek ve gönlü cömert bir yiğit olarak bu iman ve Kur’an davasına omuz verdi. Bu süreçte kazanma kuşağında kaybedenlere rağmen o, kaybetmemek için bütün dünyalık mamelekini kaybetti. Buralarda kalırsam zalimin işini kolaylaştırırım endişesiyle sürgünü göze aldı ve çok sevdiği portakal rayihalı şehirden göz yaşları içinde 2015 yılında bir bilinmeze doğru yelken açtı. Önce Tunus’a oradan Mozambik’e gitti. Buralarda toplam 6 yıl münzevi bir hayat sürdükten sonra geçen yıl ABD’ye çocuklarının yanına yerleşmişti.

Yeni, sıfırdan başlamanın heyecanıyla çocuklarıyla beraber “Görelim Mevlâm neyler, Neylerse güzel eyler” diyerek kaldığı yerden ‘vazifeye devam’ diyerek etrafındaki insanlara ümit kaynağı oluyordu. Ancak; Kur’an’ın, “Hiç kimse kendisi için tespit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne erteleyebilir.” (Mü’minun, 43.) fehvasınca vakit dolmuş ve sayılı nefes tükenmişti. İşte o hepimizin varıp aram edeceği yere bizden önce gitti. Sosyal medyada paylaşılan çalışma masasına ait fotoğrafta açık bir halde duran Kuran-ı Kerim’in üzerinde gözlüğü var. Yanı başında ise Risale-i Nurlar ve bir de Harun Tokak beyin yazdığı Suya Düşen Kan… Bu fotoğraf gösteriyor ki aslında o her daim oraya gitmeye kendini hazırlamış. Ramazanın Rahmet günlerinde gitmiş olması ise onun adına geride kalanlar için ayrı bir teselli kaynağı oldu. Rabbim gani gani rahmet eylesin.

‘Siz onu nereden tanıyorsunuz’ derseniz onu da iki satırla şöyle ifade edeyim. 1993 yılı haziran ayının son günleriydi. Bugünün zalimlerince gasp edilen Yamanlar Koleji’nin beşinci katında kutlu bir takkeden iradi hicret beldem olan Dağıstan bahtıma çıkmıştı. Gideceğim yer belli olunca o beldenin finansman desteğini temin eden vilayetin Antalya olduğunu öğrendim. Hiç vakit kaybetmeden doğru Antalya’ya gittim. Torosların eteklerinde portakal bahçeleri ile kuşatılmış bu şehirde tanıdığım ilk insanlardan biri Hasan Yılmaz abim oldu. Otuz yıl sonra bir akşam, gurbet diyarlarında Zoom üzerinden birkaç kadim dostla birlikte tekrar onunla beraber oldum. Geçmiş zamanın hatıralarını anlattığım o programda anlattıklarım onu çok etkilemiş olmalı ki “Bu arkadaşların yaşadıkları şeyleri Allah zayi etmez” diyerek her zaman olduğu gibi bizlere moral ve motivasyon olmuştu. Ben onun gurbet elde kurbeti, yani Allah’a yakınlığı yakaladığına inanıyorum. Bunu da defnedilmeyi vasiyet ettiği ‘Gurbet Mezarlığına’ gömülerek zaten bizatihi gösterdi. Rabbim beni hüsnü zannımda yanıltmasın. Onun da makâmını âli, mekânını Firdevs eylesin. Âmin.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu