Aktüel

Geleceğin bilim kızlarıyla üç gün

GÜLİZAR BAKİ 

Dünya genelinde bilim ve teknik alanında çalışan kadın sayısı yüzde 30’larda. Evet bu yüzyılda çok az kız çocuğu matematik, robotik veya yazılım alanında eğitim almayı seçiyor. Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü, bu sebeple kız çocukları için onları bilimin eğlenceli dünyasına çağıran bir program organize etti; GENDER4MINT. Ben de kız çocuklarıyla birlikte 1 Nisan-3 Nisan tarihlerinde gerçeklesen hafta sonu programındaydım.

Dünyanın en güzel seslerinden biri çocukların kahkahaları olabilir. Odaya girdiğimde içimin neşeyle dolmasının sebebi de işte buydu; kız çocuklarının şen kahkahaları, hayretleri ve gayretleri… Herkesi ve her yeri görebileceğim bir köşeye geçip öylece izledim bu harika manzarayı; yaklaşık 20 kız çocuğu Legolardan robot yapıyordu. İkişerli guruplar halinde biri bilgisayardan yazılımıyla uğraşıyor diğeri ise Legoları ve kabloları bağlıyor, arada birbirlerine yardım ediyor, eğitmene sorular soruyorlardı. Yan masadakilerin ne aşamada olduğunu kontrol ediyor, yapamadıklarını önce birbirlerine sonra eğitmen ve sorumlu kişilere soruyordu. Sonradan konuşacağım kızlardan bazıları ilk kez böyle bir şey yaptığını ve daha önce neden denemediğini sorguladığını söyleyecek. Sahi kızlar neden robot yapmaz, yazılımla ilgilenmez? Böyle diyorum ve cevabını veriyor biri, “Çünkü herkes kızlar yapamaz diye düşünüyor.” “Kim bu herkes?” diye soruyorum, düşünüyor bir süre, “Yani herkes işte, mesela ben bile, bu zamana kadar yapabileceğimi düşünmemiştim hiç.” Bundan sonra yapar mı bilmiyorum, arkadaşları çağırdığı için alelacele giden kıza soramadım. Fakat şunu biliyorum en azından kendisi yapabileceğini biliyor, tecrübe etti.

1-3 Nisan 2022 tarihleri arasında, Darmstadt’ta bir gençlik kampında 9 ve 13 yaş arasında 32 kız çocuğuyla birlikte Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü´nün “Auf!Leben” destek programı kapsamında düzenlediği GENDER4MINT programındaydım. Matematik, bilim ve teknoloji alanında workshopların olduğu bir programdı. Kız çocukları bilimi tecrübe ederek yaşadı. Ben, eğitmenler ve organizatörler de onları gözlemleme imkânı buldu.

Kreativ-Workshop’unda ise coronaya dair eğitmenlerini ve bizi hayran bırakan işler yaptılar. Corona ve pandemi sürecinin onlarda oluşturduğu izleri anlatan kolaj ve resim çalışmaları yaptılar. Sonra da bu çalışmalarını birbirlerine anlattılar. Programın, bilim ve kız çocuğu ilişkisine dair hedefi kadar pandemi sürecinin çocuklar ve gençlerde oluşturduğu izleri silme gibi bir hedefi de var. Nitekim kızların hemen hemen hepsi hafta sonunun en güzel yanının yaşıtlarıyla birlikte vakit geçirme fırsatı bulmaları olduğunu söyledi. Pandemi yıllarında çocukların okul dışında akranlarıyla eğlenceli etkinliklerine katılmaları neredeyse imkansızdı. Ama burada üç gün boyunca gece gündüz yaşıtlarıyla eğlenceli vakit geçirmişlerdi.

Kızlar sadece robot yapmadı, aynı zamanda matematik ve aritmetiğin eğlenceli diyarlarında dolaştı. Matematik okullarda öğretildiği gibi sıkıcı ve zor değil aslında, hayatın ta kendisi. Sadece bakış açını değiştirmek gerekir. Benim aritmetik atölyesinde hissettiğim buydu. Kızlar ise “Çok eğlenceliydi.” dedi. Onların yaşında bir şeyin güzel, iyi ya da kötü olması, eğlenceli olup olmadığıyla ilgili değil midir?

Son gün son program bilim kadınlarıyla ilgiliydi. Dünyada bilim alanında yaptıklarıyla öne çıkan kadınların kim olduğunu öğrenen kızlar, onlara dair Kreativ-Workshop’ta öğrendikleri teknikle afişler hazırladılar. Atölye bittikten sonra bilim kadınlarını tanıtan broşürleri istemeleri, özellikle hayatları ve çalışmaları ilgilerini çeken kadınları seçmeleri hoşuma giden bir detay olmuştu. Evet, bir bilim insanı da bir kız çocuğunun rol modeli olabilirdi. Çantasında anime karakteri veya şarkıcının yanı sıra bir bilim kadınının da fotoğrafı olabilirdi. Almanya’da ve pandemi günlerinde olduğumuzdan mıdır bilmiyorum, kızların dikkatini çeken bilim kadınları arasında Özlem Türeci öne çıkmıştı.

Peki, neden sadece kız çocukları? Projeyi organize eden Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü Başkanı Yasemin Aydın, Bilim ve cinsiyet eşitliğine dair çarpıcı bilgiler verdi. Dünya çapında araştırmacıların yüzde 30’undan azı kadın. UNESCO’ya (2014-2016) göre, dünyada kız öğrencilerin sadece yüzde 30’u yüksek öğretimde Bilim ve Teknik bölümlerini tercih ediyor. Küresel olarak bilgi ve iletişim teknolojisinde kız öğrenci sayısı yüzde 3. Evet yanlış okumadınız yüz bilim teknoloji öğrencisinden sadece 3’ü kız. Bu rakam matematik, istatistik ve bilimde yüzde 5, mühendislik ve inşaatta yüzde 8.

Yasemin Aydın bunları anlatırken geçenlerde arkadaşımın 3 yaşındaki kızına doğum günü hediyesi olarak kepçe aldığımı hatırladım. Eşim dahil herkes şaşırmıştı. Kepçeyi söküp yeniden yapabilecekti. Böyle bir oyuncak kız çocuğunun ilgisini çeker miydi? Arkadaşım kızının kepçesiyle uyuduğunu söylüyor. Elbise giymeyi seven bir kız çocuğu da pekala kepçe ile oynayabilir, onu tamir edebilirdi. Bu onu erkekleştirmez. Kardeşimin arabaları çok seven oğlu, bebeğini yıkıyor ve bezini değiştiriyor. Akrabalarımız ise “Oğlan çocuğuna böyle şeylerle oynatma Feminen olur.” diyor. Ah bu önyargılar aşılması ne zor duvarlar! Ve bunun için böylesi projelerin artması şart. Zaten Yasemin Aydın da kız çocuklarının MINT (Almanca Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik alanlarının kısaltması) konusundaki potansiyeline ve önemine inandıklarını bu sebeple bu projeyi geliştirdiklerini söylüyor, “Çünkü doğru araçlar erken verilirse ve imkan tanınırsa, tüm kızların MINT alanında tercih ederlerse inkişaf edebileceklerine kesinlikle inanıyoruz!” diyor. Kızların yani geleceğin kadınlarının matematik, yazılım, bilim ve teknoloji alanlarında başarı elde etmelerinin önünde hiçbir engel yoktur. Bu hafta sonu 32 kız çocuğu bunu eğlenceli atölyelerle bizzat görmüş oldu.

Hani meşhur bir hikâye vardır ya, günün erken saatlerinde kumsalda yürüyen bir adam, başka bir adamın kumların üzerindeki deniz yıldızlarını denize doğru attığını görür, “Beyhude uğraşıyorsun baksana binlerce deniz yıldızı var hepsini kurtaramazsın.” der. Elindeki deniz yıldızını merhametle denize atan adamsa, “Ama bunu kurtardım.” der. Bu hafta sonu tanık olduğum, işte böyle bir şeydi.

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu