Yazarlar

Fütursuz şevkli hizmet | Safvet Senih

Barla  Lahikasındaki 104. Mektubu  Üstad Hazretleri Yüzbaşı Re’fet Beye yazmıştır. Bu mektupta Re’fet Beye ‘Senin gördüğün vazife-i Kur’aniyenin hepsi mübarektir.” diyor. Kur’anî vazifelerin hepsi de mübarek olduğu ifade edilerek başka bir yerde:  “Nasıl ki, dört- beş adamdan, iştirak niyetiyle biri gazyağı, biri fitil, biri lâmba, biri şişe, biri kibrit getirip lâmbayı yaktılar. Herbiri tam bir lâmbaya mâlik oluyor. O iştirak edenlerin her birinin bir duvarda büyük bir aynası varsa, her birinin noksansız, parçalanmadan, birer lâmba, oda ile beraber aynasına girer. Aynen öyle de, uhrevî mallarda ihlas sırrıyla iştirak; ve kardeşlik sırrıyla tesânüd; ve ittihad sırrıyla teşrik-i mesaî (işbirliği, çalışmaları ortaklaşa yapma), o ortaklaşa çalışmadan meydana gelen umumî yekûn ve umum nur, her birinin amel defterine tamamiyle gireceği, ehl-i hakikat arasında müşâhede edilmiştir ve vâkî olmuştur ve İlâhî keremin ve Allahın geniş rahmetinin gereğidir.” (İhlas Risalesi) denilip hizmet adına yapılan her işin ana hedefe bir destek olması itibariyle hepsinin de mühim olduğu anlatılıyor.
Üstad duasında hizmet için üç şey istiyor: “Cenab-ı Hak sizi muvaffak etsin, fütur (gevşeklik) vermesin, şevkinizi artırsın.” Demek bunlar çok mühim.
Üstad Hazretleri Bursa İnegöllü Erdoğan Utangaç’a “Senin ismini Rıdvan olarak değiştiriyorum… Kardeşlerim, Nurların hizmetinde en küçük bir hizmet, çok büyük neticeler verir. Hizmetimiz kudsîdir. İman ve Kur’an hizmetinde yılmayınız, yorulmayınız, usanmayınız!” demiştir.
Uhuvvet için de, nazar-ı dikkate almamız gereken şöyle bir düstur beyan ediyor: “Hayat, vahdet ve ittihadın neticesidir. İmtizackârâne ittihad gittiği vakit, manevî hayat da gider. ‘İhtilâfa düşmeyiniz; sonra cesaretiniz kırılır, rüzgarınız (aksiyon ve kuvvetiniz) gider.’ (Enfal Suresi, 46. Âyeti) işaret ettiği gibi, tesânüd (dayanışma) bozulsa, cemaatin tadı kaçar. Bilirsiniz ki, üç elif (bir), ayrı ayrı yazılsa kıymeti (1+1+1=3) üçtür. Tesânüd-i adedî ile içtima etse   (111), yüz on bir kıymetinde olduğu gibi, sizin gibi üç-dört Hak hizmetçisi, ayrı ayrı ve taksîmülâmel olmamak cihetiyle hareket etse kuvvetleri üç-dört adam kadardır. Eğer hakiki bir uhuvvetle, birbirinin faziletleriyle iftihar edecek bir tesânüdle, birbirinin aynı olmak deresinde bir tefânî sırrıyla hareket etseler, o dört adam, dört yüz kuvvetinde ve kıymetindedirler.
Sizler koca Isparta’yı değil, belki büyük bir memleketi aydınlatacak elektriklerin makinistleri hükmündesiniz. Makinenin çarkları birbirine yardım etmeye mecburdur. Hem birbirlerini kıskanmak şöyle dursun, aksine birbirlerinin fazla kuvvetinden memnun olurlar. Şuurlu farz ettiğimiz bir çark, daha kuvvetli bir çarkı görse memnun olur. Çünkü vazifesini hafifleştiriyor. Hak ve hakikatın, Kur’an ve imanın hizmeti olan büyük ve yüce bir hazineyi omuzlarında taşıyan zâtlar, o hazinenin altına kuvvetli omuzlar girdikçe iftihar eder, minnettar olur, şükrederler. Sakın birbirinize tenkit kapısını açmayınız. Tenkit edilecek şeyler kardeşlerinizden hâriç dâirelerde çok var. Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğu için memnun oluyorum, kendimindir, diye telâkki ediyorum. Siz de Üstadınızın nazarı ile birbirinize bakmalısınız. Âdetâ, herbiriniz ötekinin faziletleri için nâşir (tanıtıcı, yayıcı) olunuz.”
Zübeyir Gündüzalp Ağabeyimiz, Sözler, Mektubat, Lem’alar, Şualar gibi Risaleler Lokomotif  ise, Lâhika Mektupları raylardır. Yani bu hizmetler Lâhikalardaki düsturlarla beraber gider.
Kaynak:Safvet Senih  | Samanyoluhaber

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu