Yazarlar

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Batı aydınlarına bakışı | Engin Tenekeci

 

Samimi olduğum tanınmış bir Norveçli yazara, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bir İslam alimi olmasına rağmen eserlerinde birçok Batılı aydının fikirlerine rastlamanın mümkün olduğunu söylemiştim. Hatta meşhur Henrik İbsen’den de bahsettiğini ve kendisinden alıntılar yaptığını söyledeğimde oldukça şaşırmıştı. Evet, bugün, daha çok Ibsen olarak anılan Norveçli Henrik İbsen, sadece İskandinavya genelinde değil, nerdeyse tüm dünya çapında ün kazanmış bir isim. ‘Dramanın babası’ olarak nitelendirilen Ibsen, 2. William Shakespeare olarak da görülür. Türkçeye çevrilmiş eserleri de var. Hatta Ibsen’in, başkent Oslo’da bulunan Devlet Tiyatro Salonu’nun hemen önünde büyük bir heykeli de mevcut. Kraliyet Sarayı’nın önünden geçen büyük caddeye de onun ismi verilmiştir.

Hocaefendi, Çağ ve Nesil Serisi’nde, ” Ibsen’in ifadesiyle: ‘Saadetin helâki’ demektir.” ifadelerinden alıntı yaptığı görülür. Aslında Fethullah Gülen Hocaefendinin bu vasfı, Batı’da neşet eden aydınlara dair oldukça ‘derin bir ilmi donanım’a sahip olduğunun bir göstergesidir. Ancak onun bu yönünü ele alan pek fazla eser yok. Varsa da tek tük. Bundan dolayı Hocaefendinin bu vasfı, onun düşüncelerini Batı toplumuna taktimi adına da  çaplı bir araştırma bekleyen bir husustur.

O, eserlerinde Gherardo da Gremona’dan Carlyle’ye, Edward Montel’den  Campanella’ya, Bacon’dan V. Hugo’ya, Jean-Paul Raux’dan Philip Hitti’e, Auguste Comte’dan Luis Büchner, Lamark’tan Paskal’a, Voltaire’den John’a,  David Hume’den Dr. Gustave Le Bon’e, Philip Hitti’den  Thomas Reid’e, J. Stuart Mill’den Fyodor Dostoyevski’ye, G.M. Rodweı’den  Locke’ye, Bacon’dan  Thomas Reid’e, Moleschott Malebranche’den Hegel’e, John Davenport’tan George Bernard’a kadar birçok Batılı aydından bahsettiğini okuyoruz. Ayrıca Hocaefendi’nin yer yer kadim Yunan filozoflarından Tales (Thales), Pisagor (Pythagoras), Sokrates, Aristo, Eflatun’dan da alıntılar yaptığı görülüyor.

Ancak, Hocaefendinin, gerek yazılı eserlerinde gerekse sözlü sohbetlerinde Batılı aydınlardan alıntı yaptığı -tabirde hata olmasın- usulle; özellikle Tanzimat’tan bu yana Batılaşma sürecine giren –sözüm ona-  diğer Türk aydınlarının metodları arasında oldukça keskin farklılıkların olduğu fark edilir. Mesela bazı Türk aydınları, eserlerinde, herhangi bir Batılı aydından alıntı yaptığında, yine sadece alıntı yaptığı o Batılı aydının sözlerini, fikirlerini, yazılı veya sözlü olarak aktarmakla yetiniyor. Yani; alıntı yapılan o Batılı aydının düşünceleri, özellikle Türkiye insanının sahip olduğu manevi dinamiklerle, dini değerlerle karşılaştırılmıyor. Fizik ötesinden mahrum, manada kısır, sun’i, yapmacık, maddeci bir metod izlenir. Diğer bir tabirle, ‘bizcesi’nin süzgecinden geçirilmiyor. Neden? Çünkü Batıya karşı bir kompleks, bir ezilmişlik hissiyatı var da ondan.

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ise Batılı aydınların düşüncelerinden alıntı yaparken uyguladığı usül, kendisini, diğer Türk aydınların takip ettiği usullerinden yukarıda ki satırlarda da değinildiği üzere keskin bir şekilde ayırır. Zira o, her şeyde olduğu gibi, alıntı yaptığı Batılı aydınların düşüncelerini  inandığı  değerlerle ölçer, bu kutsi filtrelerden geçirerek taktim eder. O, bu türlü Batılı düşünürlerin fikirlerinin ucundan tutarak, onu alır metafizik realitelerle buluşturur.

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Batı aydınlarına bakışı | Engin Tenekeci 2

Kant’ın eşyayı “nomen-fenomen” olarak ikiye ayırdığını bahsettiği bir yerde, ledünniyata karşı olup, hikmetlere göz kapayan ilim bilmezlerin Kant’a kızdığını söyler. Hocaefendi, Kant’ın bu görüşlerini melekut alemine kadar götürür ve şöyle devam eder: ‘’Kant’ın düşüncesinin isabetliliği veya isabetsizliğini burada tartışmıyacağız. Buna bizim dilimizde “Şehadet âlemi- Gâyb âlemi” veya “mülk-melekut” denilmektedir. Eşyanın mülk tarafı yani şehadet âlemi, gözle görülen varlık alemi ile onların tâbi olduğu ahval ve asardır. Melekut, yani gayb âlemi, hayat mekanizmasını harekete geçiren illetler, hikmetler âlemidir. Maddecilerin Kant’a kızmalarının sebebi ise inkar ettikleri madde dışı âlemi kabul etmesidir.’’

 

Hatta Hocaefendi, Sızıntı dergisinde yer alan ‘Yeni Bir Dünyaya Doğru’ başlıklı yazısında, Philip Hitti, Fyodor Dostoyevski, G.M. Rodweı, Edward Montel, Descartes, Voltaire, John Davenport, Lamark, V. Hugo, Carlyle, E. Renan gibi birçok Batılı aydının, Kur’ân hakkında muhteşem itirafta bulunduğunu dile getirir: ‘’Keşke Kur’ân arayan bu gönüllere, Kurân’la gelen mesajı, O’nun kendi solukları seviyesinde sunabilseydik.! Herhalde bu mesaj onlarda bir sayha ve ses şoku te’siri icrâ edecekti. Ses bu kadar cılız, temsil bu kadar zayıf, samimiyet bu kadar yıkık-dökük, “düşman bu kadar kavî, tâli’de bu kadar zebûn” olduğu halde, dünden bugüne Philip Hitti, Jean-Paul Raux, George Bernard, Fyodor Dostoyevski, G.M. Rodweı, Edward Montel, Descartes, Voltaire, John Davenport, Lamark, Paskal, Dr. Gustave Le Bon, V. Hugo, Carlyle, E. Renan gibi yüzlerce ilim, düşünce ve sanat adamı O’nun haşyet tüten mehâbetli iklimi karşısında iki büklüm olup yerlere kadar eğildiler. Bunca devâsâ kâmetin, Kur’ân ve Sâhib-i Kur’ân hakkındaki o muhteşem itirafları, o gürül gürül kabul gören solukları, yarım asır önceki batı temerrüdünü esas alıp ve onların arkasında aptalca saf bağlayıp duran bizim entelijansiyamız için ne müthiş bir şamardır!’’

Sonuç olarak Hocaefendi, Batılı aydınların görüşlerine başvurduğu yerde, ‘hakikati kim, nerede söylerse onu tutun alın’ prensibine göre hareket etmiştir. Bunu yaparken de kendi inandığı değerlerden hiçbir zaman ödün vermemiştir. Belki de Hocaefendi Batıyı okumakla bizlere, ‘’siz de Batıyı okuyun. Bu cenahta da sizlerin istifade edeceği birçok güzel fikir mevcut.’’ mesajını veriyor olmasın?

 

 

Hizmetten | Engin Tenekeci

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu