Video

Eşrefpaşalılar | Harun Tokak

Hocaefendinin her kesime kucak açmasına en güzel örneklerden biri hiç şüphesiz Eşrefpaşalılardır. Münirler, Sermetler, Halitler, Enderler, Zaferler, Özcanlar ve daha nice isimsiz kahramanlar… Eşrefpaşalılar, geçmişlerinde esrar içiciliği, kumar gibi alışkanlıkları bulunan, önlerine çıkan herkesle kavga etmek için bahane arayan İzmir’in külhanbeyleriydi. Ama 1970’li yılların başında Hocaefendi’yi tanıdıktan sonra esrarı ve kumarı terk ederek yepyeni bir hayata başladılar.

Eşrefpaşalılar, “Münir’in Kahvesi” olarak bilinen yerde toplanıyordu. Polisin baskın yaptığı bir gün Ahmet Kara da oradaydı. Polisler Kara’ya, “Bu adamları biliyoruz. Sen parlak bir delikanlısın, senin burada ne işin var? Çık dışarı” dediklerinde Hasyiğit ve arkadaşları, “O bizim hocamız” dediler. Polis memurları şaşırmıştı. “Ne hocası?” dediler. Eşrefpaşalıların cevabı hazırdı: “Yahu bize Allah’ı, Peygamber’i anlatıyor.

Biz de namaz kılıyoruz.” Daha da şaşıran polisler “Kaldırın ellerinizi” deyince, çoğunun cebinden esrar yerine namaz takkesi çıktı. Polis, Numan adındaki Eşrefpaşalıya “Sen de mi namaz kılıyorsun?” diye sorunca Numan “Evet” cevabını verdi. Polislerin şefi, “Sabah namazı kaç rekâttır, söyle bir daha bu kahveyi basmayacağız” deyince Numan’ın cevabı yine hazırdı: “Ben kaç rekât olduğunu bilmem.

Biradere (hocaya) uyarım. O yatar ben yatarım, o selam verdi mi ben de selam veririm. Namaz bitmiş olur. Ben başka bir şeyden anlamam.” Polisler, kumar da oynanan bu kahvehanedeki değişimi görünce ve bu insanların kötü alışkanlıkları terk ettiklerine tanık olunca artık bu kahvehane baskınlarına son verdiler. İşte bu grup, kahvehanedeki esrar gecelerini bırakınca, haftanın belirli günlerinde kendi aralarında dini sohbetlere başladı. 1975 yılında bir gece Özcan Hasyiğit ve arkadaşları toplam 27 kişi olarak evde sohbet yaparken baskına uğradılar. “Kumcu İbrahim” adlı arkadaşlarının evindeydiler.

Polislerce elleri bağlanıp dışarı çıkarılırken, dışarıda bekleyen gazeteciler tarafından resimleri çekildi. Haberler abartılıydı. İçeride “sarıkla ayin” yaparken yakalandıkları söyleniyordu. Oysa ayin veya zikir yapmaları söz konusu değildi. Hocaefendi, onların bu şekilde yakalandığını görünce hemen Emniyet’e gitti. Özellikle Kumcu İbrahim için üzülmüştü, çünkü içeride olduğu sürece kum arabası çalışamayacak, ailesi mağdur olacaktı.

Onlar Hocaefendi’yi koridorda görünce üzüntülerini unuttular. Sorgu memuru dini kitap isimlerini sayıp “Bunları okudunuz mu?” deyince bir Eşrefpaşalı, “Her eseri okuyorum, sen de bir kitap yaz, seni de okuyalım birader” diyordu. Onlar dört beş gün içeride kalırken Hocaefendi, varlıklı insanlar aracılığı ile evlerine para ve yiyecek gönderdi. Hocaefendi, “Eşrefpaşa’nın külhanileri” dediği Özcan Hasyiğit ve arkadaşlarını anlatırken şöyle diyor: “Gerçek külhaniydi onlar.

Eşrefpaşalılar | Harun Tokak 2

Onlardan biri haykırınca başkalarının dudakları uçuklardı. Birkaç tanesi bir vesileyle camiye gelmiş, vaaz dinlemiş ve bir daha da halkadan ayrılmamıştı. Zaman zaman ziyaretime gelirlerdi, ayrı yerleri vardı onların. Gidip yanlarına oturur ve onlarla özel bir lisanla konuşurdum.” aradan onca yıl geçmesine rağmen içlerindeki coşkuyu, “Hocafendi ile tanışalı yarım asır oldu öyle mutlu öyle dopdoluyum ki…” diye anlatan Ejder Bey bir gün Hocafendiye; “iyi ki İzmir’e geldin” dedi. “Niye böyle söylüyorsun” dedi Hocafendi. “Akranlarımın yarısı hapiste kimisi kabirde.”

Hizmetten

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu