Aktüel

Efendimiz (sas) ve çocuklara dua

Çocukların talim ve terbiyesi adına onlara değer vermek, ilgilenmek, maddî-manevî hayatlarını yakından takip etmek vs. önemli olduğu kadar onlar için hayır dualarda bulunmak da son derece mühimdir. Onların yetişmesi için yapılan bütün gayretler (fiilî dua) mutlaka kavlî dualarla da desteklenmelidir. Zira hem onların kalpleri hem bizim kalplerimiz Allah’ın tasarrufundadır. İnsana hidayeti lütfeden, hakiki manada onu bütün insî-cinnî kötülerden ve kötülüklerden koruyacak olan, gücü kuvveti sonsuz sadece Allah’tır. Bu açıdan onlar için dua etmek sürekli dua etmek müminlere düşen bir sorumluluk ve sünnettir.

Bebeğin Korunması İçin Dua

Allah Resûlü, çocuklara hem çok dua eder hem de ashabını buna teşvik ederdi. Hatta O, daha çocuklar doğmadan önce onlara dua edilmesini tavsiye eder ve evliliğe ilk adımın atılacağı gece bile kendilerine verilecek yavru için şeytandan Allah’a sığınılmasını ders verirdi: “Sizden birisi eşine yaklaşmak istediğinde ‘Bismillah’ desin ve şöyle dua etsin: ( أللَّهمَّ جَنِّبْناَ الشَّيْطانَ وجَنِّبِ الشَّيْطَانَ ماَ رَزَقْتَناَ)  ‘Allah’ım! Bizi ve bizim birlikteliğimize ihsan edeceğin çocuğumuzu şeytanın şerrinden koru!’ Şayet böyle diyen kimselere Allah bir çocuk lütfederse asla şeytan ona zarar veremez.”1

Bebeği Olacak Eşlere ve Bebeğe Dua

Allah Resûlü, bebek bekleyen çiftlere dua ediyor hem aile hayatlarının bereketli hem de doğacak çocukların hayırlı olmasını talep ediyordu. Ebu Talha ve hanımı Ümmü Süleym’e yaptığı dua, bunun en güzel örneklerindendir. Ebu Talha ve Ümmü Süleym yeni evlenmiş mesut bir hayat yaşıyorlardı. Bir yıl sonra dünyaya gelen ilk çocuklarının adını “Uveymir” koymuşlardı. Çocuk yuvaya daha farklı bir neşe getirmişti. Ancak bir müddet sonra Uveymir ciddi bir hastalığa yakalanıp vefat etmişti. İlerleyen günlerde yeni bir çocuk beklediklerini Ebu Talha’dan haber alan Efendimiz, onlara (أللَّهُمَّ باَرِكْ لَهُمَا) “Allah’ım! Birlikteliklerini ve doğacak çocuklarını mübarek/bereketli kıl.” diye duada bulunmuştu.2

Ümmü Süleym, bu hamileliğinden dünyaya gelen çocuğunu, oğlu Hz. Enes’e teslim eder ve “Allah Resûlü, tahnîk yapmadan önce ona bir şey yedirip içirme!” diye tembihler. Enes de bebeği kucaklar ve Efendimiz’in yanına getirir ve kendisine bir kardeşinin doğduğunu söyler. Allah Resûlü “Yanında hurma var mı?” diye sorar.  Tahnîk için hazırlıklı gelen Hz. Enes de kendisine bir hurma uzatır. Hurmayı alan Efendimiz onu ağzında bir miktar çiğner ve yumuşatır. Sonra da bebeğin ağzına koyar ve ona emdirir. Bebek, hurmayı çok güzel emdiği için Allah Resûlü, “İşte Ensar’ın hurma sevgisi!” buyurur ve onu Abdullah diye isimlendirir.3

Yeni Doğanlara Dua

Hz. Aişe validemiz, O’nun kendisine getirilen yeni doğan bebeklere yaptığı muameleyi şöyle anlatır: “Allah Resûlü’ne yeni doğan çocuklar getirilir, O da onlara hem hayırlı/mübarek bir kimse olmaları için dua eder hem de ağzında yumuşattığı hurmayı emdirirdi.”4 Meselâ Hz. Ebu Musa el-Eşa’rî,  yeni doğan çocuğunu O’na getirdiğinde adına İbrahim koymuş, tahnik yapmış ve  bereket duasında bulunmuştu.5 Hz. Esma Bint-i Ebi Bekir, hicret yolculuğunda hamileydi. Kuba’ya ulaştığında doğum sancıları başlamıştı. Hicretinin ilk gününde dünyaya getirdiği evladı, Medine’de muhacirler arasında büyük bir sevince vesile olmuştu. Kardeşi Hz. Aişe validemizle birlikte bebeği, Efendimiz’in yanına getirmişlerdi. Çocuğu kucağına alan Allah Resûlü, başını meşhetmiş, bereket duası yapmış ve bir hurma talep edip tahnikte bulunmuş ve adını da Abdullah koymuştu.6 Yine Abdullah İbn-i Sa’lebe Mekke’nin fethinde on bir yaşlarında bir çocuktu. Huzuruna getirilince Allah Resûlü başını okşamış, yüzünü sıvazlamış ve bir de hayatının bereketli olması için dua etmişti.7

Allah Resûlü’nün yeni doğanlara ve çocuklara yaptığı dualardan bir tanesi de onların hem nazardan hem de yeryüzünün haşeratından/mikroplarından korunma duasıdır. O, bu duayı, Hz. İbrahim’in (aleyhisselam) oğulları İsmail ve İshak için yaptığını belirtir, Hasan ve Hüseyin’e şöyle dua ederdi: ( أعوُذُ بِكَلِماَتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ) “İkinizi de bütün şeytanların ve zehirli/zararlı mahlukatın ve nazarı isabet eden kötü gözden (nazar) Allah’ın bütün isim ve sıfatlarıyla O’na sığınır, sizi korumasını dilerim.”8

“Allah’ım! Onu, Ben Seviyorum, Sen de Sev!” 

Allah Resûlü, torunlarını çok sever onlara daima şefkatle muamele ederdi. Zaman zaman çeşitli vesilelerle bu sevgisini dua ile de buluşturur ve ashabına da örnek olurdu. Bir gün Hz. Fatıma’nın evinin avlusuna oturur ve “Ufaklık nerede? Ufaklık nerede? Hasan’ı bana çağır!” diye seslenir. Derken Hz. Hasan, çıkar gelir. Efendimiz kollarını açar, onu kucaklar ve öper. Ardından daأللَّهُمَّ اِنِّي أُحِبُّهُ فَأحِبَّهُ، وَأَحِبَّ مَنْ يُحِبُّهُ.) ) “Allah’ım! Ben bu çocuğu seviyorum, Sen de sev. Hatta onu seveni de sev.” diye dua eder.9 Allah Resûlü farklı zamanlarda aynı duayı Hz. Hüseyin’e ve Hz. Hasan ile Üsame İbn-i Zeyd’i dizlerine oturtarak da yapmıştır.10

“Allah’ım! Onu Güzelleştir!”

Allah Resûlü, bir gün çocuk yaştaki Hz. Amr İbn-i Ahtab’dan su ister. O da bir bardak su getirir; tam takdim edeceği sırada suyun içinde bir saç teli görür. Teli dikkatlice çıkarır ve öyle takdim eder. Bardağı alan Allah Resûlü o esnada hem onun yüzünü okşar hem de kendisine (أللَّهُمَّ جَمِّلْهُ) yani “Allah’ım onu daha da güzelleştir.” diye dua eder. Bu duanın bereketiyledir ki doksan üç yaşına kadar yaşayan Hz. Amr, saç ve sakalında çok hafif bir beyazlama olsa da güzelliğinden hiçbir şey kaybetmez.11

“Allah’ım! Onu, Hayırlı Mal ve Çok Evlat İle Rızıklandır. Ömrünü uzun kıl, Günahlarını Bağışla!”

Efendimiz’in hususi dualarına mazhar olan çocuklardan birisi de Enes İbn-i Mâlik’tir. On yaşında iken Efendimiz ile tanışıp O’na hizmet etme şerefine nail olan Hz. Enes, aynı zamanda on yıl da O’nun rahle-i tedrisinde bulunur. Annesi Ümmü Süleym, bir ziyaretinde Efendimiz’den evladına dua etmesini ister. Duanın bizatihi muhatabı Hz. Enes hadiseyi şöyle anlatır: “Bir gün Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) evimize ziyarete gelmişti. Annem, Kendisine ikramda bulunmak için bir sofra hazırladı. Sofrada hurma ve yağ vardı. Ancak Efendimiz oruçlu olduğunu söyledi ve ikramı kaldırmamızı istedi. Bir müddet sohbetten sonra kalktı ve bir köşede nafile namaza durdu. Namazdan sonra da anneme ve ailemize duada bulundu. Tam ayrılmak üzereyken annem kendisine, ‘Ya Resûlallah! Arz etmek istediğim bir ihtiyacım var.’ dedi. Efendimiz ‘Buyur, o nedir?’ diye sorunca, annem: ‘Senin şu hadimciğin Enes! Ona, dünya ve ahiret hayatının bütün hayırlarına sahip olması adına dua eder misin?’ Bunun üzerine Efendimiz, (أللّهُمّ أكْثِرْمَالَهُ وَوَلَدَهُ وَبَارِكْ لَهُ فيِهِ وَأطِلْ عُمْرَهُ وَاغْفِرْ ذَنْبَهُ ) ‘Allah’ım! Onu çok mal ve evlat ile rızıklandır ve kendisine onları mübarek kıl. Ömrünü uzun eyle ve günahlarını bağışla.’ şeklinde dua eder.12

Ensârın Çocuklarına Dua: “Allah’ım Onları Affet/Bağışla!” 

Allah Resûlü, Ensâr-ı kirama, kendisine sahip çıkıp davasına destek oldukları için çok değer verir onlara her vesileyle dua ederdi. O bu dualarında sadece büyüklere değil onların çocuklarını hatta torunlarını da zikrederdi: (أللَّهُمَّ اغْفِرْ لِلأنْصارِولِأبْناءِ الأنْصارِوأبْناءِ أبْناءِ الأنْصارِ) “Allah’ım! Ensâr’ı, Ensar’ın çocuklarını ve onların çocuklarının çocuklarını (torun) da bağışla!”13

Hz. Abbas ve Ailesine Duası: “Onların Bütün Günahlarını Bağışla!”

Allah Resûlü, bir gün kendisine ve davasına ilk günden itibaren desteğini eksik etmeyen amcası Hz. Abbas’ı ve ailesini yanına çağırır ve onları bir örtünün altına alır. Ardından da (أللَّهُمَّ اغْفِرْلِلْعَبَّاسِ وَوَلَدِهِ مَغْفِرَةً ظاَهِرَةً وَباَطِنَةً لاَ تُغاَدِرُذَنْباً، أللَّهُمَّ اخْلُفْ فيِ وَلَدِهِ) “Allah’ım! Abbas’ın ve çocuklarının görünen görünmeyen bütün günahlarını bağışla! Bir de nesillerinden ona hayırlı halefler lütfeyle!”14 diye onlar için özel duada bulunur.

“Allah’ım! Ona Kur’an’ı Öğret!” Duası  

Allah Resûlü, bu genel duanın haricinde Hz. Abbas’ın oğlu Abdullah’a özel dua da eder. Bir gün kendisini şefkatle kucaklar ve (أللّهُمَّ عِلِّمْهُ الْكِتابَ) “Allah’ım! Buna Kitabı (Kur’an’ı) öğret.”15 diye dua eder. Bir başka zaman Hz. Abdullah İbn-i Abbas, O’nun kendisine yaptığı benzer bir duayı şöyle haber verir: “Resûlüllah (sallalhu aleyhi ve sellem) ihtiyaç gidermek için helaya gitmişti. Ben de çıkınca abdest alması için su hazırladım. Dışarı çıktığında abdest suyunun hazır olduğunu görünce “Bunu kim hazırladı?” diye sordu. ‘İbn-i Abbas hazırladı.’ denilince O da bana (أللَّهُمِّ فَقِّهْهُ فِي الدِّينِ) “Allah’ım! Onu dinde fakih kıl.”16 (وَعَلِّمْهُ التَّأوِيلَ ) “Ve ona Kur’ân’ın tevilini/tefsirini öğret!” diye dua etti.17

Bu çerçevede Allah Resûlü’nün, İbn-i Abbas’a yaptığı dualardan birisi de ona hikmetin öğretilmesidir. Yine o, bu duanın hikayesini şöyle anlatır: “Bir gün Allah Resûlü beni şefkatle kucakladı, göğsüne bastırdı ve şöyle dua etti: (أللّهُمَّ عَلِّمْهُ الْحِكْمَةَ) Allah’ım! Buna hikmeti öğret!”  Allah Resûlü’nün bu duaları, yeni filizlenmekte olan bir çocuğun geleceği adına yapılabilecek en hayırlı dualardandır.  Nitekim bu duaların kabulü ve bereketi ile Abdullah İbn-i Abbas, “Tercümânu’l-Kur’ân yani Kur’ân’ın Müfessiri” ve “Hıbru’l-Ümme yani Ümmetin En Âlimi” gibi unvanlarına layık görülecek bir ilmi derinliğe erişmiştir. Hatta Hz. Ömer, genç yaşta onu büyük sahabîlerle birlikte istişare meclislerine almıştır.

“Allah’ım! Ticaretini Bereketlendir!” 

Allah Resûlü, çarşıda alış-veriş yapmaya çalışan çocukları gördüğünde yanlarına yaklaşır, selam verir ve onlara duada bulunurdu. Mesela çarşı ziyaretlerinin birinde henüz daha dokuz yaşlarında pazarda ticaret yapmaya çalışan Hz. Cafer’den yetim oğlu Abdullah’ın yanına uğrar. Yaklaşır, başını okşar ve kendisine üç kere (أللّهُمَّ اخْلُفْ جَعْفرًا في ولَدِهِ، وبارِكْ لِعَبْدِاللهِ فِي صَفْقَةِ يَمِينِهِ) “Allah’ım! Hz. Cafer’e bunun soyundan hayırlı nesiller lütfeyle ve soyunu devam ettir. Bir de Abdullah’ın alış-verişini bereketli kıl!” diye dua buyurur.18 Yine Allah Resûlü bir gün kendisini toprakla oynarken görünce “Allah’ım bunu ticaretini bereketli eyle!” diye duada bulunur.19 Bu duanın bereketidir ki Hz. Abdullah, yetim büyümesine rağmen hem ilmi hem de mali açıdan geniş imkanlara kavuşur.

Mekkeli Aileler, Çocuklarına Dua Almak İçin Sıradalar!

Allah Resûlü, Mekke’yi fethedince yeni Müslüman olan bütün aileler, çocuklarını hem tanıştırmak hem de duasını almak üzere Efendimiz’in huzuruna getiriyorlardı. Bir taraftan çocukların başlarını okşayan Efendimiz diğer taraftan onlara hayır duada da bulunuyordu.20

Çocukları da Dua Esnasında Hazır Bulundurmak 

Allah Resûlü çocuklara sadece dua etmekle yetinmez onları zaman zaman dua halkalarında da hazır bulundururdu. Bu, onların şuuraltı beslenmeleri adına çok önemliydi.  Hatta mevsimin ilk meyvesi çıktığında önce Allah Resûlü’ne getirilir, O da: “Allah’ım! Bize, memleketimizde, meyvelerimizde ve ölçeğimizde bereket üstüne bereket ver.” diye dua eder, sonra da o meyveyi orada hazır bulunan en küçük çocuğa ikram ederdi.21 Bununla hem dualarda masum çocukların hazır bulundurulmasını hem de mevsimin ilk meyvesinin masum bir yavruya yedirilmesinin, önemli bir bereket vesilesi olduğu dersini de verirdi. Bundan dolayıdır ki O, çocukların mutlaka yağmur duası yapılacak yere getirilmesini isterdi.

Çocuklarınıza Asla Beddua Etmeyin! 

Allah Resûlü çocuklara dua ederken aynı zamanda anne-baba ve muallimlere de evlatlarına ya da talebelerine dua etmeyi de ders verir. Bunun yanında O, çocuklara beddua edilmesini de yasaklar. Zira insanın öfkeli bir anında dil alışkanlığıyla yapacağı bir beddua onun başına ağır imtihanların açılmasına sebebiyet verebilir. Ümmetini bu konuda uyaran Allah Resûlü şöyle buyurur: “Kendinize, çocuklarınıza ve mallarınıza beddua etmeyiniz! Zira böyle bir beddua, isteklerin kabul edildiği bir zamana denk gelir de Allah bedduanızı kabul ediverir.”22

Allah Resûlü’nün verdiği şu ölçü hayatına hakim olmalıdır: “Allah’a ve âhiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya da sussun!”23 Zira çocuklara beddua etmekte hiçbir zaman maddi-manevi bir fayda olmadığına ve sonunda bir hayır getirmeyeceğine göre insanın hayır dua da bulunamayacağı yerde susması daha hayırlı olacaktır. Bir gün Abdullah İbn-i Mübarek’e bir zat gelir ve oğlundan şikâyet eder. Abdullah ona, “Çocuğuna hiç beddua ettin mi?” diye sorar. Adam, “Evet, ettim.” diye cevap verince, İbn-i Mübarek, “Çocuğunun ahlakını sen bozmuşsun.” der ve suçu onda değil kendisinde araması gerektiğini çok veciz bir şekilde izah eder.

Sonuç

Çocuk yaşta Allah Resûlü’nün dualarını alan sahabîlerin hayatı araştırıldığında çok bereketli bir ömür yaşadıkları görülür. Bazıları hem ilmî hem de malî olarak, bazıları ise mal ve hayırlı evlat yönüyle çeşitli lütuflara nail olmuştur. Kur’ân’ın beyanıyla “Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı ümit eden ve Allah’ı çok zikreden kimseler için Resülüllah’ın hayatında, en güzel örnekler vardır.”24 Buna göre kendilerine O’nu örnek alan ashab-ı kiram ve tabiin nesli de hem çocuklarına hem de gelecek nesillerine çokça dua etmişlerdir.

Mesela Fudayl İbn İyaz, oğlu Ali’yi terbiye adına bir taraftan büyük bir gayret sarf ederken diğer taraftan ona şöyle dua ediyordu: “Allah’ım! Oğlum Ali’yi, güzelce yetiştirmek için üzerine ne kadar çok eğildiğim biliyorsun. Fakat ben buna tam güç yetiremem. Allah’ım! Onu, en güzel şekilde Sen terbiye et/yetiştir.” Tabii o, bu duasının yanında onun talim ve terbiyesi adına kendi sorumluluklarını da ihmal etmez. Onun fiilî ve kavlî bu dualarının kabulüdür ki Ali, ilim, ahlak ve fazilette babasını da geçer.25 Dolayısıyla talim-terbiyede anne, baba ya da rehberlerin muhataplarına fiilî dualarının yanında kavlî dualarda bulunması da çok önemlidir. Bilhassa Allah Resûlünün “babanın evladına yaptığı duayı makbul dualar arasında sayması26 büyük bir müjde olarak alınmalı ve yaşatılmalıdır.

Kaynak:Dr. Selim Koç | Peygamberyolu.com

Dipnot:

  1. Buharî, Nikah 66; Müslim, Nikah 18/116 (1434)
  2. Müslim, Âdab 5/23 (2144)
  3. Buharî, Akîkâ 1, Libas 22; Müslim, Âdab 5/22 (2144)
  4. Müslim, Âdab 5/27 (2147)
  5. Buharî, Akîkâ 1; Müslim, Âdab 5/24 (2145)
  6. Buharî, Âkîkâ 1, Menâkıbu’l-Ensâr 45; Müslim, Âdab 5/25 (2146)
  7. İbn Hacer, el-İsâbe, s. 848, 849 (4994)
  8. Buharî, Ehâdîsu’l-Enbiya 10
  9. Buharî, Libas 60 (5884)
  10. Bkz. Buharî, Fedâilu’s-Sahabe 18 (3735, 3747, 3749)
  11. İbn Hacer, el-İsâbe, s. 1679 (10000); Tirmizî, Menâkıb 9
  12. Tıklayınız: https://www.peygamberyolu.com/risalet-mektebinin-zeki-bir-talebesi-hz-enes-ibn-i-malik-1/
  13. Müslim, Fedâil 43/172 (2506)
  14. Zehebî, Siyeru A’lami’n-Nübelâ, II/89
  15. Buhari, İlim 17, İ’tisâm 96
  16. Buharî, Vudu’ 10; Müslim, Fedâil 30/138 (2477)
  17. Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, (2397); İbn Kesîr, el-Bidaye ve’n-Nihaye, VIII/299
  18. İbn Hacer, el-İsâbe, s. 853 (5017) Allah Resûlü aynı duayı ona, Hz. Ca’fer’in şahadetinde aileyi taziye için evlerine gittiğinde de yapmıştır.
  19. Zehebî, Siyeru A’lami’n-Nübelâ, III/456
  20. Bkz. İbn Hacer, el-İsâbe, s. 1571 (9214)
  21. Müslim, Hac 85/474 (1373)
  22. Müslim, Zühd 19/74
  23. Buharî, Edeb 31; Müslim, İman  19/74 (47)
  24. Ahzab Sûresi, 33/21
  25. Bkz. Zehebî, Siyeru A’lami’n-Nübelâ, VIII/443
  26. Bkz. Tirmizî, Birr 7; İbn Mâce, Dua 11

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu