Doğu Cephesinde Hâlâ Yeni Bir Şey Yok | RECEP ATICI

Yazar Recep Atıcı

Zulme ortak olmamak için çok direndi Pontius Pilatus. Zira ruhen mazlumun yanındaydı. Ha bugün ha yarın biter düşüncesiyle fırtınalı günlerin geçmesini bekledi. İçi içini yese de susarak savuşturmak istedi etrafında yaşanan haksızlık ve zulümleri. Ne var ki sessizce seyretmekle yetindiği o sürecin çirkefi bir süre sonra onun üzerine de sıçradı. Dolayısıyla bir gün Hz. İsa Aleyhisselam’ı çarmıha germek isteyenler onu keskin bir karar vermeye mecbur ettiler. Böylece onu da suçlarına ortak etmek istediler. Roma’daki zihniyet de bunu istiyordu zaten. İdam kararlarını Roma Valisi sıfatıyla onun onaylaması bekleniyordu. Hz. İsa Aleyhisselam hakkında ölüm fermanı çıkaran zalimler, Pilatus’un karara imza atmasını istiyordu. Hâlbuki o, Hz. İsa’nın (as) suçlu olduğuna inanmıyordu.

Vebal almak istemiyordu Vali. Mahkeme başkanlığı yapıp Hz. İsa’yı (as) kurtarmaya yönelik sorular sordu. “Hakikat nedir?” sualine aldığı veciz cevap tam da istediği gibiydi. “Ben bu kişiyi suçlu bulmadım.” dedi. Ne yazık ki egemen güçler hukuku çoktan askıya almış, mahkeme kararı olmaksızın suçlu ilan etmişti Hz. İsa’yı. Pilatus, ya makamından olacak ya da cinayete iştirak edecekti. Bir bahane buldu ve infazı geciktirmeye çalıştı. İstiyordu ki aradan birkaç gün geçsin, Paskalya geleneğine uygun bir şekilde halk oylamasına gidilerek o masum Nebi zulümden kurtarılsın. Başardı da. Ne yazık ki kalabalık halk topluluğu bir kişilik af hakkını Hz. İsa’dan yana değil de Barabbas adlı bir eşkıyadan yana kullandı. Bir eşkıya kadar değeri yok muydu o şanı yüce peygamberin? Kara propaganda sayesinde halkı Hz. İsa Aleyhisselam’a karşı doldurmuşlardı ve o sapkın kitle nasıl bir haksızlık yaptığının farkında bile değildi. İnsanlar çılgınlar gibi bağırıyor, Meryem’in Oğlu’nu çarmıhta görmek istiyordu.

Pilatus, linç kampanyasını aşabilmek için bir hamle daha yaparak Hz. İsa’yı (as) serbest bırakmayı teklif etti. O diyardan uzaklaştırılacaktı. Saygın din adamları ve kâhinler, halk iradesinin çok açık olduğunu, bir an önce infazın gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi. Makamından olmak istemeyen Pilatus, artık baskılara dayanamayarak gözü dönmüş, adaletten uzaklaşmış ittifaka boyun eğdi. Ötesi malum; O Yüce Peygamber kırbaçlatıldı, dövüldü, yüzüne tükürüldü, alay edildi, çarmıha mahkûm edildi.

Aslında Pilatus, A’raf’taki adamın sembolüdür; zulmü gördüğü halde sessiz kalmanın, haklının yanında yer almaktansa güçlünün yanında mevzilenmenin, kendi makam ve birikimini koruma uğruna zulme boyun eğmenin simgesidir. Kendine göre haklı gerekçeleri olsa da Pilatus, neticede zulme ortak olmuş, zalimce bir karara imza atmıştır. Bu yüzden adı, tarihin sayfalarındaki binlerce katillerle beraber yazılmıştır.

Evet; zalimler, her daim suç ortağı arar kendine. İster ki yaptığı yolsuzluk, usulsüzlük ve zulümler sadece kendi üzerine yıkılıp kalmasın. Hicret gecesi Hz. Muhammed’i (SAV) öldürmek isteyen insî şeytanların telkin ettiği fikre bakar mısınız: “Her aşiretten birini seçelim ve herkes hançerini aynı anda saplasın; ta ki kanı oymaklar arasında dağılsın!” Zalimin psikolojisi tam da budur: Suç ortaklığı. Zalimi çileden çıkaran şey zulme ortak olmayan kişilerin varlığıdır. Onları da hain olarak görür, dönek olarak yaftalar, ilk fırsatta onları da cezalandırmak isterler; çünkü onlar, herkes zulme ortak olduğunda kendini daha rahat hissederler…

Bu hadise yaklaşık MS 26’lı yıllarda yaşanmıştır. Şimdi tarih 2023’e devrilirken aradan neredeyse 2000 sene geçmiştir. Dünya edebiyatının savaş karşıtlığı üzerine yazılmış en iyi romanlarından biri olan Erich Maria Remarque’ın “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” isimli bir kitabı vardır. Ben de bu kitabın isminden mülhem diyorum ki, ‘Doğu cephesinde hâlâ yeni bir şey yok.’ Yukarıdaki satırlar hepimize ne kadar tanıdık geliyor değil mi?

Netice itibariyle yukarıdaki satırlar hepimizin şuur altında yüzlerce şahsı ve hadiseyi hatırlatsa da hatırımıza getirmediği bir şey daha var ki o da Hz. İsa’yı (AS) bertaraf edenler tarihten silinip gitmelerine rağmen havarilerin eliyle koca Roma imparatorluğunun gün gelip bir avuç insanın dinini kabul etmesi.

Evet, ben de diyorum ki bugün itibariyle Hizmet Hareketini çarmıha germek isteyenler en yakın zamanda bertaraf olup gidecekler. Yaptıkları bu menfilikler vasıtasıyla bizim, zamanında hakkıyla yapamadığımız hizmeti şimdi dünyanın dört bir tarafında yapılmasına zemin hazırlamış oluyorlar. Üstadımızın şu ifadeleri de bunun delilidir: “Şimdi, şahsımı çürütmeye çalışarak; kıymeti, hüneri şahsımda zannedip beni sıkıyorlar, çürütmek istiyorlar. Bu aldanmalarında pek büyük bir maslahat ve Nurlara çok fâidesi var. Benim tam yapamadığım vazife-i şahsiyemi ve hizmet-i Nuriyemi bu suretle menfî bir tarzda bana yaptırıyorlar.”[1]

Görelim Mevlâm neyler, neylerse güzel eyler..

 

[1] Bediüzzaman Said Nursi, “Tarihçe-i Hayat” Süreyya Yay. İst. 2016, s. 719.

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...