Mizan

Cahil, geziyor zevrak-ı ikbal-i safâda | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Kadını erkeği, yaşlısı genciyle bütün kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı, dostlarımızı hürriyetlerine kavuştur Allah’ım!..

Ziya Paşa der ki:

“Cahil geziyor zevrak-ı ikbal-i safâda,

Arif yüzüyor merkez-i girdab-ı belâda.”

Ârifler, Hakk’a adanmış gönüller, ihyâ hareketi ile Allah’a karşı misyonlarını edâ etmeye teşne ruhlar, sürüm sürüm mihnet-i kahr u belâda.. sürüm sürüm zindanda veya sürgünde!.. Fakat اَلْحَقُّ يَعْلُو وَلاَ يُعْلَى عَلَيْهِ “Hak, bugün olmazsa yarın, mutlaka galebe çalar, üste çıkar.” O, her şeyde kaymak gibidir; sütte kaymak, yoğurtta kaymak, kaymağı olan her şeyde kaymak gibidir. Her zaman üste çıkar ve hiçbir şey onun üstüne çıkamaz. Bu hususun tahlilini Lemaât’ta yapıyor Hazreti Pîr-i Mugân. Hak neden üstündür ve mağlup olmaz? Meselenin nedenini oraya bakın görün!.. O zindandaki ve sürgündeki insanlara, onların yakınlarına, belki günde yirmi defa, otuz defa, hem de bazen Cevşen’den bazı fıkraları şefaatçi yaparak dua ediyorum.
Mesela bazen şöyle diyorum: “Ey dilediğinde hüznü tasayı kaldıran… Ey gamı kederi gideren… Ey günahı affeden… Ey tevbeyi kabul buyuran… Ey varlığın yaratıcısı… Ey vaadinde hep sâdık olan… Ey aciz yavrulara harika rızık gönderen… Ey verdiği sözü mutlaka yerine getiren… Ey her gizliyi bilen… Ey tohumu yarıp sümbüllendiren!.. Kadını erkeği, yaşlısı genciyle bütün kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı, dostlarımızı hürriyetlerine kavuştur. Tutuklanıp zindana atılan, gözaltına alınıp sorgulanan, en temel haklarından mahrum kılınan, çaresizlik içinde bırakılan, “F… Terör Örgütü” iftirasıyla yaftalanan, yaftalanıp adeta kolu kanadı kırılan masumları bir an evvel hürriyetlerine kavuştur. Düşmanlarımıza rağmen.. tabiatları yalana kilitli husumet ehline rağmen.. dinin sınırlarını aşıp günah bataklığına yuvarlanmış iftiracı fâsıklara rağmen.. şahsî hedefleri, dünyevî gayeleri için mukaddes değerleri bile suiistimal eden şerirlere rağmen… Onları hürriyetlerine kavuştur Allahım!..” Bir anda hepsini birden salıver!..
Bazen de şunu ilave ediyorum: بِحَيْثُ مَا لَا عَيْنٌ رَأَتْ، وَلاَ أُذُنٌ سَمِعَتْ، وَلاَ خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ “Öyle ki bizim bildiğimiz kıstaslara göre göz görmemiş şekilde, kulak işitmemiş şekilde, kalbe de gelmeyecek şekilde, sürpriz türü; karşı tarafı da şaşırtacak şekilde, bir gün o arka arkasına sürgülerin sürüldüğü kapıların açılmasını lütfeyle ve onları salıver!..” (O mazlum ve mağdurlara bu şekilde dua) vird-i zebânımız olmalı!.. Bir kere bu, din açısından bir mükellefiyettir. Zira مَنْ لَمْ يَهْتَمَّ بِأَمْرِ الْمُسْلِمِينَ فَلَيْسَ مِنْهُمْ “Müslümanların derdini paylaşmayan, ona ortak olmayan, onun ızdırabını kendi ruhunda duymayan, onlardan değildir!” Yani, “Müslüman değildir!” demek gibi bir şey. Mefhum-u muhalifi ise, Müslümanların derdini onlarla paylaşan.. zindandaki, hapishanedeki, tecritteki, hücredeki insanın ızdırabını paylaşan.. yalnız kalmış eşinin ızdırabını paylaşan.. “Babam nerede!” veya “Annem nerede?!” diye ağlayan çocuğun ızdırabını paylaşan insanlar; işte onlar da hâlis mü’minlerdir.
Diğerlerinin, o mevzuda iddiaları ne kadar bâlâ-pervâzâne olursa olsun, o meseleden zerre kadar nasipleri yoktur; nasipsizdirler onlar. Bu açıdan, birinci derecede, duadan dûr olmamak lazım.  “De ki: Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki! (Ama ey inkârcılar!) Siz O’nun mesajını yalanladınız ve bunun günahı yakanızı bırakmayacaktır.” (Furkân, 25/77) Evet, duanız olmazsa, ne yazarsınız ki?!. Hazreti Pîr’in verdiği mana ile “Ne öneminiz olur, ne ehemmiyetiniz olur ki?!.” Dua, mü’minin Allah’a sebepler üstü teveccühünün unvanıdır. Mele-i a’lânın sakinlerince, elden ele, âdeta bir ıtır kutusu gibi veya bir gül gibi dolaştırılan bir şey varsa, o da Cenâb-ı Hakk’a sebepler üstü teveccüh olan duadır. Mele-i a’lânın sakinleri de onu bekliyor: “Dua edin!..” O açıdan, o “mağdûrîn”e, “mehcûrîn”e, “mevkûfîn”e, “muzdarrîn”e dua etmeliyiz!.. Hatta dövüle dövüle öldürülenlere, katledilenlere, çocukları yetim bırakılanlara dua etmek suretiyle vefamızı ortaya koymalıyız!.. Dünyayı kaybetmişler, öbür tarafı kazansınlar.
Dünyada olan insanlar da bir gün gerçek manada hürriyetlerine kavuşsunlar!.. Vakıa hani “usûl-i hamse” var; ona, Usûliddin ulemâsı, “hürriyet”i de ilave ediyorlar. Hürriyet mahrumu insanların hürriyete kavuşmalarını sağlama adına dua!.. “Ben aç-susuz (ekmeksiz) yaşarım ama hürriyetsiz yaşayamam!” diyor, Çağın devâsâ kâmeti. Bu açıdan da bazı Usûliddin uleması, hürriyeti usul-i hamsenin yanında zikretmek suretiyle, “usûl-i hamse”yi “usûl-i sitte” yapmışlardır; “altı terkedilmez temel, esas”. İnsanın müdafaa adına dimdik durması gerekli olan, olmazsa olmaz kabul ettiği esaslardandır hürriyet. İşte o mazlumların hürriyete kavuşmaları için yürekten dua etmeliyiz.
Bu video 05/03/2017 tarihinde yayınlanan “DİKENLİĞE DÜŞEN GÜLLER VE İNLEYEN BÜLBÜLLER” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu