‘Çağın Bir Şahidinden’ | Hasan Çağlayan

Yazar Editör

Bu günlerde edebiyat okumalarımın dışına çıkarak, yeni yayımlanmış bir hatırata yöneldim. Şeyh Sait İsyanı’ndan Menemen Olayı’na, 61 darbesinden 12 Eylül’e, neredeyse cumhuriyet tarihinin bütün kırılma noktalarını ve onların, ailesine ve topluma yansıyan yanlarını barındıran bu hatırat, değerli alim, Prof. Dr. Suat Yıldırım’ın otobiyografik eseri.

Ne var ki, yalnızca bir kişinin hayatını değil, aynı zamanda, yukarıda zikredilen meseleler dışında, ilahiyat alanında yapılan çalışmaları ve bu alanda öne çıkan şahsiyetleri, bir yandan da hizmet hareketinin seyrini görebiliyoruz bu eserde.

Dededen babaya müftü olan dindar bir aileye mensup Suat Hoca, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde dünyaya gelmiş. Zeki ve gelecek vadeden bir kişi olarak daha küçük yaşta fark edilmiş. Sınıf atlatılarak ve yaşı mahkeme ile büyütülerek eğitim basamaklarını hızla ve üstün bir performans göstererek tırmanmış. Yaşanılan dönem boyunca fikri ve fiili ayrımcılıklarla karşılaşsa da, bu, onu, sosyokültürel ve akademik alanda birbirinden kıymetli çalışmalar yapmaktan ve değerli pek çok insanlar yetiştirmekten alıkoymamış. Detaylara odaklanıldığında, zorluklar ve zahmetlerle dolu, göz kamaştırıcı bir hayat ile karşı karşıya olduğumuz görülecektir.

Öyle olmasına öyle de, o, ülkemizde, inanan, dürüst, çalışkan ve gerçek vatansever insanların her dönemde uğradığı ayrımcılık ve hukuksuzluktan kurtulamamış yine de. Bugün yaşamakta olduğumuz haksızlıklara, daha çocukluğundan beri bizzat şahit olmuş kendisi. Çünkü beş nesil boyunca, mağduriyetler bir gelenek halini almış ailede. Gerek dedesi, babası ve gerekse evladı ve torunları sıkıyönetim benzeri uygulamalar ile tenkil ve tecritten kurtulamamış bir türlü. İşte, hâlen Kanada’da Montreal’de yaşaması bundan dolayıdır. Dile kolay, vaktiyle koskoca Türkiye’de, alanında yetişmiş en önemli profesörlerdendir, hocaların hocasıdır yani. Üstelik bugüne kadar yazılmış en güzel Kur’an meallerinden birini ortaya koymuştur; lâkin durum yine de değişmemiştir.

Evet, kişiler, fikri eğilimler ve dönemler farklı olsa da, antidemokratik uygulamalar hep süregelmiştir ülkemizde. Yalnızca Suat Hoca ve ailesi için değil bu, benzer özellikleri taşıyan bütün Anadolu insanı için böyle olmuştur nedense. Normal şartlarda, hukukun ve demokrasinin işlediği herhangi bir medeni toplumda, devletin imkânlarıyla desteklenecek ve hatta büyük teşvik ve ödüllerle onore edilecek böylesi insanlar neden ve niçin cezalandırılır?

Bu soruyu zihinlere havale ederek kitaba dönelim. Suat Hoca’nın Ankara İlahiyat Fakültesi’nde okuması, okurken de Risale-i Nur Dershanesi ile tanışması adeta bir eşiktir onun için. Çünkü bu tanışma, daha sonra Fethullah Gülen Hocaefendi ile tanışmayı da netice verecek ve bütün hayatını etkileyecek gelişmelere vesile olacaktır. Kendisi, yurtiçi ve yurtdışında aldığı eğitimle Arapça ve Fransızcayı öğrenecek, bir yandan ilmi çalışmalar yaparak ve talebeler yetiştirerek akademik kariyerinde yükselirken bir yandan da “Ebedî risalet sempozyumu”na öncülük edecek ve Uluslararası konferanslar düzenleyerek müslim ve gayrimüslim dünyadan pek çok aydınla ve kanaat önderleriyle tanışma fırsatı bulacaktır. Bunlardan en dikkat çeken şahsın, Hindistanlı büyük alim Prof. Dr. Muhammed Hamidullah olduğunu belirtmeliyim. Lâkin hazret hakkındaki detaylı bilgiyi kitaba havale ediyorum.

Suat Hoca’nın hayatına baktığımızda Diyarbakır, Ankara, Edirne, Erzurum, İstanbul, Sakarya gibi illerin; Irak, Suudi Arabistan, Malezya, Fransa ve son olarak Kanada gibi ülkelerin ön plana çıktığını görüyoruz. Ekseriyetle akademik görev ve ilmi çalışmalar sebebiyle bulunduğu bu iller ve ülkeler, kendisine, kendisi de bulunduğu yerlere ve insanlarına ayrı ayrı değerler katmış. Öyle ki, hatıralar arasında dolaşırken, tarihe, coğrafyaya, edebiyata; dinlere, toplumlara ve hasılı insana ve kültürlere dair pek çok dikkat çekici tespit ve anekdotlara yer verildiğini şaşırarak görüyoruz.

Evet, “Çağın Bir Şahidinden,” bir alimin biyografisi özelinde, çeşitli insanların hayatından izler ve işaretler taşımakla, değerli anekdot ve hikâyelerle, bir de bir ömre sığdırılan derya gibi eser ve çalışmaların arka planıyla, ilgi ve merakı gerçekten hak ediyor. Keşke böylesi kitaplar yaygınlık kazansa da, herkes kendi hayatının kristal tortu ve kıvrımlarını gelecek nesillere aktarsa; çünkü tarih başta olmak üzere, bütün sosyal bilimlerin böylesi çalışmalardan alacağı önemli bilgiler ve dersler mevcut.

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy