AktüelYazarlar

O kadar çabaladık ne oldu? | Günün Yazısı

Açıkçası birçoğu gibi ben de infaz düzenlemesinden mazlumlar lehine bir sonuç çıkmasını beklemiyordum fakat Meclis görüşmeleri daha başlamadan karaladığım bu yazıyı, esbaba tevessül adına ortaya konan gayretlere zarar verir endişesiyle, neticelendikten sonra yayınlamaya karar verdim.

Evet çoğunuzun öngördüğü üzere, kendilerine verilen mühletin sonuna kadar (pek azı müstesna) bu zulme devam edecekleri anlaşılıyor..
Zira bildiğiniz gibi, Allah zalimlere ve hakkı inkar edenlere mühlet verir (Bakara, 2/15; Âl-i İmran, 3/178; A’raf, 7/183; Hûd, 11/110; Yusuf, 12/110; Ra’d, 13/32; Hac, 22/42-48; Kalem, 68/44-45), ancak mühlet, sadece belirli bir süreden ibaret değildir.
Mühletin içerisinde; “her zevk ve nimetin kapılarının açılması (En’am, 6/44)“; “yüksek mevkilerde bulundurma ve oralarda hileler çevirme (En’am, 6/123); “günahlarının artması (Âl-i İmran, 3/178) … da vardır.

Buradan anlaşılan, mühletin sonuna kadar zulmü ve günahlarını artırmaya devam edecekler. Tâ ki, Allah’ın azabı ile karşılaştıklarında sarılacakları bir mazeretleri kalmasın ellerinde.

Peki insanlar sosyal medya da ve sair yerlerde boşuna mı çabaladı?

Tabi ki değil.

Öncelikle zulmün toplumun tüm katmanlarına duyurulması gerekiyordu. Sanırım bunda, Allah’ın izniyle
belli ölçüde de olsa netice alındığını düşünüyorum.

Böylece insanlara bu imtihan karşısında gereken tavrı ortaya koymaları için çağrı yapılmış ve Sayın Gergerlioğlu’nun tarihe not düşen konuşmasında da ifade ettiği gibi “biz bilmiyorduk” bahanesine giden yollar kapatılmış oldu.

İkincisi; “Benim görevim sırf bir uyarıcı olmaktan ibarettir. (Hac, 22/49)” ve benzeri âyetlerden anlaşıldığı üzere bu bir görevdi ve o görev icra edilmeye çalışıldı. Uyarıların insanların kalplerinde tesir oluşturup oluşturmaması ise elbette Allah’ın takdirinde.

Yıllarımızı, sağlımızı, hayatımızı çaldılar. Ama bunlar zaten bize ait değildi; emanetti. Hiçbirini para verip almadık. Meccanen verilmişti. Belki de emaneti gereği gibi kullanamadığımız için muvakkaten geri alındı. Tabi imtihan yönünü de unutmamak gerek (Bakara, 2/155).

Allah’ın emanetini çaldılar ama ben çaldıkları şeylerle zihnimi meşgul etmiyorum ve bunlarla ilgili geleceğe dönük hayaller kurmuyorum. Çünkü ben onları emanetin asıl sahibine havale ettim. Emanetin asıl sahibi hakkımızı soracaktır elbet.

Hem “Allah vekilimizdir” diyoruz ya; böyle dedikten sonra ne olacak endişesi taşımak tevkil’in ruhuna aykırı olsa gerek.

Madem Yunus (as) gibi balığın karnındayız, o halde balığa, fırtınalı denize ve gece karanlığına hükmeden Zat’a (CC) tam teslim olmaktan daha selametli bir yol yok.

Madem ki Allah vekilimizdir; O’nun bize en hayırlı akıbeti nasip edeceğinden kuşku duyulmamalı. “Bir de tam mânasıyla sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir”(Enfal, 8/46); “Allah muhakkak ki Kendisine dayanıp güvenenleri sever” (Âl-i İmran, 3/159).

“Zalimlerin akıbetine gelince; Allah’ın verdiği mühletin sonunda onlara zelil ve perişan eden bir azap vardır” (Âl-i İmran, 3/178); “Farkına varamayacakları şekilde yavaş yavaş helâke yaklaştırılırlar, vakti gelince Allah’ın cezalandırması pek kesin ve şiddetlidir” (A’raf, 7/182-183);
“Tam ferahlandıkları sırada, ansızın yakalanacak ve bütün ümitlerini kaybedeceklerdir (En’am, 6/44); “Zalimler iflah olmazlar” (En’am, 6/134); “Pek kısa bir zevk ve eğlenmeden sonra varacakları yer ise cehennemdir” (A’raf, 7/197); “Suçlu toplumlar hiçbir surette cezalandırılmaktan geri çevrilmez” (Yusuf, 12/110); “Mühlete rağmen akıllanmayanlar Allah’ın azabıyla kıskıvrak yakalanıp cezalandırılır” (Ra’d, 13/32); “Zalimler için dehşetinden gözlerinin donup kalacağı bir gün gelecektir” (İbrahim, 14/42);
“Allah’ın belirlediği vâde geldiğinde Allah’ın cezasından kaçıp sığınacak hiçbir yer bulamazlar, işte (yeryüzündeki) ahalisi zulümlerinde ısrar eden şehirlerin harabeleri” (Kehf, 18/58-59); “Zulme batmış nice beldelerin belleri kırılmıştır” (Enbiya, 21/9); “Halkı zulümde artık onmaz derecede ileri gitmiş nice şehirler yok edilmiştir” (Hac, 22/45); “Allah zulümde aşırı giden memleketlere önce mühlet vermiş, sonra da işlerini bitirmiştir” (Hac, 22/48); “Allah, ahalisi zulmü meslek edinmiş olandan başkasını imha etmez” (Kasas, 28/59);
“Allah, zulmü kendine meslek edinen kimselere hidâyet etmez, emellerine ulaştırmaz” (Kasas, 28/50); “..ve zalimler nasıl bir inkılab ile devrileceklerini yakında öğrenirler” (Şuara, 26/227);
“Nice hoşunuza gitmeyen şeyler var ki; o sizin için daha hayırlıdır. İlmi sonsuz olan Allah bilir, siz bilemezsiniz” (Bakara, 216)

Editör | Hizmetten.com

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı